DURUM SANDIĞIMIZDAN DA VAHİMMİŞ!

16 Ekim 2020 Cuma 12:46

Hani uçuyoruz deniliyordu ya! Meğerse uçurumdan aşağı uçuyormuşuz. Durum sandığımızdan daha da vahimmiş. Çaresi, şükür, sabır, acıyı bal eylemek. Sakın bunları ben söylüyorum, yersiz yere muhalefet ediyorum falan sanılmasın, bizzat sayın bakanlar söylüyor. Vah ki ne vah!

DURUM SANDIĞIMIZDAN DA VAHİMMİŞ!
Hani uçuyoruz deniliyordu ya! Meğerse uçurumdan aşağı uçuyormuşuz. Durum sandığımızdan daha da vahimmiş. Çaresi, şükür, sabır, acıyı bal eylemek. Sakın bunları ben söylüyorum, yersiz yere muhalefet ediyorum falan sanılmasın, bizzat sayın bakanlar söylüyor. Vah ki ne vah!

Öncelikle hemşerimiz Ticaret Bakanı Sayın Ruhsa Pekcan’ın cevaplarından söz edelim. Malum Partili Cumhurbaşkanlığına geçtiğimizden bu yana TBMM’nin halktan aldığı denetim yetkisi neredeyse sıfırlandı. Güven oyu yok, gensoru, bakanlara veya topyekun hükümete güvensizlik oyu yok, düşürme yok, meclis soruşturması açılması neredeyse imkansız bir oy çoğunluğuna bağlandı. Meclis araştırmaları deseniz iktidar ve stepnesi parti milletvekilleri tarafından içeriğine bakılmaksızın anında reddediliyor. Geriye, milletvekillerinin bakanları sorgulayabilecekleri bir tek soru önergesi hakları var. Onu da çoğu cevaplamıyor zaten, çünkü yaptırımı yok. Sorulara usule uygun, mertçe cevap veren sayın bakanlar tebrik ediyorum.

 Efendim ben görmedim ama bazı marketlerde, bebek mamaları üzerine alarm takılmış. Tıpkı rakı şişeleri, çoklu jilet paketleri ve yükte hafif pahada ağır diğer ürünlerde olduğu gibi. Fiyatları da ateş pahası yanına yaklaşılmıyor. Bir CHP’li vekil de bebek mamalarındaki bu fahiş fiyat artışının sebebini Ticaret Bakanından sormuş. Sayın Bakan hiç kıvırmamış, verdiği yazılı cevapta fiyat artışlarının dövizdeki olağan dışı yükselişten kaynaklandığını mertçe itiraf etmiş. Kıvırabilirdi de. Diyebilirdi ki; pandemiden dolayı ithalatta zorluklar var üretim daraldı, talep arttı bu yüzden fiyatlar yükseldi. O doğru olanı yaptı hem de “dolarla mı maaş alıyorsunuz” diye soran sayın bakanla ters düşme bahasına doğruyu söyledi. Demircili olarak gurur duydum.

Şimdi diyecekler ki; siz bebek mamasıyla mı beslendiniz? Hayır! Elbette ki değil, biz büyürken annelerimiz mama yapar içine de birçok besleyici vitamini bol, sebze, meyve ezer koyardı. 12 yaş küçüğüm kız kardeşim büyürken izlerdim, pirinç unu bile paketle alınmaz elektrikli kahve değirmeninde kendimiz öğütürdük. O zaman her şey doğaldı, hormon bilinmez, suni gübre sebze meyvede kullanılmazdı. Sütümüz kapıdan hilesiz alınırdı, hayvanlar da suni yem hormonlu gıda yemezler tamamen doğal beslenirlerdi. Sabah programlarında diyetisyenler, hocalar birer birer televizyonlara çıkıyor hem yetişkinlerin hem bebeklerin nasıl sağlıklı besleneceklerini ballandıra, ballandıra anlatıyorlar. Her geçen gün de yeni bir ürün mucize gıda diye tanıtılıyor. Son günlerde revaçta olan avokado ve ejder meyvesi, bir iki sene önce de altın çilek modaydı. Her derde deva Amasya elmasının adı bile yok. Fiyatlar da el yakıyor. Gazipaşalı bir üreticimiz tropikal bir bitki olan ejder meyvesini üretmeyi başarmış, komşuları da üretiyor artık. Geçen gün pazarda gördüm tanesi 30-35 TL’ye satılıyor, 100 gram bile gelmez. Satılıyor mu? Diye sordum “herkes bir günlük bile olsa saraylılığa özeniyor, başka şeyden kısıp alıyorlar” cevabını aldım. Şahsen ben almam ejder meyveli smoothy içmezsem ölmem, içersem de boyum büyümez. Şimdiki analar bu fiyatlarla nasıl kullansınlar? Zaten çoğu çalışan kadın mecbur alıyorlar hazır mamaları.

