YAYINLANMAMIŞ BİR ÇALIŞMADAN DEMOKRASİ DÜŞÜNCESİNİN TARİHİ VE FİKRİ GEREĶÇELERİNE DAİR BİR DENEME...

04 Kasım 2019 Pazartesi 16:58

Aristo, Batlamyus ve daha önceki bazı bilginlere göre dünyamız sabit, hareketsiz, durgun bir kütleden ibaretti. Dünya dediğimiz bu kütle evrenin merkezinde bulunmakta ve güneş de dâhil bütün yıldızlar onun etrafında dönmekteydi. Tabi ki yanlış olduğunu bildiğimiz bu teorinin insanın egosunu okşayan bir yanı vardı.

YAYINLANMAMIŞ BİR ÇALIŞMADAN DEMOKRASİ DÜŞÜNCESİNİN TARİHİ VE FİKRİ GEREĶÇELERİNE DAİR BİR DENEME...

 "Aristo, Batlamyus ve daha önceki bazı bilginlere göre dünyamız sabit, hareketsiz, durgun bir kütleden ibaretti. Dünya dediğimiz bu kütle evrenin merkezinde bulunmakta ve güneş de dâhil bütün yıldızlar onun etrafında dönmekteydi. Tabi ki yanlış olduğunu bildiğimiz bu teorinin insanın egosunu okşayan bir yanı vardı.

Öyle ya insanoğlu evrenin merkezindeydi ve her şey onun etrafında dönüyordu. Kısacası her şey insan içindi.

Fakat Kopernik yeni bir teori ortaya attı. Üstelik bunu teleskopun icadından 100 sene önce basit bazı el aletleri kullanarak yapmıştı.

Bu teoriye göre “Dünya sabit değildi ve günde bir kez kendi etrafında, yılda bir kez de güneşin etrafında dönmekteydi”. Kopernik, bu keşfini dünyaya sunmadan önce 30 yıl beklemişti. İyice emin olmak istiyordu. Zira tepkilerden çekiniyordu.

1510’da Kopernik çalışmasını yayınladığında yoğun tepkilerle karşılaştı. Hatta çalışmanın basıldığı matbaa üniversite öğrencilerinin saldırısına uğramış, matbaacılar işi bitirmek için barikat kurmak zorunda kalmışlardı.

Kopernik’in hararetli bir taraftarı olan Bruno, daha da ileri gitti ve uzayın sınırsız olduğunu, güneşin ve gezegenlerin pek çok sistemden sadece biri olduğunu ileri sürdü.

Bu keşfi Bruno’ya pahalıya mal olacaktı. Engizisyon Mahkemesi Bruno’yu muhakeme etti ve yakılarak öldürülmesine hükmetti.

Bruno, 1600 yılında, bugün anıtının olduğu meydanda direğe bağlanarak yakıldı.

Galile’nin başına gelenler de trajikti. Galile, 1633 yılında işkence ve ölüm tehdidi altında Kopernik’in teorisinden vazgeçmeye zorlandı ve ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Bütün bunlara rağmen artık Pandora’nın kutusu açılmış ve cin lambadan çıkmıştı, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
Kopernik tarafından Dünya merkezli evren tasavvurunun sonunun getirilmesi, dünya evren ilişkilerinde bir kozmolojik devrime yol açmıştı, tarih boyunca insan zihnini en fazla etkileyen olaylardan biri olan bu devrim, süreçte demokratik devrimi tetiklemiş ve toplumsal eşitlik arayışlarının önünü açmıştı.

Zira evrende Dünya’nın yerinin yeniden tanımlanması, dünyada da kral ve hanedanların konumlarının yeniden tanımlanmasını getirmiş ve eşitlik arayışlarını başlatmıştır. Öyle ya! Dünya, evrenin efendisi değilse; o halde bu şahlar, sultanlar ve krallar da insanların efendisi değildi.

Bu süreçte başka faktörlerin de etkisiyle ortaya çıkan, bilim zihniyetini sonucu olarak; toplum sözleşmesi, anayasal devlet, erklerin bağımsızlığı, insan hakları, çoğulculuk ve hümanizma arayışları yönetim etkinliğini daha eşitlikçi ve katılımcı bir vasata taşımış, insanlar arası ilişkilerde müzakere tekniği öne çıkmış ve adeta demokratik bir devrimin yolu açılmıştır.

