Yöresel kıyafetler Şalpazarılı kadınlara geçim kaynağı oldu

05 Ocak 2013 Cumartesi 10:03

Trabzon’un Şalpazarı Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü tarafından ilçeye bağlı Geyikli köyünde açılan yöresel kıyafetleri yaşatma kursuna her yaştan bayan kursiyer katılıyor. Geyikli Beldesi İlkokulu’ndaki kursun öğreticiliğini...

Yöresel kıyafetler Şalpazarılı kadınlara geçim kaynağı oldu

Trabzon’un Şalpazarı Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü tarafından ilçeye bağlı Geyikli köyünde açılan yöresel kıyafetleri yaşatma kursuna her yaştan bayan kursiyer katılıyor.

Geyikli Beldesi İlkokulu’ndaki kursun öğreticiliğini yapan Emine Yamaç, Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nün açtığı kurslarda kurs hocalığı yapmaktan duyduğu memnuniyeti ifade ediyor. 4 yıldır Geyikli beldesinde açılan kurslarda 14 öğrencisiyle birlikte olmanın verdiği mutluluğa işaret eden Yamaç, “Geçmişten günümüze gelen yöresel kıyafetleri öğrencilerimle birlikte yaşatmaya çalışıyoruz. Yaşatmaya çalıştığımız kıyafetlerden biri de nişan ve düğünlerde çok giyilen kıyafetler. Bu konuda dışarıya açılarak siparişler bile alıyoruz." diye anlattı.

Kursiyerlerden Muazzez Yaşar, ev işlerimi bitirdikten sonra ve zamanı oldukça kursa katılmaya özen gösterdiğini söyledi. Yöresel kıyafetleri yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak istediklerini dile getiren Yaşar, "Ben bu kursta yelek ve etek dikmeyi öğreniyorum. Bunun yanında süs çorapları da dokuyorum. Süs çorabı dokumayı kayınvalidemden öğrendim. Şu anda kayınvalidem 90 yaşında ve süs çorabı örmeye devam ediyoruz." şeklinde konuştu.

Beldeye bağlı Yeşilyurt Mahallesi’nde oturan ev hanımı Ayşe Maden, boş zamanlarını köyde açılan kursa gelerek değerlendirdiğini söyledi. Maden, amaçlarının yöresel kıyafetleri yaşatmayı öğrenmeye yönelik olduğuna vurgu yaparak, “Yöresel kıyafetlerimizin giyilmeye başladığı tarih yüz yıllar öncesine dayanıyor ve günümüzde de devam ediyor. Düğün ve derneklerde bir bakıma yöresel kıyafetler giymeye özen gösteriyoruz ve köyümüzün geleneğini yaşatmaya çalışıyoruz." dedi.

Çok eskiden beri yöresel kıyafetler giydiğini söyleyen Yeter Gülay, ata yadigarı olan bu geleneğin kaybolmasını önlemek ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla kursa geldiğini söyledi. Gülay, kursun kendilerini kazandırdığı faydaları şu sözlerle dile getirdi: “Kursta yelek urba ve çanta dikme becerimi daha da geliştirdim. Ürettiklerimi satarak tarım sigortası primlerimi ödedim. Gençlerimizin para kazanmak için gurbete gitmelerine gerek yok bence. Bizim ürettiklerimizi yapamayanlara satıp pekala para kazanabilirler. Evde işlerini bitirdikten sonra boş zamanları olan arkadaşların kursa katılmalarını tavsiye ediyorum. Burada birkaç saat çalışıp, yine ev işlerini pekala yapabilirler. Ancak böyle özverili çalışılırsa yöresel kıyafetlerimizi yaşatabiliriz. Ben her yere bu giysileri giyinerek gidiyorum ve yöresel kıyafetlerimden dolayı kendimle gurur duyuyorum. Bu kıyafetleri yapmasını da, yapılmasını da giyilmesini de seviyorum."

Kursiyerlerden Hacer Gülay ise üç yıldır bu kursa katıldığını, etek, yelek ve fistan dikmeyi öğrendiğini söyledi. Hacer Gülay, “Avrupa’dan gelenler de bu kıyafetlerimize özeniyorlar. Önce dikeceğimiz eşyanın dikişini öğreniyoruz ve daha sonra da nakışına başlıyoruz. Hatta süs bebeklerine de fistan ve yelek dikiyoruz ve sergiler açıldığı zaman el emeği göz nurumuzu sergileyip satıyoruz." diye belirtti.

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x