2 ŞUBAT'TAKİ DÜNYA GÜNDEMİ

02 Şubat 2018 Cuma 22:32

ABD'ye Sert Sözler: Ya Çıkarlar, Ya Tokatla Çıkarırız! - Fransa'dan Türkiye'nin Tepkisi Üzerine İkinci Geri Adım - ABD'nin Skandalları Bitmiyor! Öcalan ile... ve dahası...

2 ŞUBAT'TAKİ DÜNYA GÜNDEMİ
 Dünyada 2 Şubat 2018 tarihinde öne çıkan gelişmeler ve gündemdeki haberler...

 

Brucerdi: Amerika’nın Füze Parçaları Göstererek Bunların İran’a Ait Olduğunu İddia Etmesi Siyasi Maskaralıktır

İslami Şura Meclisi Milli Güvenlik ve Dış politika Komisyonu Başkanı Alaeddin Brucerdi,’’ Amerika’nın füze parçaları göstererek bunların İran’a ait olduğunu iddia etmesi siyasi maskaralıktır’’ dedi.

Brucerdi, IRNA’ya yaptığı açıklamada Amerika’nın bu yaptıklarının birinci hedefinin İran’ın füze gücünü sorgulatmak, ikinci hedefinin de Arabistan cinayetlerinin örtbas etmek olduğunu söyledi.

Arabistan’ın 10 bin masum Yemen halkını katlettiğini ifade eden Brucerdi, ‘’ABD bu yaptıkları ile kamuoyunu Arabistan cinayetlerinden uydurma ve gerçek dışı İran füzelerine yönlendirmek istiyor’’ dedi.

ABD’nin BM Temsilcisi Nikki Hellay geçen günlerde ABD Başkanı Trump’ın katılımıyla BM Güvenlik Konseyi üyelerine bir yemek tertipledi.

Hellay bu ziyafette, bazı füze parçaları göstererek bunların İran tarafından Ensarullah’a verildiğini iddia etti.

Hellay geçen ay da İran füzesi olduğunu iddia ettiği demirlerin yanında durarak Tahran’ı BM Güvenlik Konseyi kararlarını çiğnemekle suçları. Bu iddia New York Times gazetesinin ABD Savunma Bakanlığı yetkililerine dayandırdığı haberleri ile reddedildi.

(İRNA, 2 Şubat 2018)

 

İsrail Yine Gazze’yi Bombaladı

İşgalci İsrail savaş uçakları bugün erken saatlerde Gazze Kesimini yine bombalarken, düşman bombardımanlar ciddi maddi hasarlara yol açtı.

Filistinli Vafa Haber Ajansı Aktardığı haberde düşman savaş uçakların Beyt Hanun ve Beyt Lahya beldelerinde biri dizi mevkii bombaladıklarını belirtirken, bombardımanlarda ciddi maddi hasarın meydana geldiğini aktardı.

(SANA, 2 Şubat 2018)

 

İran'dan ABD'ye Sert Sözler: Ya Çıkarlar, Ya Tokatla Çıkarırız!

İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in başdanışmanı Ali Ekber Velayeti, Amerika Birleşik Devletleri’nin Suriye’deki askeri varlığı için "ABD, ya kendi isteğiyle buradan çıkar ya da tokatla çıkarırız" dedi.

İran’ın en büyük ikinci kenti Meşhet’te, Filistin İntifadasını Destek adlı konferansta konuşan Velayeti, "ABD’nin Suriye’yi bölmeye çalıştığını ancak bunu başaramayacağını" ifade etti. Velayeti, "ABD, Irak’ı bölemediği gibi, Suriye’yi de bölemeyecek. Fırat’ın doğusuna yerleşen ABD, er geç buradan çıkmalı, ya kendi çıkar veya ensesine aldığı tokatla buradan çıkarırız" dedi.

ABD, DEAŞ'ı Afganistan’a Yerleştiriyor 

ABD’nin terör örgütü DEAŞ'I Afganistan topraklarına yerleştirmeye çalıştığını ileri süren Velayeti, "DEAŞ'ın Afganistan’a yerleşmesine göz yumarsak, 900 kilometrelik sınır hattımız tehlikeye girmiş olur, buna izin vermeyiz" dedi.

Suudi Arabistan’ın Yemen’deki varlığına da değinen İranlı yetkili, "Arabistan daha fazla Yemen’de kalmaya devam ederse, orası onlar için bir Vietnam’a dönüşür" diye konuştu.

