'Türkiye'nin itici gücü, rekabetçi büyüme ve sürdürülebilir kalkınma'

29 Ocak 2013 Salı 18:39

Şekerbank Genel Müdürü Meriç Uluşahin, Türkiye’nin dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girme hedefine yönelik en önemli itici gücünün, iç tasarrufa ve verimli üretime dayalı rekabetçi büyüme ile sürdürülebilir kalkınma olduğunu...

'Türkiye'nin itici gücü, rekabetçi büyüme ve sürdürülebilir kalkınma'

Şekerbank Genel Müdürü Meriç Uluşahin, Türkiye’nin dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girme hedefine yönelik en önemli itici gücünün, iç tasarrufa ve verimli üretime dayalı rekabetçi büyüme ile sürdürülebilir kalkınma olduğunu söyledi.

        Şekerbank'ın 60. kuruluş yılına özel olarak düzenlediği ‘Üreten Anadolu Buluşmaları’nın ikinci, yeni yılın ilk toplantısı Malatya Anemon Otel’de gerçekleştirildi. Toplantıya Malatya Valisi Vasip Şahin, Belediye Başkanı Ahmet Çakır, Şekerbank Genel Müdürü Meriç Uluşahin, Şekerbank Kurumsal Ticari Bankacılık Genel Müdürü Orhan Karakaş ile İşletme Tarım Bankacılığı Genel Müdürü Yardımcısı Halit Haydar Yıldız, İşadamı Muzaffer Erşan, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Haydar Karaduman ve yatırımcılar katıldı.

        Şekerbank Genel Müdürü Meriç Uluşahin, burada yaptığı konuşmada, 2023 yılında Türkiye’nin dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girme hedefine yönelik en önemli itici gücünün, iç tasarrufa ve verimli üretime dayalı rekabetçi büyüme ile sürdürülebilir kalkınma olduğunu belirtti. Uzun vadeli amaçlara ulaşmak için tek yol olarak finans sektörü ile reel sektörün üretim ve istihdamı artırarak Türkiye’yi rekabetçi büyüme rakamlarına ulaştıracak bir vizyonla el ele yürümesini gösteren Uluşahin, Anadolu’nun üreten kesimlerinin bu hedefe ulaşmakta kilit rol oynadığını vurguladı. Uluşahin, ‘Üreten Anadolu Buluşmaları’nın ikincisine, Anadolu’da sosyal dinamikleriyle farklılaşan Malatya ile devam ettiklerini belirtti.

        “ÜRETENİN 60 YILDIR YANINDAYIZ”

        Meriç Uluşahin, kuruluş misyonu üretimi desteklemek olan Şekerbank’ın, bu doğrultuda 60 yıldır çiftçi, esnaf, işletme ve tüm ticari müşterileri ile birlikte büyüyerek ‘Anadolu bankacılığı’ misyonunu yerine getirdiğini belirtti. Uluşahin, “Sadece büyük metropollerde değil, Anadolu şehirlerinde de aktif olmaya çalışıyor; aynı şekilde, yalnızca büyük firmalara değil, küçük ve orta boy işletmelere de odaklanıyoruz ve 60 yıldır müşterilerimizle birlikte büyüyoruz.” dedi.

         Uluşahin, şöyle devam etti: “Yüzde 65’i Anadolu’da bulunan şubelerimizle ve ülkemizdeki birçok firmanın büyümesinde rol almış bir kurum kimliğiyle, toplumsal kalkınmayı işimizin odağına alıyoruz. Fonlama yapımızdan kredilendirme politikamıza, kaynakların tabana yaygın dağılımına önem veriyor ve üretim dinamiği üzerine şekillenen bir büyümeyi destekliyoruz. Malatya’da bulunmamızın nedeni olan ‘Üreten Anadolu Buluşmaları’ projesi, Şekerbank’ın üretimi destekleyen bu yaklaşımının ürünüdür. 1960 yılından bu yana Malatyalılara hizmet sunmaktan dolayı son derece mutluyuz. Bugün de Malatyalı üretenlerimize sadece finansman için değil, danışmanlık ve fikir geliştirme anlamında da destek olmak için buradayız.”

        Malatya'yı Anadolu’nun dinamizmi yüksek ve potansiyeli büyük bir kenti olarak nitelendiren Meriç Uluşahin, “Bu dinamizmi daha da yukarı taşımak, potansiyeli açığa çıkarmak ve hatta aşmak için Malatya iş dünyasının yalnızca kaynağa değil aynı zamanda bir yol arkadaşına ihtiyacı var ve biz Şekerbank olarak bu yol arkadaşlığına hazırız. Malatya'da açılan ilk özel bankalardan birisiyiz ve Malatyalılara yarım asırdır hizmet veriyoruz. Müşterilerimizle çok özel bir ilişkimiz var ve ilçeleriyle birlikte ilimizin büyümesini, daha da gelişmesini çok önemsiyoruz.” şeklinde konuştu.