Fakat ne yazık ki batıda yaşanan bu gelişmeler genelde Doğu’da özelde de İslam dünyası ve bizim coğrafyamızda karşılık bulamamıştır.

Adeta bizim coğrafya, hala, dünyanın güneş etrafında değil, güneşin dünya etrafında döndüğüne inanılan bir coğrafyadır. Bu durumda da, nasıl ki evrende hala her şey dünyanın etrafında dönmeye devam ediyorsa, dünyanın ve bu coğrafyanın içinde de her şey şahların, sultanların, kralların ve tek adamların etrafında dönmeye devam ediyor.

Kısacası bu coğrafyada hala bilimsel devrim adına ne kozmolojik bir devrim, ne de demokratik bir devrim gerçekleşmiştir. Bunun ne zaman gerçekleşeceğine dair bir işaret de gözükmemektedir.

Çok sayıda çalışması Türkçeye de kazandırılmış önemli düşünürlerden Cevdet Said, "Düşüncede Yenilenme" adlı önemli eserinde gençlik yıllarında başından geçen ibretlik bir olayı bizlere aktarır.

“Yıllar önce Arabistan’da iki yıl öğretmenlik yapmıştım. Zaman zaman İslami ve güncel meseleleri konuştuğumuz bir kadı vardı. Ezher mezunuydu. Kadı olarak mahkemede kimini öldürüyor, kimine mal taksim ediyor, kimini de ömür boyu hapse mahkûm ediyordu, yani yetki kendisindeydi…

Bir sohbetimizde bir soruyla beni şaşırtmıştı. “Üstat, dünyanın güneşin etrafında döndüğünü iddia eden inançsızlar hakkında ne düşünüyorsun. Bunlar her gün güneşin bizim etrafımızda dönüp durduğunu görmüyorlar mı?” demişti… verecek cevap bulamamıştım.

Ne diyebilirdim ki, dünyanın 500 yıldır bildiği bir gerçeği, insanlar hakkında hayati kararlar veren bizim Kadı Efendi bilmiyordu. Alması gereken mesafe o kadar büyüktü ki! Bu yüzden “o inançsızlardan her şey beklenir” deyip soruyu savuşturmuştum.”
Bir konferansta sorulan bir soru üzerine de “Umut gerçeğin görüldüğü yerde ortaya çıkar” şeklinde müthiş bir tespitte bulunulmuştu. O halde diyebiliriz ki, asıl sorunun ne olduğunu anlamadıkça, neden bu halde olduğumuzu ve buradan nasıl çıkacağımızı kavramadıkça umuttan bahsetmek de anlamlı olmayacaktır.

Kanaatimiz odur ki, “Kim yönetecek” ve “Nasıl yönetecek” sorularını derinlemesine gündemimize almadıkça, “Coğrafyamızdaki bu çağdışı ve insan onuruna aykırı rejimlerden nasıl kurtulabiliriz ve nasıl adaletli, çoğulcu ve özgürlükçü bir siyasal ve ekonomik sistem inşa edebiliriz?” sorusunu ana gündemimize almadıkça ve nitelikli çalışmalar yapmadıkça yanlış öncelikler ve yapay gündemler arasında savrulup duracağız.

Ünlü siyaset sosyoloğu M. Duverger, “Siyasi Rejimler” adlı eserinde Durkheim’ın, kendisinin de katıldığını belirttiği aşağıdaki görüşüne yer verir.

Sağlıklı cemiyetler, siyasi meselelerle meşgul olmazlar. Zira bu meseleleri çoktan halletmişlerdir. Ama bir toplum hala siyasal sistem meselesini çözememiş ve bu yüzden kamplaşma yaşıyorsa, tereddütsüz o cemiyetin hasta olduğunu söyleyebiliriz”.