(Doğan Haber Ajansı, 2 Şubat 2018)

 

Irak'ta Ocak Ayı Bilançosu: 115 Ölü

Birleşmiş Milletler Irak Yardım Misyonu (UNAMI), ocak ayı içinde ülkede meydana gelen şiddet olaylarında 115 sivilin hayatını kaybettiğini duyurdu.UNAMI'den yapılan yazılı açıklamada, "Irak'ta ocak ayı içinde yaşanan terör ve şiddet olayları ile çıkan silahlı çatışmalarda 115 Iraklı hayatını kaybetti, 255 Iraklı yaralandı." denildi.Açıklamada ayrıca, ocak ayı içinde en çok can kaybının 90 ölü, 233 yaralı ile başkent Bağdat'ta yaşandığına işaret edildi.UNAMI raporuna göre Aralık 2017'de ülkede meydana gelen terör ve çeşitli şiddet olaylarında 69 kişi ölmüş, 142 kişi yaralanmıştı.Irak, 2003'teki ABD işgali sonrası sık sık şiddet olaylarına sahne oluyor.

(Sputnik Türkiye, 2 Şubat 2018)

 

“Ankara’nın Şam’la Doğrudan Teması Yok”

Türk Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir kaynak, Türkiye’nin Suriye yönetimiyle doğrudan temasta olmadığını belirtti.

Türk Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir kaynak, Sputnik’e verdiği demeçte Ankara’nın Şam’la temaslarını Rusya ve İran üzerinden devam ettirdiğini, Suriye yönetimiyle doğrudan temasın olmadığını belirtti.

Adının açıklanmasını istemeyen kaynak, “Rusya ile aramızda yapıcı temaslar devam ediyor, İdlib ve diğer konularda anlaşma sağlıyoruz, şimdi de Soçi’deki Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’ni başarıyla tamamladık. Biz, Rusya’nın da Suriye’de barış yapılmasını istediğine inanıyoruz. Biz de, onlar da hem diplomatik düzeyde, hem de ‘sahada’ gayret göstermek istiyoruz ve bu nedenle başarılı bir çalışma yapıyoruz. Suriye rejimiyle doğrudan temasımız yok, onlarla Rusya ve İran üzerinden bağlantıya geçiyoruz” ifadelerini kullandı.

Suriye’deki ateşkes ihlallerinin önemli derecede azaldığına dikkat çeken kaynak, “Ancak bazen provokasyonlar oluyor. Bu durumlar her zaman rejime bağlı değil. Suriye’deki çatışmaların sona ermesinin ve bir an önce barışın gelmesinin herkesin yararına olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

‘Rusya Türkiye’nin Görmek İstemediği Kişileri Soçi’ye Davet Etmedi’

Kaynak, Rusya’nın sözünü tutarak, Soçi’de düzenlenen Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’ne Ankara’nın karşı çıktığı örgütlerin temsilcilerini davet etmediğini belirtti.

Türk Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, “Rusya sözünü tuttu ve bizim görmek istemediklerimiz kişileri davet etmedi. Buna rağmen kongrede istenmeyen bir kişinin bulunduğunu tespit ettik. Hemen Rusya ile irtibata geçerek, nota hazırladık. İlk tepkileri, ‘Haberimiz yok, araştıracağız’ şeklinde oldu. Şimdi bu konuda yanıt bekliyoruz” diye konuştu.

(Sputnik Türkiye, 2 Şubat 2018)

 

ABD Türkiye'nin Afrin'de Kısıtlamaya Gitmesini İstedi

ABD'nin desteğiyle silahlanan PKK, Türkiye'de Reyhanlı'yı vurdu. ABD, PKK'nın sivilleri öldürmesinin ardından, iki taraftan da kısıtlama istedi.

“Kayıplardan Endişe Duyuyoruz”

Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, ABD'nin füzeleriyle 17 yaşındaki Fatma Avlar'ın şehit olmasının ardından "Reyhanlı'da 17 yaşında bir kızın ölümü dâhil olmak üzere bütün sivil kayıplarına ilişkin kaygı duyuyoruz." ifadesini kullandı.

“Tüm Taraflara Kısıtlama Çağrısı Yapıyoruz”

Besledikleri teröristlerin roketli saldırısından dolayı Türkiye'yi suçlar bir tavır takınan ABD'li yetkili, "Bütün taraflara kısıtlama yapmaları ve sivil ölümlerinin önüne geçmeleri çağrısını yapıyoruz." dedi.

