İSLAM DÜNYASININ YAŞAYAN EN BÜYÜK BEYİNLERİNDEN BİRİ!

26 Ağustos 2019 Pazartesi 20:57

Karargâh merkezi gibi kullanıyor; o vakit dine düşen de savaş hamiliği oluyor. Sonra bir bakıyoruz televizyon ya da radyo kanallarında bin bir derde çare dua kitapları, şova dönüştürülmüş ilahiyat programları,taksitli “kutsal” ürünler, din yine mesajı alıyor o anda:bezirgâna hizmet edilecek.

İSLAM DÜNYASININ YAŞAYAN EN BÜYÜK BEYİNLERİNDEN BİRİ!
Karargâh merkezi gibi kullanıyor; o vakit dine düşen de savaş hamiliği oluyor. Sonra bir bakıyoruz televizyon ya da radyo kanallarında bin bir derde çare dua kitapları, şova dönüştürülmüş ilahiyat programları,taksitli “kutsal” ürünler, din yine mesajı alıyor o anda:bezirgâna hizmet edilecek.


Dünden bugüne din anlayışı biraz böyle şekillendi. Örgütün, tarikatın, cemaatin ihtiyacı nasıl bir din ise,tarih ona göre yeniden yazıldı, isimler ona göre belirlendi, sevap-günah söylemi bu çerçevede üretilip biçimlendirildi. Bu yönüyle dinin ontolojik metinleri kadar, o metinleri operasyonel biçimde kullananlar, fakültelerde, medreselerde işleyenler de önemlidir.

Türkiye’deki din öğretimibu anlamda oldukça sorunludur. Çoğu zaman siyasetin etkisi altında hareket eden ve zamanın ruhuna göre dizayn edilen din öğretimi, dinin anlaşılmasından ziyade belli bir yorumun propagandası yapmaktadır. Cemaatlerin yaptıklarına zaten din öğretimi diyemeyiz; onlar ağırlıklı olarak topluluklarına insan devşirmek üzere eğitimi kullanmaktadır. Üniversitelerin aldığı pozisyonda bu noktada oldukça sorunludur. Nitekim iktidara, sermayeye, geçmişin yüküne esir olmuş bir ilahiyat gerçekliği ile karşı karşıyayız.

İSLAM DÜNYASININ YAŞAYAN EN BÜYÜK BEYİNLERİNDEN BİRİ


Hüseyin Atay ismine bu noktada ayrı bir yer ayırmak gerekiyor. 1930 Rize-Güneyce doğumlu olan hoca aynı zamanda hafızdır. Atay, daha çocukluğundan itibaren din öğretimi ile tanışmış, ilerleyen süreçte hem medrese de hem de üniversitede tahsil görmüştür. Liseyi Bağdat’ta bitiren hoca, yine Bağdat’ta İlahiyat fakültesini birincilikle tamamlamıştır. “Kur'an'a göre iman esasları" adlı teziyle doktorasını veren Atay, 1965 yılında Chicago Üniversitesi'nde 1 yıl 8 ay İslâm Felsefesi ile ilgili ilmî araştırmalar ve incelemeler yapmıştır. 1974 yılında Kelam alanında Profesör olan Hüseyin Atay, aynı sene  Harvard Üniversitesi'nin daveti üzerine aile planlaması Ahlak, Din ve Hukuk Felsefesiyle ilgili anılan üniversitede araştırmalarda bulunmuştur.

Geçtiğimiz senelerde kaybettiğimiz Prof. Yaşar Nuri Öztürk’e göre İslam dünyasının yaşayan en büyük beyinlerinden ve dehalarından biridir Atay. Öztürk onunla olan her sohbetini adeta bir fakülte bitirme duygusu ile açıklar. Yine Öztürk’e göre, Emevi güdümlü, şirk hesaplarına uyarlanmış İslam’ı darmadağın isimdir Atay. Yine daha pek çok akademisyenin satırlarında Atay’ı önemli bir otorite olarak görürüz.

