Kurtuluş Savaşında Şiran Hasan Fahri (Fehmi) Polat

08 Temmuz 2019 Pazartesi 13:22

Erzurum Kongresi'nin 100. yıl dönümünde Şiran Sarıca köyünden Hasan Fehmi Polat saygı ve rahmetle anıyoruz.

Kurtuluş Savaşında Şiran Hasan Fahri (Fehmi) Polat
Merhabalar.
Size bu yazımda güzel ilçemiz Şiran'ın Kurtuluş Savaşındaki önemini anlatacağım.
Şiran, savaşın yapıldığı cepheler açısından jeopolitik olarak önemli bir noktaya sahip değildi ve TBMM'nin kuruluşundaki kongrelerden biride ilçemizde yapılmadı ama Şiran’ımızdan çok önemli bir âlim bu kongrelerde yer aldı ve önemli bir rol üstlendi.
Bu âlimin adı Hasan Fahri Polattır. Şiran Müftüsü Hasan Fahri Polat, Kurtuluş Savaşındaki rolüyle adı ders kitaplarında geçmeyen fazla tanınmayan fakat yaptıklarıyla Atatürk tarafından takdir edilen bir din adımıdır.Eğer Atatürk’ün teklifini kabul etseydi Kurucu Meclis’te Gümüşhane Mebusu olarak yer alacaktı.
Şiran Müftüsü Hasan Fahri Polat kimdir ? Neler yapmıştır?
23 Temmuz 1919. Milli mücadele için Anadolu’ya çıkan Atatürk Erzurum’da kongre yapacaktır. Her bölgeden temsilciler (delegeler) gelecektir. Şiran bölgesini temsilen de Hasan Fahri Polat seçilmiştir.
Kongrenin vatana ve millete hayırlı olması için açılışında ve kapanışında dua edilecektir. Kongreye gelen onun üzerinde iyi yetişmiş din adamı ve âlim vardır. Duayı kimin yapacağı önceden belirlenmemiştir.
Delegeler çok bilgili bir hoca olduğundan ve bilgisiyle tefsiriyle nam yapmış bir hocada olan Şiran Müftüsü Hasan Fahri Polat’ın duayı yapmasının daha münasip olacağını Kazım Karabekir’e iletir. Hasan Fahri Polat henüz 45 yaşındadır. Kongredeki en genç hocalardan biridir.
Kazım Karabekir’in önerisiyle kongrenin açılış ve kapanış duasını yapma vazifesi direk Mustafa Kemal tarafından Hasan Fahri Polat’a emredilmiştir.
Erzurum Kongresi Kurtuluş Savaşı’nın en önemli kararlarının alındığı bir kongredir. Böyle önemli bir kongrede açılış duası yapmak her hocanın,âlimin harcı değildir. Tüm devlet erkanı Türkiye’nin ileri gelenleri bu kongrede yer almıştır. Yapılan dua hem manevi açıdan güçlü olmalı hem de Türkçesi halkı motive edecek şekilde olmalıdır. Hasan Fahri Polat rahat ve kendinden emin bir vaziyette vazifeyi üstlenir.
‘’Allah’a hamdolsun ki büyük kitabında, “Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek isterler. Halbuki inkârcılar istemeseler de yine Allah nurunu/dinini tamamlayacaktır.” (Saf, 61/8; Tevbe, 9/32) buyrulmuştur.
Salât ve selâm ol zata ki, ona indirilen Kur’an’da “Kitabı biz indirdik onun koruyucusu elbette biziz” (Hicr, 15/9) buyurdu.
Hudut boylarına sahip ve bolluk içinde olarak zamanımızın kisra ve kayserlerinin boyunlarını kırmağa muvaffak eyle!
“Zaten onların hileleri kurdukları düzerleri boşa çıkar.” Fâtır, 35/10) buyruğun güzel vâdinle ve kudretinle bu kongrede alınan kararları bize isabetli kıl.’’
Şeklinde açılış duasını yapar ve kongre hayırlısıyla başlar. Kongrede yeni kurulacak devletin yönetim biçimi de konuşulur. Her temsilcide (delege) kendi görüşünü ortaya koyar. Şiran delegesi Hasan Fahri Polat görüşünü cumhuriyetten yana belirtir. Uzun suren görüşmeler sonunda kongre sona erer.
Kapanış duasını da Hasan Fahri Polat aynı açılış duasındaki gibi yapar. Kongre bittikten sonra delegeler kendi memleketlerine dönerler. Hasan Fahri Polat Şiran’a doğru yola çıkmak üzere hazırlanmış kurmaylarla vedalaşacaktır.
Atatürk’le vedalaşırken, Paşanın: ‘’Hasan Fahri sen dur hele !’’ demesiyle Şiran’ı temsilen kongreye giden Hasan Fahri Polat şaşırır. Mustafa Kemal:’’ Hasan Fahri sen ne güzel bir dua yaptın.
