BİLGİ VE İLETİŞİM ÇAĞINI ISKALAMAYA NASIL ENGEL OLURUZ?

14 Ekim 2020 Çarşamba 13:16

Artık anlamak ve kabul etmek zorundayız ki, "devlet" dışında bağımsız bir alana sahip olmayan siyaset; en az beşyüz yıldır devletin içinde bulunan, kamu kaynakları ve statülerin dağıtımı veya paylaşılması üzerinden konumlanmış farklı unsurların birbirlerine karşı hakimiyet kurma iç mücadelesinden ibarettir...

BİLGİ VE İLETİŞİM ÇAĞINI ISKALAMAYA NASIL ENGEL OLURUZ?
Ey Türk Milleti!
Artık anlamak ve kabul etmek zorundayız ki, "devlet" dışında bağımsız bir alana sahip olmayan siyaset; en az beşyüz yıldır devletin içinde bulunan, kamu kaynakları ve statülerin dağıtımı veya paylaşılması üzerinden konumlanmış farklı unsurların birbirlerine karşı hakimiyet kurma iç mücadelesinden ibarettir...

Bu anlamda din, bilim ve "siyaset"de dâhil olmak üzere, hiç bir zaman devletten bağımsız, bizatihi millete ait ve belli bir otonomiye sahip kurumsallaşmış sivil alanlar bu coğrafyada oluşamamıştır. 

Milletçe tek örgütlenme biçimi olarak "devleti" bildiğimizden, varlığına tehdit sayarak devlet dışı alanların oluşmasına asla izin vermedik ve sanayi devrimi dâhil aydınlanma çağının bütün aşamalarını da böylece ıskalamış olduk...

Bu sebeplerle iki yüz yıllık moderleşme hikayemizle birlikte başlayan ve aslında varmış gibi gözüken ve asla çoğulcu olmayan siyasal süreçlerin içinde de, figüranlık rolünü oynamak dışında asla ve kat'a milletin kendisi yoktur. 

Devletlû muktedirler millete biçtikleri figüranlık rolünün gereği gibi yerine getirilebilmesi için de; toplumun dini, etnik, siyasi ve sosyal aidiyetleri üzerinden farklı kamplara ayrılmaları gerektiğini çok iyi bildiklerinden, milleti birleştirecek ve tarihi süreç içinde belli bir otonomi kazanması gereken bilim, hukuk, demokrasi gibi ortak değerlerin oluşmasına da izin vermemişlerdir. 

Hadi diğer unsurları bir tarafa bırakalım; bütün özlemlerimize rağmen, devlet dışında "hukuk" bile kendine bağımsız bir alan açamamıştır.

Artık hiç bir işimize yaramayan, anakronik hale gelmiş veya donmuş geleneklerin dışında yeni siyasetin; akıl, bilim, hukuk ve demokrasi gibi evrensel değerlerden ve zorunlu olarak ortaya çıkan yeni sosyolojiden beslenebilmesi için, kendi ayakları üzerinde durabilen orta sınıflara, gençlere ve sivil aydınlara dayanması gerekmektedir.

Saydığımız kesimlerin ortaya koyacağı fikri kapasite ve muhteva ile gerçek anlamda milli bir çizgiye ulaşılabilirse, bu sürecin sonunda millet kazanacak ve devletlü takımı kesin olarak kaybedecektir.

Bu sürecin sağlıklı ve rasyonel bir biçimde işleyebilmesi, siyasi ve sosyal komplikasyonlara yol açmaması için de; milli, sivil ve hukuk bilinci gelişmiş demokrat kesimlerin bir araya gelmesi zarureti vardır...Aksi halde, bilgi ve iletişim çağını da fena halde ıskalamış olacağız...

Selam ve sevgilerimle

Rubil GÖKDEMİR
#DemokratikDeğişimHareketi
Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x