YÜZDE KAÇ?

04 Kasım 2018 Pazar 11:30

Sanayi ve Teknolojimiz ne kadar dışarıya bağımlı, ne kadar yerli-milli? Çok önemli bir soru değil mi?

YÜZDE  KAÇ?
Merhabalar,

Sanayi ve Teknolojimiz ne kadar dışarıya bağımlı, ne kadar yerli-milli?

Çok önemli bir soru değil mi?

Çünkü sanayiniz ne kadar bağımsızsa ülkeniz de o kadar bağımsızdır.

Bayrak sallamakla ve hamasetle bağımsız olunamaz. Bağımsız teknolojimiz ve özellikle kritik teknoloji ve üretimde dışa bağımlı olmayan bir savunma sanayimiz yoksa hemen hemen hiç bir konuda ne bağımsızlığımız olabilir ne de pazarlık gücümüz.

Atalarımız  “neşter üzere yumruk vurulmaz” diyerek teknolojinin üstünlüğüne işaret etmişlerdir.

Ee ne olmuş yani? Bizim sanayimiz ve savunmamızdaki dışa bağımlılık oranımız yüzde 70 değil mi?

Siz gerçekten böyle mi düşünüyorsunuz?

Aşağıdaki acı gerçekleri okuduktan sonra bir daha düşünelim!

Önemine istinaden savunma sanayini ele alalım.

Yerli fatura oranı: 0.70

Üretimdeki ithal girdi: 0.90

Toplam reel yerlilik oranı 0.70 x 0.10 = 0.07,  yani bağımsızlık oranı maalesef yüzde 7.

İnanması zor değil mi?

Ve yine maalesef, bazılarının zannettiği gibi 0.90 ithal girdi hammadde falan değil,  büyük oranda

Ürün,  alt sistem ve kritik bileşen ve teknolojilerdir.  Ayrıca bağımsızlık ve bağımlılık, kritik ve stratejik malzeme bazında yapılır,  kilo ile tartmazsınız!

Amma da yaptın! Bunlar uydurma, sen hükümeti, devleti kötülemek için böyle söylüyorsun mu dediniz?  Ben bu güne kadar yani elli küsür yıldır hiçbir millet ve din düşmanına destek ve oy vermedim.  Devleti ve milleti de en az sizin kadar sever ve güçlü olmasını isterim. Ama ne var ki acı gerçeklerin tatlı yalanlardan daha faydalı olduğunu biliyorum.

Peki, kanıtın ne?  Kanıt göster mi dediniz?

Buyurun, birkaç örnek;

Bu ülkede hiçbir yarı iletken (semiconductor) yapılamıyor, yapılmıyor, yaptırılmıyor. Bilmem ne enstitüsünde ithal altyapı ile ithal bileşenlerle ve hiçbir ticari ve endüstriyel değeri olmayan akademik çalışmalarla yapılan işler ve araştırmalar, bizim değil, bunların yayınlandığı yabancı ülkelerin işine yarıyor. Bana Ulusta Konya sokakta, İstanbul’da v.b elektronikçiler çarşısında Abdullah marka ve köşesinde ayyıldız basılmış diyot, transistör ve entegre devreler lazım arkadaş! Thomson, Texas,  Motorola, v.s değil. Müslümanlık ve milliyetçilik böyle olur!

Boş ver yarı iletkeni,  o da ne işe yarar ki biz gerekirse iman gücüyle savaşları kazanırız mı dediniz?  Kazanamazsın!  İman gücü çalışmayı ve yarı iletken üretmeyi gerektirir. Tembellere iman gücü fayda vermez. Neştere yumruk vurulmaz.  Yarı iletken yapamazsak kapı zilinden, rokete, her türlü elektronik sanayii, tank, top, uçak ve bil cümle savunma veya sivil teknolojimiz feci şekilde dışa bağımlı olur. Şu anda durum aynen budur.  Bunun aksini iddia etmek deve kuşunun avcıyı görmemek için başını kuma sokmasından farksızdır.

