BİLGİNİN BİLİMSELLİĞİ

27 Kasım 2019 Çarşamba 11:13

Bilim, Fenomen ve Model, Bilgi Elde Etmenin Aşamaları ve Bilginin Kaynakları, Bilimsel Yöntem ve Bilimsel Araştırma

BİLGİNİN BİLİMSELLİĞİ

  I.1-  Bilim, Bilgi, Fenomen ve Model

 

İnsanoğlu, etrafında gördüğü her eşya, duyduğu her ses, bildiği ve sezdiği her olay hakkında bilgi sahibi olmak ister. Duyularımızla, sezgilerimizle veya şuurumuzla algıladığımız her şeye fenomen (phenomena) diyoruz. Yöntem (Metot) ise, bu fenomenleri anlayabilmek, aralarındaki sebep-sonuç ilişkilerini kavrayabilmek ve bu ilişkilerin temelinde yer alan kanunları belirleyebilmek için takip edilen yoldur. Bu sebep-sonuç ilişkilerine ve bunların dayandığı kanunlara topluca ve kısaca bilgi (knowledge) diyoruz. Belirli kurallara uyan böyle bilgilerin elde edilme yollarına, gayretlerine, düzenli hale getirme eylemlerine ve sistematize edilmiş (tanzim edilmiş, düzenlenmiş) haline Bilim (İlim, Fen, Science) diyoruz. Fen kelimesinden de anlaşılacağı gibi bu notların konusu daha çok Fen Bilimleridir; Bilim deyince Fen Bilimlerini kast ediyor olacağız. Bununla birlikte Fen Bilimleri ile Sosyal Bilimler arasında tam da bu noktada sözü edilebilecek farklar her geçen gün azalmakta, sosyal bilimlerde de Fen Bilimlerindeki yaklaşımlar her geçen gün daha fazla tercih edilmektedir.  Görülüyor ki bilim, bu bilgileri elde etme yollarını ve gayretlerini da içine alan bir ifadedir. Bilginin bilimselliğini belirleyen en önemli kural, sistematik, genellenebilir ve ampirik olarak test edilebilir (sınanabilir) olmasıdır. Bilginin sınanabilir olması demek, bir anlamda, hipotez olarak ifade edilmesi demektir. Tabiidir ki, test edilebilir olmak, yanlışlanabilir olmaktır.



Vahye müstenit bilgi ise, denemeye veya araştırmaya gerek olmaksızın doğruluğuna inanılan bilgidir. Dolayısıyla bir dine mensup insanların deneme – yanılma yöntemi dediğimiz bu yönteme başvurmaya gerek duymadan inançları gereği kabul ettikleri bilgi, mutlak bilgi olup bilimsel çalışmaların konusu değildir.

Bu ifadelerden din ile ilimin birbirine karşı olduğu gibi bir sonuç çıkarmamak gerekir. Tersine bütün semavi dinler, hususen İslâm, öğrenmeyi, anlayıp idrak etmeyi, düşünüp akletmeyi emretmektedir. Burada farklı olan vahye müstenit / dini ya da mutlak bilgi ile bilimsel bilgidir; ayırt etmemiz gereken bu ikisidir.

Büyük Tıp âlimi İbn-i Sina «denemeden inanmak olmaz» diyor. Bu, mutlak bilgi için değil, bilimin konusu olan fenomen için söylenmiştir. Yani elde edilen bilginin doğruluğuna, ancak denemeden sonra karar verilebilir. Ki bugünkü bilimsel anlayışın temelini İbn-i Sina bundan bin sene önce bu şekilde ifade etmiştir.

Bu ders boyunca bilgi deyince, bilimsel bilgi anlaşılması gerektiği buraya kadar anlatılanlardan çıkarılmış olmalıdır.