Bir diğer büyük gaf da çalışma bakanından geldi. Hanımefendi diyor ki; emeklinin arkasındayız. Şu kadar para ödedik falan deyip pot üstüne pot kırıyor. Yahu sen kimin parasını kime ödüyorsun da bunu reklam ediyorsun. O para benim param, tam 39 yıl boyunca kuruş, kuruş ben sana ödedim, işyerim de ödedi, şimdi ödediğim parayı kanunlara göre kısmen bana geri ödüyorsun. Bu senin bana ve tüm çalışanlara taahhüdündür. Ne kadar ömrüm kaldı bilemem ama ödediğim paranın tamamını alacak kadar yaşar mıyım Allah bilir.

Demek ki durum sandığımızdan daha vahim meğerse emekli maaşını ödeyemeyecek noktaya gelmişiz de parayı bulunca sevinip reklamını yapıyorsunuz. Birileri ben dolara bakmam diyor ama vatandaşın haline de bakan yok.

Sayın Akşener 70 cente muhtaçken bile emekli maaşı konu edilmedi diyor. Bu sözü söyleyen rahmetli Süleyman Demirel’di. Rahmetli Ecevit bu sözü çok kullandı zaten Hükümeti eleştirecek başka da argümanı kalmamıştı. Bilmeyenler için işin aslını anlatayım.

1979 ara seçimleri ve üçte bir senato yenileme seçimlerinde Adalet Partisi %54 CHP %29 oy aldılar. AP ezici bir farkla seçimi kazandı. Merhum Ecevit, sonuçlar meclis aritmetiğinde çoğunluğu değiştirmese bile, millet bize muhalefet görevi verdi diyerek istifa etti. Ülke yangın yeriydi, Ecevit’in Güneş Motel hükümeti ülkeyi yokluklar ve kıtlıklar ülkesine çevirmişti. Gaz, tüpgaz, yağ, sigara, akaryakıt, şeker ve daha birçok üründe arz talebi karşılayamıyordu, karaborsa ve kuyruklar almış başını gitmişti. Döviz darboğazı had safhadaydı. Demirel MHP, MSP, GP ve bağımsızların desteğiyle azınlık hükümeti kurdu. Ekonomik istikrar paketiyle kısa zamanda yokluklara son verdi. Hergün bizzat il valilerinden temininde güçlük çekilen malları sorguluyor ve eksikler anında gideriliyordu. Yokluklar ve kuyruklar kısa zamanda giderildi ama döviz darboğazı devam ediyordu. Bu arada Suudi Arabistan hükümeti hac kotası getirdi. Bu hükümetin de işine geliyordu. Başta MSP olmak üzere hükümetin dış destekçileri ile AP gurubu Demirel’i hac kotasını kaldırtmadığı için eleştiriyorlardı. Demirel dış ortaklarını ikna etmekte gecikmedi. Yaptığı gurup konuşmasında da “biz 70 cente muhtaç haldeyiz siz neyin peşindesiniz” diyerek döviz darboğazına işaret ediyor ve milletçe kemer sıkmanın gereğini dile getiriyordu. Nitekim üç ay içinde enflasyon düşmeye başladı, yokluklar kalktı, üretim arttı, dövizdeki ikili fiyat yok oldu ve bulunabilir hale geldi. Ekonomi düzlüğe çıkmaya başladı ama ne yazık ki 12 Eylül darbesi önlenemedi, çünkü Hükümet ekonomiyle uğraşırken anarşi ve terörü önlemekle görevli olanlar maalesef “şartların oluşmasını bekledi”.

Sayın İlhan Kesici aylar öncesinden ekonomide karakışın gelmekte olduğunu söylemiş ilgilileri uyarmıştı. Ne yazık ki dinleyen olmadı, hala halk masallarla uyutuluyor. Maalesef durum sandığımızdan daha vahimmiş. Yazık!

Yazımızı merhum Demirel’in sözüyle bitirelim: “Boş tencerenin düşüremeyeceği hükümet yoktur”. Örnek arıyorsanız 79 ara seçimlerine bakınız. Kalın sağlıcakla…

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x