ÇOBANLIKTAN YETİŞME GÜMÜŞHANELİ TARIM UZMANINDAN TESPİTLER!

07 Temmuz 2020 Salı 21:36

Mera kanunu uygulamaları yanlış anlaşılmalara sebep veriyor.

ÇOBANLIKTAN YETİŞME GÜMÜŞHANELİ TARIM UZMANINDAN TESPİTLER!
Mera kanunu uygulamaları yanlış anlaşılmalara sebep veriyor.

Arzular ve Kabaköy yaylaları Cumhuriyetimizin kurulduğu günden bugüne kadar bu iki köy tarafından kullanılan kadim yaylalarımızdandır. Bu yaylalar cumhuriyetin kuruduğu ilk yıllarda hazineden para karşılığı satın alınmıştır.  Bir asırdan bu yana tapulu arazilerimizin de bulunduğu yaylamız belde halkı için büyük bir önem arz etmektedir. Kadastro çalışmaları sonucunda da bu yayalarda bulunan tapulu araziler tekrar tescil edilmiştir. Yaylaların kadim kulanım hakkı Arzularkabaköy Beldesine aittir. Kadastro çalışmaları esnasında Yitirmez Köyü ile birlikte kadastrosunun yapılması kadim kullanım hakkının ortadan kalktığı anlamına gelmez.



Çimento fabrikasının çevreye verdiği kirlilik beldede tarımı yapılamaz hale getirmiştir.  Bin bir emeklerle yetiştirilen tarım ürünleri insan sağlığı için büyük bir tehdittir. Bu yaylalar yörede çimento fabrikasının tozu altında yaşayan Belde halkının nefes alma yeridir. Yeşilin azaldığı, betonlaşmanın çoğaldığı bu süreç insanları yeni arayışlara sevk edecektir. Çok yakın bir gelecekte bu yaylalarda bulunan tapulu tarım arazileri belde halkının temiz hava soluduğu, organik tarım ve hayvancılık yaptığı araziler olacaktır. Bugün kıymetini bilmesekte yaylalarımız gelecekte bizim yaşam alanımız olacaktır. Çünkü temiz hava orada, orman orada, mera orada, temiz su orada, yeşillik orada.



Bugün büyük şehirlerde yaşayan ve maddi imkânı yerinde olanlar şehir dışında tarım arazileri, edinerek yeni ve daha temiz bir yaşam arayışı içerisindedirler. Satın aldıkları bu topraklarda kendi özel çiftliklerini kuruyor, eskiden olduğu gibi kendi etini, sütünü, peynirini, yoğurdunu, yumurtasını, patatesini, fasulyesini, domatesini, soğanını üretiyorlar. Bunu yaparken de yaşadıkları bu hayattan büyük bir haz alıyorlar. Hayatın böyle daha güzel ve daha anlamlı olduğunu farkına varmışlar.  Bu imkânı bulamayanlar ise şehirlerde apartman hayatına mahkûm olarak dört duvar arasında ömürlerini tüketiyorlar. Maalesef bu durum hem topluların sağlığını bozduğu gibi bu şartlarda yetişen genç nesiller köklerinden kopuk, su yüzeyinde kendini rüzgara bırakan yaprak gibi yalpalayıp duruyorlar.  Bu şekilde yetişen gençlik amaçsız bir güruh olarak karşımıza çıkıyor.



Bizler şehirden taşıyarak köyde tüketmeye daha faza devam edemeyiz. Tarım ihmal edilebilecek bir konu değildir. Petrolden daha önemli son derece stratejik bir konudur. Daha bir yıl öncesinde soğan, patates ve diğer tarım ürünlerinin arzında ülkemizde yaşanan kaosu hepimiz gördük.  83 milyonluk bir ülkeyi dışarıdan ürün ithal ederek doyurulamayacağını çok şükür ki anladık. Ardından yaşadığımız koronavirüs pandemisi bu durumu perçinledi. Arabamız kapımızın önünde deposu da dolu duruyordu ama arabamıza binemiyorduk. Apartmanlarımızda hapis kalmıştık. Alışveriş merkezleri müşteri bulamadığından kendiliğinden kapanmıştı. Ama hepimiz günde üç öğün yemek yemeğe devam ediyorduk.



Bütün ülkeler bir anda kapılarını kapattı. Ticaret turizm durmuştu. Ülkeler peş peşe tarım ürünleri ihracatına kısıtlamalar getirmişti. Bu şu anlama geliyordu. Buğdayınız yoksa ekmek, makarna, pilav yemeyeceksiniz demekti. Bugün kapımızın önündeki bir metre kare torağın bile ekilerek üretime kazandırılmasının konuşuyoruz. Her şerde bir hayır vardır derlerdi, aynen öğle oldu. Bizde bunu bizzat yaşayarak yeniden öğrenmiş olduk.



Sonuç olarak kırsaldan kente göçü teşvik eden anlayıştan bir an önce vazgeçmeliyiz. Bu uygulama sununda köylerimiz maalesef boşaldı. Şehirlerde varoşlar oluştu. Devletimiz bu varoşlarda yaşayan insanlarımıza hizmet götürmede yetersiz kaldı. Köyler boşalırken varoşlardaki çocuklar 50-60 kişilik sınıflarda eğitim almaya çalıştılar.  Bunun sonunda ülkemizdeki tarım arazileri terk edilmiş ve atıl duruma düşmüştür. Diğer yandan şehirlerin yakınlarındaki tarım arazileri de, hobi bahçeciliği adı altında yeniden bir gecekondu sorunu yaşanmaktadır. 



Bu kötü gidişe bir son verilmelidir. Köylerimizdeki küçük aile işletmeleri desteklenerek ailelerin kendi ihtiyacı olan tarımsal ürünleri üretmeleri teşvik edilmelidir.  Bu şekilde üretilen yöresel ürünler hem aile hem de toplum sağlığı açısından çok büyük öne arz etmektedir.  Kırsalda yaşam teşvik edilmelidir.

07.07.2020                                                                           

 

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x

Toplam Yorum Sayısı 1

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Köksal KAYA 1 ay önce yorumlandı

Selamunaleykum Başkan Örnek Duyuruna Tebrikler. Arzular Kabaköy'de Yetişmiş Bilgili ve Orada Yaşayan İNSANLAR Bu Hatayı Nasıl Farketmezler ki. Yılar Önce O Yaylaları Rahmetli BABAM la Gezmiştik. Sizin Organize Ettiğiniz YAYLA Şenliğine Ailece Katılmıştık. Umarım O Güzellikler Yeniden Yaşanır. En Önemlisi 'de TARIM ve HAYVANCILIK Yeniden Çoğalarak Yapılır. Gümüşhane AKPINAR Köyü Dahil Gidenler Araziye Değer Verip Bir Şey Eken Bir Fidan Diken Yok. Hep Hazır Yiyorlar. Allah NESLİMİZİ Çalışkan Üreten Olmasını Nasip Etsin inşAllah Amin.

0 Kişi beğendi.