"Kadına karşı gelenekten kaynaklanan birçok yanlış uygulama dine mal ediliyor"

13 Şubat 2013 Çarşamba 10:16

Birleşmiş Milletler’de (BM) düzenlenen sempozyumda dinler arası diyaloğun kadına karşı uygulanan şiddetin ve ayrımcılığın önlenmesinde pozitif rol üstleneceğinin altı çizildi. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ile Barış Adaları...

Birleşmiş Milletler’de (BM) düzenlenen sempozyumda dinler arası diyaloğun kadına karşı uygulanan şiddetin ve ayrımcılığın önlenmesinde pozitif rol üstleneceğinin altı çizildi.

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ile Barış Adaları Esntitüsü’nin (Peace Islands Institute-PII) ortaklaşa düzenlediği sempozyumun ana konuşmacısı İİT Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu oldu. "Barışın Tesisi ve Kadının Konumunun Güçlendirilmesinde Dinler arası Diyaloğun Rolü" başlıklı sempozyumda kısa bir konuşma yapan İhsanoğlu, İslam dininin kadına hayatın her alanında önemli görevler verdiğini hatırlattı. Genel Sekreter, temsil ettiği kurumun geçen son on yılda kadın haklarının gelişmesi için gayret gösterdiğine işaret etti. "Şükür ki, son yıllarda Müslüman dünya da kadın ve kızların fiziksel ya da psikolojik olarak sağlıklarını riske edecek durumlara karşı bilinçlenme artıyor." diyen İhsanoğlu, İslam’ın kadına şiddet ve çocuk yaştaki kızların evlendirilmesine karşı olduğunun da altını çizdi.

Kadınların hâlâ ciddi sorunlarla mücadele etmek zorunda kaldıklarına işaret eden İhsanoğlu, "Bunlara rağmen kadınlar yaşadıkları toplumlarda güçlü ve yapıcı eğitim, insan hakları, iş dünyası, kültürler arası diyalog ve barışın tesisi gibi farklı alanlarda görevler üstleniyor." dedi.

Nijerya’nın BM Daimi Temsilci yardımcısı Usman Sarki, "Kadına karşı gelenekten kaynaklanan birçok yanlış uygulama dine mal ediliyor." diyerek birçok kadın haklarının kısıtlanmasının inançlara yüklenerek yanlışların daha da çözümsüz hale dönüştürdüğünü söyledi. Sarki ayrıca dinler arası diyalogun artması için devletlerin sivil toplum kuruluşlarına bu ortamı sağlama görevi düştüğünü savundu.

Dünyanın farklı ülke ve dine mensup insanların bir araya geldiği sempozyumun konuşmacıları arasında 1994 yılında Ruanda’da yaşanılan soykırımdan kurtulan Marie C. Mukabmabano da vardı. Soykırımda yakınlarının çoğunu kaybettiğini belirten Mukabmabano, kadına karşı şiddet ve ayrımcılığa inançlarının değil batıl fikirlerin yol açtığını dile getirdi. Mukabmabano, dinler arası diyalog ile yalnızca kadın haklarının gelişmesine değil, 1994 yılında ülkesinde yaşanılan soykırım gibi vahşetlerin tekrarının da önlenmesin de önemli katkı sağlayacağını aktardı.

Sempozyumda sunumu dikkat çekenlerden birisi de Ortak Değerler Birliği (Alliance for Shared Values) Başkanı Alp Aslandoğan oldu. Aslandoğan’ın sunumu Pakistan’da kızların eğitimi konusunda öne çıkan Malala Yusufzay’ın Taliban tarafından vurulmasını İslam inancından kaynakladığı yolunda iddiada bulunanlara cevap niteliğindeydi. "Malala’ya kurşun sıkanların Pakistanlı olması gibi ona madalya veren Pakistan başkanı da Pakistanlı. Yine Malala’ya sahip çıkan binlerce gösterici de Pakistanlı ve onun eğitimini veren öğretmenleri de." dedi.

Müslümanların kızlarını güvenli, temiz ortamlarda eğitim almalarını arzuladıklarını aktaran Aslandoğan, Pakistan ve Afganistan’daki Türk okullarına olan ilgiyi de buna örnek gösterdi. Aslandoğan, Türkiye’nin güneydoğusunda da yakın zamana kadar insanların kızlarını bugüne kadar okula göndermek istemediği ancak hizmet hareketinin açtığı eğitim kurumlarına ise yoğun ilgi olduğunun altını çizdi.

İki bölümden oluşan sempozyumun son oturumunda Aslandoğan ve Mukabmabano ile kürsüyü paylaşan New York Dinler arası Merkezi’nden Dr. Sarah Sayid (Sayeed) de yer aldı. Sayid, Peygamberimiz'in (s.a.s.) çocuklara bırakılacak en büyük mirasın güzel ahlak olduğuna dair hadisi şeriflerini hatırlatarak, İslam dininin kız-erkek çocuğu ayrımı yapmadan eğitime verdiği öneme dikkat çekti.

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x