“O Yazı" Ortada Kaldı

21 Ocak 2013 Pazartesi 17:39

Posta gazetesi Ankara temsilcisi Hakan Çelik "Bir Türk Olarak Kürtlere Soruyorum" yazısı bana ait değildir diyor, savcıları göreve çağırıyor. Bu yazı sosyal medyada dolaşmaya devam ediyor. İki yazıyı da okuyucuların takdirine bırakıyoruz.

'O Yazı

 O yazı bana ait değil

Kürtlere bunu diyebilen bir gazeteci daha olmamıştı...
Böyle yürekli eleştiri gördünüz mü?
'Posta' Gazetesinin Ankara temsilcisi Hakan Çelik'in yazısı:

BİR TÜRK OLARAK KÜRTLERE SORUYORUM

Bir TÜRK olarak Kürtlere soruyorum; ''Kürtler bu ülkeye ne vermiştir ?'' Kürtlerin, Türkiye'ye bugüne kadar ne katkıları olmuştur? Sosyal, bilimsel ve sanatsal anlamda yaşamımıza neler katmışlardır? Kendilerini etnik kökenlerini ön plana çıkararak tanımlayan ve kendilerine verilmiş en büyük hak olan ''BU GÜZEL ÜLKENİN, TÜRKİYE'NİN VATANDAŞI OLMAK HAKKINI'' bir kenara iterek, etnik köken üzerinden ırkçılık yapmayı tercih eden bu kitle, bu ülkeye ne vermiştir ve bu sapkın anlayışla ne verebilir?

Kürtlere soruyorum; neden terör sizde, beşik kertmesi sizde, kız çocuklarını başlık parası âdetiyle adeta bir eşya gibi alıp-satmak âdeti sizde, her türlü yasadışı işin altından çoğunlukla Kürtler çıkmakta, kapkaç sizde, gasp sizde, ''NAMUS CİNAYETLERİ'' sizde, kaçakçılık sizde, uyuştur ucu ticareti sizde, bu ülkenin vatandaşı olmayı sindirememek hastalığı sizde, vur-kır-gasp et anlayışı sizde, ÖZELEŞTİRİ yapmamak sizde, nedensiz aşağılık kompleksi sizde, başına kuş pislese devleti ve diğer insanları suçlamak sizde, her şeyi devletten beklemek sizde, asimile edildiği yalanını söyleyip, 21. yüzyıl Türkiyesi'nde tek kelime Türkçe bilmeyen milyonlarca insan sizde, emperyalist devletlerin size sahte bir mazi yapıştırması neticesinde Anadolu'da hiçbir zaman var olmayan, sözde gasp edilmiş hayali bir anavatanınız olduğu yalanını yaymak yine sizde.

Bu ülkeye hiçbir şey vermeden, kaba kuvvet ve Vandalizmle, terör ile toprak gasp etmeye çalışma ahlaksızlığı sizde, diyalogu ve insani ilişkileri es geçip, yakıp yıkarak bu ülkeyi bölmeye çalışmak sizde, Avrupa'ya gidip Türkiye Cumhuriyeti ve onun şanlı ordusu Türk Silahlı Kuvvetleri hakkında her türlü asılsız yalanları söylemek, bana işkence yaptılar, baskı yaptılar, dilimizi konuşamıyoruz, fırsat eşitliği yok gibi mesnetsiz yalanları söyleyerek siyasi mülteci statüsüyle o Avrupa ülkelerine kapağı atmak, bir parazit gibi yaşayıp oralarda da suç işlemek sizde, sizlerde....

Avrupa'da Türkiye'yi şikâyet etmek söz konusu olunca ''ben Kürdüm'' demek, ama cebinde Türkiye Cumhuriyeti kimliği ile Avrupa ülkelerinden herhangi birinde suçüstü yakalandığınızda ''ben Türküm'' demek üçkâğıtçılığı sizde, çapulcu terör örgütüne her türlü desteği verip, demokrasi ve insan haklarından bahsetmek, ''şiddeti kınıyorum'' demek sizde, bu yalanları söyleyip bizleri de enayi zannedip, aptal yerine koymaya çalışmak terbiyesizliği ve alçaklığı sizde, bu ülkede yaşayan onlarca farklı etnik kökenden milyonlarca insan, etnik kökenleriyle ilgili en ufak bir sıkıntı çekmezken, özgürce siyaset yapabilirken, milletvekili ve hatta Başbakan bile olabilirken, verdiğimiz Kurtuluş Savaşı mücadelesi sonucu elde edilmiş Cumhuriyetimizin kazanımlarını içlerine sindiremeyen sömürgeci, etnik soykırımcı, emperyalist devletlerin maşası ve tetikçisi olmak düzenbazlığı NEDEN hep sizde? Lütfen bu sorulara yanıt verin, tabii verebilirseniz. ..

