Doğan Cüceloğlu’ndan 10 yıl önceki bir yazı: "İşin gerçeği; işte buyuz!"

22 Şubat 2021 Pazartesi 11:50

Amerika’dan gelen bir misafirime su verdim, boğazına kaçtı, öksürdü, “helal” dedim. Anlamadı. Ne anlama geliyor, diye yüzüme baktı. Anlatmaya çalıştım. “Helal” kavramını daha iyi anlatabilmek için “haram” kavramını anlatmaya çalıştım.

Doğan Cüceloğlu'ndan 10 yıl önceki bir yazı:

Rahmetli Doğan Cüceloğlu'ndan 10 sene evvelki bir yazı

*İşin gerçeği; işte buyuz!*

Amerika’dan gelen bir misafirime su verdim, boğazına kaçtı, öksürdü, “helal” dedim. Anlamadı. Ne anlama geliyor, diye yüzüme baktı.
Anlatmaya çalıştım.
“Helal” kavramını daha iyi anlatabilmek için “haram” kavramını anlatmaya çalıştım.

Suyu sana helal ediyorum, için rahat olsun dedim.
Helal etmesen ne olur, dedi. “Kul hakkıyla karşıma gelmeyin” anlayışından söz ettim.
Dikkatle dinledi.
Bu dediğin bir değer olarak yaşıyor mu, yoksa bir slogan gibi konuşulan alışkanlık haline gelmiş bir söz mü, diye sordu.

Ne fark eder eder, diye sordum.
Gerçekten bir değer olarak yaşıyorsa,
Sizin ülkenizde rüşvet ve hak yeme olmaması gerekir,
İnsanların birbirini kazıklamadığı bir toplum olmanız gerekir, diye düşünüyorum dedi.

Yüzüne baktım. Göz göze bakıştık. Yalan söyleyemedim.

Biz dedim, yalan söyler, kazık atar ve hak yeriz.
Ama dürüstlüğü dilimizden hiç düşürmeyiz.
Güçsüzsen, arkan yoksa, sıradan bir vatandaşsan, bu ülkede hakkını araman çok zor, hakkını elde etmen daha da zor.

Örneğin, rüşvet vermeden bir inşaat ruhsatı alman mümkün değildir. Ve bunu herkes bilir.

Rüşvet alanların çoğu oruç tutar, rüşvet alan belediyeler ramazanda iftar sofraları kurar. Ve bu sofralarda hakkını helal etmekle ilgili konuşursan, Yüce Allah’ın “karşıma kul hakkıyla çıkmayın,” dediği bir dinimiz olduğu söylenir.
Bunu rüşvet alanlar söyler.
Söylediğimiz yalana inanana enayi olarak bakarız ve onu kazıklamaya hak kazanırız.
Ama senin içtiğin suyu helal etmeyi de ihmal etmeyiz.

Peki, neden böyle, diye sordu.
Çünkü biz inanırmış gibi konuşmaya önem veririz, ama konuştuğumuz gibi yaşamaya önem vermeyiz, dedim.
“Mış Gibi Yaşamlar” adında bir kitabım olduğunu ve orada anlattığımı söyledim.

".... -Mış gibi" tanımını anlamakta zorlandı, ama sonunda anladı.
Neden mış gibi, diye sordu. Güldüm, Len yetti gari çok sorma, suyumu haram ederim yoksa, dedim.
Doğan Cüceloğlu (29.08.2010)

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x