        YENİ ANADOLU MARKALARI İÇİN MALATYA’YA ÖZEL 'MARKALAŞMA KREDİSİ'

        Kendisi de bir marka şehir olma yolunda ilerleyen Malatya’nın, hem ulusal hem de uluslararası marka olma potansiyeline sahip birçok sektörü ve ürünü barındıran bir il olduğunu kaydeden Meriç Uluşahin, bu ürünlerin pazarda hak ettiği değeri bulması ve emeğin bir markaya dönüşmesi için uygun koşullarda ve şu an sadece Malatya ve ilçelerine özel bir ‘Markalaşma Kredisi’ geliştirdiklerini dile getirdi.

         Uluşahin, ürünün özellikleri hakkında şu bilgileri verdi: “Bu ürünümüzden yararlanmak isteyen firmaların, kendi adlarına marka tescili yapmış olması ve kendi markasıyla imalat veya satış yapmaları yeterlidir. İşletme, ticari ya da kurumsal müşteri segmentlerimiz için yıl sonuna kadar geçerli olacak uygun ödeme koşullu bu kredimizi, Malatya Şubemizde sunacağız. Umuyoruz ki bu ürün, yeni Anadolu markaları çıkmasına, Malatya ilimizin ihracatının, üretiminin ve tabii istihdamının artmasına vesile olur.”

        Malatya Valisi Vasip Şahin ise Türkiye'nin her alanda kabuk değiştirdiği gibi bankacılık alanında da dönüşüm yaşandığını söyledi.

        Vali Şahin, “Önceden sadece para satan bankalar, artık yatırım yapıyor ve istihdama katkıda bulunuyorlar. Bunu sadece özel bankalar değil, kamu bankaları da yapmaya başladı. Bankacılar artık cadde ve sokaklarda oluyorlar, iş adamlarının sürekli kapısındalar. Bu anlayışa ihtiyaç vardı. Bu konuda tüm sektörü tebrik ediyorum." dedi.

        Belediye Başkanı Ahmet Çakır ise uzun vadeli hedeflere ulaşmak için değişimi sürekli izlemek gerektiğine vurgu yaptı.

        MUNYAR: MALATYA, 1 MİLYAR DOLAR İHRACAT HEDEFİNİ RAHATLIKLA AŞABİLİR

        Toplantıda ‘Malatya’yı Geleceğe Taşıyacak Sektörler’ konulu bir konuşma yapan gazeteci yazar Vahap Munyar da bugün ağırlığı tekstil ve hazır giyim olmakla birlikte Malatya’da sanayinin de rolünü yukarıya taşımaya başladığını ifade etti.

        Munyar, “Malatya’nın yeni teşvik paketiyle dördüncü bölgede yer alması kararının yatırım çekmede teşviklerin etkisini azalttığı belirtilebilir. Ancak, bölgedeki konumu, havayolu ulaşım kolaylığı, demiryolu bağlantısı gibi özellikleri Malatya’nın yatırımları çekme şansını korumasını sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı.

        Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Hayvancılık Genel Müdürlüğü, Islah ve Geliştirme Daire Başkanı Dr. Ali Ayar da ‘hayvancılık ve su ürünleri’ başlıklı konuşmasında Türkiye’nin hayvan potansiyeli ve pazar büyüklükleri hakkında bilgiler verdi. Tarım, hayvancılık ve su ürünlerinde işletme mantığı ile iş yapmanın önemini vurgulayan Dr. Ayar, bu iş yapma modeli kapsamında girişimcilere; yatırımını nerede kuracağından hammaddesini nereden alacağına, ürününü nereye pazarlayacağından rakiplerinin kimler olacağına ve ne kadar hibe/kredi desteği alabileceğine kadar geniş yelpazede hizmet sunma yolunda ilerlediklerini belirtti.

        TANRIVERDİ: TEKSTİL VE KONFEKSİYON, EKONOMİNİN EMNİYET SUBABIDIR

        İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Hikmet Tanrıverdi de ‘Türkiye’ye İhracatı Öğreten Sektör’ başlıklı bir sunum yaptı. Sunumunda, sektörün tarihsel gelişimini dönüm noktalarıyla anlatan Tanrıverdi, 2000’li yılları, Türkiye’nin bir yandan dünya markalarına üretim yaparken, öte yandan kendi modasını yaratmaya başladığı ‘moda dönemi’ olarak nitelendirdi. Bu süreçte İHKİB’in hayata geçirdiği ‘İstanbul Fashion Week’ etkinliğini sektör için önemli bir dönüm noktası olarak gösteren Tanrıverdi, şunları kaydetti:

        “2012 yılına geldiğimizde, ülkemiz hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı değer bazında 16,1 milyar dolara, sektörün imalat sanayi içindeki üretim payı yüzde 6,4, istihdamdaki payı da yüzde 14,3 olarak gerçekleşmiş ve gıdadan sonra ikinci sıraya yükselmiştir. Üretimde kayıtlı istihdamın 450 bin kişiye ulaştığı sektörde, perakendeyle birlikte çalışan sayısı da 1,5 milyon civarına ulaşmıştır. SGK’ya göre, 2012 yılı başından itibaren 30 bin kişilik ek istihdam sağlanmıştır. TÜİK verilerine göre de sektörün kapasite kullanımı yüzde 78 seviyesine ulaşmış ve artış eğilimini sürdürmektedir. Bu rakamlar da göstermektedir ki, ülkemizde tekstil ve konfeksiyon sektörü, ekonominin emniyet subabı fonksiyonu üstlenmiştir.”

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x