PROF.DR.OGUZ OZYARAL-OKULLARIN ACILMASI ILE ILGILI ACIKLAMA

14 Ekim 2020 Çarşamba 17:01

Okul yönetiminin üzerine de çok büyük görevler düştüğünü ifade eden Prof.Dr.Özyaral;’’ Okul yönetimlerinin dezenfeksiyon, asepsi ve antisepsi kurallarını mutlaka uygulaması gerekir. Dezenfeksiyon, asepsi ve antisepsiyi birbirine karıştırmamak gerekiyor.

PROF.DR.OGUZ OZYARAL-OKULLARIN ACILMASI ILE ILGILI ACIKLAMA

Prof.Dr.Oğuz Özyaral’’Okul,aile ve öğrenci üçgeninde en önemli
konu hijyen kurallarının doğru öğretilmesi’’
Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) yüz yüze eğitime geçiş planlaması doğrultusundaki ikinci
aşamada, ilkokullar, köy okulları, 8. ve 12. sınıflar, lise hazırlık sınıfları ile özel gereksinimli
çocukların okullarında yüz yüze eğitim bugün başladı. İstanbul Rumeli Üniversitesi Rektör
Yardımcısı ve Koruyucu Sağlık Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Özyaral, eğitime başlayan çocukların
aileleri için önemli uyarılarda bulundu.
İstanbul Rumeli Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Koruyucu Sağlık Uzmanı Prof. Dr. Oğuz
Özyaral, okul, aile ve öğrenci üçgeninde koronavirüs salgınından nasıl korunabileceği
hakkında şunları söyledi;’’Bu noktada dikkat edilmesi gereken en önemli konu hijyen. Hijyen
kurallarının doğru öğretilmesi ve bunun oyunla yapılması gerekmektedir. Ailelerin bunu
korkutucu unsur olarak tanımlamamalı. Korku ve endişe birbirine karıştığı zaman çocuklar
için ileride travmatik başka problemler ortaya çıkar. Olayı doğru ifadelerle anlatmak
gerekiyor.”


HİJYEN KURALLARINI ÇOK İYİ ANLATMAK GEREKİYOR

Prof. Dr. Özyaral, hijyen kurallarının çok iyi anlatılması gerektiğini söyleyerek“Çocuk doğup
büyüdüğünde ‘oraya dokunma, kirlidir, ellerimizi yıkıyoruz’ tanımlaması yapıyorsak bunun
gene aynı şekilde devam etmesi gerekmektedir. 3-4 yaşındaki çocuklar maskesiz neredeyse
çıkmıyorlar, onlar çok daha kolay ve çabuk öğrenebiliyor. Yaşanılan bölgeyi de iyi tanımak
gerekiyor. Etraftaki kişilerin sosyokültürel durumu nedir ve nasıl davranıyorlar? Siz ne kadar
anlatırsanız anlatın, dış ortamdaki kişilerin davranışları da çocukların üzerinde olumlu ya da
olumsuz etkiler yaratacaktır. Halkla yapılan temasta, alışveriş süreçlerinde maskenin önemini
de defalarca dile getirmek gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Prof.Dr.Oğuz Özyaral sözlerine şöyle devam etti;“Günde ortalama 150 farklı yere
dokunduğumuzu hesaplarsak sizden önce de oraya başkalarının dokunduğu
hesaplandığında binlerce faktörün ellerimiz tarafından kirlilik unsuru olarak alınabileceğini
biliyoruz” diyen Prof. Dr. Özyaral, “Yapılması gereken yemek yemeden önce ve sonra,
tuvaletlere girmeden önce ve sonra, dersliklere girmeden önce ve sonra mutlaka ellerin bir
antiseptikle temizlenmesi gerekiyor. Burada da bunu aşırı uçlara kaçırmamak için öğretmenin
ve ailenin rolü çok önemli. Bazı temizleyici maddeler belli bir süreden sonra etkinliğini yitiriyor
ya da sürekli kullanıldığında egzama gibi sorunlar yaşanabilir. Doğal mikrobiyal yük kalktığı
için hastalık unsuru olan mikroorganizmaların girişi için bir odak noktası olacaktır. Aşırıya
kaçmadan en doğrusu su ve sabunla yıkamaktır. Sabunu da toplu yerlerde sıvı tercih etmek
gerekir” diye konuştu.


