EKONOMİDEKİ GERÇEK DURUM KAMUOYUNA YANSITILMIYOR!

20 Mart 2018 Salı 09:14

Eski Merkez Bankası Başkanı ve İYİ partili Durmuş Yılmaz, koşulların 2001 kriziyle benzer durumda olduğunu belirtti.

EKONOMİDEKİ GERÇEK DURUM KAMUOYUNA YANSITILMIYOR!
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın (TCMB) 2006-2011 yıllarında başkanlığını yürüten Durmuş Yılmaz, mevcut hükümetin bazı ekonomik verilerin yansıttığı gerçek durumları kamuoyuyla paylaşmadığını vurgulayıp “Ülkenin en önemli sorunu verilerin güvenilirliği ve doğruluğudur” dedi.

Türkiye ekonomisinin artık refah üretemediğini ve Cumhuriyet tarihinin en yüksek toplam borçluluk oranına ulaşıldığını belirten Yılmaz, “Sabit kur rejimi olsaydı Türkiye'de şu anda bir kriz içerisindeydi. Dalgalı kur rejimi olduğu için biz çarkları döndürmeye devam ediyoruz. Şu andaki koşullarımız 2001 kriz dönemindekinden çok da iyi değil. Çünkü 2001 krizine götüren ortamdaki birtakım günahları tekrar işler hale geldik. Maalesef bu krizden ders çıkarmamış gibi görünüyoruz” dedi.


ÜÇ YILDA ŞÜPHELERİM ARTTI

İyi Parti'nin Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olan Durmuş Yılmaz, partinin ekonomik tespit ve hedeflerini paylaştığı ‘Türkiye Ekonomisi' adlı sunumda çapıcı tespitlerde bulundu. Kendisinin de Merkez Bankası Başkanlığı yaptığı süre içinde devletin ürettiği rakamlar konusunda şüpheleri olduğunu hatırlatan Yılmaz, “Benim görev süremde de vardı bu şüphe. Ben hep şunu söyledim; bizim ürettiğimiz enflasyon dünyada kullanılan metodolojilere göre bir enflasyon. Ama itiraf edeyim, son 2-3 yılda geliştirilen bazı uygulamalar bende de bu şüpheyi başlattı” dedi. Yılmaz, şöyle konuştu: “Verilerin güvenilirliğine dair şüphe çıktı ortaya. Bu çok yanlış. GSYH revize edildi. Kısa vadeli aylık verilerle uzun vadeli veriler örtüşmüyor. Çağın en büyük güçlerinden biri big data analizi. Eğer rakamlar doğru değil ise nasıl güvenilir plan yapacaksınız.”

MANİPÜLASYON RİSKİ VAR

Resmi verilerde manipülasyon riski olduğunu ifade eden Yılmaz, istihdam verilerini örnek göstererek şöyle devam etti: “15-24 yaş aralığındaki genç nüfusumuz hesaplamalarda 11 milyon 876 bine sabitlenmiş durumda. Oysa gerçek rakam 12 milyon 983 bin. Yani 1.1 milyon genç istatistiklerde yok sayılıyor. Genç işsizliği yüzde 19 seviyesinde. Fakat hesaba dahil edilmeyen gençler de katıldığında bu rakam daha yüksek. Gençler, anne baba harçlığıyla evde oturuyor. Meslek lisesinde okuyan birisi ne harçlık verilirse verilsin, isterse ücretsiz çalıştırılsın, istihdam edilen kişi olarak sayılıyor.”

Jeopolitik risklerin büyüme üzerinde aşağı yönlü baskı yaptığını da vurgulayan Yılmaz, “Bugün Afrin operasyonunu bitirir ve OHAL'i kaldırırsanız, başka hiçbir ekonomik tedbir almasanız da GSYH büyümesine yüzde 1.0 eklenir” açıklamasını yaptı.

MERKEZ ENFLASYON HEDEFİNDEN VAZGEÇTİ

Ekonomist Durmuş Yılmaz, ekonominin 2012'den itibaren enflasyon-devalüasyon sarmalına girdiğini belirterek, “Bunun başlıca sebepleri gevşek para politikası, aşırı kredi büyümesi ve kur geçişkenliğidir. Merkez Bankası enflasyon hedeflemesinden de-facto vazgeçmiş ve siyasi baskılar sonucunda anti-enflasyonist politikalar izleyemez duruma düştü. Enflasyon hedeflemesi yapmış gibi yoluna devam ediyor” dedi. Kısa vadede faizlerin aşağıya inmesinin mümkün olmadığını ifade eden Yılmaz, şöyle devam etti: “Dolarda sürekli bir rekorla karşılaşıyoruz. Kısa vadede faizle bu tedbir alınmalı. Fakat öyle bir durum oluşur ki; Merkez bu mermisini faiz silahını kullandığında boşa çıkabilir. Çünkü Maliye ve hükümet politikası bunu desteklemiyor. Bu olmayınca faizi artırmakla kalırız, bu da daha yüksek bir enflasyona ve kura neden olabilir.”

0.8 PUAN İÇİN DIŞ AÇIK KATLANDI

Türk ekonomisinin 2003-2017 döneminde, 1950-2002 dönemine kıyasla yıllık ortalama sadece 0.8 puan daha fazla büyüyebilmek için bu dönemin 3 katı dış açık vermek durumunda kaldığını belirten Durmuş Yılmaz, bunun sonucunda Cumhuriyet tarihinin en yüksek toplam borçluluk oranına erişildiğini söyledi.

2000'li yıllardan itibaren izlenen iktisadi politikalar sonucu hızla sanayisizleşme sürecine girildiğini kaydeden Yılmaz, “Büyük ölçüde dış borç ile finanse edilen iç tüketim ve inşaata dayalı yatırım modeline geçildi. Türkiye ekonomisi 2008-2017 döneminde orta gelir tuzağına düştü” ifadelerini kullandı.

(Kaynak: Sözcü)







Yorum Gönder

@name x