MERİÇ NEHRİ YENİ BERLİN DUVARI MIDIR? NEDİR BU MAZLUM CESETLERİ !

13 Mayıs 2013 Pazartesi 14:03

Türk İslam dünyasının ve mazlum milletlerin her türlü yer altı, yer üstü , ucuz insan kaynağı ve zenginliklerine çökerek kendilerine inşa ettikleri tek dişi kalmış canavar bir medeniyet dünyası kuran batılıların sınırı Meriç nehridir.

MERİÇ NEHRİ YENİ BERLİN DUVARI MIDIR? NEDİR BU MAZLUM CESETLERİ !
Berlin duvarı komünizm döneminin hürriyet utanç abidesidir. İnsanlık vicdanı bu duvarı tuzla buz etmiştir. 
Dünyanın mazlum çaresiz garip milletlerini ve onların yaşadıkları coğrafyaları hiçbir ahlaki müeyyide tanımadan istila eden ve tüm nimetleri ülkelerine aktararak kendi insanlarına ve iktidarlarına hayat alanı açan bu ülkeler insanlık vicdanında er geç mahkum olacaklardır.

Batılılar adaletin bu mudur? Denilerek er geç insanlığın gerçek evrensel değerleri tarafından sorgulanacaklardır. O aç çaresiz ve gelecek arama peşinde koşan insanlar da bu evrende yaşma hakkına sahip değilmidirler?

İnsanca yaşama sadece batılı çağdışı haçlı şuur altına takıntısı ülkeler için mi geçerlidir? Afganistan, Pakistan, İran, Irak, Kafkaslar Orta Asya ve hedefteki ülke Türkiye tüm bu mazlum insanların coğrafyası azgın kapitalist emperyalist iştahların tatmin etme alanı mıdır? 

Bu aşağılık takıntılı azgın insanlık dışı doyumsuz isteklerle dün Meriç nehri kenarlarında, Osmanlıyı ata yadigarı kardeş evladı Fatihan halkların ağaç kökü ve ot yiyerek göç yollarında ve Meriç nehri kenarlarında acı dramlarla ölümüne sebep oldunuz.

Meriç nehri bugün yeni acıların adresi olmuştur. Türk milleti başta Türk İslam dünyası yeniden ayağa kalkmaz geleneksel tarihi rolüne dönmezse bu drama hepimiz adayız. 

Çünkü ne Ruslar nede batılılar hiçbir zaman değişen yönetim anlayışlarına rağmen sömürü ve tarihi hayallerinden asla vaz geçmemişlerdir. Türk milleti ile ilgili kuyruk acısından kurtulamamışlardır.

Aslında ülkemize dayatılan Farklıklarımızı kaşıyarak hak verme adı altında milletçe manevra alanımız daraltmak bölgedeki özelikle cudi petrollerine hakim olmaktır.

Cudi Nuh Aleyisselamın geminse ev sahipliği yapmıştır. Kuran da doğru söylemektedir. Cudi de hem petrol hem de ilahi hakikat vardır.Biz bu ilahi hakikatın gereğini yapamazsak, Allahın bize verdiği nimeti, koruma, kullanma, irade, söylem ve eylemini ortaya koyamazsak Meriç nehri kenarlarında daha çok kürdüylü arabıyla ağaç kökü ot kökü yeriz. 

Batılıların Cudi den petrolü çıkararak, Ermenilerin Araratı Büyük Ermenistan hayal ve hezeyanına alet etme oyununu bu ülkenin insanları kürdüyle lazıyla arabıyla top yekün Türk milleti reddetmelidir. 

Türk İslam dünyasının topraklarından bu iğrenç Siyonist ve haçlı fitne eli acilen çekilmelidir..

Yeni bir hayat için yollara düşen göçmenlerin Avrupa'ya giriş kapısı olarak kullandığı Yunanistan'a yönelik göç,için Meriç nehri çıkış son kapısıdır. Ancak göçmenlerin geçmişte özellikle Türkiye sınırından geçişleri sırasında yaşanan acılar hâlâ tazedir. Batı Trakya Sınır Güvenliği Müdürü Tümgeneral Salamangas Yorgos'un şu sözleri göç dalgasının yürekleri dağlayan yönünü tüm çıplaklığıyla anlatmaya yetiyor: "Meriç Nehri'ndeki çalılıklarda kaç kez ellerimle açlık ve soğuktan ölen göçmenleri topladım."

Daha birkaç asır öncesine kadar dünyadaki bilimsel gelişmelerin merkezi bizim coğrafyalarımızdı. Batının bilimsel gelişmesi sadece kendine ait değildir. İlim insanlığın özellikle müminlerinyitik ortak malıdır. Batı karşısında içine düştüğümüz aşağılık kompleksinden bir an önce kurtulmalıyız. Mazlum dünya acilen toparlanmalıdır. Bu toparlanma, silkiniş, öze dönüş ve öz güven olmazsa, bu emperyalist kalkışmalar devam ederse daha çok reyhanlı faciaları, Meriç nehri dramları yaşarız.

Yorum Gönder

@name x