Evlek Evlek Sattık, Böyle Böyle Battık

25 Ocak 2013 Cuma 10:35

Vatan toprağı kutsal mıdır? Kutsallar namus değil midir? Çanakkale Savaşı, Milli Mücadele boşuna mı yapılmıştır? İstiklâl Marşı saçma mıdır? Müslüman gibi yaşamak için hür ve bağımsız vatan şart değil mi?

Evlek Evlek Sattık, Böyle Böyle Battık

 Vatan toprağı kutsal mıdır? Kutsallar namus değil midir? Çanakkale Savaşı, Milli Mücadele boşuna mı yapılmıştır? İstiklâl Marşı saçma mıdır? Müslüman gibi yaşamak için hür ve bağımsız vatan şart değil mi?

ŞİMDİ SIRADA MERA VE YAYLALARIMIZ VAR!



Neden mi? Bakın neler oldu da seyrettik.



“2644 sayılı Tapu Kanunu`nda değişiklik yapılarak yabancıların edinebilecekleri taşınmaz miktarı 2,5 hektardan 30 hektara (300 000 m²) çıkarıldı, Bakanlar Kurulu’na bu miktarı 60 hektara çıkarma yetkisi tanındı. Hem de mütekabiliyet ilkesi aranmıyor,  çokuluslu şirketler bile Türkiye’den toprak alabiliyor.



Cumhuriyet tarihimiz boyunca gerçekleşen toprak satışlarının yüzde 90’ı son on yıllık dönemde yapıldı. 2003 yılına kadar 80 yıllık Cumhuriyet tarihimizde yabancılara sadece 12 km² toprak satılmıştı. Son on yıllık dönemde ise bu rakam 11 kat büyüyerek 137 km² yi buldu!



Önceki kanuna göre “yabancılara satılacak toprak miktarı imarlı alanların yüzde 10’u”nu geçemezken, Hükümetin yeni düzenlemesi ile yasa metnine “özel mülkiyete dâhil alanların yüzde 10’unu geçmeyecek” ibaresi kondu. Böylece “imarlı alan” terimi yerine “özel mülkiyete dâhil alan” terimi konarak, satışa konu olabilecek toprak alanı genişletildi, tarım alanları ve benzerleri de “satılabilir toprak” statüne dâhil edildi. Ayrıca bir defada satılabilecek toprak miktarını 2,5 hektardan 60 hektara çıkarıverdiler.



Tarihimiz den bir hatırlatma.



Sultan Abdüllhamid’in kendisinden toprak talep edenlere karşı Türk – Hun Hakanı Mete’nin kendisinden toprak talep edenlere verdiği cevabından farkı olmayan asil cevabı:



“Eğer Bay Herzl, senin arkadaşın ise ona söyle, bu meselede ikinci bir adım atmasın. Ben bir karış dahi olsa toprak satmam. Zira bu vatan bana değil, milletime aittir. Milletim, bu vatanı kanlarıyla mahsuldar kılmışlardır. O bizden ayrılıp uzaklaşmadan, tekrar kanlarımızla örteriz. Benim, Suriye ve Filistin alaylarının askerleri birer birer Plevne’de şehit düşmüşlerdir. Bir tanesi bile geri dönmemek üzere hepsi muharebe meydanında kalmışlardır. Devlet-i Aliyye bana ait değil, Türk milletinindir. Ben onun hiçbir parçasını veremem. Bırakalım Musevîler milyonlarını saklasınlar, benim imparatorluğum parçalandığı zaman, Filistin’i karşılıksız ele geçirebilirler. Fakat yalnız bizim cesetlerimiz parçalanarak, bu ülke taksim edilebilir. Ben, canlı bir beden üzerinde ameliyat yapılmasına asla müsaade edemem. (Yaşar Kutluay, Türkiye ve Siyonizm, İstanbul, 1973, s. 108-109)



Daha sonra Filistin halkının veya halktan birilerinin değil ama yönetimdekilerin toprak satışı ihaneti ile İsrail Devleti kuruldu. O günden beri de Filistin halkı huzur bulamadı.



 



Şimdi de;



Umursamamakta, farkında olmamakta inat etsek de Türk Devleti ve milletinin geleceği bakımından dehşete düşüren uygulamaları yaşıyoruz. 



Hesap vereceğiz. Çünkü sorumluyuz. Deve kuşu misali duymamak, bilmemek bahane değil. Destek verdiklerimiz, yetki verdiklerimiz yapıyor bunları.



Toprak satılması, memleketin toprağının başka milletlere satılması kadar kötü bir şey yok. Hiçbir millet de bunu yapmamış. Almanlardan, Fransızlardan bir ev alabilirsiniz ama toprağını alamazsınız. İngiltere'de kendi insanı bir ev alabilir ancak toprağı onun olmaz. Amerika'da bir arsa alınabilir, ancak biraz büyük arsa almaya kalkılırsa 'neden, nedir' diye soruşturulur. Bizde ise hektarlarla arazi satılıyor dışarıya.



Yabancıya toprak satışı ülkenin temel üretim varlığının, millî servetinin satılmasıdır. Toprak satışı sadece bir mülkiyet devri değildir; devleti satmak demektir, egemenlik ve bağımsızlıktan vazgeçmek demektir, müslümanca yaşamanın tehlikeye girmesi demektir. Satılan her bir toprak parçası; zamanla, ülkemizde yabancı azınlıkların oluşmasına, ekonomik ve siyasî taleplerin ortaya çıkmasına, yabancıların uyruğu oldukları devletlerin iç işlerimize karışmasına yol açacaktır.



“Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!



Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.



Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.



Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.



 



Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?



Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!



Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,



Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.”



 



Vatan toprağı kutsal mıdır? Kutsallar namus değil midir? Çanakkale Savaşı, Milli Mücadele boşuna mı yapılmıştır? İstiklâl Marşı saçma mıdır? Müslüman gibi yaşamak için hür ve bağımsız vatan şart değil mi?

Halimize bakılırsa öyle!



"Ülkücü Haber. Mustafa Keskin"
Ulkucuhaber.com'dan Alıntıdır.

KONUYA İLİŞKİN SABRİ ŞENEL'İN YETİŞEN ALIYOR YAZISINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN...

Yorum Gönder

@name x