(Sabah, 2 Şubat 2018)

 

ABD'ye Göre Venezuela'da Askeri Darbe Olasılığından Ümit Kesilmez

ABD Dışişleri Bakanı, 1999'dan beri ABD destekli darbe girişimlerinin fiyaskoya dönüştüğü Venezüella'dan hala umut kesmediklerini ifade etti. Tillerson, Güney Amerika'da kriz çıktığında ordunun müdahale etmesi geleneğinin Venezüella Devlet Başkanı Maduro'ya karşı tekrarlanabileceğini öne sürdü.

Latin Amerika'da 5 ülkeyi kapsayan turuna Meksika'dan başlayan ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, öncesinde Teksas Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada, petrol fiyatlarındaki düşüş ve ABD'nin başını çektiği ambargolar yüzünden büyüyen ekonomik krizin de etkisiyle siyasi krizlerle boğuşan Venezüella ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

‘Küba’dan Sığınma Talep Etsin’

ABD'nin Venezüella'da rejim değişikliğini ya da Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun devrilmesini savunmadığını, ama en kolay çözümün kendiliğinden iktidarı bırakması olacağını öne süren Tillerson, Venezüella'nın 1999-2013 arasındaki Devlet Başkanı Hugo Chavez'in sosyalist yönetimi emanet ettiği Maduro'nun Küba'dan sığınma talep etmesi gerektiğini de iddia etti. ''Mutfakta aşırı hararetten duramaz olursa, eminim Küba'da kendisine plaj kenarında güzel bir villa tahsis edecek dostları vardır'' dedi.

‘Ordu Değişimi Başlatır’

''Güney Amerika ülkeleri ve Venezüella'nın tarihinde işler çok kötü gittiğinde, liderlik halka hizmet edemez hale geldiğinde, ordunun değişimi başlattığı zamanlar sık sık görülür'' diye devam eden Tillerson, bununla birlikte Maduro'ya darbe yapılacağına dair ellerinde istihbarat bulunmadığını söyledi.

‘Her Şeyin Sorumlusu Maduro’

Venezüella'daki ekonomik krizden 'yolsuzluk yapan ve düşmanlık güden Maduro rejiminin sorumlu olduğunu' öne süren ABD Dışişleri Bakanı, ''Bu insan eliyle gerçekleştirilen bir çöküş. Dünyanın bilinen en büyük petrol rezervleri Venezüella'da ama Venezüella halkı açlık ve hastalık yüzünden ölüyor'' dedi.

Yaptırımlara Devam

ABD'nin Küba ve Venezüella'ya yönelik yaptırımlarını,  Kanada ile AB'nin insan hakları ihlalleri gerekçesiyle Venezüellalı bazı yetkillilere uyguladığı yaptırımları öven Tillerrson, Küba ve Venezüella'ya demokrasiye geri dönene kadar baskı uygulamaya devam edeceklerinden söz etti.

Çin ve Rusya’ya ‘Emperyalist’ Yaftası

Latin Amerika'da artan Çin ve Rusya varlığının bölgeye ciddi tehdit oluşturduğunu iddia eden ABD Dışişleri Bakanı, Çin kendi ülkesinin hayrına Latin Amerika'nın kaynaklarını kuruttuğunu, Rusya'nın otoriter rejimlere silah sattığını söyleyerek ''Latin Amerika'nın sadece kendi faydasını düşünen yeni emperyalist güçlere ihtiyacı yok'' dedi.

Nisanda Seçim Var

6 yıllık devlet başkanlığı için nisanda düzenlenecek seçimlerde ikinci dönem için yarışacak olan Maduro, ülkede kötü giden her şeyi Amerikan komplosuna bağlayan açıklamalarıyla tanınıyor. Ancak ABD'nin sosyalist yönetime yönelik manevralarının da ardı arkası kesilmiyor. Son olarak ağustosta ABD destekli eski bir askerin bir üssü ele geçirerek darbe girişiminde bulunmaya soyunması başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Maduro muhalifleri de protestolara ara vererek darbe girişimine tepki göstermişti.

‘Ortak Düşman ABD’ye Karşı Birleşelim’

Tillerson'ın Latin Amerika turunda Başkan Donald Trump'ın Meksika sınırına duvar planını açmanın yanısıra Caracas'ı hedef alacağını gösteren açıklamalarına Venezüella Dışişleri Bakanı Jorge Arreaza, sert tepki gösterdi. Küba'yı ziyaret eden Arreaza, Latin Amerika ülkelerine ortak düşman ABD'ye karşı birleşme çağrısı yapıp şunları söyledi:

‘Emperyalizm Kimseye Saygı Göstermez’

''Emperyalizm bizim düşmanımızdır. Trump, Orta Amerikalı göçmenlere ve Venezüella'ya nasıl saldırıyorsa Meksika'ya da aynı muameleyi yapıyor. Emperyalizm hiçbir şeye saygı göstermez.''

