Paris akşamları

22 Temmuz 2020 Çarşamba 06:23

1947 yılı sonbaharında paris'te sen nehri kıyısında bir ceset bulunur. Üstünden çıkan evraktan kırımlı bir türk olduğu, isminin Buğra Alpgiray olduğu, ıı. dünya savaşının bâdirelerine kapılarak yurdunu kaybettiği, savaş sonunda Paris’te kaldığı ve sefil bir hayat sürdüğü anlaşılmıştır. Cebinden bir şiir çıkar, "Paris Akşamları" bu şiirin özellikle son kıtası oldukça manidardır.

Paris akşamları
1947 yılı sonbaharında paris'te sen nehri kıyısında bir ceset bulunur. Üstünden çıkan evraktan kırımlı bir türk olduğu, isminin Buğra Alpgiray olduğu, ıı. dünya savaşının bâdirelerine kapılarak yurdunu kaybettiği, savaş sonunda Paris’te kaldığı ve sefil bir hayat sürdüğü anlaşılmıştır. Cebinden bir şiir çıkar, "Paris Akşamları" bu şiirin özellikle son kıtası oldukça manidardır.



paris akşamları



bu kent her şeyiyle bana yabancı

caddeler, binalar, bütün insanlar...

öyle hasretim ki ezan sesine

ararım çevremde minâre, câmi

lâkin takılırım çan kulesine

her semtin muhteşem kilisesine

yâd el elemleri sarar içimi



uzaklarda yurdum! burdan çok uzak

her mevsim güneşli, masmavi göklü

camili, kubbeli, kümbetli, köşklü

ozanlı, garipli, kervansaraylı

hele insanları: alpli, giraylı

yok haber onlardan, baba evinden

bu yüzdendir hâlim, kopuk bir yaprak

her şey çok uzakta benden çok uzak



gözlerim dâima engine dalar

isterim ki her an, ana yurdumda

dağları dumanlı yaslı kırım'da

duvarında mavzer ve kur’ân olan

ata ocağında, bizim konakta

bir bakır sinili sofra başında

iftar beklenilsin, duâ edilsin

ve sessiz sedâsız yemek yenilsin

sonra şadırvanda abdest alınıp

hep birlikte teravihe gidilsin



uyansam her sabah ezan sesiyle

görsem ayşeciği su testisiyle

ninemi yaşmaklı, namaz kılarken

dinlesem dedemi, kur'ân okurken

başımı huşuyla yastığa koysam

sonra toparlanıp yola koyulsam

yahut günün şavkı vururken camdan

heybetli sesiyle çağırsa babam

anam da, kalk yavrum, aslanım dese

tutup elleriyle omuzlarımdan

o müşfik hâliyle sarılsa, öpse



semaver kaynarken ocak başında

dünya türklüğünden, türk tarihinden

bozkurt’tan, turan'dan söz etse dedem

sonra türklük için eylese niyaz

gözlerinden akan yaşı bir görsem



evet! yurdum uzak burdan çok uzak,

bir ferahlık yahut bir şey umarak

düşerim yollara akşam üstleri

hep böyle çâresiz, yıllardan beri

her zamanki gibi yorgun ve bitkin

artırıp yükünü hasta kalbimin

her an heyecanı gözlerimde yaş

görmek ümidiyle bir türk, bir dildaş

dolaşırım paris caddelerini

yorgun akan sen'i, köprülerini



bir karakış vakti, sen kıyısında

kafamın içinde türklük ülküsü

rûhumu kavuran öz yurt hasreti

böyle göçeceğim ebediyete

donmuş cesedimi bulup çöpçüler

defnedilmek üzre götürecekler

kimim ben, neyim, ne bilecekler…!
Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x