Sabri Şenel: Mehmet Ali Brand ve Öcalan Süreçleri

19 Ocak 2013 Cumartesi 18:44

Mesleğini, becerisini, kalemini en etkili silah yaparak söz ustalığını fitnede kullandığını üzülerek gördük. Şahsen hakkım varsa bir kez daha helal olsun ama millet ve ümmet hakkımı helal etmiyorum.

Sabri Şenel: Mehmet Ali Brand ve Öcalan Süreçleri

 MEHMET ALİ BRAND İRTİCA KOROSU VE ÖCALAN SÜREÇLERİ ÖZELEŞTİRİSİ

  Yıllarca irtica iddiaları ile darbeci, jagoben elitlerle kol kola gördüğümüz Mehmet Ali Brand'ı son yıllarda medya tetikçiliği yaptığı, irticacı diye saldırdığı iktidarla açılım ve Öcalan için seferber olmuştu? İrtica tehlikesi bertaraf mı edilmiştir? Yoksa irtica ve hayali atışlarında sırtını dayadığı o darbeci, dayatmacı cephe mi dağılmıştı? İrtica iddiaları için başbakandan değil milletten özür dilemeli, helallik istemeliydi. Ben size hep yalan söyledim diyerek özür dileme erdemini göstermiş midir? Güç darbecilerdeyken onlara çanak tutan yandaş medya ile başörtülü, inançlı insanları canından bezdiren, her gün tv ekranlarından kin ve husumet kusan koroda değil miydi? Kendisi sayın başbakanla helalleşmiş olabilir, Bülent Arınç bol akıttığı göz yaşlarından bir kase de ona akıtabilir. Ama o mağdur, mazlum; hayatı, geleceği kararan, hayatı zindan olan kızların hakkını hiç bir zaman helal etmeyecektir. Biz onun ve Atatürkçülük adı altında maskeli lakilik istismarcısı dayatmacıların aşağılanmalarına her gün muhatap olduk. Kışlanın, okulun ve birçok kamu alanının kapısından baş örtüsünden dolayı milyonlarca insanın girememesinin sebebi onun gibi imtiyazlı elitlerdir. Bu insanlar güç nerede ise ona teslim olan, secde eden, beraberiz diyen, demokrasi maskeli makyavalist bir anlayışın temsilcisidirler. Bugün onun yakınları, dostları ağlıyor ama o ve benzerleri bu milletin çocuklarını her gün ağlattı .Son günlerdeki açılım koalisyonuna desteği de zaten bizim beklediğimiz, tahmin ettiğimiz davranıştı. Çünkü bugünkü konjonkürde güç merkezleri değişti, onlar kendilerine verilen rolleri oynuyorlardı.  Ülkücüler idam sehpalarına giderken onların kılları bile kıpırdadamamış, hiç ama hiç acımamışlardı idam edilen ülkücülere. Bu ülkenin gariben Anadolu çocukları onların ekranlardan tahrik ve propagandalarına hedef oluyordu. İddia, isnat ve iftiralarla mahkum ettirdikleri; linç işlemine tabi tuttukları fidan gibi delikanlılar birer birer şehit oluyorlardı. Bunlardan dolayı hiç bir zaman vicdan azabı duymuş mudur? Sanırım ülkücüler tek başına iktidara gelse hemen el pence divan durur kuyruğa girerlerdi. Üzülerek görüyoruz ki Beka Vadisi'nde gazeteci olarak görüşmeye gittiği Öcalan'ı ömrürün son günlerinde hiç yadırgamadığımız yanında olma rolünde gördük. Şehitlerin huzuruna yevmi kıyamette Öcalan'ın kanlı elleri ile birlikte çıkarlar. Mehmet Ali Brand'ın musalla taşına gelişini MHP ve ülkücülere laf yetiştirme, onları aşağılama, horlama konusu yapmak kimsenin ne haddidir ne de hakkıdır. O musalla taşlarından mağdur ettiği çok insan konmuştur. Yakınlarına baş sağlığı dilemek son derece insani bir davranıştır. Oradan mazlum, mağdur, çilekeş; haklarını yedikleri garipler, yiğitler geçmiştir. Herkes hesabını hayır ve şer olarak verecektir. Yani insanlara bel altı vurarak, PKK kurucusu namazı kılınamayacak alçakları bahane ederek, Türk devletine meydan okunmuştur. Buna laf etmeye, meydan okumaya dizlerinin dermanı kalmayan, korkan, tırsan; nereye gizlendği belli olmayanaların ülkücülere laf söylemeye hakkı yoktur. Şimdi de o ölen PKK'lıların ve Öcalan'ın savunma ve barış diye kanlı bir ayrılığı, aykırılığı millete cenaze üzerinden duygusal sahnelerle takdim etmek hiç de şık değildir. Herkes ölecek ve musallaya gelecektir, kara koyun alaca koyundan hakkını alacaktır. 12 Eylül öncesi verilen ülkücü şehitleri maç sonuçları gibi sunuyor ve gerilimi tetikleyerek tahrik ediyorlardı. Şimdi artık sırayla medya ve farklı kesimlerin oluşturdugu yeni imtiyazlı Birand korosundan ne nağmeler, inciler, duygusal sözler dinleriz. Mehmet Ali Brand'ın TRT'yi dolandırdığını ve bu olaydan mahkum olduğunu ve çıkarılan aflarla kurtarıldığını biliyor muyduk? Ama herkes hayatının hesabını verecek, orada elit olmanın şartı iyi mümin olmaktır. Onu irtica saldırıları ile tanıdık. Son zamanlarda İmralı korosunda gördüğümüz Birand'ı daha önce mazlum, mağdur başörtülü kızlara saldırarak mağduriyetlerine sebep olan darbecilerle kol kola görmüştük. Kendisini ölmeden önce irticacı diye suçladığı insanlarla bu ülkenin teklerini aşındırıken suçüstü gördük. Varsa hakkım helal ederim o benim hakkım ama bu ülkenin birliğine, bütünlüğüne, teklerini aşındırmaya verdiği olumsuz katkıdan dolayı hakkımı asla helal etmeyeceğim. Mesleğini, becerisini, kalemini en etkili silah yaparak söz ustalığını fitnede kullandığını üzülerek gördük. Şahsen hakkım varsa bir kez daha helal olsun ama millet ve ümmet hakkımı helal etmiyorum.
 

Yorum Gönder

@name x