Millet Derneği Kutlu Doğum etkinlikleri sona erdi

02 Mayıs 2013 Perşembe 11:22

Millet Derneği İstanbul Şubesi’nde bir aydır süren “Kutlu Doğum” etkinlikleri Saler Batal’ın sohbetiyle sona erdi.

Millet Derneği Kutlu Doğum etkinlikleri sona erdi

Saler Batal, Hz. Muhammed’i Kur’an’ın nasıl tanıttığı üzerinde durarak başladığı “Hazreti Muhammed’i (sav) Nasıl Bilmeli, Nasıl Anlamalıyız” konulu sohbetinde Peygamber Efendimizi kendisinin, sahabenin ve gayrimüslimlerin dilinden de anlattı.

Kur’an, Hz. Muhammed’i Nasıl Tanıtıyor

Sebe Sûresi, 28: Biz seni bütün insanlara müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler.

Nahl, 44: … İnsanlara, kendilerine ne indirildiğini açıklayasın ve onlarda düşünüp anlasınlar diye bu Kur’an’ı sana indirdik.

Kalem, 4: Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.

Tevbe, 128: Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.

Gâşiye, 21-22: Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.Sen, onlar üzerinde bir zorba değilsin.

Nahl, 125: (Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.

Resulullah’ın Kur’an’daki Özellikleri

Resulullah bütün alemlere rahmettir, hidayet yolunu göstermede insanlar arasında hiçbir fark gözetmez, ilahi mesajı tebliğ edip insanları hak yola davet etmede ayrıcalık yapmaz. Kulların Allah’a dönmelerinde o kadar çaba harcamıştır ki, Allah-u Teala kendisine buyuruyor “Habibim onların inkâr etmeleri seni üzmesin, kendini yiyip bitirme, hidayet benim elimdedir”.

Resulullah’ın genel rahmeti gereği bütün insanları düşünmek ve onların hidayetlerini istemek zorundadır. Ama birçok insan alemlere rahmet, ilahi feyz kaynağı bu Peygamberin kadrini bilmediler ve bilememektedirler.

Ayetlerde Resulullah’ın, Allah’ın kendisine bildirdiği ilahi hükümleri insanlara tebliğ etmesinin yanısıra kendisinin de yasama yetkisinin olduğunu belirtiyor. “Size ne verdiyse” sözü hem Allah’ın kendisine bildirdiği vahyi içerir hem de insanlar için uygun görüp yasadığı kanunları içerir. “O arzusuna göre de konuşmaz” sözünde ise Allah-u Teala, Resulullah’ın söylediği her sözü ve yasadığı her kanunu onayladığını belirtiyor. “…neden vazgeçmenizi emrederse” cümlesinde Alah’ın yasaklarının yanısıra Resulullah’ın yasaklama yetkisi olduğunu vurguluyor. Son ayette belirtilen “… ve Resulünün haram ettiğini…” cümlesi açıkça Resulullah’ın da bir şeyi haram etme yetkisine sahip olduğunu beyan ediyor. 

Resulullah’ın, Kur’an’da belirtilen en önemli özelliklerinden biri Allah’a itaatin ve tevhidin mihrakını ve odak noktasını oluşturmasıdır. Allah-u Teala kendisine itaat edilmesi gerektiğini belirttiği ayetlerde Peygambere itaati söz konusu ediyor.

Hz. Muhammed Kendini Tanıtıyor

“Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim.” (İbn Hanbel, Müsned, II, 381)

“Ben ancak bir öğretmen olarak gönderildim.” (İbn-i Mace)


Bazı sahâbîler, ebedî kurtuluşlarını kazanabilmek için geceleri hep namaz kılacaklarını, gündüzleri oruç tutacaklarını, evlenmeyeceklerini, evli olanlar eşlerine yaklaşmayacaklarını söylemişlerdi. Hz. Peygamber bu gelişmeyi duyunca onları şu sözlerle uyardı: "Sizin şöyle şöyle söylediğinizi duyuyorum. Bakın, yemin ederim ki ben, Allah'a hepinizden daha çok saygılıyım. Bununla birlikte oruç tuttuğum günler de olur, tutmadığım günler de. Namaz da kılarım, uyku da uyurum. Kadınlarla da evlenirim... Kim benim sünnetimden (yolumdan) yüz çevirirse benden yüz çevirmiş olur" (Buhârî, "Nikâh", 1). "Dünyada zühd içinde olmak, helâli haram saymak değildir" (Tirmizî, "Zühd", 29).

