TÜRK DÜŞMANLIĞI

22 Ekim 2020 Perşembe 12:12

“Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur.” Özdeyişi basit bir slogandan ibaret değildir. Türklerin Avrupa kavimleri üzerinde kurduğu üstünlük ilkçağlardan başlar Batı Türk Hun Hakanı BALAMİR Karadeniz’in kuzeyindeki düzlüklerde yaşayan Ostrogotları ve Vizigotları yenip 375 yılında KAVİMLER GÖÇÜ nü başlatmıştır.

TÜRK DÜŞMANLIĞI

“Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur.” Özdeyişi basit bir slogandan ibaret değildir. Türklerin Avrupa kavimleri üzerinde kurduğu üstünlük ilkçağlardan başlar  Batı Türk Hun Hakanı BALAMİR Karadeniz’in kuzeyindeki düzlüklerde yaşayan Ostrogotları ve Vizigotları yenip 375 yılında KAVİMLER GÖÇÜ nü başlatmıştır.

Bu olay da Avrupa Tarihinde İlkçağın kapanışıdır. Avrupalıların “Tanrı’nın Kılıcı” adını verdikleri ATTİLA (400-453) İtalya’ya girmiş ve ölümsüz Ülke diye bilinen Batı Roma İmparatorluğu’nun dağılma sürecini başlatmıştır. Kendisini “Soylu Attila” diye karşılayan Romalı soylulara “Ben sizin gibi soyluluğu kabul etmiyorum ancak soylu bir milletten geldiğimi biliyorum.” diye cevap vermiştir. Fatih Sultan Mehmet sadece Doğu Roma İmparatorluğunu(BİZANS) değil, Ortaçağı da bitirmiştir. Türkler Avrupa’da 4. Yüzyıldan 14 Yüzyıla- 1699 Karlofça Antlaşmasına kadar kesin bir üstünlük sağlamışlardır. Bütün bunlardan dolayı Avrupa’nın, Avrupalı her bireyin adeta genlerine işleyen ve genetik bir özellik haline gelen Türk düşmanlığı oluşmuştur.

Avrupa uygarlığı olarak bilinen Batı anlayışı Grek-Roma uygarlığına ve Türk düşmanlığına dayanır. Türk Düşmanlığı Avrupalı siyasetçisinden, din adamına, edebiyatçısından  bilim adamlarına hemen hepsinde adeta genetik özellik olmuştur. Aşağıda isimleri verilen Avrupalı ünlü kişiler araştırıldığında çok keskin Türk düşmanlığı yaptıklarına şahit olunur. Viktor Hugo, Byron, Karl Marks, Hegel, Türk düşmanı Engels ( Ki bunların Felsefesine inanan Türkiyelilerin(!) de Türk’ü sevmesi imkansızdır.) C:G Bello, Aeneas Syvius, Btlaise Pascal, Immanuel Kant, Martin Luther, Gorge Byron, Victor Hugo, Edgar Allan Poe…Türkiye’de de saygı gören bu insanlar Türkleri “Yıkıcı, yağmacı, barbar, vahşi, geri, tarihin ve uygarlığın dışında tutulması gereken insanlığın alt unsurları yani henüz insanlaşmamış mahluklar olarak görürler ve hepsi de en büyük Türk düşmanıdırlar. ” DOĞU SORUNU” da dedikleri bu görüş Avrupa’nın doğuya, esasta da Türklere bakış açısıdır. Bu görüşleri hiç değişmeden hatta emperyalist emellerine gerekçe gösterilerek günümüzde de devam etmektedir. Avrupalılar için Türkler, yalnızca uygarlık dışı bir kavim değil ortadan kaldırılması gereken bir insanlık sorunudur.

En büyük Türk düşmanı İngilizler ve Onun başbakanı William Gladstone’e göre (1809-1898) “Türkler, insanlığın tek insanlık dışı tipidir.”  Diğer bir İngiliz başbakanı Lyod George ise (1863-1945) “Türkler, bir insanlık kanseri, kötü yönettikleri toprakların etine işlemiş bir yaradır.” der. ABD başbakanı Thomas Woodrow (1856-1924) 1917’de yayınladığı İtilaf Devletleri Bildirisinde “Uygar dünya bilmelidir ki müttefiklerin temel amacı her şeyden önce, Türklerin kanlı despotluğuna düşmüş olan halkların kurtarılması ve Avrupa uygarlığına kesinlikle yabancı olan Türklerin Avrupa dışına atılması içindir. Diğer bir İngiliz devlet adamı Çörcil de “Anadolu Türklere bırakılmayacak kadar önemlidir.” Diyerek emperyal emellerini ve Türklere bakışını ortaya koymuştur. Emperyalist Batının emel ve görüşlerine yüzlerce örnek verilebilir Nitekim Birinci Dünya Savaşında bu hedeflerine yaklaşmışlar, Hasta Adam dedikleri Osmanlı’yı parçalayıp paylaşmışlardır. Son ve en büyük hedefleri olarak da Türkleri Anadolu’dan atmayı içerideki işbirlikçi hainlerle birlikte SEVR ile gerçekleştirme noktasına gelmişler ancak asla beklemedikleri bir direnişle karşılaşmışlardır.


 Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919 ‘da başlattığı Kurtuluş Savaşı ile 30 Ağustos 1922’de Türk milleti Sevr paçavrasını yırtarak Batının ve de özellikle İngilizlerin Anadolu’ya saldıkları Ordu görünümlü Haçlı sürülerini Anadolu’nun bağrında yok etmiştir. Türk milleti Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde hem emperyalist düşmanı hem de içerdeki işbirlikçilerini Anadolu’dan atmış, Türk adı ile de ulus devlet kurmuş, Türk milletine Türk kimliğini yeniden kazandırmış, Türk aydınlanma Çağını başlatmıştır. Mustafa Kemal Atatürk’te “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır,” şeklinde özetlenen, Türkiye Cumhuriyetini kuran felsefe TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİDİR. Atatürk en büyük Türk milliyetçisidir. Türk milliyetçiliği aidiyet duygusu ile başlar. Kendini samimimi olarak Türk hissetmek, milletini sevmek, Türk’ü tanımak, Türk tarihini iyi bilmek ve Türk milletini yüceltip kalkındırma ülküsüdür.

ALINTI
Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x