TARİHİN TÜRK MİLLETİNİN ÖNÜNE ÇIKARDIĞI FIRSAT ATATÜRK!

31 Ağustos 2020 Pazartesi 10:02

80 küsür sene önce tenis maçı izlerken fotoğrafı var, yüzerken fotoğrafı var, sahilde kumda otururken, kürek çekerken, at binerken, konser izlerken, zeybek oynarken, dans ederken, heykel incelerken fotoğrafı var.

TARİHİN TÜRK MİLLETİNİN ÖNÜNE ÇIKARDIĞI FIRSAT ATATÜRK!
80 küsür sene önce tenis maçı izlerken fotoğrafı var, yüzerken fotoğrafı var, sahilde kumda otururken, kürek çekerken, at binerken, konser izlerken, zeybek oynarken, dans ederken, heykel incelerken fotoğrafı var.

Salıncakta çocuk gibi gülerek sallanırken bile fotoğrafı var.

O dönemin kıyafetlerine, ayakkabılarına bakıyorsun; sanırsın dünya moda ikonu.

Aman Allah'ım diyorsun, nasıl bir ruh üfledin de çıtayı en üste koydun bu kulunla...

Bu kadar GÜZEL bir ÖRNEK İNSAN nasıl olabilir?
Ama oldu, bütün dünya gördü, halen görmekte işte!

Hayvanlarla fotoğrafları var, çocuklarla,
okulda genç kızlarla, delikanlılarla,
cephede askerlerle, komutanlarla; dahası köylülerle, şairlerle, yazarlarla, sanatçılarla ...

Aşık olmuşluğu da var, oturup rakı içmişliği de.

Dua etmişliği de var, vaaz vermişliği de.

"Bana yeniden üniformamı giydirtmeyin!" deyip ültimatom vermişliği de var.

Tek bir ağacı kesmemek için koca köşkü yürütmüşlüğü de var, bozkır Ankara'ya Atatürk Orman Çiftliği' ni kurmuşluğu da...
(Burada çektiğiniz ah, ahıma karıştı.)

Kalbine kurşun yemişliği de var ülkesi için; savaştan savaşa koşmuşluğu da.

Yirmi iki yıl, rakamla da yazıyorum, tam 22 yılını cephede geçirmişliği, o güzelim ayaklarını asker potinlerinden çıkarmamışlığı, askeri tayınını yemeden sofraya oturmamışlığı da var;
Bir çok ülke liderini sofrasında ağırlamışlığı da var.

Ama ne acıdır ki "Evde yiyecek kalmadı oğul" diye mektup yazan anacığına:

"Bu para Milli Mücadelenin parasıdır.

Vatanı kurtarmak için topladık, konunun ehemmiyeti büyük, size şu an para gönderemem anacığım, şimdilik evdeki halıları satın” demişliği de var.

Ve tarihin görüp göreceği en yoksul, en çaresiz savaşlarından birinde "Geldikleri gibi giderler" demişliği de var.

Ömrünü, emeğini, aklını, sevgisini milletine verdiği gibi, tüm malını mülkünü de milletine bağışlayıp geçmiş bir Atamız var.

Söyleyin bana, kaç babayiğit yapabilir şimdi bunu?
Ha bir de:

"Bize uymuyor ilgilenmiyoruz; düzenleyip yeniden göndersinler, bakarız" deyip Birleşmiş Milletler Cemiyeti kurallarının değişmesine sebep olmuşluğu da var.

Bunu ondan sonra kim yapabilmiş, onu da sorarım!

Yurdu sevmek nasıl olur göstermiş, yaşamış bir Atamız var.

Yetmezmiş gibi; yemesiyle, içmesiyle, oturmasıyla kalkmasıyla, çatal bıçak tutmasıyla, sigarasını yakmasıyla dahi zarafet timsali bir Atamız var.

Ah benim canım, bağdaş kurup otururken bile zarif.

Avrupa'dan önce kadına değer vermiş, ona seçme ve seçilme hakkı vermiş, kadını insan makamına layık hale getiren düzenlemeler yapmış
"Ey kahraman Türk kadını!
Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın!" demiş,
Müzeyyen Senar' ı, Safiye Ayla' yı taktir ederek, severek dinlemiş bir Atamız var ...

Onun getirdiği alfabe ile ona hakaret etmeye çalışan kansızların çoğaldığı günümüzde:

“Benim manevi mirasım akıl ve bilimdir” diyebilmiş bir Atamız var ve hâlâ ışık oluyor bize.

Ha, unutmadan!
Bir gecede cahil kaldık diyenler!
Soruyorum size, ne okuyordunuz da okuyamaz oldunuz?

Hangi bilimde, hangi fende ilerdeydiniz?
Buluşlarınız?
Teknolojiniz?
Endüstriniz?
Matbaa bile kaç yıl sonra girdi Osmanlı'ya araştırın da öğrenin hele bir!
Ayrıca halk zaten öz Türkçe konuşuyordu, yoksa Yunus Emre'nin, Karacaoğlan'ın, Mevlâna' nın, Pir Sultan Abdal 'ın ve daha nicesinin dilini anlayabilir miydi? Onların eserleri günümüze gelebilir miydi?
Ve dahi bugün adına Eski Anadolu Türkçesi dediğimiz dilde o "cönkler" oluşabilir miydi?

Türk halkına verilmiş en büyük şanstı Mustafa Kemal Atatürk.

Yoksa, Türk halkı da ona verilmiş en büyük hâyâl kırıklığı mı desek?
Hayır, bu his yok edilmeli.

Çünkü Atatürk'ü sevmek yurdu sevmek demektir, yurdu sevmek de Atatürk 'ü sevmektir.

Çünkü o, savaşları, yokluğu görmüştü.

Fabrikalar üniversiteler, atölyeler, hastaneler kurmuş, Osmanlı' dan kalan tüm dış borçları da ödemişti. Evet, ödemişti ve bir güne bir gün:
"Lanet olsun sizin gibi millete" dememişti.

Ne münasebet! O, hep en yüce hislerle milletine muhabbet beslerdi.
Cumhuriyeti de daha çok güvenecek bir kimse bulamadığı için gençlere emanet etmişti.

Kul olmaya alışmış bu teb'a cumhuriyete alışır mı diye sormamıştı.

Çünkü o başkomutan
O ebedî lider
O güzel insan Mustafa Kemal Atatürk
Kurtuluş Savaşı verirken cephede, köyde, kırsalda, kentte, yakinen tanıdığı bu milletin yetiştireceği evlatlardan emindi.

Ve yazdı, Nutku yazdı; hesap verdi, akıl verdi, Bursa nutkunda endişelerini dile getirdi, o hep yol gösterdi.

Bugün ülkesindeki nankörlükleri, hainlikleri söyleseler inanmazdı, birini bile asla görmek istemezdi.

İçimizin sızısıyla diyoruz ki:
Adını, izini silmek isteyenlere inat ışığımızsın, gururumuzsun Atam.

Ve her geçen gün sadece bizler değil, dünya anlıyor, kavrıyor seni.
Ve yaptıklarını
Ve söylediklerini...

Seni seven tüm güzel insanların kalbindesin, onlar da senin yolunda, sevginde, sevginle, daima.
Sonsuza dek!

Anonim
Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x