SIRADAKİ TEZGAH KADINLAR MI?

05 Aralık 2018 Çarşamba 15:33

Türkiye’de ameliyat yapmaya kalkan iç ve dış odakların kirli hesapları bitmiyor. Rumlar, Ermeniler, Aleviler, Kürtler üzerinden ve sağ-sol, ilerici-gerici diyerek ülkeyi karıştıranlar, yeni fay hatları döşüyor. 2013’te “ağaç” diyenler, şimdi “kadınları” işaret ediyor.

SIRADAKİ TEZGAH KADINLAR MI?
Küresel şebekeler, Türkiye’yi dizayn etmek için yeni ‘kaos senaryoları’ yazıyor. 1950’lerden 2000’lerin sonuna kadar gayr-i Müslimlere yönelik provokasyonlar, sağ sol çatışmaları, Alevi-Sunnî kışkırtmaları, Türk-Kürt husumetiyle adeta bir cinnet halini yaşayan Türkiye’de 2000’lerin başında AK Parti’nin siyaset sahnesine girmesiyle, karanlık merkezler de “farklı tezgâhlar” kurmaya başladı. Bunun örneklerinden birisi 2013’te ortaya konulan ‘Gezi Olayları’ olarak dikkat çekiyor. Ne zaman bir sıçrama yapsa hep bir provokasyon ile istenilen eşikte tutulan Türkiye, IMF’nin prangasından kurtulduktan sonra “ağaç” bahanesiyle oyun tezgahlandı.

KLASİK FAY TUTMUYOR

Klasik fay hatlarının Türkiye’de tedavülden kalkmasıyla, devleti ve milleti kendilerine göre; yeniden dizayn etmek isteyen uluslar arası karanlık merkezlerin yeni hesabı, kadınları sokağa dökerek, onların kutsallığı üzerinden her kesim insanı bir araya getirmek. Kadınlar şemsiyesi ile toplumsal taban arayan ihanet odakları ve küresel işbirlikçileri; sağ-sol çatışması, Alevi-Sünni çekişmesi, ilerici-gerici ve Türk-Kürt gibi kutuplaşmalardan artık istediklerini alamıyor.

Dolayısıyla kadına şiddet, kadına cinsel istismar, kadın cinayetleri gibi başlıklar sürekli gündemde tutularak, her kesimi ‘ortak hassasiyet’ ile kadınların etrafında toplamayı planlıyorlar.

GEZİ OLAYLARI İTHAL EDİLMİŞTİ

2002 ve 2003’te çeşitli ülkelerde ‘savaş karşıtı’ gösterilere dönen, “Başka bir dünya mümkün” mottosu, 2010’da dijitalleşmişti. 2011, 2012 ve 2013 tarihleri, Türkiye’deki Gezi Olayları’nı da içine alarak, çeşitli başkentlerde hep aynı materyaller ile eylemlere sahne olmuştu. Brezilya, Amerika, Ukrayna, Mısır, Türkiye ve birçok yerde ‘kırmızı giymiş’ bir protestocu ve eylemlerinde kimliğini kapatmak için “V for Vendetta” maskesi takan göstericiler, duran insanlar görülmesi, aslında olayların aynı merkez tarafından yönetildiğini işaret ediyordu. Amerika’da yürüyen “#MeToo” provokasyonları, Türkiye’ye de sıçratılmak istenirken; ihtimal olarak toplum katmanlarının ‘kadınlar’ üzerinden bir araya gelmesi, bastırılması güç provokasyonlar ve olayların da önünü açacak gibi duruyor.

KADINLAR KIŞKIRTMASI

‘Ağaç ve yeşil’ iddiaları partiler üstü, etnik ve mezhepsel kimliklerden bağımsız ortak bir tepki ortaya çıkarırken; küresel güçlerin 2013’teki “kanlı mizanseni” bastırıldı. Kalabalıklar sokağa çekildikten sonra iç ve dış düşmanların taşıdıkları “Mesele ağaç değil” dövizleri de gösteriyordu ki; marjinaller ve radikaller, ‘seçilmişleri’ alaşağı etmek, çoğunluğun oylarıyla meşruiyet kazanmış hükümet karşısında azınlıklar tahakküm kurmak istedi. Ancak işaret fişeği “ağaç” olarak herkesi bir araya getirmeyi başarmıştı. 2015’ten bu yana dalga dalga işlenen “kadın şiddeti, kadın istismarı” vakaları da zihinleri bulandırıyordu. Ta ki; İngiliz devlet televizyonu BBC’nin kadınları sokağa çağıran o haberine kadar. 2013’te Gezi Parkı’na canlı yayın aracı koyarak, meydandaki otelden gün boyu Türkiye’deki provokasyonları yayınlayan BBC, bu defa “Kadınların seslerini yükseltmeleri için vakit geldi, geçiyor” dedi.

Dünyayı yöneten karanlığın hizmetindeki küresel kehanetleri ile The Economist’in haberinden yola çıkan BBC, Amerika’da başlayan “#MeToo” yani “#SenDeAnlat” etiketi üzerinden dijital ve sosyal medya örgütlenmesi sağlamayı planladı. Aslında Gezi Olayları’nın başlangıcı da, 1999’da Amerika-Seattle’daki gösterilere dayanıyordu. ‘Başka bir dünya mümkün’ diye başlayan olaylar, dünyaya yayılmıştı.

TEHLİKELİ YER ALGISI İŞLİYOR

Öyle ki; karakollarda faillerin serbest bırakılması, taciz ve şiddet olaylarının cezasız kalması, bunun yanında her gün daha iğrenç bir olayın ortaya atılmasıyla, adalet ve emniyet duygusu kaybedilmiş kalabalıklar, sokakta adalet ve cezaları kendisi vermeye kalkması halinde korkunç manzaralar, bir ülkeyi önüne alıp götürebilecek tehdit, tehlike olarak ortaya çıkıyor. 1970’lerdeki kardeşin kardeşi öldürdüğü, insan öldürmenin sinek öldürmek gibi olduğu, kahvelerin tarandığı, otobüslerin bombalandığı, okullarda ürkütücü çatışmaların yaşandığı, akşam evlere dönmenin tesadüf eseri gerçekleştiği, il il ölenlerin listesinin yayınlandığı karanlık günlerin, siyasî cinnet halinin bir benzeri, kadınlar üzerinden büyütülüyor. Yoksa ülkenin her yerinden tedirginlik tohumu ekerek mantar gibi çoğalan tuhaflıklar normal mi? İşte BBC, ‘Türkiye kadınlar için tehlikeli bir yer olmaya doğru gidiyor’ görüşü işleniyor.

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x