Kalça ve diz eklem kireçlenmesi yaşam standardını düşürüyor

29 Aralık 2012 Cumartesi 10:39

Acıbadem Kayseri Hastanesi Ortopedi ve Tramvatoloji Uzmanı Dr. Erhan Karabuğa, kalça ve diz eklem kireçlenmesinin genelde 60-65 yaşlarında görüldüğünü, ama günümüzde bu şikayetlerin daha erken ve genç dönemlerde başladığını ifade etti....

Kalça ve diz eklem kireçlenmesi yaşam standardını düşürüyor

Acıbadem Kayseri Hastanesi Ortopedi ve Tramvatoloji Uzmanı Dr. Erhan Karabuğa, kalça ve diz eklem kireçlenmesinin genelde 60-65 yaşlarında görüldüğünü, ama günümüzde bu şikayetlerin daha erken ve genç dönemlerde başladığını ifade etti. Karabuğa, kalça ve diz eklem kireçlenmelerinin genelde insanların yaşam standartlarını da zorlaştırdığına dikkat çekti.

        Kireçlenmenin en genel semptomu erken dönemde istirahat ile geçen eklem ağrıları olduğunu anlatan Dr. Erhan Karabuğa, “Nadiren eklemde şişlik olabilir. Genellikle eklemde kızarıklık ve ısı artışı olmaz. Hastalık yavaş bir ilerleme göstermesine rağmen zamanla eklem hareketleri azalır ve şekil bozuklukları oluşur. Sonuç olarak, tutulan ekleme bağlı olarak yürüme mesafesinde azalma, eklem hareket genişliğinde azalma, çömelme, merdiven inip çıkma, yer tuvaletine oturma, çorap-ayakkabı giyme, namaz sırasında secdeye varma gibi işler güçleşir ya da imkansız hale gelir. Öncesinde istirahatla geçen ağrı, istirahatta ve hatta geceleri de uykudan uyandırarak devamlı hale gelmeye başlar. Bunun yanı sıra hastalığın ileri evrelerinde kalça eklemi kireçlenmelerinde kısalık, diz eklemi kireçlenmelerin de ise bacakta vücut orta hattına doğru eğilme tarzında şekil bozuklukları gelişebilir.” dedi.

        Dr. Erhan Karabuğa, tanıda hastanın öyküsündeki özelliklerin yol gösterici olduğunu aktararak, “Eklemde başlayan ağrının aktiviteyle artıp, istirahatle yatışır tarzda olması, ağrının yıllar içinde artıp buna hareket kısıtlılığı ve eklem deformitelerinin eklenmesi tipiktir. Buna karşılık eklemde hemen hiçbir zaman kızarıklık, ısı artışı ve eklem içi şişlik gibi semptomlar olmaz.” diye konuştu.

        Tanı amaçlı görüntülemede hem kalça hem de diz için basit bir röntgen tetkiki çoğu hastada yeter olacağını ifade eden Dr. Karabuğa, gerektiği durumlarda tomografi veya MR gibi görüntüleme yöntemleri de kullanılabileceğini belirti. Laboratuvar testleri çoğu durumda normal sınırlardadır ve herhangi bir patoloji olmadığını anlattı.

        Dr. Karabuğa, tedavi olarak her iki kireçlenme durumunda da hastalığın erken döneminde cerrahi dışı tedavi metodları, yani ağrı kesiciler, kilo verme, rehabilitasyon ve kaplıca, aktivite modifikasyonları, baston kullanılması veya diz için ayakkabı dış köşesine uygulanan bir takım yükseltiler ile oldukça başarılı sonuçlar alındığını açıkladı. Bu tür hastalığı olan hastaların hayatı boyunca bir kez operasyon geçirmesini sağlamak olduğundan, cerrahi işlemler mecburi olmadıkça 60-65 yaş üstü hastalara planlanması gerektiğini vurguladı. Cerrahi tedavide hastanın mevcut durumuna uygun cerrahi işlem hasta ile konuşularak planlanması gerektiğini anlatan Dr. Karabuğa, “Kalça ve diz kireçlenmelerinde nihai cerrahi tedavi, eklem protez
ameliyatlarıdır.” dedi.

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x