Uzmanlardan deprem gerçeği

25 Mart 2013 Pazartesi 11:10

İzmir'in deprem gerçeği ve şehir dönüşümü sürecine ilişkin geliştirilebilecek politikalar, tartışıldı

Uzmanlardan deprem gerçeği
Deprem senaryolarının da ele alındığı çalıştayda, 6,5 büyüklüğündeki bir depremde İzmir nüfusunun neredeyse üçte birinin evsiz kalabileceği belirtildi.

YÜ Mimarlık Fakültesi tarafından düzenlenen Mimarlık, Depremler ve Kentsel Dönüşüm Sempozyum ve Çalıştayı'nda, akademisyenler ve uzmanlar biraraya geldi. Depreme dayanıksız binaların yenilenmesi amacıyla başlatılan dönüşüm projelerinin, İzmir'de hangi kriterlere göre yapılması gerektiği tartışıldı.

İl Afet ve Acil Durum Müdürü Faruk Üner, 1999 yılında sonuçlandırılan "İzmir Radius" projesini hatırlattı. Deprem risklerinin belirlendiği projeden örnekler veren Üner, 6,5 büyüklüğündeki bir depremde 19 bin 538 kişinin hayatını kaybedebileceğini, yaklaşık 1,5 milyon kişininse açıkta kalabileceğini söyledi. Afet durumlarında büyük önem taşıyan kesintisiz haberleşme sisteminde İzmir'in birçok ilden daha şanslı olduğunu belirten İl Müdürü Üner, "Haberleşmede aksaklıklar yaşanırsa peşinen felce uğrarız. Türkiye'de büyük depremlerde, telefonların kilitlenmesi ve cihazların devre dışı kalması nedeniyle çok büyük sıkıntılar yaşanmıştır. Artık İzmir'de her ilçemizde bir uydu telefonu bulunmaktadır. Yine ilimizde, özel afet frekanslarına sahip telsizlerimiz de mevcut ancak gönüllülere de çok ihtiyaç var. Gönüllü sayımızı artırmamız şart." dedi.

Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi (DAUM) Müdürü Prof. Dr. Zafer Akçığ ise şehir dönüşümü sürecinde, eskilerin yerini alacak çok katlı binalara yönelik uyarılarda bulundu. Bunlar için daha güvenli deprem yükleri hesaplanması gerektiğinin altını çizen Akçığ, şu bilgileri verdi: "Eurocode ve Türk Deprem Yönetmeliği'nin sunduğu en uzun spektrum (yer değiştirme) değerleri bile İzmir için yetersizdir. Yönetmeliklerde bir bina için titreşim değeri, ortama 0,9 saniye olarak belirlenmiş.

Bu değer, İzmir'deki kötü zeminlerde 1,5 saniyeyi bulabiliyor. Mesela yeni kent merkezi dediğimiz Bayraklı'dan başlayarak Manavkuyu ve Alsancak'ı kapsayan alanlarda 150–200 metre yüksekliklerde binalara izin veriyorsunuz. O zaman bu zemini çok iyi tanımanız gerekiyor. Ben alüvyon zeminde yüksek katlı binalara prensip olarak karşıyım. İll' ki yapılacaksa deprem parametrelerinin çok iyi hesaplanması gerekmektedir. Bu binalar mümkün olduğu kadar kare şeklinde yapılmalı ve aralarında kesinlikle boşluklar bırakılmamalıdır."

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x