(Sputnik Türkiye, 2 Şubat 2018)

 

ABD: Esad Yeni Kimyasal Silahlar Üretiyor Olabilir

ABD yönetimi, Esad rejiminin yeni kimyasal silahlar üretiyor olabileceği ve bu durumda Trump yönetiminin askeri seçenekleri göz ardı etmeyeceği uyarısında bulundu.

ABD yönetimi, Suriye'de Beşşar Esad rejiminin yeni kimyasal silahlar üretiyor ve kullanıyor olabileceğini ve Başkan Donald Trump'ın Esad'ın kimyasal silah kullanımını durdurmak için "askeri seçenekleri göz ardı etmeyeceğini" bildirdi.

Amerikan medyasına konuşan ve adlarının açıklanmasını istemeyen üst düzey yetkililer, Esad rejimini "kimyasal silah kullanmaması" konusunda uyardı.

Esad rejiminin yeni tür kimyasal silahlar üretip kullanıyor olabileceğini belirten yetkililer, bu durumda Esad'a karşı askeri seçeneklerin yeniden değerlendirilebileceğine işaret etti.

“Trump, Askeri Seçeneği Göz Ardı Etmiyor”

Bir yetkili, "Başkan Donald Trump, Esad'ı (kimyasal) saldırıdan caydırmak veya cezalandırmak için askeri bir eylemi göz ardı etmemektedir" ifadelerini kullandı.

2013 yılındaki anlaşma uyarınca ülkedeki kimyasal silahları 2014 yılı içinde ortadan kaldırmış olması gereken Esad rejiminin bazı silahları gizlemiş olabileceği ve bu silahların daha sofistike hale getirilerek yeni tür kimyasal silahlara dönüştürüldüğü yönünde yaklaşımlarının olduğunu ifade eden yetkili, Rusya'ya da çağrı yaparak Esad'ın bir daha kimyasal silah kullanmaması noktasında uyarılması gerektiğini belirtti.

Suriye'nin İdlib kentindeki Han Şeyhun kasabasına 4 Nisan 2017 tarihinde Esad rejimi tarafından düzenlenen kimyasal saldırıda aralarında çocuk ve kadınların da olduğu en az 100 kişi hayatını kaybetmiş, 500 kişi de yaralanmıştı.

ABD Başkanı Trump, Suriye Hava Kuvvetleri'ne ait bir jete Sarin yüklü bombalar yüklendiği sonucuna vardığı Şayrat Hava Üssü'ne 7 Nisan'da füze saldırısı yapılması talimatını vermişti.

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan “Doğu Guta” Açıklaması

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, Suriye’de Doğu Guta’da kimyasal silah kullanıldığına ilişkin kaygılarını dile getirerek, “Bu haberler doğrulanırsa, son 30 gün içerisinde Doğu Guta’da üçüncü kez kimyasal silah kullanılmış olacak.” dedi.

Sözcü Nauert, günlük basın toplantısında "Suriye’de Beşşar Esad yönetiminin Doğu Guta’da kimyasal silah kullandığı" yönündeki haberlere ilişkin açıklamalar yaptı.

“Suriye rejiminin Doğu Guta’da masum halka karşı kimyasal silah kullandığına dair yeni bir haber almış olmanın derin kaygısını yaşıyoruz.” diyen Nauert, “Bu haberler doğrulanırsa, son 30 gün içerisinde Doğu Guta’da üçüncü kez kimyasal silah kullanılmış olacak” diye konuştu.

Sözcü Nauert, kimyasal silah kullanımı yönündeki haberleri ciddiye aldıklarını belirterek, “Sahadaki partnerlerimiz eşliğinde bu haberlerin doğruluğunu araştırıyoruz” ifadesini kullandı.

(NTV Haber, 2 Şubat 2018)

 

Büyükelçi Kılıç, ABD Medyasına Konuştu!

Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç, Amerikan medyasına yaptığı açıklamada, bir terör örgütüyle mücadele etmek için başka bir terör örgütüyle iş birliği yapmanın yanlış olduğunu vurgulayarak, "ABD yönetiminin Suriye'de bir süredir yaptığı yanlış budur. Rakka'nın DEAŞ'tan kurtarıldığını söylüyorlar. Orada kent bir terör örgütünden diğerine geçmiştir. Olan budur." dedi.

