Şu Fotoğraf İçime Sinmiyor…

29 Mart 2021 Pazartesi 10:47

Tarihin şahitliği ile sabittir ki; TÜRKLÜK ve İSLAMİYET fetret dönemi yaşıyor. Yaklaşık 200 yıldır yolunu şaşırmış, birilerin peşinde teşne vaziyette, âdeta hal-i nekahet yaşıyor.

Şu Fotoğraf İçime Sinmiyor…

 Tarihin şahitliği ile sabittir ki; TÜRKLÜK ve İSLAMİYET fetret dönemi yaşıyor. Yaklaşık 200 yıldır yolunu şaşırmış, birilerin peşinde teşne vaziyette, âdeta hal-i nekahet yaşıyor. Ancak bazı Müslüman-Türk coğrafyası sürekli kanıyor. Canımız yanıyor. Canımız yanıyor yanmasına da zombi gibi bir hayatı yaşarken kanayan yerlerimizin bile farkında değiliz.

*

Çok gerilere gitmeyeceğim. Yaşarken gördüklerimden aklımda kalanları paylaşacağım. Aklımın ermeye başladığı yıllarda Türkiye’ye İsa Yusuf Alptekin’in kurduğu vakfın bazı yayınları elime geçtiğinde 1989 –Nasıl bir eğitim sistemi içinde isek- Türkiye dışında Türk devletleri olduğunu, Türk coğrafyalarının olduğunu üstelik de bu Türklerin Müslüman olduğunu duyduğumda çok şaşırmıştım. Dün gibi hatırlıyorum. Alptekin, İstanbul’da rahmetli olduğunda Çin’den korkanlar ne yapacaklarını şaşırmışlardı.  Sonraki yıllarda Çin devlet başkanına devlet nişanı T.C. Cumhurbaşkanınca verildi geçti gitti.

*

Dün gibi hatırlıyorum. Bulgaristan’da Türklerin adları, dinleri değiştirilmeye çalışılıyor, mallarına el konuluyordu. TV’de gazetelerde her gün sığınmacı, kaçak göç hadiseleri yer alıyordu. Naim Süleymanoğlu’nu, Belene kampını dün gibi hatırlıyorum.

*

Aynı dönemde ve sonrasında Batı Trakya Türkleri’nin müftü atamaları vesilesi ile dini baskı altında kaldıklarını öğrendim. Yetmedi Müftüyü şehit ettiler.

*

Sonra bir gün Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği yıkıldı. İlk Azerbaycan bağımsızlığını ilan etmişti. Nevşehir’de de Bağımsız Azerbaycan yürüyüşleri yapılmıştı. İlk katıldığım ve döviz taşıdığım yürüyüş idi. Sonra diğer Türk devletler bağımsızlıklarını ilan etti. Rus esaretinden kurtulmuşlardı. Ebulfez Elçibey’i çok sevmiştim. Cengiz Aytmatov gibi bir dünya devini bu dönemde tanımıştım. Türkiye Cumhurbaşkanını -Özal’ı- bir Orta Asya ziyareti ve Taksim Bosna mitingi sonrası kaybetmişti.

*

Dünya hızlı dönüyordu. 1. Körfez savaşı esnasında bağırsak sesimiz duyulacak kadar yakın mesafede Musul’da, Kerkük’te vb. bir çok yerde Türkmenlerin yaşadığını öğrendiğimde, Irak’ta kan gövdeyi götürmeye başlamıştı. Halepçe’de Sünnî Müslümanlar kimyasal silahlarla katliamını “elma kokusuna” bağlamıştık.  

*

Irak’ta ne olduğunu tam anlamadan Bosna’da Müslümanlar BM kontrolünde soykırıma tabi tutulduğunda artık üniversite okuyordum. Aliya İzzetbegoviç’in İslam manifestosunu okumuştum. Ama “Bosna’da petrol yok ki” çıkışı “medeni! dünyayı” tanımlayan temel cümle idi. Türkiye’de Serebrenika katliamından, Hollanda’nın ihanetinden, Sırp katillerden daha Türkiye’de toplanan yardımlar konuşulmuştu.

*

Sonra bir Kafkaslardan Müslüman Çerkezlerden ses yükselmeye başladı. Cehar Dudayev, Aslan Mashadov, Kızıl Rus saraylarını yıkan Kürşat’ın torunları idi. Rus gazına –mavi akıma- satıldılar geçti gitti. Şimdi kimse Çerkezistan’ı hatırlamıyor bile.

*

Aldığım eğitim – Arşivcilik ve Tarih-, yetiştiğim muhit itibarı ile Türk ve İslam coğrafyasının hem tarihi hem de güncel durumlarını hep takip ettim.

Örneğin “Vahşi Batının” organize ettiği Ruanda katliamını takip ettiğimde tarihteki tüm sömürge ve katliamları daha iyi anlamıştım. Ancak BOP, GDOP gibi projelerin ürünü olan Suriye’nin iç savaşını ve Haleb-i Türkmenân –Türkmenlerin Halep’inin- adeta tarihten silinmesini, yaşadığım dönem insanlık tarihinin yüz karasını anlayamadım.

