EVET ALMANLARA KIZMAKTA HAKLIYIZ. FAKAT NANKÖR DE DEĞİLİZ...

24 Ağustos 2017 Perşembe 03:37

Almanlara kızmak için çok sayıda haklı nedenimiz var. Nitekim ilişkiler yine gerildi. Evet kızalım ama... bir Türk, hiç bir zaman kendisine en zor günlerinde uzanan eli unutmaz. Siyasi kızgınlık ayrı, eski bir dostu kucaklamak ayrı...

EVET ALMANLARA KIZMAKTA HAKLIYIZ. FAKAT NANKÖR DE DEĞİLİZ...
"Almanya dışişleri Bakanı Gabriel kimdir? Kaç yaşındadır? 

Bir de benden dinleyin..

Sene 1999, 

17 Ağustos depremi Türkiye'nin Üzerine bir kabus gibi çökmüş, binlerce insan hayatını kaybetmiş ama daha önemlisi binlerce insan yaralı ve tıbbi malzemeye, yardıma ihtiyaç var. 

Depremin meydana geldiği bölgedeki hastaneler çökmüş, yaralıları tedavi etme imkanları yok. Hastanelerinin içinde kalan cihazlar enkaz altında kalmış, binlerce yaralı acil yardım bekliyor. 

Tüm Türkiye ve Dünya depremdeki insanlara yardım etmeye çalışıyor. Biz Avrupa'da yaşayan Türkler'de çok büyük bir üzüntü içindeyiz ve nasıl yardım edeceğiz diye çırpınıyoruz.

Avrupalı Türk İşadamları Birliği Başkanı olarak Aşağı Saksonya Türkiye Deprem Yardım Komitesi başkanlığına seçtiler beni. 
Prof.Dr. Mustafa Yücel ve diğer arkadaşlarla Türkiye'ye acil tıbbi malzeme yollama derdindeyiz. 

Tüm Almanya'dan tıbbi malzeme ve kurtarma araç gereçleri topluyoruz ve Öğer Tur'un sahibi Vural Öğer bu malzemeleri kendi uçaklarında bedelsiz olarak Almanya'nın her yerinden Türkiye'ye taşıyor. 

O sırada Almanya'nın Hannover kentinde ki büroma Aşağı Saksonya Başbakanı Siegmar Gabriel'den bir telefon geliyor.

Buyrun Sayın Gabriel diyorum. 

Gabriel Türkiye'deki depremden dolayı inanılmaz bir üzüntü duyduğunu ve hükümet olarak bu konuda bir şeyler yapmak istediğini söylüyor, neye ihtiyacınız var? diye soruyor.

Evet niye ihtiyacımız var? Hastanemiz yok, tüm hastaneler yıkıldı diyorum, acil bir seyyar hastaneye ihtiyacımız var Sayın Gabriel. 

Ne kadar bir seyyar hastahanenin fiyatı?
 diye soruyor Gabriel...

İki milyon Milyon Mark, ama bize bir milyon bağış yapacaklar diyorum. 

Aradan iki Gün geçiyor başbakanlıktan çağırıyorlar gidiyorum. Gabriel bizleri kapıda karşılıyor ve Aşağı Saksonya Hükümeti'nin 250.000 Mark'lık bağış çekini elimize veriyor. 

Sağolun Sayın Gabriel diyorum, ama bu para bize yetmez, bu seyyar hastaneyi muhakkak almalı ve deprem bölgesine göndermeliyiz diye ısrar ediyorum. 

Telefona sarılıyor Gabriel, Volkswagen araba fabrikalarının en büyük patronunu arıyor. Bu hastane için hemen bağış vereceksiniz diyor.
Ertesi gün Volkswagen'den 250.000 marklık bir bağış çeki bakanlığın hesabına geliyor. 

Ben yine yetmedi sayın Gabriel daha 500.000 Mark'a daha ihtiyacımız var diye yüzsüzlük yapıyorum.

Tamam diyor Sayın Gabriel, basın üzerinden tüm Alman halkına çağrıda bulunuyor,  Türkiye'ye yardım edin diye...

Bakanlık nezdinde açılan deprem yardım hesabına bağış yağmaya başlıyor, bazısı 5 Mark yolluyor bazısı 500 Mark. 
Gerekli olan parayı topluyoruz ve seyyar hastaneyi satın alıyoruz, hastane Başbakanlığın önünden Başbakan Siegmar Gabriel ve tüm kabine üyelerinin uğurlamasıyla Türkiye'deki depremzedelere doğru törenle yola çıkıyor. 

Hürriyet Gazetesi Hannover Muhabiri Turan Işık tarihi anı fotoğrafları ile ölümsüzleştiriyor. 

Ve o uğurlama töreninde bizler Aşağı Saksonya Başbakanı Gabriel'in gözlerini dolu, dolu ağlamamak için kendini zor tuttuğunu görüyoruz...

İşte bizim tanıdığımız Gabriel böyle bir insan.
Tanımayanlara anlatalım dedik..."

Dr.Ahmet Güler 
22.08.2017

Yorum Gönder

@name x