Bu memlekete bugüne kadar ne verdiniz de, ne istiyorsunuz? Eğitim diyorsunuz; öğretmen öldüren terör örgütünün katillerini ve elebaşını lider, siyasi irade kabul ediyorsunuz. Dilimizi konuşamıyoruz diyorsunuz; o halde bugüne kadar Türkiye'nin çeşitli kentlerinde açılmış ''Kürtçe Kursları'' sözde dil öğrenmeye susamış sizlerin ilgisizliği sonucunda neden kapandı? Siyasi platformda temsil hakkı diyorsunuz; siyasetinizi etnik ırkçılığa ve bölücülüğe dayalı söylemler, eylemler ve politikalar üzerine kuruyorsunuz. Yarattığınız terörden 30 bin insan can veriyor....

En ufak bir özeleştiri, en ufak bir günah çıkarma yapmıyorsunuz. Sizlerin canı can da, bu ülkeyi ve içinde yaşayan masum insanları terörden korumak için hayatını hiçe sayıp şehit olan ana kuzularının, evlatlarımızın canı patlıcan mı? İstanbul ' da sokaktaki vatandaşlara saldırmak, Molotof kokteyli atmak, otobüs yakmak, polise ve sade vatandaşlara, kadınlara, ufacık çocuklara ''kaldırım taşları'' atıp kafalarını yarmak neyin protestosu? Hangi köhne düşüncenin, hangi barbar anlayışın dışavurumu? Bugüne kadar hangi ''Kürt kökenli'' Türk vatandaşına; hop! Sen Kürtsün şu şehre giremezsin, şu işi yapamazsın, şu mesleği icra edemezsin denmiş veya denmekte? Bu ülkenin en çok para kazanan insanları çoğunlukla Kürt kökenli şarkıcılar, eğlence yeri sahipleri, işadamları, ticaret erbabı, turistik otel sahipleri, eğlence dünyasında; tv'de, gazinolarda iş yapan isimler (İbrahim Tatlıses, Özcan Deniz, Ceylan, Yılmaz Erdoğan vs.) değil mi? Hani ne oldu ''fırsat eşitsizliği yalanınıza?'' İşin doğrusu, sizin sorununuz bu ülkeyi terör ile, vurarak, kırarak bölmek! Bir oldu-bitti yaratarak bu güzelim memleketi parçalamaktır. Bu kadar basit.

Şu çıplak gerçeği artık ilkokula giden küçücük çocuklar bile anlayabilmektedirler. ''KÜRT'' kökenli vatandaşlarımız, eğer bunca kan ve gözyaşı dökülmesine sebep olan bu BÖLÜCÜ IRKÇI TERÖRİSTLERİ hala destekliyorlarsa, KUSURU DEVLETTE DEĞİL, KENDİLERİNDE ARAMALIDIRLAR! Meydanlarda eller hep zafer işareti, ellerde 30 bin insanımızın katili kanlı terör örgütü PKK'nın afişleri, terörist başı Apo'nun posterleri, yakarız-yıkarız tehditleri ve herkesin malumu ülkemizdeki büyük kentlerde meydana gelen şu terör olayları...

Çapulcu terör örgütünün hazırladığı ''Şemdinli fiyaskosundan'' sonra, ellerine para vererek sokaklara salıp polisimize, güvenlik güçlerimize, halkımıza taş ve Molotof kokteyli attırdığı küçücük çocuklar... Çocuğunu terör örgütünün militan olarak kullanmasına müsaade ediyorsan, bu kaos ve terör yöntemlerinden medet umuyorsan ve bu yolla bu ülkeyi böleriz, sözde ülkemizi de kurarız diye düşünüyorsan, canın yandığında veya meydanlara saldığın, yak-yık-kır-dök evladım dediğin çocuğunu kendi ellerinle ateşe attığında da bunu devlete fatura edemezsin. Hak isteyen, hukuk isteyen önce bu ülkenin bütünlüğüne, bu ülkenin insanlarına, toplum kurallarına SAYGI gösterecek. Ülkesine katkıda bulunacak. İNSAN gibi davranacak, yakmayacak, yıkmayacak.

Kısacası; TERÖRİST ile arasındaki farkı yine bizzat KENDİSİ ortaya koyacak. Bu ülkenin güzel insanlarını kendisine inandıracak. Kürt toplumu yüzyıllardır kendisini sömüren, geri bıraktıran, kulun kula kulluk ettiği ''FEODAL DÜZEN'' denen ilkel sistemden ne zaman vazgeçecek? Ne zaman HANIM FERTLERİNE gereken ''ÖZGÜRLÜĞÜ'' teslim edecek? Ve neden ülkede en yüksek kadın intiharları Batman'da? Neden aile içi şiddet sorununda ve TÖRE CİNAYETİ denen illette ekseriyetle Kürt kökenli insanların yaşadığı iller de başı çekmekte?