Bizim coğrafyamızda yüzyıllardır yaşanan maalesef bundan başkası değildir. Zira kuralları olan adaletli ve katılımcı bir siyasal sistem kuramamış olmak, herkesi olumsuz etkilemekte, insanların yoksulluk, kaos, iç çatışma ve darbe gibi marazlarla karşı karşıya kalmasına ve sonuçta herkesin siyaset ya da sistem meselesiyle meşgul olmasına yol açmaktadır.

Böyle bir ülkenin barış ve huzur içinde yaşaması ve bilim, sanat, teknoloji vb. şeylere yeterli vakti ve kaynağı aktarması elbette ki mümkün olmayacaktır.

Nietzsche, benzer bir yaklaşımı “Bir ülkede bilim ve sanattan çok siyaset konuşuluyorsa o ülke üçüncü sınıf bir ülkedir.” sözüyle dile getirmiştir.

Bu tespitler, siyaset ve yönetim sorununu çözmüş ve bununla ilgili sistemini kurmuş toplumlar için elbette ki doğru tespitlerdir.

Zira kuralları konulmuş ve işler bir mekanizmaya kavuşturulmuş adaletli bir siyasal sistem var ve bu sistem kendi kuralları içinde işliyorsa, orada herkes kendi işine bakar. Sanatçı sanatıyla, bilim insanı bilimiyle uğraşır. Fakat henüz bu başarılamamışsa, herkesin kendi işini yapması pek bir işe yaramayacaktır. Hatta bu durumda herkesin ülkede katılımcı ve çoğulcu bir siyasal sistem kurma meselesini diğer bütün meselelerin önüne alması gerekecektir.

Zira bir toplum yönetim sorununu çözemeden başka sorunlarını çözemez.

Bu yüzdendir ki, Medine’ye hicret eden Hz. Peygamber’in ilk işlerinden biri,-bizce kaynağında dini öğreti yerine temel ilkelerin bulunduğu ve farklı inanç sahiplerinin dünyevi ihtiyaçlardan oluşan- bölgede yaşayan herkesi içeren bir sözleşme imzalaması olmuştur.

Açık ve net bir şekilde ifade etmek gerekirse, bizim bütün sorunlarımızın çözümü çok büyük bir oranda adaletli, katılımcı ve çoğulcu bir siyasal sistem kuramamaktan kaynaklanmaktadır. Bu sorun aşıldığında diğer tüm sorunlar ardı ardına çözüm sürecine girecektir.

Bu coğrafyada yaşanan bunca yoksulluğun, milyonlarca insanın akşam yatağına aç giriyor olmasının, özellikle kadınların ve çocukların yaşadığı çaresizliklerin, her alanda yaşanan tarihten ve dünyadan kopmuşluğun, sık sık yaşanan iç çatışmaların, terör ve darbelerin, bunca haksızlık, zulüm ve işkencenin asıl sebebinin bu olduğunu görememek ne kadar acıdır.

Günümüz şartlarında Türk milleti olarak bu sorunları aşmanın tek yolu, demokratik sivil siyaset ve demokratik bir yönetimdir. Zira mevcut durumda insanlığın adalet, özgürlük, katılımcılık ve çoğulculuk talebine karşılık verecek başka bir mekanizma yoktur.
Bu yüzden demokratikleşme meselesi, Doğu'nun ve İslam dünyasının ve özellikle ülkemizin en temel meselesidir.

Eğitim, ekonomi, tarım, sanayi, dış politika vs. alanlardaki bütün sorunların çözümü buna bağlıdır. Bu yüzden olsa gerek, değerli düşünür Cevdet Said, demokrasiyi, insanoğlunun son dönemlerde geliştirdiği en önemli değer olarak görür ve hem kendi ülkesine hem de İslam dünyasına hararetle tavsiye eder.
Bu anlamda Türkiye olarak, bu sistemi inşâ etmeye en yakın bir millet olarak dinamiklerimizi ve potansiyelimizi harekete geçirmekte zorlanıyoruz.

Mevcut durumuz yüzyıl öncesinin yakınmalarından hâlâ farklı değildir; M. A. Ersoy ve Ziya Paşa merhumların veciz şekilde anlattıkları gibi…

"Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım:
Elemim bir yüreğin kârı değil paylaşalım." (M. A. Ersoy).

