6411 sayılı kanunla getirilen ceza infaz şekli

02 Şubat 2013 Cumartesi 14:09

6411 sayılı kanunla birlikte 15 bin mahkuma da tahliye yolu açıldı. Peki, 6411 sayılı kanunla getirilen ceza infaz şekli ne anlama geliyor?

6411 sayılı kanunla getirilen ceza infaz şekli

 Hukukçu Prof. Dr. Ersan Şen, 15 bin mahkumun tahliye olmasını sağlayan kanunu yorumladı. Prof. Dr. Ersan Şen, 6411 sayılı kanunla getirilen ceza infaz şeklinin hatalı olarak değerlendirilmemesi için kanunla ilgili en net açıklamayı yaptı.

İşte hukukçu Prof. Dr. Ersan Şen’in kaleminden “6411 sayılı kanunla getirilen ceza infaz şekli”…

6411 sayılı Kanun yürürlüğe girdiğinde yorumda bulunmuş ve kısa zamanda uygulamanın netlik kazanacağını söylemiştik.

6411 sayılı Kanun yürürlüğe girdiğinde yorumda bulunmuş ve kısa zamanda uygulamanın netlik kazanacağını söylemiştik. Hapis cezası alanların ve alma ihtimali bulunanların, 6411 sayılı Kanunu lehine yorumlamaya çalıştığı ve bazı hatalı sonuçlara ulaşabildiği görülmektedir. Kanunları, lafzına, yani metnine bağlı kalarak anlayıp uygulamak gerekir. Aşağıda, 6411 sayılı Kanunun iki maddesinin uygulanması ile ilgili net cevaplar vermeye çalıştık.

HÜKMÜK AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI DEĞİL

1. 6411 sayılı Kanunun 4. maddesi ile öngörülen erteleme, daimi bir infaz ertelemesi veya denetimli serbestlikle bırakılma veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması değildir. Bu hüküm, 5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu'nun 17. maddesinde düzenlenen "hükümlünün istemi ile ilgili cumhuriyet başsavcılıkları tarafından infazın geçici olarak ertelenmesi" müessesesine hakkında değişiklik öngörmektedir. Buna göre, kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıl veya daha az süreli hapis cezalarının infazı, davet üzerine gelen hükümlünün istemi ile ilgili cumhuriyet başsavcılığı tarafından ertelenebilecektir. Cezanın infazının geçici olarak ertelenmesi, toplamda bir yılı geçmemek üzere en fazla iki defa yapılabilecektir.

GEÇİCİ ERTELEME KİMLERE UYGULANMAYACAK?

Geçici erteleme; terör suçları, örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar, tekrar suç işleyenlere özgü infaz rejimini uygulanmasına karar verilenler ve daha önceden disiplin veya tazyik (zorlama) hapsine mahkûm olanlar hakkında uygulanmayacaktır. Böylece kanun koyucu, bazı suçların failleri ve özel durumlar bakımından bu hükmün uygulanmasını engellemiştir.

Belirtmeliyiz ki; bu ertelemenin devam eden soruşturma ve davalarla, koşullu salıverilme veya hapis cezalarının cezaevinde çekilecek süreleri ya da denetimli serbestlikle hiçbir ilgisi yoktur.

İYİ HALLİ HÜKÜMLÜLER İÇİN

2. 6411 sayılı Kanunun 13. maddesi, 5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu'na 6291 sayılı Kanunla eklenen 105/A maddesine, 31.12.2015 tarihine kadar geçerli olmak üzere geçici bir hüküm ekleyerek, son 6 ayını veya en az 6 ayını açık cezaevinde geçirme veya geçirme hakkını kazanmasına rağmen iradesi dışında bir nedenle açık ceza infaz kurumuna ayrılamayan iyi halli hükümlüler için aranan bu süre şartını kaldırmıştır. Aynı şekilde, çocuk eğitim evinde toplam cezasının beşte birini tamamlama şartı da geçici olarak 31.12.2015 tarihine kadar ertelenmiştir. Bu hüküm geçici olup, 31.12.2015 tarihine kadar bu şart kapsamına girenlere uygulanabilecektir. Açık cezaevinde veya çocuk eğitim evinde infaz için aranan en az süre şartı, yeni bir kanun çıkarılmadığı takdirde 31.12.2015 tarihinden sonra tekrar yürürlüğe girecektir.

