KIBRIS ve MİDİLLİ

23 Mayıs 2020 Cumartesi 17:09

II. Abdülhamit, 31 ağustos 1876 günü tahta oturdu. Abdülaziz'in son yıllarında izlemeye çalıştığı Rusya ile işbirliği siyasetinden vazgeçip tekrar İngiliz-Fransız güdümündeki siyasete döneceğini vaad ederek tahtı garantilemişti.

KIBRIS ve MİDİLLİ
II. Abdülhamit, 31 ağustos 1876 günü tahta oturdu. Abdülaziz'in son yıllarında izlemeye çalıştığı Rusya ile işbirliği siyasetinden vazgeçip tekrar İngiliz-Fransız güdümündeki siyasete döneceğini vaad ederek tahtı garantilemişti.

Derhal İngiliz Fransiz ikilisinin emrettiği Osmanlı mebusan meclisi seçimleri yapildı. 180 müslüman milletvekilinin yanında, 60 da gayrimüslim azınlıklardan milletvekili seçildi.
Bunlar daha çok Ingiliz Fransız menfaatlerini korumak amacıyla meclise sokulmuşlardı.
Fakat bundan 2 ay sonra Rusya, Osmanlı devletine savaş açtı.
Tarihimize 93 harbi diye geçen bu savaş 1877 de başladı. Bu savaşta yenilen Osmanlı, Batum, Kars ve Ardahan'ı Ruslara bıraktı. Ruslar Istanbulun göbeğine Yeşilköy'e kadar geldiler.
İstanbulun tamamı elden gitmek üzereyken, Ayastefanos antlaşması yapıldı. Osmanlı ayrica Rusya'ya 30 milyon altin tazminat ödemeyi kabul etti.
Pusuda bekleyen İngiltere devreye girdi. Osmanlı parçalansın ama hiçbir parçası Rusya'ya birakılmasın istiyordu.
İngiltere, Osmanlıya dedi ki, - sana yardım ederim ama bana Kıbrıs'ı vereceksin-.
Abdülhamit, Kıbrıs'ı Ingiltere'ye teslim etti.
Kıbrıs'a Ingiliz bayrağı dikildi.

1875 te Osmanlı yönetimi Fransız uyruklu iki yahudi tefeciden 200 bin altın borc almıştı.
II. Abdülhamit bu borcu 20 yıl ödeyemedi , borç 750 bin altın oldu.
Fransız devleti, bu iki yahudi tefecinin Fransız uyruklu olduğunu bahane ederek, bu alacak karşılığında Midilli adasını istedi.
Midilli adamızı işgal etti ve Osmanlı egemenliğine son verdi.
Yurtlarımızı, vatanlarımızı, topraklarimızı böyle böyle kaybettik.
Hala aynı yolda ilerliyoruz.
Normal bir belediyemiz bile, çiçekleri borç alarak dikiyor, köprüleri borç alarak yapıyor, kaldırımları borç alarak düzeltiyor, yağmur suyu borularını borç alarak döşüyor.
Ve utanmadan, şehre çok hizmet ettik, çok yatırım yaptık diye seviniyorlar. Alkış istiyorlar.
Oysa biz, borç almaya tesettürle değilde, takım elbiseyle gidilsin demiyoruz ki.
Asla borç alınmasın, faizle borç alarak ülke idare edilmesin diyoruz.
Borçla yaşamanın neleri kaybettirdiğini bilmemize rağmen akıllanmıyoruz...

KENAN ÖZEK

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x