"Gezdim diyarı küfrü hep beldeler, kâşaneler gördüm.
Dolaştım mülkü İslam’ı hep viraneler gördüm." (Ziya Paşa).

İşin daha kötüsü ise bu gidişi durdurmak ve tersine çevirmek bir yana, henüz durumu doğru tespitten bile uzağız. Bugün bizim de içinde bulunduğumuz İslam dünyasının durumu, büyük bir meydanda (agora) toplanmış, akacağı mecrayı bulamayan, gideceği yeri/yönü kestiremeyen milyonlarca insandan oluşan bir topluluğun halini andırıyor.

Müthiş bir enerji var, ancak bu enerji doğru mecralara akıtılamadığı için içten içe çürüyor ve çürütüyor.

Bir şeyler yapmak adına yola çıkanların kahır ekseriyeti ise bu kalabalığın akacağı mecralar oluşturmak, yeni modeller, sistemler, ekoller, yaklaşımlar geliştirmek yerine işin kolayına kaçıp bu kalabalığın sayısını daha da artırmaya yönelik çalışmalara odaklanıyorlar.

Rahmetli C. Meriç’in ifadesiyle “bizim tarihimiz çobanın etrafındaki sürünün tarihidir”. Her şey çobanın nasıl biri olduğuna bağlıdır. Baş başa, baş da padişaha bağlıdır.

Değişmesi işlerine gelmediği için işbaşına gelen bütün iktidarlar bu toplumsal kültürü aynen korumaya çalışır, değiştirmeyi akıllarından bile geçirmezler. Aklından geçirenler ise insanlarla eşit olmayı ve sınırlı-süreli yönetimi içlerine sindiremedikleri için bir süre sonra bundan vazgeçerler.

Zira bizim coğrafyada iktidara gelenler, bir süreliğine ülkeyi yönetip gitmeye değil, iktidarı ele geçirmeye ve mümkünse ölünceye kadar iktidarda kalmaya gelirler.

Bunu mümkün kılmak içinde yapmadıkları hile, çevirmedikleri dolap kalmaz. İnsanlığın son yıllarda geliştirdiği sınırlı-süreli yönetim anlayışının yakınından dahi geçmezler. Ölünceye kadar iktidarda kalmak ister, hatta imkân bulurlarsa Muaviye gibi ölümlerinden sonrasını da dizayn etmeye çalışırlar.

Yukarıdan aşağıya şekillenmiş bir toplumsal kültürün olumlu yanı ise gerçekten ilkeli, iyi niyetli ve demokrat bir kadronun olası iktidarı durumunda toplumun başlatılacak bir değişim sürecine gönülden karşılık vermeye hazır olmasıdır.

Bu coğrafyada iyi niyetli, demokrat, ilkeli ve sınırlı-süreli bir yönetimden yana bir iktidar, iyi bir programla orta vadede yeni bir toplumsal kültür oluşturabilir. Böyle bir ihtimalin gerçekleşmesi, kendi coğrafyamız yanında bütün coğrafyamız açısından önemli bir açılım ve çıkış olacaktır.

Bizim coğrafyanın insanı, kurulacak doğru bir sisteme çabucak uyum sağlar. Yeter ki bir sistem kurulsun ve istismara kapı aralamadan uygulansın. Söz gelimi kamuya personel alımında merkezi bir sınav getirilir ve düzgün şekilde uygulanırsa herkes hakkına razı olur ve bir tek kişi bile itiraz etmez. Fakat sınavsız ve kritersiz alım yapılır, nepotizmin ve torpilin önü açılırsa ister istemez kendisi de aynı şeyin peşine düşer.

Yine, kapalı ortamlarda sigara yasağı geldiğinde itiraz etmez ve karara uyar, fakat ne zaman ki kuralların uygulanmadığını hissederse tekrar eski haline döner.

Açıktır ki bir ülkenin demokratikleşmesi o ülkedeki eğitim kurumlarının, STK'ların ve topyekun o cemiyetin içindeki bütün yapıların gerçek demokrat bireyler yetiştirmesine bağlıdır.

