KUR’AN DA AKIL, İLİM, BİD’AT VE HURAFELER (İkinci Bölüm)

03 Temmuz 2020 Cuma 10:11

Yüce Kur’an-ı Kerim akla, bilime önem vermiş ve insanları akıllarını kullanmak, bilim öğrenmekle sorumlu tutmuştur. Akılla ve ilimle insanları, hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ayırmak için, anlamaya , düşünmeye, muhakeme etmeye, eleştirel fikirden yana olmaya, akıl süzgecinden ve terazisinden geçirmeye teşvik eden sayısız ayetler mevcuttur...

KUR'AN DA AKIL, İLİM, BİD'AT  VE HURAFELER (İkinci  Bölüm)

 Yüce Kur’an-ı Kerim akla, bilime önem vermiş ve insanları akıllarını kullanmak, bilim öğrenmekle sorumlu tutmuştur. Akılla ve ilimle insanları, hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ayırmak için, anlamaya , düşünmeye, muhakeme etmeye, eleştirel fikirden yana olmaya, akıl süzgecinden ve terazisinden geçirmeye teşvik eden sayısız ayetler mevcuttur...

Tahkiki iman ile taklidi iman arasında ki en önemli fark aklın kullanılması ve ilmin öğrenilmesidir. ‘’ Dinsiz ilim kör, ilimsiz din topaldır. (Albert Einstein)’’
Eğer insanlar akıl ve iradelerini kullanarak düşünmeye başladıklarında, ancak o zaman Allah’ın insanlara tebliğ ettiği evrensel mesajın sırlarına vakıf olmaya başlayacaklardır. Tahkik olmadan, araştırma çabasına girmeden bir takım kalıplardan ibaret olan anlayış ve ilim içeren düşünceler, taklitten öte geçen bir düşünce şekli olmayacaktır.
İşte İslam aleminin ondördüncü yüzyıldan itibaren yeni düşünce kalıpları geliştirmeden, kendinden öncekilerle tekrararla iktifa eden anlayış çevresinde yetinmek ve kendi dışında olan teknoloji ve buluşları sürekli taklit etmek, ilimden ve akıldan uzaklaşarak hayatın her alanında gerilemeyi getirmiş olduğunu fazlaca izah etmeye gerek olmadığını sanıyorum!..
Ancak akıl ve ilim yoluyla Kur’anın çağlar öncesinden ileri sürdüğü fikirler kabul edilecektir. ‘’ Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, kör olan kimse gibi midir?. Ancak, öz akıl sahipleri hatırlayıp anlarlar. (Ra’d Suresi 19)’’
‘’ Göğü, yeri ve ikisinin arasında bulunanları boşuna yaratmadık. Bu inkar edenlerin sanısıdır. Vay ateşe uğrayacak inkarcıların haline!. (Sa’d Suresi 27)’’ Aynı Sa’d Suresi 29 ayetinde ise: ‘’Sana indirdiğimiz bu Kitap bereketlidir, ilkelerini düşünsünler, öz akıllılar da anlasınlar.’’
Yüce Kur’an bu ve buna benzer bir çok ayeti kerimelerinde insanları düşündürebilmek için ve aklını kullanmayanlar için akılsızlıkla tenkit etmiştir...İnsanlar içinde kendi aklını beğenmeyen yok gibidir, hatta çok azdır. Bu yüzden hiçbir kimse kendisine akılsız denilmesinden hoşlanmaz ve kendine hakaret edilmiş sayar...
Bu yüzden Kur’anda putperestleri ve inkarcıları akılsız ve düşüncesiz olmakla itham edilmesinin ve yerilmesinin sebebi, kendilerine akılsız denilmesini hakaret sayacaklarından, onları düşünmeye teşvik etmek ve akılla hareket etmelerini sağlamak içindir... ( Hüseyin Atay, Kur’an’ da İman Esasları ve Kader Sorunu, Atayy Yayınları,4. Baskı,Temmuz, 2013, Ankara)
