EKONOMİDE KURUMSAL APTALLIĞIN RAKAMSAL ANALİZİ

02 Temmuz 2019 Salı 12:56

AKP iktidarları döneminde bugüne kadar ödenen 166 milyar $'lık faiz dışında ve mevcuttaki 453 Milyar $'lık ana para dış borcu sebebiyle ve hem şirketlerin hem de bankaların bilançolardaki risk dolayısıyla, şimdi de $/TL kuru artmasın diye uyduruk tedbirlerle çare bulmaya çalışıyoruz.

EKONOMİDE KURUMSAL APTALLIĞIN RAKAMSAL ANALİZİ
Sevgili arkadaşlar; 

Uzun bir zamandır ısrarla savunduğumuz bir görüşe göre ve bilhassa 2008 yılında patlayan global krizden itibaren, yani Amerikan Merkez Bankası'nın ($) miktarını 800 milyar $'dan 4,2 Trilyon $'a çıkarmış olması sebebiyle ve insanlık tarihi boyunca faiz oranlarının dünyada en düşük seviyeye inmiş olmasını fırsat olarak değerlendiren AKP iktidarları, bu paralarla geleceğimizi ipotek altına alarak millet olarak hepimize "yalancı bir cennet" yaşattılar. 



Dünyadaki bol ve ucuz para dönemini akıllıca kullanmak yerine, bu fırsatı kötü kullanarak, ithalat ve tüketimi artırmak, verimsiz yatırımlar (inşaat, parakende tüketim zincileri v.s. gibi) yapmak ve bu yolla enflasyonu düşük çıkarmak gibi "ilizyonlarla" bizi Ağustos 2018 yılına kadar getirdi. 



Tabi ki, AKP bu döneme kadar olan bütün seçimlerden de, doğal olarak mutlak bir başarıyla çıktı. 



Şimdi bu girişten sonra, savunduğumuz tezimizin doğruluğunu rakamlarla ortaya koymak gerekirse; incelendiğinde herkesin de kabul edeceği gibi, $/TL KURU, DIŞ TİCARET AÇIĞI ve gerçekleşen ENFLASYON arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır.



*2010 Yılından başlayacak olursak, $/TL kuru 1.50, Dış Ticaret Açığı 71,67 Milyar $ ve Enflasyon da %9,1



*2011 yılı $/TL Kuru 1.67, Dış Ticaret Açığı 106 Milyar $ ve Enflasyon da %7,17



*2012 yılı $7/TL kuru 1.80, Dış Ticaret Açığı 84 Milyar $ ve Enflasyon oranı %6,16



*2013 yılı $/TL kuru 1.90, Dış Ticaret Açığı 100 milyar $ ve Enflasyon %7,4



*2014 yılı $/TL kuru 2.18, Dış Ticaret Açığı 85 milyar $ ve Enflasyon %9,66



*2015 yılı $/TL kuru 2.72, Dış Ticaret Açığı 63 milyar $ ve Enflasyon %8.09



*2016 yılı $/TL kuru 3.0, Dış Ticaret Açığı 56 milyar $ ve Enflasyon %6,58



*2017 yılı $/TL kuru 3.65, Dış Ticaret Açığı 77 milyar $ ve Enflasyon %11,72



*2018 yılı $/TL kuru 4.72, Dış Ticaret Açığı 55 milyar $ ve Enflasyon oranı %22



*2019 yılı ilk beş ayında $/TL kuru 5.80, Dış Ticaret Açığı 18 milyar $ ve enflasyon oranı da %18,71 olarak gerçekleşti...



DÖVİZ KURU DÜŞÜK TUTULURSA İTHALAT ARTAR, CARİ AÇIK PATLAR...



Bu tablonun özeti, AKP iktidarı $/TL kurunu düşük tutarak, bütün yerli üreticileri batırmış ve ithalatçı haline getirmiştir. Bu sebeple de bilhassa 2010-2017 arası DIŞ TİCARET AÇIĞINI patlatmıştır. Yine bu yıllarda düşük kur ve ithalat yoluyla sözde tüketim ürünlerinin fiyatlarını kontrol altında tutmuş ve enflasyonu düşük çıkarmıştır. 



Lütfen $/TL kuru, dış ticaret açığı ve enflasyon artış oranlarına ve aralarındaki ilişkiye bakınız, ne dediğimiz çok daha iyi anlaşılacaktır. 



Yukarıda verdiğimiz rakamlardan ve artış oranlarından anlaşılacağı üzere, AKP iktidarları sadece dışarıdan bol bol borçlandıkları dövizle, düşük kur ve faiz politikası ile içerideki üreticinin ve bilhassa tarımın canına okumuş ve herhangi bir yerli ürünün fiyatı artacak olursa da İTHALATA yüklenerek, fiyatları yapay olarak bastırmak dışında hiç bir şey yapmamışlardır. 



AKP iktidarları döneminde bugüne kadar ödenen 166 milyar $'lık faiz dışında ve mevcuttaki 453 Milyar $'lık ana para dış borcu sebebiyle ve hem şirketlerin hem de bankaların bilançolardaki risk dolayısıyla, şimdi de $/TL kuru artmasın diye uyduruk tedbirlerle çare bulmaya çalışıyoruz. 



İnanın ki, dış borcumuz olmasa ve üretimimizin de büyük bir kısmı son on yıldır İTHALATA bağımlı hale getirilmemiş olsaydı, şimdi $/TL kurunun 7.5 olmasını şiddetle savunurdum...Çünkü yerli üreticiyi korumak için elimizde gerçekçi döviz kuru dışında başka bir enstrüman kalmamıştır.



Oysa ki, hatırlarsınız "akl-ı evvel" bir danışman ise $/TL kurunu 1.0 TL'ye eşitlemek gibi bir hayal peşindeydi. Bu aptalca hayalin anlamlı tek izahı ise özetle; TÜRKİYE'yi hiç bir şey üretemeyen ve gelişmiş ekonomilerin açık pazarı haline getirilmek istenmesi ve içeride de bu YANAŞMA DÜZENİNİN siyasi ve ticari komisyonculuğunu yapmaktır. 



İşin tuhaf tarafı ise; muhalefet bile bu düzeni değiştirmek niyetinde değil...



Sonuçta; düşük kur, ucuz ithalatla sağlanan düşük enflasyon ve hesapsız borçlanmayla lüks yaşamanın tuzağına düşürüldük. 



Baki selamlarımla



Rubil GÖKDEMİR
Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x