Evinde, sokağında, arkadaşları arasında, derneğinde, sendikasında ve partisinde demokrat davranabilen insanları ise ancak aynı ideallere sahip bir eğitim sistemi yetiştirilebilir. Fakat böyle bir eğitim sistemi de ancak, bu idealleri benimsemiş milli bir siyasal kadro ve iktidar tarafından hayata geçirilebilir.
Demokratik değerleri içine sindirememiş bir siyasal iktidarın, demokratik bir eğitime kapı aralamasını beklemek, aşırı iyimserlik olacaktır.

Bir toplumun rüştünü ispat etmiş sayılması, ancak ve ancak, çevresine, ormanına, yeşiline, tarım arazilerine, ürünlerine ve en temelde şehrine ve ülkesine sahip çıkmasıyla mümkündür. Bunlara sahip çıkabilmesi ise öncelikle bireysel ve toplumsal siyasal iradesine sahip çıkabilmesine bağlıdır.

Sonuç olarak; bir toplumun gelişmişliği, öncelikle siyasal açıdan gelişmişliğine, siyasal açıdan gelişmişliği ise bireylerden oluşmuş o toplumun hukuk, hukukun üstünlüğü, adalet, özgürlük, çoğulculuk, katılımcılık, insan hakları ve demokrasi, erklerin ayrılığı ve bağımsızlığı vb. konularda farkındalık kazandırabilmiş olmasına bağlıdır."

DEMOKRATİK DEĞİŞİM HAREKETİ

( Çalışmanın bir an önce bitmesi temennisiyle, aklın ve ilmin dâim olsun, kalemine sağlık diyoruz...)

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x

Toplam Yorum Sayısı 15

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Tırak Kor 2 hafta önce yorumlandı

rumil barader sen mustafa taşarın kayın baraderi uğur başeri tanıyormusun. birde eski iç işleri bakanının yeğeni namık sinanoğlu. anapta tanıyormusun?

0 Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Tırak Kor 2 hafta önce yorumlandı

koca başkente okuy yok bir sınıfta 60 kişi-/öğretmen yok maaş veremiyorsun.sen gel armut acağında elma gördüğünü iddia etme.ulu önderimiz 15 temmuz gazisi.sana bana evladımıza torunlarımaza çağdaşlığı ilkkez veren liderdir.hesap verici ülkesi için uykusuz gözleri olan.bu liderin yapqtıklarını takdir et. siyasetini sevme..bırak ipe ele gelmez lafları.tamamen içinde gizli kalmış oturganlaşamamış düyüncelerini bir yerlere dayşandırarak yazı yazıyorsun.bu olmaz.bilimden uzak şeyler bunlar-selam

0 Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Tırak Kor 2 hafta önce yorumlandı

ee! vay senmisin bu milleti adam sayan vay senmisin bu milletin şeyini kaldıran caaart.astılar adamı**rubil bey senin durumnun şu..bir armut ağacının dibendesin ama dallarında elma var.neden ki???sen diyorsunki şuna bak.armut bile elma doğurmuş..hohhoooyt...eğri deveye semer vurulmaz...neren doğruki bize menedi çağdaş olanları verenlere hala sövüyoruz.yahu rubil.bak eskiden cibuti gibiydin yabancılar boğazın ölüsü diyorlardı sana hastası değil.şehirlerimizi bok götürüyor.ülke sanki cehennem

0 Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Tırak Kor 2 hafta önce yorumlandı

dair avrupada ve dünyada bir milyara yakın insan var hala.yeminle .tam bir engizizsyon değilmi senin için.bırak insanların düşünmesini sana zarar vermedikçe bir çabanın oyu bırak seninkiyle bir olsun....neyse...türkiyenin temeli.ne cumhuriyat ne demograsi.hesap vermeyi istemeyen kuvvet kazanılmış hukuku teslim almış önce kendisinin idamını önlemek için bunları yapan hükümetler gelmiş yönetmiş.haksızmı bunlar adam gelmiş ülkesine zamanında veriemeyen medeni çağdaş alateberi getirmiş

