Sakarya Meydan Muharebesi ve gazi dedeme teslim edilen şehidin emaneti!

17 Şubat 2021 Çarşamba 18:21

Sakarya Meydan Muharebesi’nin kıran kırana devam ettiği çok zorlu günlerden birinden bir geceyi Gazi Şükrü Şenel şöyle anlatıyor:

Sakarya Meydan Muharebesi ve gazi dedeme teslim edilen şehidin emaneti!

Sakarya Meydan Muharebesi’nin kıran kırana devam ettiği çok zorlu günlerden birinden bir geceyi Gazi Şükrü Şenel şöyle anlatıyor: 

“Yaz sıcağı kavuruyor. Yunan ordusu mevzilendiğimiz tepeyi ağır silahlarla çok yoğun ateşe tuttu. Tepenin Yunan birliklerine bakan kısmını terk edip arka tarafa geçtik. Şehitler ve yaralılar veren birliklerimiz zaman zaman geri çekilmek zorunda kalırdı. Tepenin arkasında yeniden birlikleri konumlandırma zarureti ortaya çıkıyordu. Tepenin ön tarafında yaralılar şehitlerimiz ve bir kaç ağır silah kalmıştı. Bir geri tepmesiz topun parçalarını Türk birliğinin bulunduğu yere getirmek için risk alarak tepenin arkasına aşmak gerekiyordu. Komutanın isteği üzerine gönüllülerden birisi ben oldum. Bölüğe içme suyu ikmali yapan Sivas Koyulhisar merkezden bir asker arkadaşım da gitmek istediğini beyan etti. Tepenin arkası sürekli Yunan kuvvetleri tarafından dürbünle gözetleniyordu. Cephaneleri bol basıyorlardı mermi yerine adeta gökten ateş yağıyordu. Önceliğimiz yaralıları almaktı. Bizim için silah her şeydi. Çaresiz o silahları almamız gerekiyordu. Sürüne sürüne yuvarlanarak topun yanına üç arkadaş birlikte vardık. Gayet dikkatlice silahı ana parçalarına ayırarak parça parça yeni mevzilere taşıyacaktık.

ŞEHİT ARKADAŞIMIN SON SÖZLERİ

Bizi orada fark eden Yunanlılar ateşi daha çok yoğunlaştırdılar. Tam bir ölüm kalım anı. Benim ayağıma bir şarapnele parçası isabet etti. Ayağım kanıyor ama yine silahın parçasını alma derdindeyim. O arada Koyulhisarlı arkadaş çok ağır yaralandı durumu çok ağırdı. Ben yaralıyım diğer arkadaş sağlam. Yaralanan arkadaş sürekli kan kaybediyor artık sona yaklaştığını fark ederek yerde tam siper vaziyette ruhunu teslim etmek üzere olan şehidimizin son sözleri şöyleydi: ‘Beni dinle Şükrü, şu mendile sarılmış küçük altın ve nişanlıma ait al yazmayı ve benzeri bir kaç özel emanetimi anneme ve nişanlıma ulaştır’ diyerek son sözlerini söyleyip Kelimeyi şehadet getirerek ruhunu teslim edip şehadete yürüdü.

BAŞIMIZDA ATATÜRK VE İNÖNÜ VARDI 

Biz iki arkadaş toptan parça alıp kader kısmet sürünerek kan ter içinde, nefes nefese her an ölüm gerçeği ile yüzleşme hazırlığı içinde tepenin arkasına aşırıyorduk. Arkadaşımızın ölümü bölüğü çok derinden üzdü. Fidan gibi millet evlatları, kanları ile vatan topraklarını sulayarak hakka yürüyorlardı. Adeta mahşer yeri olağan üstü zor, çetin muharebe şartları tam bir bıçak sırtı savaşın zaman zaman gidip geldiğini anlamamak mümkün değildi. Zira 1683 Viyana Bozgunu ile geri çekilme bitiyordu. Türk milleti yeniden diriliş, kurtuluş ve toprak kazanma sürecine giriyordu. Şartlar çok zor aç susuz sefil durumdayız. Atatürk ve İnönü’nün cephede bizzat savaşı sevk ve idare etmesi direnç ve moralimizi artırıyordu. Sakarya nehrinin civarımızdaki köprüleri havaya uçurulmuş nehrin karşısında boşalmış köyler var lakin oraya ulaşmak çok zor. Yaya olarak iki saat yürüyüp tekrar ilerdeki köprüden karşıya geçip karşımızdaki köye geri gelmek çok zaman alıyordu. En az üç dört saat tutuyor bunun birde gelişi vardı. Çaresiz gidiyoruz zira açız yeterince doymuyorum. İşte o boş olan köylere gidip ambarlardan sırtımızda buğday alıp o buğdayı birliğimize getiriyorduk. İnönü’nün emri ve tembihi ile buğdayı saç üstünde kavurarak kavurga yapar yerdik. Başka türlü yemek kesinlikle yasaktı. Zira başka türlü yenilmesi ciddi riskti. İşte böyle bir çile cefa içinde çok Çetin bir savaşın galibi Türk ordusu oldu. “

BU MİLLİ DİRENÇ İKLİMİ HİÇ ÇORAKLAŞMAYACAK

Savaştan sonra dedem emaneti Sivas Koyulhisar’a giderek şehidin ailesini bulup emaneti teslim etti. Bir insanın dayanması çok zor acı. Bu tabloyu birlikte yaşayarak şehidin ailesiyle birlikte gözyaşlarına boğuldular. İşte böyle nice ocaklar battı kapılar kilitlendi ve bu topraklar bize vatan yapıldı. Son 12 yılı sürekli savaşla geçirmiş bir ülke buna rağmen kudurmuş, azgın sürülere canla başla direniyor adeta yeniden doğuyoruz. Balkan savaşı ve devamında bitmeyen savaş ne acılar yaşattı. Köylerde erkek nüfus kalmadı o kadar gidip de gelmeyen asker var ki; ülke acılarla kavruluyor dedem de çok büyük acı ve hüzünle yanlarından ayrılıyor o da o şarapnele parçası ile yıllar sonra ruhunu teslim ediyordu. Allah tüm şehit ve gazilerimizi nur içinde yatırsın. Onlar ne ilk ne son gazi ve şehitlerimiz. Bu milli direnç iklimi hiç çoraklaşmayacak kıyamete kadar bu topraklar Türk vatanı olarak kalacak tüm ihanet hesaplarını bozacağız. Zira bu bize Gazi Şükrü dedemin tüm şehit ve gazilerin vasiyeti ve asla yere düşmeyecek. Bayrağı, sancağı biz de bunu evlatlarımıza torunlarımıza korunması yüceltilmesi gereken bir kutlu bir miras olarak devredeceğiz.

Son can, son damla kana kadar direneceğiz “Ya İstiklal ya ölüm” Ne mutlu Türküm diyene!

Sabri ŞENEL / 17.02.2021

Yorum Gönder

@name x