İnanmayan, herhangi bir savunma sanayi ürününün kapağını kaldırıp içine baksın.  Oradaki ürün,  altbileşen ve malzemenin nereden geldiğini sorsun.  Geçenlerde bir yetkili biz yarı iletken yapıyoruz artık dedi. Ama tecrübe ile biliyorum ki sevinmekte acele etmemek lazım. Nitekim biraz sorunca anlaşıldı ki; Biz tasarım yapıyoruz (yani şemasını çiziyoruz)  ama üretim için yurtdışına  (o hayran olduğumuz yurtdışına) gönderiyoruz. Neden biz üretmiyoruz? Neden? Efendim daha ucuza geliyor (!)  Bilmezler mi ki; En pahalı ürün olmayan üründür. Senin yapamadığın üründür.

Peki, madem durum böyle de Sn. Cumhurbaşkanımız neden yüzde 70 bağımsız diyor? Bunu sevgili danışmanlara, ilgili bakanlara, onların danışmanlarına ve onların da danışmanlarına sorunuz.

Cihadın en güzeli “zalim hükümdarın huzurunda doğruyu söylemektir” buyuruluyor.  Bizim cumhurbaşkanımız zalim bir hükümdar mıdır ki kendisine acı gerçekleri aynen söylemeye korkuyorlar. Yoksa işin içinde başka bir iş mi var? Sakın birileri Sn. Cumhurbaşkanı bunları öğrenmesin bilmesin yoksa önlemler alır ve gerçekten bağımsız olma yolunda adımlar atılır diye korkuyor olmasın? Kim bu birileri? Yurtdışında doktora yapmış ajanlar olabilir mi? Sadece aklıma geldi.

Bunlar doğru olsa bile şimdi sırası mı? Bu açıklamalar Hükümete, Devlete, millete zarar vermez mi diyenler;

Bir defa bunları yabancılar ve istihbarat örgütleri zaten en ince ayrıntısına kadar biliyor. Gariban halkımız da bilse ne olur?

Esasen doğru bilginin kimseye zararı olmaz. “Kişi kusurun bilmek gibi irfan olmaz” demişlerdir.

Yanlış bilgi ve yalanların da ne hükümete, ne devlete, ne millet, ne dünyaya ne de ahirete faydası olmaz.  Kusurlarımızı ve eksiklerimizi bilmezsek nasıl düzelteceğiz?

Bu kadar çok ithalat yaparken dış borçlarımız nasıl azalacak? Bir kamyon domates satıp bir bilgisayar almaktan ne zaman kurtulacağız?

Sadece her türlü elektronik malzeme ve kritik bileşenleri ithal etmek zorunda olmamız bile bizi bağımsız bir ülke olmaktan çıkarmaya yeterlidir. Bununla birlikte başka önemli örnekler vermeye devam edelim.

Bu ülkede muhtemelen kasten ve ısrarla silisli saç yapılmıyor, yaptırılmıyor. Allah (CC)  sorumlu olanları bildiği gibi yapsın! Silisli saç da nedir? Ne önemi var mı dediniz?  Silisli saç özel bir çelik alaşımı olup tüm elektromekanik sistemler, elektrik motorları ve trafolar onsuz yapılamaz. Yani bir anda sizin tüm elektrik endüstriniz, enerji sisteminiz ve ilgili üretiminiz en az yüzde 50 dışa bağımlı oluverir.  Silisli  saç bulamazsanız   elektromekanik  sanayiiniz  durur, enerji  sisteminiz  felce  uğrar   ve  kısa  bir  süre  sonra  tüm  sanayiiniz  damarları  tıkanmış  adam  gibi  komaya  girer. İzolasyon yağları, vasıflı izolasyon kağıdı yapamıyor olmamız da cabası.

Önemli alüminyum alaşımları sanayide, özellikle savunma sanayinde çok önemlidir. Hepsi ithal!

Halbuki  biz  dünyanın  en  zengin  alüminyum  yataklarına  sahip   ülkelerin  başında  geliyoruz..

Kompozit malzeme ve kompozit elyafları da ithal! Bunlar olmadan ne uçak ne roket ne helikopter

Ne bomba v.s yapamazsınız!

