FİLİPİNLERİN BAŞINA GELENİ ANLAYABİLSEYDİK IRAK SURİYE ÖRNEĞİ YAŞANIR MIYDI?

01 Temmuz 2020 Çarşamba 08:53

Deniz yoluyla soyulacak yeni yerler arayan ilk organize devlet, İspanya olmuştu. Kristof Kolomb ve sonraki gruplar eliyle Güney Amerika'da ve Asya'da çok fazla yer işgal ettiler. Buralardan birkaç yüzyıl içinde, binlerce gemi dolusu Altın ve on binlerce gemi dolusu gümüş çalarak Ispanya'ya getirdiler.

FİLİPİNLERİN BAŞINA GELENİ ANLAYABİLSEYDİK IRAK SURİYE ÖRNEĞİ YAŞANIR MIYDI?

 Deniz yoluyla soyulacak yeni yerler arayan ilk organize devlet, İspanya olmuştu. Kristof Kolomb ve sonraki gruplar eliyle Güney Amerika'da ve Asya'da çok fazla yer işgal ettiler. Buralardan birkaç yüzyıl içinde, binlerce gemi dolusu Altın ve on binlerce gemi dolusu gümüş çalarak Ispanya'ya getirdiler.

Bunların hiçbirine bir kuruş vermedikleri gibi, sahiplerinin tamamını da hunharca öldürdüler.
Diğer ticari mallar da ayrıca çok fazla kazanç getirmişti.
Ispanya'nın ardından Hollanda, Portekiz, Ingiltere, Fransa ve son olarak da ABD aynı yoldan dünyayı soymaya devam etti.
Zamanla Ingiltere daha baskın çıkarak, Ispanya'nın işgal ettiği yerlerin büyük bir kısmını elinden zorla aldı.
Son olarakta ABD, 1800'lerin sonunda, Küba'yı Ispanya'nin elinden aldı.
1898 yılında da ABD, İspanya ile anlaşıp 20 milyon dolar vererek Guam, Portoriko ve Filipinler'i İspanya'dan satın aldı.
Düşünün ki, hırsızlar işgal ettikleri ülkeleri birbirlerine toptan satabiliyorlar.
Artık Filipin adaları ABD'nin sömürgesi olmuştu.
ABD senatosunda bir konuşma yapan Albert Beveridge şöyle söylüyordu.
"Pasifik bizim okyanusumuzdur. Üretim fazlamızın tüketicilerini bulmak için heryeri işgal etmeliyiz. Pirinç, kahve, kakao, kendir, tütün vs filipinlerde çoktur. Filipinlerdeki ormanlar, bütün dünyanın gelecek yüzyılda bile ihtiyaç duyacağı mobilya için yeterli malzemeyi sağlar. Bazı dere yataklarında da som altın külçe var." Diyordu.
1901 yılında Philadelphia'da çıkan Ledger gazetesinin Manila muhabiri şu haberi yaziyordu.
"Askerlerimiz, erkekleri, kadınları, çocukları, mahkümları, esirleri, asi eylemcileri, on yaşındaki çocuklara kadar bütün halkı ortadan kaldırmak için uğraştılar. Çoğunu öldürdüler.
Askerlerimiz, esir aldıkları halkı konuşturmak için ağızlarına tuzlu su pompalamışlar.
Teslim olan esirlerin birçoğunu köprüye dizip ateş ederek, kurşun dolu vücutlarını nehre atmışlar.
Filipin halkının üçte biri birkaç yıl içinde ya öldürüldü ya da bulaşıcı humma ile ortadan kaldırıldı."
Şeklinde, Filipinler'in başkenti Manila'dan ABD'ye haber iletti.
Ünlü ABD'li yazar Mark Twain, Filipinler savaşı konusunda şunları yazdı.
"Adadaki birkaç bin kişiyi susturup gömdük, tarlalarını dümdüz ettik. Köylerini yaktık. Dullarla yetimleri kapı dışarı ettik. Geri kalan 10 milyon kişiyi de asimile ettik ki bu, onları kurşuna dizdik demenin dindarca biçimidir.
Sonunda bayrağımızı Filipin'lere diktik.
Bu sayede dünya gücü olduk."
Demişti.
Artık Filipinleri ABD'li bir vali yönetmeye başlamıştı. Filipinlerde, açlık, sefalet, hastalıklar, iflas, diktatörlük, terör, isyan ve esaret hiç bitmedi.
Filipinlerin, Endonezya'nın, Küba'nın, Havai'nin, Haiti'nin, Meksika'nın, Güney Amerika'nın başına gelenleri doğru öğrenebilseydik:
bugün Irak'ta, Suriye'de, Libya'da, Afganistan'da yaşananları önleyebilirdik.
Türkiye'nin başına gelenlerin ve geleceklerin çoğu da yaşanmazdı.
Son yaklaşmadan, dünya tarihini yeniden düşünelim, tercihlerimizi yeniden belirleyelim.
Günlük polikaların bizi oyalamasına, uyutmasına izin vermeyelim.
Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x