OKUL YÖNETİMİ MUTLAKA DEZENFEKSİYON, ASEPSİ VE ANTİSEPSİ
KURALLARINA UYMALI

Okul yönetiminin üzerine de çok büyük görevler düştüğünü ifade eden Prof.Dr.Özyaral;’’ Okul
yönetimlerinin dezenfeksiyon, asepsi ve antisepsi kurallarını mutlaka uygulaması gerekir.
Dezenfeksiyon, asepsi ve antisepsiyi birbirine karıştırmamak gerekiyor. Dezenfeksiyon da
dezenfektan maddeler yüzeylere, masalara, yerlere ve eşyalara kullanılır. Oradaki ortamı
mikropsuzlaştırma için yapılan bir çalışmadır. Asepsi-antisepsi kurallarına bakıldığında

insanın elleri, vücudu için kullandığı ve dokunduğu yerlerden eline geçen
mikroorganizmaların kendisine bulaş getirip hastalık yapmaması ve

aldığı mikroorganizmayı bir başka yere taşımaması için yapılan sistemdir. Bütüncül olarak
bakıldığında hijyen kurallarından söz etmiş oluyoruz’’ diye belirtti.
HER GÜN AVUÇ İÇİ KADAR KURU YEMİŞ TÜKETİLMELİ
Okula gidecek çocukların beslenme çantaları için de önerilerde bulunan İstanbul Rumeli
Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Koruyucu Sağlık Uzmanı Prof. Dr. Özyaral, her gün avuç
içi kadar kuru yemiş tüketilmesi gerektiğine dikkat çekerek önemli tavsiyelerde bulundu;
“Beslenme çantalarının içerisinde hiçbir şekilde kutulanmış ürünler koyulmamalı.Meyve
suyunu kendiniz sıkıp çocukların suluklarına yerleştirmelisiniz. Tercihim mevsim sebze ve
meyveleri tüketmeleridir. Mevsim olarak brokoli, karnabahar geldiği için onları çok hafif
haşlayıp sunmaktır. Bunlar C vitamini açısından oldukça yüksektir. Eğer çocuk seviyorsa
domates, biber yemelidir. Eser elementleri alması açısından mevsim sebze ve meyvesi
tüketmek çok önemli. Her gün ceplerine onların avuç içi kadar 1-2 adet badem, fındık, ceviz,
kuru incir, kuru kayısı, kuru erik koyabilir. Herkesin avuç içi kalbi kadardır. Kaju ve yer
fıstığından kaçınıyoruz çünkü çocuklar bunlara alerjik reaksiyon gösterebiliyor. Küçük yaştaki
çocuklarımız için bunlar hariç diğer kuru meyve ve kuru yemişleri tuzlanmamış, sade ürünleri
tercih etmeleri gerekiyor. Ayran, süt, kase yoğurt tüketmelerinde her zaman büyük fayda var.
Kalsiyum almadan D vitamini, D vitamini almadan da kalsiyum bir işe yaramıyor. Demir ve
B12 açığını kapatmak için tencere yemeklerini yapmamız gerekiyor. Tencere yemeklerinin de
en önemli özelliği günlük ihtiyaç olan vitamin ve eser elementlerin net bir şekilde yemeğin
suyuna geçmiş olmasıdır. Bazı gıdalardaki besleyici unsurlar ancak piştiğinde yemeğin
suyuna geçerek bize fayda sağlayabilir.”

SİLGİ- KALEM ALIŞVERİŞİ VE OYUN KURALLARINA DİKKAT!

Ailelerin çocuklarına öğretmesi gereken küçük ama etkili birkaç nokta olduğunu ifade eden
Prof. Dr. Özyaral, sözlerini şöyle tamamladı:
“Çocuklar, silgi ısırırlar, kalem ısırırlar, masaya bırakırlar, bu eşyaları ortak kullanırlar…
Burada hiçbir şeyin ortak kullanılmaması gerekiyor. Paylaşımın bu şekilde yapılmaması
gerektiği konusunda ailelerin bilgilendirmeye devam etmeleri gerekmektedir. Çok küçük
çocuklar için zor bir süreç çünkü onlar koşup, birbirlerini yakalamak isteyecek. Oyun
planlamacısı ve kurgulayıcısı da mutlaka öğretmenlerin kendisi olmalı. Eğitimin en önemli
parçası oyun oynayarak öğrenmedir. Buradaki oyun kurallarını da MEB yeniden yazdı. Anne
ve babaya bu oyun kurallarını öğretme görevi de düşüyor. Arkadaşlarıyla yapacağı oyunlarda
2 metrelik mesafenin önemini anlatmak lazım. Bunların hepsi son derece önemli. Çok küçük
çocuklarımız için ne kadar bilgi tabelası asarsak asalım, şemalaştırılmış, anime edilmiş
karakterler çok daha önem arz ediyor. Kamu spotlarını iyi takip edelim.”


Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x