Şu an itibariyle; en fazla 18 ay hapis cezasına mahkûm olup da bu cezanın infazı için davet edilenler ile cezaevinde bulunup da koşullu salıverilmesine 1 yıl veya daha az süre kalan iyi halli hükümlülerin talebi halinde, başkaca bir şart aranmaksızın hapis cezalarının kalan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hükümlü hakkında hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak infaz hâkimi tarafından karar verilebilecektir.

Cezaevinde bulunanların iyi halli olup olmadıklarının tespiti ile ilgili bir sorun olmadığı halde, 18 aya kadar (18 ay dahil) hapis cezasına mahkum olanların iyi halli olup olmadıklarının nasıl tespit edileceği, bu hükümlüler hakkında ceza infaz kurumu idarelerinin nasıl değerlendirme raporu hazırlayıp, infaz hakiminin bu raporları dikkate almak suretiyle nasıl karar verebileceği hususu, elbette uygulama ile netlik kazanacaktır. Kanaatimizce, bu süre kapsamına giren hükümlülerin davet üzerine infaz savcılığına başvurmaları ile iyi halli oldukları kabul edilmeli ve infaz hâkiminin karar vermesi halinde, cezaevine konulmayarak denetimli serbestlik altında cezalarının infazına geçilmelidir. Davet üzerine gelmeyen hükümlülerin ise, yakalanıp açık ceza infaz kurumuna konuldukları anda mümkün olan en kısa sürede iyi halli olup olmadıklarına bakılarak, ceza infaz kurumu idaresinin hükümlü hakkında hazırlayacağı değerlendirme raporu da dikkate alınıp, infaz hâkimi tarafından denetimli serbestlik altında bırakılmalarına karar verilebilir.

18 aydan fazla hapis cezası alanlar, bir süre cezaevine gireceklerdir. Örneğin, 24 ay hapis cezasına mahkûm edilen hükümlünün koşullu salıverilmeye kadar iyi halli olarak yatacağı süre 16 aydır. Hükümlü, bu sürenin 12 ayını da denetimli serbestlikle dışarıda geçireceğinden, 4 ay cezaevinde kalacaktır.

Cezaevinde olup da koşullu salıverilmelerine 18 ay kalanların, bu süre 12 aya kadar düşmedikçe denetimli serbestlik altında bırakılmaları mümkün değildir. 6411 sayılı Kanun sadece, açık cezaevinde veya fiilen açık cezaevinde kalamasalar bile kalma hakkını elde edenlerin bu şartlar altında kapalı cezaevinde geçirmeleri gereken en az 6 aylık süre koşulunu ortadan kaldırmıştır.

BU BİR AF DEĞİL

Belirtmeliyiz ki, bu bir af değildir. Mahkûm, cezaevinden bırakılmak veya cezaevine girmemek suretiyle cezasını denetimli serbestlikle dışarıda çekmeyi sürdürecektir. Mahkûmiyetin sonuçları ve adli sicil kaydı da devam edecektir. 6411 sayılı Kanunla, hükümlünün cezaevinde kalmak yerine, ailesine, çevresine kavuşabilmesi ve toplumla temas kurabilmesi amaçlanmıştır. Bunun yanında, açık cezaevlerinde bulunan mahkûm sayısında geçici olarak azalma yaşanacaktır.

6411 sayılı Kanunun yukarıda bahsettiğimiz iki maddesi ile ilgili kanaatimiz bundan ibarettir. Yeni yasal düzenleme çıkmadıkça, bu uygulamanın daha farklı ve geniş olduğunu söyleyebilmemiz de mümkün gözükmemektedir.

Yorum Gönder

@name x