2020 YILI İTİBARİYLE TÜRKİYE’NİN GENEL EĞİTİM SEVİYESİ

09 Kasım 2020 Pazartesi 10:28

K12 Okulları Yönetim ve İşletme Danışmanınından 2020 yılı itibariyle Türkiye'nin genel eğitim seviyesi...

2020 YILI İTİBARİYLE TÜRKİYE'NİN GENEL EĞİTİM SEVİYESİ

EĞİTİM DÜZEYİ

KİŞİ SAYISI

NÜFUSA ORANI

AÇIKLAMALAR

1.Okuma yazma bilmeyen
2 024 979
%3

2.İlkokul Mezunu (5 yıllık)
17 579 747
%24

3.Okuma-yazma bilip okul mezunu olmayan
7 782 603
%11

4.Diplomasız
İlköğretim mezunu (8 yıllık)
5 678 694
%8

5.Diplomalı
Ortaokul ve Dengi meslek Okulu
13 365 564
%18

6.Diplomalı
Bilinmeyen
620 860
%1

1.NCİ ARA TOPLAM 
47 052 447
%63
A.Cahil sayılabilecek kesim 

B.Lise ve Dengi Meslek Mezunu 
15 426 019
%21

C.Yüksek Okul/Fakülte Mezunu 

10 257 791

%14

Yüksek Lisans ve 5/6 yıllık okul 

1 083 331

%1,5

Doktora Yapmış 

 211 581

%0,5

2.NCİ ARA TOPLAM 

26 978 722

%37

Aydın sayılabilecek kesim

TOPLAM 

74 031 169

%100

74 Milyon kişiye göre.

2019 yılında Türkiye nüfusunun yaklaşık 82.000.000 kişi olduğu kabul edilerek ve TÜİK resmi internet sitesinde yer alan 01 Eylül 2020 tarihindeki bilgiler esas alınarak yapılan hesaplamaya göre;

Tabloda 1.nci ara toplam olarak görülen, 47 052 447 nüfusa 6 yaşa kadar olan kesimi de         (8 milyon) eklersek, 55 Milyon insanımız eğitimsiz denilecek seviyededir. Diğer bir ifade ile; nüfusumuzun %67 si eğitimsizdir ya da çok düşük eğitim düzeyindedir.

Toplam 82 Milyonun Sadece 27 Milyonu ki o da toplam nüfusun %33’ü etmektedir, lise ve üstü eğitim seviyesindedir.

Hiç okul bitirmemiş 6 yaş üstü insan sayımız 9 milyon 807 bin 582 dir.

Bunun çoğunluğunu, (6 milyon 185 bin 858) kadınlar oluşturmaktadır.
Nüfus sayımı kayıtlarından anlaşıldığı gibi, eğitim durumuna göre Türkiye’de en çok ilkokul mezunu bulunmaktadır. (17 milyon 580 bin) 

Bizi kim mi yönetiyor?

%63’ü cahil denebilecek düzeydeki halkın belirlediği iktidarlar. Kalan %37’sinin ne yaptığı ise maalesef sonucu değiştirmemektedir.

Bu %63’lük cahil sayılabilecek kesime hitap edebilen, sadaka kültürü ve tevekkül aşılayıp dini siyasi amaçla kullanan partiler bizi yönetmeye devam edecektir. Bunun adı nedir?

Kalitesiz, çoğulcu sözde demokratik sistem.

Bir zamanlar bir sanatçımız seçimdeki oyunun değerinin cahil biri ile aynı değerde olduğundan şikâyet ettiğinde kendisini kolaylıkla ANTİDEMOKRAT olarak damgalamadık mı? Demokrasi bu mu? Demokrat olmak ve demokrasi ile yönetmek ve yönetilmek istiyorsak önce ASGARİ EĞİTİM DÜZEYİNDE herkesi bir seviyeye taşımak zorundayız.

Ülkesinin Başkentini dahi bilmeyen, hala Kenan Evren’i Cumhurbaşkanı sanan, Kıbrıs’ın Karadeniz’de olduğunu söyleyebilecek kadar cahil bir güruhla demokrasi ancak bu kadar olur.

Bu %63’ün (47,5 milyon) en az %30’u (14 milyon kişi daha) diğerlerinin seviyesine gelmedikçe bu ülkede KATILIMCI DEMOKRASİ VE SONUÇLARI’ ndan ümit yoktur.

Nüfus artış oranları ve nüfus artışına paralel olarak öncelikle bu %63 lük kesiminden diğer kesime oranla fazla çoğalacağı dikkate alındığında, sonuç gelecek için de ümitsiz görünmektedir… 

2002’den beri yapılan seçimler, oy değişim oranları, yaşanan onlarca skandal, kumpas ve yolsuzluğa rağmen iktidarın bir türlü değişmediği dikkate alındığında ve yukarıdaki tabloya bakıldığında ne yazık ki gelecekten umutlu olunabilecek bir durum göze çarpmamaktadır.

Ben burada sadece sayılardan hareket ettim. Eğitim kalite ve içeriğine hiç girmedim. Üniversitelerimizin özerk olmaması, olamaması, Rektörlerinin seçimle değil de atamayla göreve gelmesi, Dünyaya sundukları tez, makale ve araştırma azlığı, konu, kalite ve sayfa yetersizliği, tezlerin uluslararası dergi ve platformlarda yayınlanmaması,  ARGE kifayetsizliği, Uluslararası ödül ya da madalya kazanmış mezun sayısının üniversitenin mezun sayısına oranının yetersizliği, dünyadaki önemli firmaların CEO pozisyonlarında bulunan üniversite mezunlarının toplam mezun sayısına oranının azlığı,  Uluslararası yarışmalarda aldığımız neticeler, Lise ve Üniversite giriş sonuçlarımız, eğitimin sürekli olarak din eksenine kayması, son yıllarda sayıları süratle artan İmam Hatip Okulları...

Yukarıdaki tabloda bazı sayısal sonuçlar değişse de aslında bu vurdumduymazlıkla eğitimde bir yere varamayacağımızın en bariz örneklerini teşkil etmektedir.

Tüm Sanayi Devrimlerini ıskalamış, üretimde, ilimde ve bilimde kopyacılığı esas almış, Çin’den sonra dünya da en fazla taklit üreten ülke olma sıfatıyla nereye kadar... 
Mehmet Asal
K12 Okulları Yönetim ve İşletme Danışmanı (Bu oranlar TÜİK Resmi Internet Sitesinden bizzat tarafımdan alınmıştır.)
Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x