Bilimsel çalışmaların başlıca maksadı bilgiyi sistematize etmektir; başka bir ifade ile, tabiatta cereyan eden olayların hangi şartlarda nasıl cereyan ettiğini ve sonuçlandığını izah eden modeller geliştirmektir. Bu modellerin bir kısmı deterministiktir. Bunlar, belirli bir olayın, belirli bir şartlar setinin her tahakkukunda, aynı şekilde sonuçlanacağı durumlar için geliştirilmiştir. Bu tip olaylara kesin olaylar (certain events) denilmektedir. Kesin olaylarda, belirli şartlar setinin sağlandığı her durumda, modele göre beklenen –teorik- sonuçla, müşahede edilen –ampirik- sonuç arasında açık bir benzerlik vardır. Ne var ki, modelin uygunluğunu bozmayacak kadar küçük de olsa, teorik sonuçla ampirik sonuç arasında farklar olacaktır. Bu farklar, etkisinin önemsiz olduğu düşünülerek modelde ihmal edilen veya kontrol edilemeyen veya hiç bilinmeyen faktörlerin etkisi ile ortaya çıkabilir. Elbette, bu farklar ne kadar küçükse, geliştirilen model fenomeni izah etmede o kadar başarılı sayılır. Buna karşılık, deterministik modellerin açıklayamadığı, yani belirli şartlar setinin her sağlanışında farklı şekilde sonuçlanan olaylar da tabiatta vardır. Belirli bir şartlar setinin her tahakkukunda önceden bilinemeyen bir şekilde farklı sonuçlanan olaylara tesadüf olayları (random events) denir. Bu olayları açıklamak üzere geliştirilen modellere stokastik modeller denmektedir.

Aynı fenomeni izah etmek üzere hem deterministik model hem de stokastik model geliştirilmesi, bugün bilim dünyasında sık rastlanan bir durumdur. Esasen olayları, böyle kesin iki gruba ayırmak imkânsızdır. Bununla beraber, birçok olay için, ampirik sonuçların teorik sonuç etrafında gösterdiği farklılıkların büyüklüğüne göre, deterministik modelin yeterli olup olmayacağı söylenebilir.

Deterministik modeller, basitleştirici varsayımlara dayanır. Çünkü, olayın cereyan ettiği realiteyi, bütün şartları dikkate alarak modele dâhil etmek mümkün değildir. Şartların bir kısmını bilemeyiz, bir kısmını kontrol altında tutamayız, bir kısmını da modele koymayacak kadar küçük etkili sayarız. Bir de bütün şartları dâhil edeceğimiz bir modeli tasarlamak, beyin kapasitemizin kaldıramayacağı bir matematik formülasyonu gerektirebilir. İşte bu yüzden, etkisinin küçük olduğunu varsaydığımız şartları ihmal ederek modeli kurarız. Sonra teorik sonuçla, deneysel (ampirik) sonuçlar arasındaki farklar ihmal edilebilir değilse, yani modelin uygun olduğunu söyleyemeyeceğimiz kadar büyükse, modeli yeniden kurmak gerekir. İhmal ettiğimiz şartların en önemli olduğunu düşündüğümüz birkaç tanesini modele dahil ederiz. Modelin uygunluğunu belirleyecek yöntemlerden ileride bahsedilecektir. Deterministik model, bütün uğraşmalarımıza rağmen tatmin edici olmuyorsa, o zaman, stokastik modele başvururuz.

 

I.2- Bilginin Kaynakları ve Bilgiye Erişmenin Yolları

Bilginin kaynakları, bilim felsefesi yapanlar tarafından çeşitli şekillerde tasnif edilmiştir. Bizim için bu noktada en mühim kaynak İmam Maturidi’dir. Maturidi (853 – 944), İslam düşüncesinde kendine has bir bilgi kuramı oluşturan ilk İslam âlimidir (Esen, 2008).

Maturidi, bilginin kaynaklarını duyular, haber ve akıl olarak sıralar. Maturidi bilgiyi de, dini bilgi ve nesneye ve olaylara ait bilgi şeklinde bir anlamda ikiye ayırmaktadır (Esen 2008). Nesneye ve olaylara ait bilginin akıl ve haber dışında bir kaynağı da duyulardır. Maturidi’de duyular sadece beş duyu organımız (havas) değil, sezgi ve idrak dediğimiz algılama melekelerini de içine alan geniş bir kavramdır (âyan).