0 Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Tırak Kor 2 hafta önce yorumlandı

böl:11==>sayın erbakan.tansu. bir onbaşıdan korkuyordu seçmenimiz bile.sen ne demograsisinden bahsediyorsun sende chp liler gibmars ta yaşayıp 10 kasim-cumhuriyet bayramı-30 agustos baramımı türkiyeye turist olarak geliyorsun.brader.devlet şudur.yemişim demokrasisini yemişim cumhuriyetin===>halkın refahı ve ülkenin geleceğinin çağdaş toplumlar arasında yer alması için tüm polisite tedbirleri alan devlete polis devleti denir.bak kötü değilmiş.onun için.kadıya cahil deme.dünyanın düz olduğuna

0 Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Tırak Kor 2 hafta önce yorumlandı

böl.10===>hukukun olduğu yerde halk hukuka sahip olursa dikdatörler palazlanamaz *+hesap verme zorunluluğu ortaa çıkar.eğer bir demokratik cumhuriyet ülkesinde bir hükümet yandaşlarıla ailesiyle hükümet oluyorsaki öyle oluyor. ilk 5 yılı cehlerini dolduruyor sonra hiz met veriyor.rubil brader.türkiye dinine kitabına ilkkez bu kadar uzun soluklu hesap verici dik ve omurgalı duruşu ile tüm vesayet odaklarına bilezik gibi geçirmiş hangi hükümet bu topluma ne verebildi menderes,.demire özal

0 Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Tırak Kor 2 hafta önce yorumlandı

böl:9=>kocamişlar konseyi̇ üst makam olmali.bakiniz i̇ran.bakiniz i̇srai̇l.kisaca bi̇ze demograsi̇ ve comhori̇yeti̇ kakalamişlar desem yeri̇di̇r.ülkeleri̇n asli̇ amaci **devlette devamliliktir.bi̇ç- de bu yoktur.gelen gi̇deni̇n yaptiklarini yikacağini söyler..çünki̇ bi̇ze ai̇t hukuk si̇temi̇mi̇z yok.sayin rubi̇l bey..korkuyorum gelecek yazinizda ,**hukukçu ki̇mli̇ği̇ni̇z olcak di̇ye.dünya devletlerinin tek sorunu vardır.yerli-milli yerli hukuk ile devlette devamlılık.demograsi boş laf

0 Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Tırak Kor 2 hafta önce yorumlandı

böl:8==>ve nemelazimciliklari -oldu bi̇tti̇ci̇kleri̇ ve sebepsi̇z zengi̇nleşen çevreyi̇ oluşturan kli̇k ve komunleri̇n gettolarini çokaştiran bi̇r yöneti̇mdi̇r comhori̇yet.bakiniz kurucu i̇rade bi̇le cumhuri̇yeti̇ nasil kullanmiş *tek parti̇..açik oylama gi̇zli̇ tasni̇f. saymadan**saddamin seçi̇mi̇ gi̇bi̇ bi̇z%99 katilimla parti̇mi̇z almiştir oğlum zaten tek partsi̇nni̇z ya..o yüzden bi̇zi̇m gi̇bi̇ ülkeli̇rn demograssi̇nden çok.ülke i̇daresi̇ni̇ üst bi̇r makam olan**halk konseyi̇-veya koca

0 Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Tırak Kor 2 hafta önce yorumlandı

böl:7===>bakınızavrupa birliğinde abd gibi modernitesi ve kalkınmışlığı sosyaliteye adanmışlığı olan ülkelerde seçimlere katılım %20-%35 olur.sebebi nedir biliyormusun .rader rubil.bebebi .nasıl olsa ülkemiz temi̇z bi̇r ai̇leleden asi̇l bi̇r ai̇leden kralimiz var.öpne puştlar ülkemi̇zi̇ satamaz.di̇yorlar anket sonucu budur--->yani̇ rubi̇l bradir.dünya ülkeleri̇nde .seni̇n 5 vaki̇t cohroyi̇te-100 rekat demogirasi̇ secdeni̇n hi̇i̇ç b i̇r anlami yok.ki̇fayetsi̇zli̇kleri̇ ve adapsizliklari