Yerli Milli helikopterimizi dışarıya neden satamıyoruz? Çünkü motoru yabancı, izin vermiyorlar!

Yerli-Milli Gemimizi? O da olmuyor çünkü silahı yok,  silah ithal etmemiz lazım, ithal etsek bile izin verirler mi?  Belli olmaz. Hani nerede bağımsızlık? Efendim biz helikopter motoru, tank motoru yapacağız.

Yapın da gelin! Yapacağız değil yaptık deyin. Ya da en iyisi yurt dışında yaptırıverin!

Yeni nesil patlayıcı üretimi ve buna bağlı olan tüm savunma sanayi ürünleri de dışa bağımlı!

Koskoca ülkede yerli malzeme ile yeni nesil patlayıcı yapmasını bilen sadece bir kişi var. O da parası olmadığı için yapamıyor.  Onu da tabir caizse süründürüyorlar!  Kimler mi?  Ne siz sorun ne de ben söyleyeyim!

Bu yüksek teknoloji ürünlerini geçtik bu ülkede kümes teli yapılmıyor, kümes teli!  İnanmayan varsa,  gelsin sanayide dolaşalım, yerli kümes teli arayalım.

Gelsinler birlikte,  kümes teli,  kompozit malzeme, alüminyum alaşımları, vasıflı çelik, paslanmaz alaşımları,  elektronik malzeme v.b.  arayalım.  Sanayi bakanlığı yetkilileri v.b neden hiç sanayiye gelmezler? Yoksa onların sanayi ile işleri olmaz mı? İleri görüşlü ve feraset sahibi Osmanlı padişahları,  vezirler kendilerine yanlış bilgi vermesinler diye tebdili kıyafet halkın arasında dolaşır,  durumu bizzat yerinde görürlerdi.  Tabii bir de “şu mektepler olmasa maarifi ne güzel idare ederdim”  diyen vardı.

Efendim bu malzemeler dışarıda daha ucuz ve kaliteli, neden almayalım diyenler.  O zaman

Uçağın da otomobilin de tankın topun da en iyisi dışarıda var neden almıyoruz?  O zaman savunma sanayiine,  hatta sanayiye ne gerek var?   Savunma bakanlığına,  sanayi ve teknoloji bakanlığına da gerek yok.  Üniversitelerin de mühendislik fakültelerini falan kapatalım. Domates, muz yetiştirir geçinir gideriz.  Tabii bir de bir sürü otel motel yapar ahlaksız turistleri ağırlarız. Yani muz cumhuriyeti oluruz. Batının da istediği zaten bu değil mi?  Batının ve içimizdeki yurtdışında doktora yapmış ajanların.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün ama asıl sorulması gereken soru; neden bu haldeyiz?

 İsterseniz bu soruyu 70 yıldır bu ülkede söz ve hüküm sahibi olan beyazlara ve onların yerli.

İşbirlikçilerine soralım. Tabii bir de 70 yıldır ithalat ve montaj yapan sanayi kuruluşlarımıza, şirketlerimize. Yerli  sanayi  kurmaya  kalkıştığı  ve Türkiye’yi  bağımsız  yapmaya  uğraştığı için  Rahmetli  Erbakanı  devirenlere.

Neden bunları senden başka kimse böyle açık açık söylemiyor.  Bir sürü akademisyen,  Prof. v.b.  varken neden sana inanalım ki?

Zaten bana inanın demiyorum ki.  Gelin sanayiye yerli malı ürün arayalım diyorum. Tabii zahmet olmazsa.

Hiçbir şeyi göremiyorsak, bizden çok geriden başladıkları halde bugün bizi fersah fersah geride bırakmış olan Japonya ( iki tane Atom Bombası yediler ),  Çin, Güney Kore ve 2. Dünya savaşında yerle bir olan Almanya’ya bakalım.  Bakalım ve hala kaldıysa biraz ar ve utanma duyalım.

Yoksa bu geri kalmışlığımızdan da Osmanlı Padişahları mı sorumlu?

Selam ve muhabbetler,

Prof.Dr. Mirzahan Hızal

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x