Haberi ise Maturidi, Allah ve insan kaynaklı olmak üzere ikiye ayırır. Maturidi, Allah kaynaklı yani vahiy yoluyla gelen haberlere sadık haber (ayet ve peygamberin Allahtan naklen söylediği hadis-i kutsiler) adını verir, bunlar sadece bizim kitabımızda olanlar ve bizim peygamberimizin naklettikleri değil, diğer dinlerdeki kaynakları da içerir. İnsan kaynaklı haberlere ise, meselâ peygamberimizden bize nakledilen haberler, yani onun sözleri, hadisler olup Maturidi’de bunlar mütevatir (bir grup naklediyor) ve ahad (tek bir kişi naklediyor) haber olarak ikiye ayrılır[1]. Burada sadık haber denilen bilgiler, yukarıda sözünü ettiğimiz mutlak bilgi kapsamında olup, bunlar doğru olup olmadıkları sınanamayacak haberler olup bilimsel bilgi sayılmazlar. Bunun dışında kalan insan kaynaklı haberleri ise, doğru olup olmadığı test edilebilen bilgilerdir.

Bugünkü bilim dünyasında bilginin kaynaklarıyla ilgili farklı görüşler/ ekoller ortaya çıkmıştır. Rasyonalistler aklı bilgi kaynağı olarak öne çıkarırken, ampirikçiler deneme – yanılmayı, duyucular (sensualists) beş duyuyu, sezgiciler (intuitionists) de idrak ve sezgiyi öne çıkarırlar. Görüldüğü gibi, bizim geleneksel düşünce tarihimizde bunlar arasında bir tercih yapmak yerine bunların hepsini birden kabul eden bir yaklaşım vardır. 

Bilgiye erişmenin çeşitli yolları vardır: 1-öğrenme, 2- araştırarak mevcut bilgileri geliştirme ve yeni bilgiler elde etme, 3- tefekkür ederek yeni bilgilere ulaşma (bilim felsefesi).

Görülüyor ki bu yollar aynı zamanda bilgiye erişmenin basamaklarıdır. Yani, birinci basamak öğrenme, ikinci basamak araştırma ve üçüncü basamak tefekkür diyebiliriz.

Şu anda bu dersi alan öğrenciler, Bilimsel Araştırma Yöntemleri ile ilgili temel bilgileri, öğrenmek suretiyle edinmektedir. Maturidi’nin haber dediği kaynaklar, genellikle bu öğrenme denilen bilgi edinme sürecinde başvurulan kaynaklardır.

Bu dersin konusu ise, ikinci basamak, yani araştırma yoluyla bilgi elde etme işidir. Nasıl araştırma yapılacağını bu şekilde öğrenen ve kendi alanında temel bilgileri yine öğrenme suretiyle edinen insanlar lisans eğitimini tamamlamışlar, ikinci basamağa geçmişlerdir. Bunlar arasından, öğrendiği bilgileri tecrübeli hocalarının nezaretinde değerlendiren genç bilim insanı adayları, alanın çalışılması ve geliştirilmesi gereken konularını belirleyip, o konularda mevcut bilgileri derleme çalışması yaparlar; gözlem veya deneyler yaparak yeni bilgiler elde etmeye çalışırlar.

Belirli bir alanda öğrenme ve araştırma basamaklarında uzun süre çalışmalar yapmış ve rüştünü bir şekilde ispat etmiş insanlar, “bilgin” sıfatını hak etmişlerdir. İşte bu insanlar, mensup oldukları bilim alanına tefekkür yoluyla katkıda bulunurlar; çünkü alanda çözülmemiş problemleri, araştırılması gereken konuları ve eksik olan yöntemleri bilirler. İlgili alanda erişilen bilgiler arasında farklılıklar, çelişkili durumlar varsa bunlar hakkında yararlı değerlendirme ve tercihler yaparak bilimin gelişmesine katkıda bulunabilirler.