Bu yüzdendir ki Kur’an, insanlara hiçbir faydası olmayacak bi’datları, kullara körü körüne bi’atçılığı, gelişmeyi ve bir fikri kabul etmeye karşı olan çeşitli gelenek ve görenekleri yıkmak hususunda, Yüce Kur’an aklı ve aklı kullanmaya önem vermiş ve her türlü taklitçiliğe karşı aklı savunmuştur.
‘’ Biz bu misalleri insanlara veriyoruz, onları ancak bilenler düşünebilir. Ankebut Suresi 43 – Yine Enfal Suresi 22. Ayet ise: Doğrusu, Allah katında canlıların en kötüsü düşünmeyen sağırlar, dilsizlerdir.) ‘’
MÜSLÜMANLAR İLİM ÜRETMİYOR NEDEN?
Çünkü: Tüm Arap ülkelerinin Üniversitelerinin tümünde yayınlanan makale sayısından, Harvard Üniversitesinde yayınlanan makale sayısı kat kat fazladır. Bu rakamlara maalesef Türkiye’de dahildir. Sadece ABD’de 6.000 ‘e yakın Üniversite bulunmaktadır. Tüm İslam ülkelerinin hiç birisi akademik sıralamada ilk 500’e giren bir Üniversite yoktur.
Ülkemizde ki tüm Üniversitelerimizin bir yılda yayınladıkları makale sayısı, gelişmiş Avrupa Ülkelerinin bir Üniversitesinde ki, makale sayısına eş değer değilse bunun sebebi çok açıktır. Kalitesiz, ezberci ve taklite dayanan bir eğitim olmasıdır. Nakli ilimler de önemli olmakla birlikte, akli ilimlere yeteri kadar önem verilmemesi bu işin baş müsebbbidir!..
Ülkemizde dahil maalesef, büyük oranda sorgusuz, ezberci, sorgulamadan ve araştırmadan uzak, dayatmacı ve bilhassa öğrenci odaklı eğitim değil, Öğretmen ve okul odaklı bir eğitim sisteminin olması en başta gelen amillerdendir...
Şimdi hep birlikte şu soruyu kendimize soralım:
‘’ Neden Müslüman’ım diyenler bu kadar geri kalmıştır da, Yahudiler ve Hıristiyan kökenliler, ilimde, sanayide ve hayatın her alanında bu derce kalkınmış ve güçlüdürler...?’’
Cevabı yukarıda da bir nebze açıklandığı gibi, ülkemizde de eğitim teslimiyetçi, ezberci, yaratıcı ve bilgi üretici olmayan bir köhne yapıya sahip olmasıdır...3.500 ‘e yakın İmam Hatip Liselerinin olduğu bir ülkede Fen Liselerinin sayısı 700 kadar olmuyorsa, çağdaş bilgi üreten aydın bir nesil yetiştirmek yerine, dindar ve kindar bir nesil yetiştirilmesi hedef alınmışsa sonucun bu şekilde olması gayet normaldir...Gereği ve ihtiyacı kadar İmam Hatip Liselerinin olmasına da karşı değiliz...
‘’..İlim, Müslümanın kaybedilmiş malıdır, nerde (Çin’de) bile olsa arayınız..’’ diyen İslam Peygamberinin hadisi ve Kur’an’da kainatın ve hayatın yaratılışını düşünüp üretmeye teşvik eden Kur’an’ın bunca hükümlerine rağmen, yüzlerce senedir, hiçbir icat da , ilim ve kalkınma projelerinde adı geçmeyen İslam aleminin ve Müslümanların içler acısı durumu ortadadır. İslam ülkelerinde, bilgi, teknoloji, üretimin adı ve harfi bile yok!..
Kur’anın anlamına nüfus etmek ve onun emirlerini hayata geçirmeye çalışmaktan ve ruhunu anlamaktan ziyade, Kur’anı ses ve güfte yarışması şeklinde televizyonlarda ses, lafız ve güzel okuma yarışmaları, Kur’anın anlaşılmasının ruhuna uzaktır.
Neredeyse 700’den fazla ayet, ilimden, okumaktan, anlamaktan, araştırmaktan bahsederken ve ilk ayetin ‘’ Oku...’’ diye gelmesinin sebebi mucibesini idrak etmekten ve düşünmekten uzak olan beyinlerin, ülkemizin ve sair Müslüman ülkelerin geri kalmışlığının sorumluluğunu asla İslam’a fatura edemezler.