*

Mescit-i Aksa’nın Yahudi çizmelerince çiğnenmesi ciğerimi eziyor, Kudüs’ün İsrail’in başkenti ilan edilmesi, devlet kayıtlarımızda bunun kabul edilmiş olması 1948’de İsrail’i ilk tanıyan devlet olmaktan daha acı verici.

*

Ya Yemen’de olanlar. “Alı Yemendir, gülü çimendir” dediğimiz coğrafyada yaşananlar. Şia, Vahhâbi, ABD emperyalizmi pençesinde Yemen inim inim inliyor sesini duymuyoruz bile. Tıpkı Arakan’da –Myanmar’da- akan Müslüman kanlarının sesini duymadığımız gibi.

Tıpkı, Hindistan’da Kur’an-ı Kerim’in bazı ayetlerinin Kur’an’dan mahkeme kararıyla çıkartılması isteğini görmediğimiz gibi.

Tıpkı Akdeniz’de her gün boğulanların, imdat çığlıklarını duymadığımız gibi. Sahi kaçırmışım. Kapıları açtığımız göçmenler Avrupa’ya ulaştı mı? En son Yunanistan ve Bulgaristan sınırlarında tellerden atlamaya çalışıyorlardı.

-Bu arada Paris’te bir şey olsa hemen görüp en ön safa gidiyoruz. Fotoğraf karesinde çıkmak ne büyük batıcılık! Bu da başka kanayan yara ya her neyse…

*

Bütün bunlar bir yana bir de oluk oluk akan kan ve gözyaşı ile Doğu Türkistan! Hani şu batılı devletlerin bile ara sıra insafa gelip ne oluyor dediği, kınama bildirisi yayınladığı Doğu Türkistan! Geçenlerde mecliste Doğu Türkistan önergesi Milliyetçi! ve Muhafazakar! partilerce reddedildi. Dün de ülkemize Çin Dış İşleri Bakanı geldi. “Çak!” yaptı. Çak yapması da çak yapan da tarihe geçecek…

Türklükse Türklüğün ana yurdu. Türklüğün kayıt altına alındığı yerdir.

İslamiyetse, dinin ulularının, kutbu’l-aktabların, ulema, sülehâların yetiştiği yerdir. Geçen yüzyılda iki sosyalist devlet arasında pay edilmişti. Şimdi tek başına Kızıl Çin’in hegemonyasında.

Dinleri, namusları, ırkları, canları, malları pay-mâl edilen Uygur Türklerinin durumu şu fotoğrafa bakınca;

Esarete karşı Çin saraylarını darmadağın eden KÜRŞAT’ın kim olduğunu unutma diye “Ey Türk titre ve kendine gel diyen” BİLGE TONYUKUK’UN

Ömürleri, erleri Çin ile mücadelede geçen Türk Devlet HANLARININ kemikleri sızlamıştır. Sızlamaya devam ediyordur.

İlk Müslüman Türk Devlet Başkanı SALTUK BUĞRA HAN’ın

Doğu Türkistan Sayram doğumlu HOCA AHMET YESEVİ’nin

Divan-ı Lugatit-Türk’ün müellifi KAŞGARLI MAHMUD’un

Kutatgu Bilig’in müellifi YUSUF HAS HACİB’in

Muhâkemetü’l-Lugateyn’in müellifi ALİ ŞİR NEVAİ’nin

Esaretten Gök bayrakla Albayrağa koşan İSA YUSUF ALPTEKİN’in

Kumul’da, Turfan’da, Altay’da, Karaşehir’de, Hoten’de Kaşgar’da Aksu’da Gulca ve diğer nice Doğu Türkistan topraklarındaki Müslüman Türk’ün RUHU MUAZZEP olmuştur.

Benim de canım yanıyor.

Elim ile dilim ile hiç değilse kalben buğz ile Çin zulmünü kınıyorum. Bu vesile ile sadece Firavun’a karşı değil Musa’nın yanında olmak gerektiğini hatırlatıyorum. Müslüman Uygurlara Allahtan yardım diliyorum. Ala külli hâlihî Allah’a havale ediyorum.

KAYNAK: umraniyegundemi.com.tr

Doğu Türkistan’da Çinlilerin bir camide içki içip eğlendiği görüntüler

Doğu Türkistan’da Çinlilerin yıktığı camilerden biri

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x

Toplam Yorum Sayısı 2

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

fakir 7 ay önce yorumlandı

sinse de sinmese de durum bu reis çak yapıyor ülkü devi devlet seyrediyor

0 Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

ne bekliyordunuz 7 ay önce yorumlandı

erdoğan ve onun partisinin idoolojisi nedir bakmayın her cuma arka fona cami koymasına tek ideolojisi var para.yani tam makyevelist tam pragmatik kafa örneği budur.

0 Kişi beğendi.