AYNI OYUN RUANDA'DA EKONOMİK KATLİAM ve KAHVE

07 Ocak 2021 Perşembe 10:36

Ruanda'da 1994 yılında insanların birbirini hunharca katlettiği etnik katliamların en önemli nedeni çok derin ekonomik krizlerdi.

AYNI OYUN RUANDA'DA EKONOMİK KATLİAM ve KAHVE

Ruanda'da 1994 yılında insanların birbirini hunharca katlettiği etnik katliamların en önemli nedeni çok derin ekonomik krizlerdi.
Dünya basını ekonomik vahşetin sebeplerini yazmak yerine sadece katliamların vahşiliği konusunda dünyayı sarsıp, suçu savaşan gruplara yükleyiverdi.
Oysa iç savaşın derin bir ekonomik krizin alevlenmesinin ardından çıktığını anlatmadılar.

Ruanda önemli bir kahve üreticisiydi. Ancak kahve üretimini ve fiyatını Ruanda halkı belirleyemiyordu. 
Ruandalı çiftçilerden küçük sabit fiyatlarla alınan kahve  Washington'da ve Bretton Woods'ta fiyatlanıyor.
Haziran 1989'da Washington'da kahve tüccarları lehine alınan kararla, Ruandalı çiftçilerin -devlet kahve stabilizasyon fonu- çöktü.
Kahve fiyatları yüzde 50 daha ucuzladı.
Kahve fiyatlarındaki bu düşüş Ruanda ve diğer bazı Afrika ülkelerinde büyük zarara yol açtı.

Çünkü kahveyi Afrika'nın bu en fakirleştirilmiş ülkelerin çiftçilerinden bedavaya yakın bir fiyata  alan ABD'li tüccarlar üretici çiftçilerden 20 kat daha fazla para kazanıyor.
Bu çok büyük kazanç farkıyla kahve tüccarları olağanüstü servetler kazanıyorlar.
Tüm dünyaya yeni tip kafelerle girmeye başladılar.
Yeni marka ve reklamlarla son 15-20 yılda dünya gençliğini kahve tiryakisi yaptılar.
Bizim ülkemizde de 1 liraya maledilen kahvenin 15 liraya satılması bundandır. Bu kazancın çok büyük kısmı ABD'li kahve tüccarlarına gitmektedir. 
Hani Ruanda'da Hutu'larla Tutsi'ler birbirlerine saldırtıldı da 3 ay içinde milyondan fazla insan birbirini en vahşi şekilde katletti ya.
İşte bu katliamların asıl nedeni Ruanda'nın kıymetli madenlerini Belçika ve Fransızların çalması yanında, ABD kahve tüccarlarının Ruanda kahvesini bedavaya alabilme siyasetiydi.
Ruanda çiftçilerinin yüzde 70'i kahve üreticisiydi. Ülke ihracatının yüzde 80'i kahveye dayanıyordu. 
Bu arada ülkenin herşeyini çalan Batılı ülkeler aynı zamanda Ruanda halkına yardım vaadleriyle dünyayı kandırıyorlardı.
Ruanda'ya hemen IMF'yi gönderdiler.
IMF öyle tedbirler önerdi, öyle şartlar koştu ki,  halk savaştan daha fazla yoksulluk içine düştü.
Devletin kahve gelirlerinin de büyük kısmı IMF borçlarına gitmeye başladı.
ABD ve Belçika kahve tüccarlarının aldığı kararlar neticesinde, Ruanda'da 1987 ile 1991 yılları arasında kahve fiyatları tekrar yarıya indi, devlet gelirleri yüzde 50 düştü.
Kırsal kesimde kıtlık başgösterdi.
1992'de Ruandalı çiftçiler öyle çaresizlik içinde kaldılar ki, umutsuzluk içinde 300.000 kahve ağacını kökünden sökmek zorunda kaldılar.
Yetmedi
Haziran 1992'de IMF ikinci bir devalüasyon yapılmasını emretti.
Kahve fiyatları da bir anda yüzde 25 daha düşüverdi.
Artık kahveden elde ettikleri gelir yiyecek almaya bile yetmiyordu.
IMF ve Dünya Bankası bir taraftan da Ruanda'da serbest piyasa ekonomisi koşullarını uygulayın demeye devam etti. Yani ABD'li kahve tüccarlarına zemin hazırlıyordu.
Bunun için özelleştirmeleri de şart koştular.
1992'de bir devlet işletmesi olan Elektrogaz şirketi özelleştirildi. Özelleştirme parası da borç ödemekte kullanıldı.
IMF böyle emretmişti.
Tıpkı bizde olduğu gibi.
1993'te ulaştırma ve telekomünikasyon şirketi olan Rwadatel de özelleştirildi.
Bu arada savaş devam ediyordu ve ABD'li ölü soyucular da ülkenin her şeyine el koymaya devam ettiler.

Dünya basınında savaşın ve katliamların Ruanda'da ki aşiret kavgalarına dayandırılması Batılı küresel soyguncuları aklamak için uydurulmuştur.
Asıl sebep ülkenin her şeyine el koymak için halkı parçalayıp birbirine saldırtan Batılı ülkeler ve şirketleridir.
Kavganın sebebi ekonomikti, açlıktı, ama öyle eğitildiler ki, kendilerini soyan, aç bırakan Batılı şirketlere saldırmak yerine birbirlerine saldırdılar.
Tıpkı benim ülkemde 1980 öncesi yarattıkları sağ-sol kavgası gibi.
IMF ve Fransız hazinesinin talimatlarıyla ocak 1994'de yüzde 50 devalüe edilen Orta ve Batı Afrika(CFA) Frank'ının durumu en büyük tehlike sinyali oldu.
Yani ülkenin insanları açlıktan kırılırken dahi Batılı şirket ve kurumlar ekonomik baskıları arttırdı. 
Zaire ve Tanzanya' ya sığınıp kamplarda yaşayan 2 milyon Ruandalı'nın dönecek bir yeri, beklentisi yoktu. Ülke öyle bitmişti.
Artık her ülkenin sorunu aynı yerden kaynaklanıyor.
Buna göre Ruanda'dan gerekli dersi alalım. 

KENAN ÖZEK
Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x