Bilim alanında ilerlemek isteyen her insanın hangi basamakta olursa olsun, merak -tecessüs- denilen sevk-i tabiisini, daha yukarı istek ve heyecan kaynaklarına çıkarabilmesi gerekir. Öğrenmek, araştırma yaparak veya tefekkür ederek bilgi üretmek durumundaki her insanın bunu yaparken bir maksadı vardır. Bilimsel çalışmalarda maddi ve manevi tatmin önemlidir. Merakını gidermenin ötesinde, akademik unvan sahibi olmak, daha çok para kazanmak, bir bilgi ortaya koymanın hazzına erişmek insan olarak her birimizin hedefleridir. Bunların yanında ve aslında önünde daha büyük maksatlar olmalıdır: İnsanlığa hizmet etmek, memleketin kalkınmasına katkıda bulunmak, mensup olduğu meslek dalının problemlerine çözüm bulmak gibi. Nihayet Türk Milli kültürüyle yetişen genç araştırmacı adayları, eşyayı ve olayları kavramaya, anlamaya, aralarındaki sebep sonuç ilişkilerini ortaya koymaya çalışırken Allah’ın kanunlarını idrak etme bilincinde olmak, ülkeye, insanlığa, bilime katkı yapacak çalışmalar yaparken Allah’ın rızasını ümit etmek gibi manevi lezzetleri tadabilmelidir. 

I.3- Bilimsel Yöntem ve Bilimsel Araştırma

Bilimsel Yöntem, deneme yanılma metodudur. Tecrübi metod da diyebiliriz. Bilgi, ampirik (deneysel - tecrübi) olarak sınanabilir olmalıdır; aksi takdirde bilimsel sayılmaz.

Bilimsel çalışmalar sürekliliği olan süreçlerdir, tecrübeden teoriye, teoriden tecrübeye bir devri daim içinde, bilgileri sürekli geliştirme söz konusudur. Demek ki, tümevarım (induction), tümden gelim (deduction) denilen mantık yolları yerine hipotetik- tümden gelim (hypothetic-deduction) olarak bilinen mantık yolu bilimsel yöntem yolu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Araştırmacı, kendi konusunda mevcut bilgilerin ışığında, bir beklentiye –hipoteze- sahiptir. Bu hipotez, tecrübi (ampirik) olarak test edilir. Böyle testle elde edilen gözlemler, genellikle yeni beklentilerin veya hipotezlerin kaynağı olurlar. Böylece hipotetik tümden gelimci metot, tecrübeden teoriye, teoriden tecrübeye, bir devri daim içinde bilgileri sürekli geliştirme özelliğine sahiptir.

Görüldüğü gibi ve İbn-i Sina’nın işaret ettiği üzere, yeni bilgilere ulaşmanın ve mevcut bilgilerin doğruluğuna karar vermenin yolu, deneme yanılma yoludur. Biz buna bilimsel yöntem diyoruz. Eskiler Tecrübi metot veya usul derdi.

Özetlemek gerekirse, araştırmacı, kendi konusunda mevcut bilgilerin ışığında araştırmasının sonucu ile ilgili olarak bir beklentiye (hipoteze) sahip olmalıdır. Bu hipotez, araştırma ile tecrübi olarak test edilmiş olmaktadır. İşte bu şekilde bilimsel bir hipotezi test etmeye yönelik araştırmaya bilimsel araştırma diyoruz. Böyle bir testle elde edilen bilgiler, genellikle yeni hipotezlerin kaynağı olur.

(Bilimsel) araştırma, genellenebilen yeni bilgiler elde etmeye, bunların uygulanma şart ve imkânlarını belirlemeye ve bunlardan faydalanarak yeni metot, malzeme, araç ve gereçler geliştirmeye yönelik, projeli yani plânlı-programlı çalışmadır.

Bu ders boyunca “bilimsel araştırma” yerine kısaca “araştırma” denilecektir.I.4- Çalışma Soruları

 

1-         Bilimsel bir hipotez hangi özelliği taşımalıdır? a- test edilemeyen olmalıdır, b-deneme yanılma yöntemleriyle yanlışlanması imkânsız olmalıdır,  c-deneme yanılma yöntemleriyle yanlışlanması mümkün olmalıdır, yani test edilebilir olmalıdır,  ç- mutlaka doğru olmalıdır.

