50 MİLYON AZERBAYCAN TÜRKÜ'NÜN 192 YILLIK BİTMEYEN HASRETİ!

01 Aralık 2020 Salı 10:00

Azerbaycan Türkleri 1828 Türkmençayı antlaşmasıyla bundan 192 yıldır önce 6 devlet tarafından 6 parçaya ayrıldı ama hasret bitmedi.

50 MİLYON AZERBAYCAN TÜRKÜ'NÜN 192 YILLIK BİTMEYEN HASRETİ!

192 yıllık bitmeye hasret.

Azerbaycan Türkleri 1828 Türkmençayı antlaşmasıyla bundan 192 yıldır önce 6 devlet tarafından 6 parçaya ayrıldı ama hasret bitmedi.

Arazı ayırdılar 
Gumunan doyurdular
Men yardan ayrılmazdım
Zulmünen ayırdılar.

Not; Bu videyo Güney Azerbaycan'dan bana gönderen dostuma Gardaşıma sonsuz teşekkürler.

Tarihçi Yazar Rufat Gürel bey'in dilinden 
192 Yıllık Bitmeyen Hasret:

Azerbaycan coğrafyası için kara günler Rus Çarı l.Deli Pero’nun vasiyeti ile başlar.Çar l.Deli Petro Türk dünyasını parçalamak,sıcak denizlere inmek,Türkler arasında mezhep fitnesi çıkararak Türklerin birleşmesini önlemek,Hazerdeniz’i üzerinden Türkistan gitmek gibi düşüncesi vardı.Bu düşünce ve vasiyeti kendinden sonra gelen Rus Çarlarının en büyük hedefi  ve düşüncesi oldu.

    1747 yılından Avşar hanedanı Nadir Şah’ın ölümünden sonra Azerbaycan’da bir çok hanlık ve sultanlıklar meydana geldi.İran’da kurulu Kaçar hanlarından müstakil hareket etmeye başladılar.Bu hanlıklar bazen kendi aralarında bazen Gürcü Kralığı ile sürekli mücadele halindeydi.Hanlıklar dönemindeki bu bölünmüşlük Çarlık Rusya’nın işini çok kolaylaştırdı.

     Ruslar,Azerbaycan hanlıklarının bu çoklu yapısından yaralanarak bölgeye indi.Rus-İran (Kaçar Hanedanı) arasında yapılan savaşlar sonucunda İran savaşı kayıp etti.Böylece 12 Ekim 1813 yılında Rusya ile İran’ın arasındaki Karabağ’ın Gülistan köyünde bir antlaşma yapıldı.Bu antlaşma ile Taliş,Şirvan,Guba,Bakü,Gence,Karabağ Şaki hanlıkları Rusalara bırakıldı.Ayrıca Doğu Gürcistan,Kazak,Şemseddil Sultanlıkları ve Dağistanlı iddalarından vaaz geçiyordu.Nahçivan ve Revan Hanlıkları İran (Kaçarlar)’da kalacak.Hazar denizinde donanma bulundurma hakkı Ruslarda olacaktı.Ruslar vergiden muaf serbest ticaret yağabileceklerdi.Bu antlaşma sonucunda Güney Kafkasya’da bulunan bereketli Karabağ toprakları Rus yönetimine geçiyordu.Bu antlaşma ile ilk kez Azerbaycan Rusya’ya bağlandı.Güney Azerbaycan ise İran’da kaldı. 

     iran (Kaçar Hanedan) kayıp ettiği toprakları almak için Ruslar ile savaşa tutuştu.Savaşı Ruslar kazandı.Ruslar Tebriz şehrine girdi.Terbize yakın Bozkuş dağlarının eteğinde Türkmençayı köyünde antlaşma yapıldı.Türk ve Azerbaycan tarihinin en ağır antlaşmasına göre Aras nehri sınır kabul edilip Azerbaycan 2 kısma ayrıldı.Kuzey Rusya’ya Güney İran (Kaçar Hanedanlığı) bırakıldı.Rusya’ya Nahçivan,Revan Hanlığı ile Taliş hanlığının diğer kısmı bırakıldı.İran’a ise ;Tebriz,Hoy,Urmiye,Erdebil ,Maku,Marağa,Karadağ,Halhal,Zencan,Serap,Merende Hanlıkları bırakıldı.