ADALET’E ÇOK ÖNEM VERİR

Modernist ilahiyatçılardan biri olarak literatüre dâhil edilen Atay, “akılcı” yorumu ile öne çıkmış bir isimdir. Diğer bir ifadeyle O, İslam’ı aklı ile yorumlayan ve aklı ön planda tutan bir isimdir. Bu bağlamda Kur’an’ın amacını ve mesajlarını öne çıkarır, bu doğrultuda çalışma yapar. Kutsal kitabın söylediklerini yaşanılan gün üzerinden anlamaya çalışır. Şu ifadeler Atay’a aittir: "Doğrudan Kur'an'ı zamanımızda vahiy olunuyormuş gibi an/ayıp, tarihi aşarak günümüz bilgisine, hayat şartlarına göre yaşama uyarlamak için zorunludur.”

Atay “din mantıksızlığı” diye bir kavram kullanır. Buna göre namaz kılarken çirkin işler yapmak, haram para ile hacca gitmek mantıksızlıkla açıklanabilir ancak. Zira bir taraftan dinin günah saydığı fiilleri işleyip, öbür taraftan hiçbir şey olmamışçasına ibadetlerini devam ettirmek ve kendini dini bütün biri olarak görmek ancak mantıksızlıkla açıklanabilir. Öte yandan Adalet’e çok önem verir hoca. Öyle ki, herkesin hakkını araştırıp, hakkı sahibine vermeyi en büyük ibadet olarak görür. Yine şu ifadeler kendisine aittir: “İnsanları çalıştıranların, ister şahıs, ister özel, ister resmi müesseseler olsun, günün şartlarına göre emeğinin karşılığını vermeleri adaletin gereği ve Allah'a saygılı olmanın neticesidir. Böyle yapmayan hem Allah'a saygısızlık hem de iş görene haksızlık yapmış olur. Aynı işe aynı ödeme olacağına göre işi yapan kişiler arasında tanıdık ve dost olmaktan ya da ülküdaş olmaktan başka bir özelliği olmayana fazlaödeme yapmak, belki de başka artık özelliği olana daha az ödemede bulunmak adalettenayrılma ve Allah'a saygısızlık sayılır insana ve topluma zulm olur.”Ayrıca Atay’a göre göre işi ehline vermeyen, liyakatı gözetmeyen kimse münafık; borcunu vermeyen kimse zalim, haksız kazanılan para ise haramdır.

SÖZÜN ADRESİ BELLİDİR

Atay, “Allah’a gerçekten secde eden kişi Allah’ın yaptığı bütün insanlara eşitçe, hoş ve sevgi ile bakan kişidir” der Öte yandan Allah’ı gönlünde taşıyan kişinin gönlüne  Şeyh'i, Veli’yi ya da Kutub’u sokmayacağını söyler. Dahası “bunların olduğu kalpte Allah olmaz” diye de ekler. Sözün adresi bellidir ama hoca şunları söylemekten de kendini alamaz. “Allah, ortaklığı, vasıtayı, simsarı, komisyoncuyu, put ve uydularını putlaperest sayar.”

Hüseyin Atay işte böyle bir din anlayışının hocasıdır. Onun aktarımlarından yola çıkarak dini ticarete, siyasete, iktidara alet edemez; hurafe ve türlü keramet söylemleri ile kitleleri uyuşturamazsınız. Onun için Atay’ı seven kadar sevmeyen de fazladır.! Cemaatlerin sıra halinde iktidar kuyruğuna girdiği, bunun için gazetelere ilanlar, kamuoyuna açıklamalar yaptığı günümüz din anlayışında Atay elbette aykırı bir isimdir ve onun için pek de görünür kılınmaz. Zira güce, siyasete, iktidara tahvil edilen din zihniyetine karşı o çoktan şunları söylemiş ve bir gerçeği bütünüyle teslim ederek, dokuz köyden kovulmayı göze almıştır. Söz hocanın:

"Vatandaşın seçimle verdiği oydan Tanrı katında sorumlu olduğunu bilmesi, namaz kılmayı bilmesinden çok daha önemlidir. Çünkü toplumla ilgili hükümler herkese aittir, oysa namaz yalnız insanın kendisine aittir. İnsan, seçtiği kimsenin yanlışlarına, adaletsizliklerine ve suçlarına ortaktır. Çünkü oraya gelmesi için oy vermiş ve onun seçilmesine sebep olmuştur. Vatandaşın bu sorumluluğa göre hareket etmesi, İslam ahlakının temeline uyduğu anlamına gelir. Namaz kılmak bunu gerektirir, yoksa namazın tek başına bir anlamı ve sevabı yoktur. Bunu iyi anlatmak gerekir."

Aydın Tonga
Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x