Gara Operasyonu Türkiye’nin güney hudutları meselesi

22 Şubat 2021 Pazartesi 11:36

Ne zamandan beri tembelliğim tutmuştu yazı yazmıyordum. Nesrin Alhanlıoğlu Hanımefendi telefon açtı: Suat sesini duyamıyoruz, sana ne oldu dedi, bu K. Irak GARA Harekâtını sordu. Ben fikrimi söyledim. Bu sözlerimin yazıya dökülmüş hali budur:

Gara Operasyonu Türkiye'nin güney hudutları meselesi
Ne zamandan beri tembelliğim tutmuştu yazı yazmıyordum. Nesrin Alhanlıoğlu Hanımefendi telefon açtı: Suat sesini duyamıyoruz, sana ne oldu dedi, bu K. Irak GARA Harekâtını sordu.
Ben fikrimi söyledim. Bu sözlerimin yazıya dökülmüş hali budur: 
Kuzey Irak hudutları içindeki Gara’ya yapılan operasyon iç ve dış dünyada geniş tesirler meydana getirdi.
2015 tarihinden bu tarafa bir kısım kamu görevlileri ve sivil vatandaşlar terörist eşkıyalar tarafından kaçırıldı. Mağaralarda işkence gördü, aşağılandı, delik bucak saklandı.
Bu harekâttan sonra anlıyoruz ki bunlar Gara denilen mağaralar zinciri içinde hapsedilmişler. Devlete karşı koz olarak kullanmak için saklanmışlar. 
Bu kişiler çeşitli diplomatik yollarla kurtarılabilirdi, şöyle yapılabilirdi böyle yapılabilirdi. Her tercihin bir bedeli, her teklifin devlet anlayışı ile bağdaşmayan yönleri vardır. Eğer bir örgütle pazarlığa oturuyorsanız, siz onu, zımnen tanıyorsunuz demektir. Efendim Fethullah Erbaş gibi bir adamı bulalım gönderelim, alsın getirsin! HADEP aracı olsun, Sırrı Süreyya Önder bu işi çok iyi yapardı gibi fikirler, bu meyanda çözüm teklifleri çoğaltılabilir, Mazlumder gitsin, Joe Biden emir versin, 5 seneden beri neden sahip çıkmadınız gibi sözler temelsiz fikirlerdir. Şimdiye kadar niye beklediniz neden daha önce yapmadınız gibi sözler kabul edilir cümleler değildir. Mantıki dayanaktan yoksundur. Eğer GARA’ya bir operasyon planlanıyorsa, yapılıyorsa, bununla ilgili istihbarat bilgileri toplanmışa bu vatandaşlarımızın akıbetini devletin unutmadan 5 seneden beri takip ettiğini göstermektedir. 
Meselenin bir de şu yönü var: Türkiye bundan böyle terör örgütlerini muhatap almayacağını, zımnen onları tanıma anlamına gelecek bir eylem içinde olmayacağını göstermektedir. Her harekâtın bir riski vardır. ll. Viyana Kuşatmasında muvaffak olsaydık, bu gün sınırlarımız Atlantik kıyılarında olacaktı. Kader geri tepti, bu günkü sınırlara geriledik. Nihai ilahi kaderin bizi neye hazırladığını şu anda bilmiyoruz ancak bu günkü geri çekiliş belki bir yayın gerilmesi gibi daha büyük atılımların habercisi olacaktır.
GARA harekâtı kararı büyük bir karardır. Cesur bir karardır. Eğer rehineler eşkıyaların elinden kurtarılmış olsaydı, bir daha adam kaçırmak, insanları dağa kaldırmak katiller için çok riskli hale gelecekti. Bu harekât bu haliyle bile dağ eşkıyasının gözünü korkutmak, saklanacak delik bucak bulamayacakları noktasında gereken tesiri fazlasıyla yapmıştır. 
Efendim daha iyi istihbarat yapılsaydı, mağaranın 7 kapısı olduğu tespit edilseydi, demir kapıları kesmek için asetilen tüpü götürülseydi, rehineleri kurtarmak için dağ tepeden delinseydi, eşkıyayı uyutacak gaz atılsaydı, harekât gündüz yapılsaydı, Iraklı yetkililere bilgi verilmeseydi, gizlilik ihlal edilmeseydi, bir operasyon yapılacağı sinyali verilmeseydi gibi ipe sapa gelmez söz ve konuşmaların mantıki dayanağı yoktur. Bu iş yapılmış ve bitmiştir. Aslında eşkıya yıldırılmış ve maksat hâsıl olmuştur. Vatandaşlarımızı şehit eden eşkıyanın kimliği belirlenmiştir. Bundan sonrası 13 rehineyi şehit eden eşkıya dünyanın neresine kaçarsa kaçsın takip edilmeli ve yerinde infaz edilmelidir. Esas mesele şudur; bir güvenlik görevlisini veya vatandaşı terör amacıyla eşkıyaca bir yöntemle katleden her kim olursa olsun, nereye kaçarsa kaçsın, hangi devlet desteklerse desteklensin, sıcak takip yapılmalı mutlaka infaz edilmelidir. Devlete silah çekmenin TC’ine kafa tutmanın bedelinin ne olduğu bütün dünyaya öğretilmelidir. 
Şurası unutulmamalıdır ki Türkiye bir misyon devletidir. Necip Fazıl’ın dediği gibi(1) : Türkiye mukaddes emanetin bekçisidir. Dünyada yeni bir çağın açılışının öncüsüdür. Türkiye insani ve İslami değerlerin meşru tek temsilcisidir. Mutlak adalet devletidir. Milletimiz Kuran ahlakına bağlı millettir. Ruhuna kitap şuuru nakşolmuştur. Devlet olarak milli-islami çizgiye dönmek bütün insanlığa önder olmak için batı temelli bütün kanunlar yürürlükten kaldırılmalı, batı hukukunun Türk anayasa hukukuna olan üstünlüğü ret edilmeli, tarihi devamlılıktan ve tarihi gelenekten kaynaklanan yeni bir anayasa hazırlanmalıdır. 
Bundan sonraki yazımız Irak ve Suriye’de başarılı olmak için ne yapılmalıdır?


(1) “Mezarda kan terliyor, babamın iskeleti;
Ne yaptık ne yaptılar, mukaddes emaneti?”

Suat Gün
Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x