Evet, bilime güveniyorum

16 Aralık 2020 Çarşamba 10:50

Cumhurbaşkanı Erdoğan, defalarca “eğitim, öğretim, kültür alanlarında” başarılı olamadıklarını söyledi. Bence bunun sebebi muhafazakâr zihinlerin siyasete odaklanması, modern bilime gerekli ilgiyi duymamasıdır.

Evet, bilime güveniyorum

Cumhurbaşkanı Erdoğan, defalarca “eğitim, öğretim, kültür alanlarında” başarılı olamadıklarını söyledi. Bence bunun sebebi muhafazakâr zihinlerin siyasete odaklanması, modern bilime gerekli ilgiyi duymamasıdır.

Böyle olmasaydı Şehir Üniversitesi’ni kapatırlar mıydı?

Akademik atamalarda, kariyerden önce “bizden”i tercih ederler miydi?

Bilim deyince, gündemdeki konu aşı…

Bu sütunda “Bilime güveniyorum” diye yazmıştım.

“Ama eninde sonunda bilim bu doğal âfetin bir çaresini bulacak. Çeşitli ülkelerden ümit verici haberler gelmeye başladı zaten…” (17 Mart)

Bugün İngiltere, Almanya, Amerika, Çin ve Rusya Covid 19’a karşı aşı geliştirdiler, uygulamaya başladılar.

Türkiye’nin kendi aşısını Nisan’a uygulamaya başlamasını hepimiz ümitle bekliyoruz.

BİLİMİN DİNİ, MİLLİYETİ?

İki Türk bilim insanı, Uğur Şahin ve eşi Özlem Türeci Almanya’da BioNTech adıyla şirket kurmuşlar, bilimsel çalışmalar yapıyorlardı. Şirket Amerikan Pfizer’la ortak olmuştu.

Böyle bir iktisadi ve bilimsel zeminde, kendi deha ve enerjileriyle aşıyı buldular.

Merkel, onların Türk olduğunu belirterek açıkça kutladı.

Avrupa’daki ırkçılara iyi bir cevaptır bu.

Irkçılık ya da Hıristiyanlık duygularıyla, Almanya bu iki bilim insanını başlangıçta kabul etmesiydi, belli ki kaybeden Almanya olacaktı!

Amerika’da biyokimya mühendisliği doktorası yapan Lübnanlı Ermeni Nubar Afeyan on yıl önce Moderna şirketini kurmuş, şimdi aşıyı buldu.

Fareed Zakaria GPS’de kendisiyle mülâkat yaptı, onun “göçmen” kimliğine dikkat çekti.

Gelişmiş ülkeler en iyi üniversite ve laboratuvarlarıyla, maddi imkanlarıyla ve güven veren hukuk sistemleriyle bütün dünyanın parlak beyinlerini çekiyor.

Yüksek beyinler; din ve milliyeti, siyasi görüşü ne olursa olsun, Türkiye’ye lazımdır.

Bilim nötr alandır, dini, milliyeti olmaz. Bilimi yorumlayanın dini, milliyeti, ideolojisi olur.

BEYİNLER GİDİYOR

Batı’da yaşayıp bilimsel başarılar gösteren Türklerle haklı olarak gurur duruyoruz, başta Aziz Sancar Hocamız…

Ama temel mesele şu: Niye bizim üniversite ve laboratuvarlarımızda değil?

Elbette bizim de dünya standartlarında bilim insanlarımız var. Fakat hem yeterli sayıda değil, hem ülkenin siyasi atmosferi Türkiye’ye beyin çekmiyor, hatta itiyor!

Bilimin gelişmesi için yurt dışına daha çok öğrenci göndermeliyiz, Çin’in yaptığı gibi…

Ama Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylemiyle, “Yurt dışında okuyanlar çoğu zaman Batının kültür ajanı olup dönüyorlar” derseniz… Yurt dışına gidenlere “biletlerini verip gönderelim” derseniz… Atamalarında liyakatten önce “bizden” tercihi yaparsanız beyinleri çekemezsiniz.

İktidarın 11. Kalkınma Planı’nda da dışarıya beyin göçü verdiğimiz belirtiliyor. Sebeplerinin ve geri dönmeleri için neler yapmak gerektiğinin araştırılacağı ifade ediliyor. (§ 574)

Bir buçuk yılı geçti, böyle bir araştırma görmedik.

Son beş altı yıldır yatırımcı çekemeyen bir siyaset, beyinleri çekebilir mi?

‘BATI TAKLİTÇİLİĞİ’

İslamcıların modernleşme tarihimizi “taklitçilik” diye eleştirmelerinde gerçek payı vardır. Ziya Gökalp de Tanzimatçıları böyle eleştirmişti.

Fakat Gökalp “Batı bilimi”nin değerini biliyordu, modern sosyal bilimlerin ülkemize getirilmesindeki öncülerden biriydi.

Eleştirel düşünce yanlış eleştiri yapsa bile ufuk açıcıdır.

Sorun, İslamcıların “Batı taklitçiliğini” eleştirirken “modern bilim”i sahiplenmekten de uzak durmalarıdır.

Rönesans’ın Müslümanlardan esinlendiğini gururla söylüyorlar ama Farabi’yi, İbn Sina’yı, İbn Heysem’i, İbn Rüşd’ü niye unuttuklarını, Batı’nın niye onların çok daha ilerisine gittiğini araştırmıyorlar!

Varsa yoksa siyaset!

Bu bakışla eğitimde, kültürde başarılı olmak mümkün mü?

ZİHİNLERİ AÇMAK

Halbuki İbn Haldun, Yunan bilim ve felsefesini öğrenmenin Müslümanlar için son derece yararlı olduğunu anlatırken, “Keldanilerin, Süryanilerin, Kıptilerin, Babil halkının ilmi nerede? Bize sadece Yunanlıların ilmi kaldı” diye yakınır! (Mukaddime, Uludağ tercümesi, I, s. 260)

İbn Haldun, Cemil Meriç’in deyişiyle, “Ortaçağın karanlık gecesinde muhteşem ve münzevi bir yıldız; ne öncüsü var ne devamcısı.”

Bugün İbni Haldunlar çıkarabilmek için başta modern bilim olmak üzere zihinlerin İbni Haldun kadar “yabancıların bilimlerine” açık olması şarttır.

Her başarının ön şartı.

Taha Akyol

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x