Büyük şehirlerde kapkaç ve bu tür illegal suçları işleyip, elde edilen yasadışı geliri Terör örgütüne aktarma suçu neden hep Kürt kökenli çocuk v e gençlerde görülmekte? Neden, neden, neden? Kürdüm diyen sizler, acaba bu KUSURLARINIZI hallettiniz mi ki, TÜRKLERİ pervahsızca eleştiriyorsunuz? Size yer, yaşam hakkı, hak-hukuk vermekten başka ne yapmış bu ülkenin vatandaşları?

Hakan Çelik'in "Bir Türk Olarak Kürtlere Soruyorum" konulu yazıya cevabı
O YAZI BANA AİT DEĞİL
PKK terörü ne zaman yoğun şekilde kan dökmeye başlasa “o meşhur yazı” hızla internette yayılıyor. “Bir Türk olarak Kürtlere soruyorum...” diye başlayıp giden bir yazı bu. İlk girişinden sonraki cümlelerin nasıl geliştiği belli. İki halkı mukayese eden ve özetle Kürtlerin bu ülkenin uygarlığına, medeniyetine pek bir şey vermediğini, tam tersine ne kadar ilkellik ve sorun yaratan şey varsa sorumlu olarak Kürtleri gören bir makale. 

Altında da “Posta Gazetesi Ankara Temsilcisi Hakan Çelik” diye bir imza var. Ama ilginçtir, bu yazıyı ben yazmadım! Yazanı tanımıyorum, yazılmasına bir katkım olmadı, orada geçen ifadeleri de herhangi bir yayında ya da konuşmada kullanmadım. Belli ki birileri bu fikirleri yaymak için çok satan bir gazetenin tanınmış bir yazarının adını kullanmak istemiş. Hepsi bu.
Bu yazı ilk kez 2008 yılında ortaya çıktı ve ben o dönemde bu yazıyla hiçbir ilgim olmadığını, internet yoluyla yayılmasına yol açanlar hakkında hukuki işlem başlatacağımı açıkladım. Ancak maalesef özellikle Facebook kanalıyla insanlar bu yazıyı birbirlerine göndermeye devam ediyor. Mail zincirleri yoluyla çok büyük kitlelerin posta kutularına ulaşıyor. Youtube’da bu yazıyla ilgili onlarca video var! İşin ilginç ve üzücü yanı, bu yazıyı okuyanların önemli bir bölümü tebrik etmek için beni arıyor ya da mesaj gönderiyor. “Daha önce hiçbir gazeteci bu doğruları söylemeye cesaret edememişti, helal olsun” gibi şeyler söylüyorlar. Mail gönderenlerin bir kısmı ise tahmin edebileceğiniz gibi yazıyı ırkçı bulduklarını söylüyor ve “Sizi protesto ediyoruz” gibi şeyler söylüyor.

* * *

Bu yazının gösterdiği bir tehlikeli gerçek var: PKK terörü böyle kan dökmeye devam ederse, şiddetin tırmanmasına kitleler sessiz kalmaya devam ederse, Türkler ve Kürtler arasındaki duygusal bağlar iyice zayıflayacak, camdan vazo çatlayacak ve geri dönüşü olmayan bir soğukluk girecek aramıza. Aklı başında herkesin bu gidişe artık “dur” demesi gerekir. 

Terör örgütünün seçtiği yol, yol değildir. Bu örgütün liderlerinin Kürt halkının refahı, hakları ve gelecekleriyle bir ilgileri yoktur. PKK kan dökerek var olmak ve yeniden çizilmekte olan Ortadoğu coğrafyasında Türkiye’den parça koparmak istiyor. PKK bu hedefini asla başaramaz ama bu yolda daha çok ailenin ocağını söndürebilir. 

Adımı kullanarak tartışmalara neden olan bu yazıyı kaleme alan her kimse, Türkiye’nin “duygusal kopuş” yaşamasını isteyenlerin ekmeğine yağ sürdü. Geçmişte Türkiye’de kin ve nefret duygularını körüklemek için örgütler ve silahlı çeteler kurulduğunu, bu ideolojileri desteklemek amacıyla da internet siteleri oluşturulduğunu biliyoruz. Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti Genel Başkanı olduğu günden bu yana gerek parti gerekse hükümet, bu karanlık odaklarla mücadele konusunda çok yol kat etti ama demek ki bunun için daha çok çalışmak gerekiyor. 

Kişilerin hak ve özgürlüklerini ihlal eden, güvenliklerini tehlikeye sokan haber ve bilgilerin kontrol edilmeden internete servis edilmesi, hepimizin yararlandığı bu mecranın güvenilirliğini tehlikeye sokar. İş daha tehlikeli boyutlara ulaşmadan İçişleri Bakanlığı’nı, savcıları bu yazıyla ilgili bir soruşturma başlatmaya çağırıyorum. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nı da milyonlarca kişiyi inciten bu yazının internet yoluyla yayılmasını önleme konusunda çaba göstermeye davet ediyorum.
Gazeteci HAKAN ÇELİK

Yorum Gönder

@name x