     Bu antlaşma ile en büyük kayıbı Azerbaycan Türkleri yaşamıştır.Azerbaycan’nın bu gün 50 milyona yaklaşan nüfusu 400.000 km2 yakın toprağı 6 devlet arasında pay edilmiştir.Azerbaycan 3.Roma iddiası ile ortaya çıkan Rusya ile her ne kadar Kaçar Türk Hanedanı yönetiminde olsada Farslaşmaya başlamış bir Fars hakimiyetine düşmüştür.Ruslar,Hıristiyan Ermenileri İran ve Osmanlı’dan toplatarak Azerbaycan’ın Kuzey kısmınıdaki Batı Azerbaycan Revan Türk Hanlığında bir ileri karakol vazifesi görecek kendine bağlı Ermenistan oluşturmuşlardır.Zengezur ve Karabağ’ı Ermenilere vererek 100 yıldır bitmeyen kanın akmasına zemin hazırlamışlardır.Zengezur koridoru ile Azerbaycan’ı ikiye ayırarak Nahçivan,Türkiye ile Azerbaycan’ın kara bağlantısını kesmişlerdir.

    Bu gün Azerbaycan’ın yaşadığı bu kara günler 207 yıl önce Güney Kafkasya’daki hanlıklarını ve verimli Karabağ toprağını kayıp eden 1813 Gülistan antlaşması ve hemen 15 yıl sonra 1828 yılında bundan 192 önce İran (Kaçar Hanedanı) ile Çarlık Rusya arasında yapılan Türk ve dünya tarihinin en kötü antlaşması Türkmençayı antlaşması.

     Bazı yer ve coğrafyalar kendilerine hayat veren nehirlerle anılırlar.Nil,Ganj,Tuna,Amazon ve Aras nehri gibi.Dünya’da cennetten doğan dört nehirden biri olarak kabul edilen Aras nehri yüz yıllarca bulunduğu coğrafya da ayrılığı belirten sınır olmuştur.Aras tarih boyunca etrafında yaşayan devletlerin sınırını belirleyen yer görevini yapmıştır.

    Tarih boyunca bu görevi hep yerine getiren,Kafkasya ve Azerbaycan’a bereket ve hayat sunan Aras nehri en büyük darbeyi iki kardeşi bir birinden ayıran Hudaferin köprüsünü bağlı,annelerin yüreğimi Dağlı koyan,bundan 192 yıl önce yapılan Türkmençayı antlaşmayı ayıran sınır olmuştur.

       Azerbaycan Türk’lerinizin parçalanmışlığını sembolize eden Aras nehri,gerek sözlü ve gerekse yazılı edebiyatta,Aras nehri denildiği zaman genellikle ayrılık,hasret,gözyaşı,ölüm ailelerin ve vatanın bölünüp parçalanması insanların aklına gelir.Aras hem bereketin hemde ayrılık ve ölümün adı olmuştur.

      Araç Araz xan Araz
      Dağlardan ağan Araz
      Yârdan bir haber getir
      Evimi yıkan Araz

      Araz Araz Can Araz
      Dağlardan ağan Araz
      Gardaştan ayrı saldın
      Evimi yıkan Araz.

    Aras kardeşi kardeşten anneyi evladından ayıran acının,gözyaşı,ayrılık ve yol gözlemenin adı olmuş.Ataların anaların dilinde Aras nehri bayattı ve acısı dinmemiş.Azerbaycan Türklerinde vatanını parçalayan,acıyı yaşatan hasrettin ve kederi sembolize etmiştir.Azerbaycan sözlü ve yazılı edebiyatında Aras nehrinin “O Tay’ı “ “Bu Tay’ı “ kavramları Azerbaycan Türk’nün Bayatlısından hiç eksik olmaz.

      192 yıldır bu acı bu hasret her Azerbaycan Türk’ünün yüreğinde bir yaraya sebep olmuştur.Bu son Karabağ savaşı 7 reyon ve Şuşa’nın alınması,Azerbaycan’ın Nahçivan ve Türkiye ile Zengezur koridoru üzerinden bağlanacak olması,Ermenistan’ın tarihinin en büyük yenilgisini alması,Azerbaycan Cumhurbaşkanı ve Başkomutan İlhan Aliyev’in; “Ne oldu Paşiyan” sözü yüreğimizdeki acıyı biraz olsun bizlerin yüreğine su serpmiş ve acımızı dindirmiştir.Aras nehrinin umudun,barışın,kardeşliğin yeşermesini sağlayan,aradaki engelleri kaldıran 50 milyon Azerbaycan Türkünün kucaklaşmasını sağlayan bir nehir olması dileği ile...Tüm şehitlerimizi rahmet yaralı Azerbaycan Mehmetçiklerine de acil şifalar diliyorum.Tanrı Türk’ü korusun.

Araştırmacı Tarihçi Rufat GÜRE
Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x