Sahabenin Dilinden Resulullah

Hz. Hatice: "Allah'a yemin ederim ki, Cenâb-ı Hakk hiç bir vakit seni utandırmaz. Çünkü sen , akrabanı gözetirsin. İşini görmekten âciz kimselerin ağırlıklarını yüklenirsin, Fakire verir, kimsenin kazandıramayacağını kazandırırsın. Misâfiri ağırlarsın. Hak yolunda zuhûr eden olaylarda halka yardım edersin...” (el-Buhârî, 1/3; Tecrid Tercemesi, 1/3-10.)

Hz. Hatice, ilk vahyin gelmesinin ardından Hz. Peygamber (s.a.s.)'i amcazâdesi Nevfel oğlu Varaka'ya götürdü. Varaka hanîflerdendi. Tevrât ve İncil'i okumuş, İbrânî dilini ve eski dinleri bilen bir ihtiyardı. Varaka Peygamberimiz (s.a.s.)i dinledikten sonra:

"Müjde sana yâ Muhammed, Allah'a yemin ederim ki sen Hz. İsâ'nın haber verdiği son Peygambersin. Gördüğün melek, senden önce Cenâb-ı Hakk'ın Musâ'ya göndermiş olduğu Cibril'dir. Keşki genç olsaydım da, kavmin seni yurdundan çıkaracağı günlerde sana yardımcı olabilseydim... Hiç bir Peygamber yoktur ki, kavmi tarafından düşmanlığa uğramasın, eziyet görmesin..." (56) dedi. Aradan çok geçmeden Varaka öldü.


Hz. Peygamber Mekke'de halkını İslâm'a dâvet için toplamıştı. Safa tepesine çıkarak orada toplananlara: «Ey Kureyş halkı! Size bu dağın arkasından bir düşman ordusunun geldiğini söylesem bana inanır mısınız?» dedi, orada bulunanlar:

- «Hepimiz inanırız, çünkü sen ömründe yalan söylemedin» diye cevap verdiler. Bu topluluğun içinde Peygamberimizin en azılı düşmanları da vardı. Onlar da Peygamberimizin doğruluğunu itiraf etmişti.

Peygamberimizin ahlâk ve yaşayışı Hz Aişe annemize sorulduğu zaman "Siz Kur’an okumuyor musunuz? O’nun ahlâkı Kur’an’dan ibâret idi" diye cevap vermiştir.

Gayrimüslimlerin Dilinden Resulullah

"İnsanlar her şeyden daha fazla Hz. Muhammed'e kulak vermelidir. Diğer bütün sözler, O'nun karşısında boş sözlerdir." (Thomas Carlyle)

"Ey şanlı Muhammed! Adâlette öyle bir zirveye ulaşmışsın ki, kimsenin o sevi­yeyi aşması bugüne kadar mümkün olamamış ve bundan sonra da olamayacaktır!.." (La Fayette)

"Büyük İslâm Peygamberi, yüce yaratıcının katına çıkıp onunla buluşmuştur. Ben Mirac'a bütün kalbimle inanıyorum." (Dostoyevski)

"Senin asrında yaşayamadığımdan dolayı çok üzgünüm Ey Muhammed!.. Kur'ân, Allâh'ın kitabıdır. İnsanlık, senin gibi bir kabiliyeti bir defa görmüş bir daha göremeyecektir. Ben senin önünde hürmet ve saygı ile eğilirim." (Prens Bismark)

"Hiç kimse Hz. Muhammed'in kurallarından daha ileri bir adım atamaz. Biz Avrupa Milletleri, medenî imkânlarımıza rağmen Hz. Muhammed'in son basamağına varmış olduğu merdivenin daha ilk basamağındayız. Şüphe yok ki, bu yarışmada kimse O'nu geçemeyecektir." (Goethe)

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x