LİSE VE ÜNİVERSİTE’YE GİRİŞ SINAVI GİBİ PERSONEL EHLİYET VE LİYAKATLA ALINMAZSA SONUÇ FELAKET!

02 Haziran 2020 Salı 12:24

Özellikle 7-8 yıldır Milli Eğitim Bakanlığının her kademesinde kadrolaşmada ve atamalarda etkili ve hatta yetkili sendikanın söz sahibi olduğu herkesin malumudur.

LİSE VE ÜNİVERSİTE'YE GİRİŞ SINAVI GİBİ PERSONEL EHLİYET VE LİYAKATLA ALINMAZSA SONUÇ FELAKET!
Özellikle 7-8 yıldır Milli Eğitim Bakanlığının her kademesinde kadrolaşmada ve atamalarda etkili ve hatta yetkili sendikanın söz sahibi olduğu herkesin malumudur.

Şimdı bu etkili sendikanın genel başkanı atamalarda liyakat merkeze alınarak belirlenmesi nepotizmden, kayırmacılıktan uzak davranılmasını istemektedir.

Nepotizm: Türk Dil Kurumu, bu kavramı arkadaş veya akraba kayırması şeklinde açıklamaktadır. Bir başka ifade ile de; Rönesans öncesi katolik papazların yeğenlerini kilise içinde kardinallik gibi önemli pozisyonlara getirmelerine dayanmaktadır.

Okuyunca gülme krizi tuttu beni.Sözlü mülakatlarla üyelerini hak etmeden makam, mevki ve koltuk sahibi yapanların hak kavramını ağızlarına alması çok gülünç oluyor. Milli Eğitimde yerimizde saymamız bu yandaş ve kayırmacılıktan dolayıdır. Biz de sendikacılık yaptık. İsim vermek uygun olmaz diye (isimlerini) yazmıyorum.

İl ve İlçe müdürlerimize her zaman hak, hukuk, adalet ve liyakat esas alınarak yönetici tayin etmelerini, eğitimdeki başarı veya başarısızlığın ülkemizin refah, huzur, mutluluk, gelişme ve kalkınmasında etkili olduğunun altını çizerek istişarelerde bulunduğumuzu hatırlıyorum.

Sendikaların görevlerinin Müdür, müdür Yardımcısı kısaca yönetici ataması olmadığını hep söyledim ve savundum. Sendikaların görevi: Kamu çalışanlarının sosyal, kültürel, ekonomik haklarını savunmak, korumak ve kollamaktır.Günümüzdeki örnekleri ile sendikacılık sınıfta kalmıştır.

Eğitimdeki başarısızlığın sebebi etkili ve yetkili sendikanın yönetici atamalarına müdahale ederek ehil olanın değil, üyesi olanın yönetici yapılmasından dolayıdır.Bir gecede onbinlerce yöneticinin görevlerinden alınması kara leke olarak tarihte yerini almıştır.Her atama döneminde taraflı başarı belgeleri verenler kıyamet günü boyunlarında utanç levhası taşıyacaklar ve hakkını yedikleri yöneticilerden kaçmaya çalışacaklardır.

Sendikacılık yaptığım 1995/2003 yılları arasında şu anki etkili ve yetkili sendikanın sesi soluğu çıkmıyordu. Üyemiz olmadığı halde haksızlığa uğrayan kim olursa olsun yanında olmaya çalıştık.

Cuma namazına gidenler hakkında tutulan tutanakları biz yırttırdık. Makam, koltuk için sendika değiştiren; hak ve hukuksuzluklara sessiz kalan öğretmen arkadaşlarda Allah indinde sorumludurlar. Yüzde beşlik kesimi koltuk sahibi yapmak için yüzde doksan beşin haklarını önemsememek ve büyük kesimin sendika yöneticilerine sessiz kalması da sorgulanmalıdır.

Ahmet KARA
Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x