Sorumluluk, hata ve kusurlar, İslam’da değil, bugünkü, tembel, uyuşuk, takitçi ve kendilerinden biraz üstün her kim olursa ona bi’at eden kitlelerdedir...
Allah kendisine rahmet etsin, Yaşar Nuri Öztürk Hocanın deyimiyle:
‘’ ...Din bilimlerini kutsal, diğer bilimleri kutsal olmayan veya yarı kutsal ilan etmek Kur’an dışıdır . Bu yanlış bize Kilise öğretisinden geçmiştir..
İslam dünyasının çöküş sürecine giriş sebeplerinin başında, ilimleri kutsal olanlar- olmayanlar ayrımına tabi tutan zihniyetlere teslim olup din bilimleri dışındaki bilimlere sırt dönmesi veya o ilimlere gereğince ilgilenmemesidir. Bunun bir anlamı da Müslüman dünyanın evrene ve onun sırlarına bakışta yalpalama sürecine girmiş olmasıdır...
Şeytanın, bilgide ileri olmasına rağmen battığını söyleyerek ilmi bir tür şeytan hüneri gibi göstermek, şeytanın saptırmasına yenik düşmenin en tipik örneğidir. Halkın zihnine bir zehirli kıymık gibi sokulmuş bulunan bu slogana göre, ‘Şeytan’ın bilgisi çoktu ama yine de battı. O halde önemli olan ilim değil amel ve ibadettir...
Vahye göre, şeytan bilgisi yüzünden değil, inadı ve cehaleti yüzünden batmıştır. Onun bilgisi, çamurdan yaratılan Adem’in o mütevazi görünüşüne rağmen ne büyük değerlere gebe olduğunu görmeye yetmemiş ve bu yüzden Adem’i küçük görerek, Allah’ın, ‘ Adem’e secde et’ emrine karşı çıkmıştır...
Kur’an, Allah’a yakınlık ile ilim arasında doğru orantı görmektedir. İlim arttıkça Allah’ı bilme ve takva da artar. (Fatır suresi 28) ‘’ ( Yaşar Nuri Öztürk, Din Nasıl Yozlaştırıldı, Yeni Boyut, İstanbul 2000.)
KUR’AN HURAFE VE RİVAYET DİNİ DEĞİLDİR.
Daha önceki yazılarımızda da kısmen dediğimiz gibi, Yüce Kur’an; mezhepler, cemaatler, tarikatlar, onların imam efendileri, şeyhleri gibi kimselerin elinde hakiki manasından uzaklaştırılarak, Allah ile aralarına tarikat öğretisi, şeyh, şıh gibi vasıtalar sokularak Hıristiyanlıkta ki gibi yeni bir ruhbanlık sınıfı oluşturulmaktadır...
İslam dini insanlar tarafından üretilen rivayetlere göre değil, Allah’ın kitabında ki açık ayetlere dayalıdır...
‘’...İslam ayet dinidir, rivayet dini değildir. Allah’ın ayetleri dindir ,rivayet değildir. Hiçbir rivayet de din değildir. Bu yüzden Allah’ın ayetlerine şüphe ile yaklaşılmaz ama rivayetlere eleştirel ve şüpheci yaklaşmak gerekir. Dini konulardaki sapmalar, akıl ve fıtrat devrede olacak şekilde Allah’ın ayetleri ile düzeltilmelidir...
Kur’andan başka hiçbir kaynağa Kur’an gibi güvenilemeyeceğine göre dinin ne olduğu ve ne olmadığı konusunda ölçü alınacak tek kaynak Kur’andır. Mezhepler, rivayetler, kimi alimler ya da çeşitli kitaplar değildir. Dini konularda herkes dinlenebilir, her kitaba bakılabilir ancak herkesin ve her kitabın doğruluk ve geçerliliğinin ölçüsü Kur’anı Kerim’dir...’’ ( İslam Ne Değildir, Emre Dorman, 1.Baskı Mayıs 2018)
Not: Kur’an ayetlerinin meallerini yazarken, Hüseyin Atay Kur’an Türkçe Çevirisinden yararlandık.. 02.07.2020/ Ümraniye - Faruk Ülker
Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x