TÜRK TOPLUMU ÇÖKÜŞÜN EŞİĞİNDE

12 Mart 2019 Salı 10:13

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2018 yılına ilişin evlenme ve boşanma istatistiklerini yayınladı. Bu istatistiklere göre; 2017 yılına göre evlenenlerin sayısı %2.9 azalarak 553.202'ye gerilemiştir. Her yılda bir onceki yıllara göre boşanmaların sayısı akıl almaz bir hızla artarak, neredeyse gelismis Avrupa ülkeleri de dahil olmak uzere Türkiye'nin ilk sıralara hızla yükselmekte olduğunu esefle gormekteyiz!..

TÜRK TOPLUMU ÇÖKÜŞÜN EŞİĞİNDE
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2018 yılına ilişin evlenme ve boşanma istatistiklerini yayınladı.

Bu istatistiklere göre; 2017 yılına göre evlenenlerin sayısı %2.9 azalarak 553.202'ye gerilemiştir. Her yılda bir onceki yıllara göre boşanmaların sayısı akıl almaz bir hızla artarak, neredeyse gelismis Avrupa ülkeleri de dahil olmak uzere Türkiye'nin ilk sıralara hızla yükselmekte olduğunu esefle gormekteyiz!..

2018'de BOŞANMA sayısı, bir önceki yıl 2017'ye göre % 10.9 artarak boşanan çiftler  142.448'e yükselmiştir. Böylece Türkiye'de boşanma hızı binde 1.75 olarak açıklanmıştır...

     ***

Aile, Türk toplumunun çekirdeği, milletin temel direğidir...Toplumun kokuşması, kültürel  değerlerimizin yozlaşması, çürümesi, manevi değerlerimizin yitirilmesi, ahlâki değerlerimizin erozyona uğramasının altında yatan sebepler yeteri derecede araştırılmadan koyulan teşhis eksik kalır...

Peki ne olmuştur bu insanlarımıza?...Aman yuva yıkılmasın, çoluk çocuk perişan olmasın, sabır ve tahammül duyguları neden ve nasıl yitirilmiştir?...

Bunların tek sebebi; şüphesiz ata erkil yapıdan, çekirdek aile düzenine geçilmesi, teknolojjnin baş döndürücü hızına paralel olarak artan, sosyal aktivitelerin hızla gelişmesi, modernizmin  içinde kendini dışlanmış ve yer bulamamış  hissiyatının yerleşerek tatmin duygularının giderilememesi  ve buna benzer nice sair sebeplerin de yuvaların dağılıp parçalanmasında ki sebepler şüphesiz inkâr edilemez...

Fakat, ailelelerin parcalanmasinda ki en baskın ve en güçlü sebep ortadan kaldırıldığında;  diğer sebeplerin  boşanmalarda etkisinin olmayacak kadar azaldığı, tarafların af fetme, fedâkarlik ve bağlılık duygarının  galabe çaldığı acizane  yaptığım araştırmalarda bizzat şahit  olmuşumdur...

Hiç bir  hamaset  amacı   taşımadan, siyasetin kirli çarklarına alet olmadan şunu diyebilirim ki:

Son 5, 6   yılda aldığım ve üzerlerinde hassasiyetle çalıştığım  bir çok BOŞANMA DAVALARINDA gördüğüm sonuç şudur..

Taraflarda ki sadakatsizlik tabi ki çok önemli sebepler arasında olmakla birlikte; birinci ve en önemli sebep olarak ve bunun neticesinde  diğer farklı sebepleri de tetikileyen ve  etkileyen en önemli unsur ; İŞSİZLİK, MADDİ SIKINTILAR  VE GEÇİM ZORLUĞU birinci derecede kendini göstermektedir...

Çocuklarını ve ailesini geçindiremeyen ana babaların, artık tahammül gücünün kalmaması, dirençlerinin kırılması, ardından gelen ruhsal çöküntü ve psikolojik sorunlar boşanmalarda en büyük amil olarak ortaya çıkmaktadır..

Geçim standartları  yükseltilemeyen, yoksulluk ve açlık  sınırlarırnda  yaşayan insanlar arasında ki boşanmaların birinci sebebi olan maddi sıkıntılar düzeltilemediği ve çözüm getirici, iyileştirici projeler insanlarımız  arasında eşit ve adilce bolüştürülmediği müddetçe,  zaman icerisinde intiharlar da artacaktır. Bu insanların pimi çekilmiş bomba haline gelerek,  toplumda huzursuzluk kaynağınin da bir diger sebebi  olabilecekleri unutulmamalıdır...

Bir önceki yila göre boşanmaların % 11 'e yakın artması ve 142 bin 448 'e yükselmesini; sadece bosanma olarak değerlendiremeyiz...

142.448 aile ortalama ikişer çocuklu olduklarını kabul etmemiz durumunda ,bir yılda parcalanmış ve dağılmış insan sayısı 569.792 kişi demektir!.. ( 142.448 × 4= 569.792 ) Moralsiz, ve yarınlardan umudu olmayan yüz binlerce insan!...

İşsiz olduklarından ya da insanca yasayabilmek için maddi  gelirleri olmayan, kısaca; geçim sıkıntılarından korkarak evlenemeyen ya da cesaret edemeyen  yüzbinlerce işsiz Üniversite mezunu huzursuz gençlerimizin vahim  durumları bu istatistikler icerisinde yer almamaktadir!..

Heyyyt, huyytt demeden  bağırmadan,  nara atmadan, ötekileştirmeden, sosyal devlet anlayışı gereği, gayrisafi milli gelirin insanlar arasinda ayrımcılık  yapmadan, tüketim ekonomisinden, üretim ekonomisine geçerek bu sosyal yaraya mutlaka ve çok acil olarak neşter vurulmanın zamanı geldi de  geçmektedir!.. 

02.03.2019 

Av.Faruk Ülker

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x