0 Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Tırak Kor 2 hafta önce yorumlandı

böl:6=>hiç bir ülke için layüzel olmazsa olmazı değil tek bu konuda sapınlık bizde.sanik cumhiriyetin patentini araplardan biz aldık gazi kamal bile.nasip-iman- resul-kader.arapça kavramlardır biz türküz asla bunları kullanmayacağız dedi ama maalsef maaateeessüf.chp nin iki kavramı -cumbuliye -halkiye.arapça olarak hala tabellarda-dünyada insanların seçimlere katılımıyla asla mutlu mesut olan tek birey yoktur.zira çoğunluğun dediği olunca ..acıklığın dediği olmuyor. üzülen bir kesim var

0 Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Tırak Kor 2 hafta önce yorumlandı

böl:5===>avrupalılar edmokrasi ve çumhuriyetten tiknirler.biz demograsiyi asla sevmeyiz ondan ölüm gibi korkarız zira demograsiyi hala dünyada halkın iradaseyile oluşumların tamamen olmadığının göstergesi dünyamızda var.yari remograsi ve cumhuriyet arasında bir değer ölyçüsü yok.bir muhtarlık secimini yapan bir dikdatör ülke cumuhiriryet rejiminde sayılır..cumhuriyetin fazileti-demograsi-hukuk ilkelerini ta uygulanması-insan hak ve hürriyetlerinde genişlik ve az denetim vardır.cmhuriyet

0 Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Tırak Kor 2 hafta önce yorumlandı

böl:4==>neden yok??.be adam bizdeki seçimlere katılma ile oluşan bir yapımız 1900 yılların hemen başıdır.bir bölümünün padişah öteki bölümünün sancaklardan gelen bir meclisi mebusanımız vardı.kanun çıkar padişah kapartır ama bizim parlemanto tarihiminin başlangıcı 125-150 senedir var.eee???osmanlı bu nedenle dağılmadımı..amacın cumhuriyeü ve demgrasi ise.boş düşünüyorsun..avrupa birliğindeki 28 ülkenin 18 tanesi meşruti monarşi(krallık)nin demokrasi kısmıyla hala ayatalar.ama avrupaıla

0 Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Tırak Kor 2 hafta önce yorumlandı

böl:3==>muhterem braderim.osmanlı durur ken islami kaynaklar içinde.o güzel dünyanın okuduğu.türk islam alimlerinin sözleriyle başlasaydın milet aptallarının adını zikrederek dünyayı t big bengini anlatmazdın..milli-yerli değilsin anlaşısdı.tek sosyalistlerin içinde tek hayarn olduğum şahis 18 -22 yaş arasında pdofolmu dahi insan oktay sinanoğlu beydir.hep geçmiş atasından bahseder osmanlının devlet etği ve gücünden bahseder-her medeni konuşa sonra başlardı .sende denesene.yahu bilgin yok!

0 Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Tırak Kor 2 hafta önce yorumlandı

böl:2===>yokmuş yani̇ bi̇r şeyleri̇ yazarken bakiyorum ekonomi̇st oluşorsun bakiyorum-felsefeci̇ oluyorsun bakiyorum anaaa!tari̇hçi̇ olmuşsun.eger osmanli dönemi̇nde yaşasaydin seni̇ ti̇z elden kelleni̇ vurdururlardi.zi̇raa obsmanli seni̇n gi̇bi̇ kirkayaği olan i̇nsanlari sevmi̇yordu.tek bi̇r meslek ve onun üzeri̇ne yoğunlaşma prensi̇bi̇yle oluşturulmuş bi̇r sektörel moderni̇ti̇zmi̇ kurulmuş ekonomi̇de **tam rekabet ütopok piyasasnı dünyada tek gerçekleştiren devlettir atalarımız

0 Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Tırak Kor 2 hafta önce yorumlandı

yazını asla okumuyorum geçiştirdim ama senin yazın ülkedeki komonostların bu günki kabeleri mokova bitince hepsi kamalist atatürkçü olu verdiler.bu gün onlarada yorumyazdım önce kazi kamalı yüceltiyorlar makalelerinde sonra onun sutre gerisine geçip günün konusunu bu necip milletin gözüne parmaklarını soka soka haratelerini ediyorlardı..sende tam tersi.ülkemizin mazisini önce gömüyorsun.sanki 650 yıl kamalın cumhuriyeti duruyor.osmanlı anında batmış sebebi ise **katilimci bi̇r demork-sasi̇si

0 Kişi beğendi.