EBA’ya ne oldu?

06 Ekim 2020 Salı 09:53

Geçen hafta Türkiye EBA’yı konuşuyordu. Çöktü, çökmedi… En son bir Tweet okudum: “EBA çöp!”.

EBA'ya ne oldu?
Geçen hafta Türkiye EBA’yı konuşuyordu. Çöktü, çökmedi… En son bir Tweet okudum: “EBA çöp!”.

Öğrenim ve öğretim hayatımın hemen tamamı bilgisayar başında geçti. İlk programcılığım 1966 tarihlidir ve sonra ara vermedim. Bir ara Bilgisayar Destekli Eğitim derdik, öğrencileri bir laboratuvardaki onlarca bilgisayarın başına oturtur ve eğitim yazılımını kullandırarak öğretmeye çalışırdık.  Avantajı, her öğrencinin dersi kendi temposuyla alabilmesiydi. Sonra İnternet çıktı ve her şeyi değişti. Uzaktan eğitim başladı. Her öğrenci yine kendi temposuyla ders alabiliyordu ama şimdi bambaşka bir dünyanın kapısı açılmıştı. Artık eğitim zaman ve mekân sınırının dışındaydı. Gerçi dersler canlı da veriliyordu ama canlısını kaçıran kaydını izleyebiliyordu. Dersi İstanbul’da hangi hocadan dinliyorsanız, Artvin’de de o hocadan dinleme şansınız vardı. Köyünüzde de! Bu imkân üzerinde çalışan, onu geliştiren teknik ve bilim insanları vardı tabi. Ve onlar birçok üniversitenin uzaktan eğitim sistemini kurdular. Millî Eğitim Bakanlığının Eğitim Bilişim Ağı, EBA’yı da.

MİLLİ EĞİTİM’E YATIRIMA DEĞER Mİ?

İlber Ortaylı Hocamızın dediği gibi Türkiye bir doktorlar ülkesidir ve bir mühendisler ülkesidir. Keşke devlet adamları ülkesi de olabilsek.

Benim de uzaktan üniversite programında ders verme tecrübem olmuştu. Şimdi bütün genç meslektaşlarımın da oldu.

EBA, bir üniversitenin değil, Millî Eğitim Bakanlığı’nın ve tabi bir seferde birkaç on veya yüz öğrenciye değil, milyonlar, on milyonlarca öğrenciye ders veriyor. Galiba doğru sayı, 18 milyon!

İşte bu “çökme” işi de bu sayı artışından kaynaklandı. Bir ağın, iki-on-yüz-bin-milyon kişiye hizmet vermeye doğru genişletilmesine ölçekleme deniyor. Bazı yazılım ve donanımlar ölçeklemeye gelir, bazıları yolda problem çıkarır. EBA’nın asıl başına gelen ölçeklemeye takılma. Fakat sistem veya yazılım değil; donanım yüzünden. Yazılım veya sistemden kaynaklansa kolay çözülmezdi.

Kahrolası düşmanların ve dış güçlerin de etkisi var ama onlar da donanımla halledilecek meseleler. Bir de güvenlik kurallarına uymakla.

Türkiye’nin millî eğitimini taşıyacak sistemin donanımı nasıl eksik olabilir? Buna yatırım yapılmayacak da nereye yapılacak?

KAMU YATIRIMI RAKAMLARI - PARALAR BİR GENEL MÜDÜRLÜĞE

Maalesef cevaplar iç açıcı değil. Millî eğitime yapılan yatırım pek göz doldurmaz. Mesela EBA’nın kurdelesini kesip önünde nutuk atamazsınız. Atarsınız atmasına da bu bir gayrı menkul veya bir köprü önünde hep beraber kesilen bir kurdeleden sonra atılan nutka benzemez. EBA’nın donanımı eninde sonunda bilgisayardır. On, yüz, bin bilgisayardır. Bilgisayar da artık eskisi kadar fiyakalı değil. Nerede o, bant sürücülerin döndüğü, onlarca ışığın yanıp yanıp söndüğü, beyaz gömlekli adamların klimalı odalarda ekranlara baktığı eski dev bilgisayarlar. Filmlerde bunlar ses de çıkarırdı. Artık hepsi sıkıcı masa üstü makineleri, bilemediniz raflara sürülmüş kutulardan ibaret. Bir odada çok varsa klima da gerekebilir ama öyle tabanın altından buz gibi suların dolaştığı eski odalar gibi değil.

Size birkaç istatistik vereyim. Birinciyi, dostum, Demokratik Değişim Hareketi’nin öncüsü Rubil Gökdemir’den aldım. Türkiye’nin son on yılındaki kamu yatırım rakamları, dolar cinsinden son elli yılın en düşük düzeyinde. İkinci de şu: Bu en düşük düzeydeki kamu yatırımının son altı yıldaki toplamının yaklaşık %85’i bir genel müdürlüğe gitmiş: Alt Yapı Yatırımları Genel Müdürlüğü’ne. Bu alt yapı, bildiğiniz duble yol, köprü ve diğer inşaatlardan ibaret. Kalan %15’i bütün diğer bakanlıklar ve onların genel müdürlükleri paylaşmış. Şimdi inandınız mı EBA’nın donanım sıkıntısı çekebileceğine!

EBA ÇALIŞACAK, ŞİMDİ DE, SALGINDAN SONRA DA

Gevezeliği bırakıp başlıktaki sorumun cevabını vereyim: EBA çöp değil. EBA donanıma yapılması gereken yatırım tamamlanır tamamlanmaz canavar gibi çalışmaya başlayacak. Bir de işin “bizim adamların” elinden alınarak ehline verilmesiyle. Bilhassa güvenlik cephesinde bu zaruret var.

Ne üniversitelerde, ne de Millî Eğitim’de uzaktan eğitimden geri dönülmeyecektir. Yukarıda yazdıklarıma bakınız: Zaman ve mekân sınırı olmayan bir eğitim! En uzman hocanın bütün ülkeye, hatta gerekirse ülke dışına erişebildiği bir eğitim. Öğrencinin,  ülkenin ve hatta dünyanın en büyük kütüphanelerinden destek alabileceği bir eğitim.

Muhakkak ki salgın belası ortadan kalktığında, yüz yüze eğitime dönülecektir. Sınıfta öğretmenle öğrencinin karşılıklı alış-verişini henüz ağlar karşılayamıyor. Hele küçük sınıflarda.

Fakat uzaktan eğitimin de tadına vardık. İmkânını gözledik. Bundan da vazgeçilmez. İkisi birden yürüyecektir.

Tıpkı uzaktan alışverişten de tamamen geri dönülmeyeceği gibi.

Pazara, EBA’daki tutukluğun sebebini yazacağım.

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x