2-     Deterministik modellere göre beklenen sonuçlar

a-     Deneme sonucunda bulunan sonuçlarla her zaman uyum halindedir

b-     Deneme sonucunda bulunan sonuçlarla uyum halinde değildir

c-     İmkânsız olayları açıklayan modellerdir

d-      Tesadüf olaylarını açıklamak için yeterlidir

3-     Bilimsel Araştırma için aşağıdakilerden hangisi doğru değildir?

a.     Yeni bilgiler elde etmeye yöneliktir.

b.     Mevcut bilgileri geliştirmeye yöneliktir.

c.     Bunların uygulanma şart ve imkânlarını belirlemeye yöneliktir.

d.     Yanlışlanması imkânsız bilgiler elde etmeye yöneliktir.

4-     Belirli bir şartlar setinin her tahakkukunda aynı şekilde sonuçlanan olaylara ne denir?   a-kesin olaylar, b- tesadüf olayları, c- fenomenler, ç- bilimsel olaylar

5-     Fenomen deyince aşağıdakilerden hangisi anlaşılmaz? A- Duyularımızla algıladığımız her şey, B- Sezgilerimizle algıladığımız her şey, C- Aklımızla ve şuurumuzla algıladığımız her şey, D- Üç şık da doğrudur

6-     Duyularımızla, sezgilerimizle ve şuurumuzla algıladığımız şeylere ne denir?

         a- Varyant, b- Veri, c- Fenomen, ç- Ünite

7-     Bir bilginin bilimsel olması için aşağıdaki özelliklerden hangisi şart değildir? a- genellenebilir olması, b- sayısal olarak ifade edilmiş olması, c- ampirik olarak test edilebilir olması, ç- sistematize edilmiş olması.

8-     Bilimsel çalışmaların maksadı aşağıdakilerden hangisi değildir?

a.     Bilgileri düzenlenmiş hale getirmek

b.     Gözlemlediğimiz fenomenin hangi şartlarda gerçekleşeceğini gösteren modeller kurmak

c.      Şartlar değişince sonucun nasıl değişeceğini açıklayan modeller kurmak

d.     Tarih öncesi bir dönemde cereyan etmiş ve tekrarlanarak denenmesi mümkün olmayan bir olayla ilgili görüşler belirtmek

9-     Bilimsel Yöntem,

a-Deneme yanılma yöntemidir.

b-Okuduklarını ezberleyerek öğrenme yöntemidir

c-İyi ders çalışarak yüksek not almaktır

d-Dinleme, görme ve işitme duyularımızla algılamaktır.

10-  Yöntem ne demektir?

a- Fenomenleri gözlemleme yoludur

b- Fenomenleri ve aralarındaki ilişkileri anlamak ve aralarındaki ilişkileri kavramak için takip edilen yoldur

     c- Deneme yanılma işlemleridir

     d- Bilimsel araştırmalarla elde edilen bilgileri yorumlama gayretidir.

ORHAN KAVUNCU

 

KAYNAKLAR

-Esen M., 2008, Matûridî'nin Bilgikuramı ve Bu Bağlamda Onun Alem, Allah ve Kader Konusundaki Görüşlerinin Kısa Bir Tahlili, AÜİFD, XLIX,Sayı II:45-56, Ankara.


Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x

Toplam Yorum Sayısı 1

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Tırak Kor 2 hafta önce yorumlandı

sayın kavuncu..haberalp te ilk kez....**gazi kamal atatürk ün ismi kullanılmadan bilimsel bir yazı yazmanız gerçekten bu yazının haberalp gibi bir portalde yayınlanması beni umutlandırdı.sizi tebrik ederim.her ne kar avrupa öykünmeli kullanılan bilim-teknoloji ve sosyaliteye etkilerine dair bilgilerin geçmişte bizim atalarımızında bu konuda bayağı *başat.ilmi mülahazalarını buraya aksettirmenizde *milli-yerli olmuştur.teşekkürler.

0 Kişi beğendi.