Senin yaptığın dua çok muhteremdir. Bu savaş halkın askerlerin mücadelesi ve senin gibi bilgili hocaların âlimlerin duaları sayesinde kazanılacaktır. Senin duan bundan böyle çoğaltılacak yurdun her tarafına dağıtılacaktır.
Milli mücadelenin duası bundan böyle bu duadır. Her cephede her kongrede okunacaktır ve Şiranlı Hasan Fahri Polat’ın bu millete bu savaşa yaptığı duadır diye adın zikredilecektir. Seni şehrin çıkışına kadar uğurlamayı vazife bilirim.’’ demiştir.
Hasan Fahri Polat : "Sağ olun Paşam milletimize katkımız geçtiyse ne mutlu bize.’’ diye Paşaya teşekkür etmiştir.
Hasan Fahri Polat şehrin çıkışına kadar Atatürk tarafından uğurlanmıştır.Kendisine de Atatürk tarafından Heyet-i Temsiliye namına bir teşekkür, takdir ve kutlama mektubu sunulmuştur.
Hasan Fahri Polat ise gururlu ve Atatürk ile konuşmanın onun takdirini almanın mutluluğuyla Şiran’ımıza dönmek üzere yola koyulur. Hasan Fahri Polat kendini millete ve İslamiyet’e adamış bir âlimdir.
Trabzon Müftü Medresesi’ne Müderris olup özellikle Mesnevi Şerhi ve Tefsir dersleri ile civarda ün yapmıştır. Çok genç yaşında milli hareketle ilgilenmiş ve bir süre Teşkilat-ı Mahsusa içersinde faaliyetlerde bulunmuştur. Mondros Mütareke’sinden sonra Gümüşhane’deki dayanışma hareketinin organizesinde ve kurulmasında önemli katkılar sağlamıştır. Dini alanda kendini yetiştirerek Şiran Müftüsü ünüyle anılır olmuştur.
Şiran’da görevdeyken de halka sürekli fıkıh Kur’an ve hafızlık dersi vermektedir. Bir gün cuma namazından sonra camide ahâli ile oturup Kurtuluş Savaşı ile ilgili, kongreler ile ilgili sohbet vermektedir. Halkı cumhuriyet hakkında bilgilendirmektedir. Sohbetleri çaycı çocuğun kendisine mektup geldiğini belirtmesiyle kesilir. Mektup TBMM adına bizzat Ankara’dan Mustafa Kemal’den gelmektedir.
Mektupta Atatürk Hasan Fahri Polat’ın çok bilgili bir âlim olduğu için mecliste böyle bir âlimin bulunmasından şeref duyacağını belirtmiştir. Yani Atatürk Şiran müftüsü Hasan Fahri Polat’ı TBMM’ye millet vekili olarak bizzat kendi çağırmıştır. Fakat Hasan Fahri Polat Atatürk’ün teklifini mücadeleyi mecliste halkı temsil ederek değil cahil halkı camilerde eğiterek sürdüreceğini halkı bilinçlendireceğini bunun millet için daha hayırlı olacağını düşünerek kabul etmemiştir ve Mustafa Kemal’e şükranlarını arz etmiştir.
Mektubunda şu cümleleri kullanmıştır:
"Paşamız vatanın istikbali için büyük işler arifesindedir. Bizlerin kısmen halk içinde kalarak bu büyük teşebbüs ve hizmetlere fikirlerini hazırlama vazifemize devamımız, memleket için hayırlı, lüzumlu hatta zaruridir. Ben ömrümü vakfettiğim bu diyar insanları içinde irşat vazifemde kalmaya naçiz şahsımdan vatanıma daha tatminkar olacağım kanaatindeyim. Paşa hazretlerinin bu düşüncemi tasvip edeceklerine kaniim.’’ Hasan Fahri 1874 yılında Gümüşhane Şiran İlçesi Sarıca Köyü'nde doğmuştur. 1905 yılında Şiran Fevziye Medresesi'nden icazet aldıktan sonra Erzincan ve Trabzon Medreselerinde yüksek tahsilini tamamlamıştır. 3 Aralık 1950 tarihinde 66 yaşında Ankara’da vefat etmiştir. Cebeci Asri Mezarlığı’na defnedilmiştir. Hasan Fahri Osmanlı ve Cumhuriyet tarihinde yaşayan en önemli âlimlerden ve kendini millete adayan kahraman insanlardan biridir.Bu yazımda size Şiran’ın önemli gurur kaynaklarından biri olan Hasan Fahri Polat’ın yaptıklarını anlatabildiysem ne mutlu bana.Yazıyı yazmamda gerekli olan bilgi kaynaklarını veren Yarbay Erhan Doğan’a sonsuz kez teşekkür ederim. Esen kalın..."


Derleyen Kâmil Koç..
Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x