Büyükelçi Kılıç, Amerikan PBS kanalında yayınlanan ve Judy Woodruff'ın sunduğu "News Hour" programının konuğu oldu.

Türkiye'nin PKK teröründen çok acılar çektiğini ve yakın gelecekte benzer bir senaryoyu Suriye'nin kuzeyinde oluşacak bir tehdit üzerinden yaşamak istemediğini anlatan Kılıç, Türkiye'nin sınır ve doğrudan ulusal güvenliğinin söz konusu olduğunu vurguladı.

“YPG, PKK’nın Doğrudan Kontrolü Altındadır”

Kılıç, Türkiye'nin neden Suriye'nin kuzeyindeki bir PYD yapılanmasına izin vermeyeceğini anlatırken, "YPG/PYD, PKK'nın doğrudan uzantısıdır. YPG, PKK'nın doğrudan kontrolü altındadır. Komutanları, PKK'nın Kuzey Irak'taki üssü Kandil dağından geliyor." şeklinde konuştu. Kılıç ayrıca, 2016 yılında ABD Kongresindeki bir oturumda Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham'in, dönemin Savunma Bakanı Ash Carter'a bu iki grup arasında doğrudan bağ olduğunu bilip bilmediğini sorduğunu, Carter'ın da "bu bağın varlığını kabul ettiğini" hatırlattı.

“ABD, Türkiye ile Beraber Çalışmayı Seçebilirdi”

Bir terör örgütü ile savaşırken başka bir terör örgütüyle iş birliği yapmanın çok yanlış bir strateji olduğunu vurgulayan Kılıç, "ABD yönetiminin Suriye'de bir süredir yaptığı yanlış budur. Rakka'nın DEAŞ'tan kurtarıldığını söylüyorlar. Orada kent bir terör örgütünden diğerine geçmiştir. Olan budur. Türkiye, NATO'nun en güçlü ikinci ordusuna sahiptir ve ABD (Suriye'de) Türkiye ile beraber çalışmayı seçebilirdi." değerlendirmesini yaptı.

Kılıç, ABD'nin DEAŞ'la mücadeleyi neden bu denli önemsediğini hatırlatan sunucuya, "ABD, hastalığın kendisiyle değil, semptomlarıyla uğraşıyor. DEAŞ bir semptomdur. Aynı taktik ve stratejileri uyguladığımız sürece gelecekte de benzer tehditlerle yüzleşeceğiz demektir." şeklinde yanıt verdi.

“İşler O Noktaya Gelmeyecektir”

Sunucunun, muhtemel bir Münbiç operasyonunda Türk ve Amerikan askerlerinin karşı karşıya gelme ve Amerikan unsurlarının ölme ihtimalini sorması üzerine Kılıç şunları söyledi:

"Biz uzun süredir müttefikiz ve ben eminim ki işler o noktaya gelmeyecektir. Ancak bundan emin olmamız için ABD'nin bazı spesifik adımları atması lazım. ABD, terör örgütüne (PYD/PKK) desteği kesmelidir, ki bu örgüt Türkiye'nin güvenlik ve istikrarına varoluşsal bir tehdit oluşturmaktadır. Daha dün Hatay'a atılan füzeler vardı; siviller hayatını kaybetti ve yaralandı. Bu silahların çoğu eminim ABD tarafından verilen silahlardır. DEAŞ ile savaşılması için YPG/PYD'ye verdiğiniz silahların Türkiye'ye, sivillere ve Türk güvenlik güçlerine karşı kullanılmayacağını nasıl garanti edebilirsiniz? Aslında onlar da YPG/PYD ile PKK arasında gerçekten bir fark olmadığının farkındalar. Ancak günün sonunda biz güçlü müttefikiz ve umuyorum bunun üstesinden geliriz."

(Anadolu Ajansı, 2 Şubat 2018)

 

ABD'nin Skandalları Bitmiyor! Öcalan ile...

ABD’nin sömürge valisi Brett McGurk, çözüm sürecinde teröristbaşı Öcalan’dan mektuplar aldı. PKK’ya kurdurulacak korsan devlet için birçok öneride bulunan Öcalan, örgütündeki teröristleri ise “ABD isterse bize 6 ayda ordu kurar” diyerek motive etti.

ABD, Suriye kuzeyinde inşa etmeye çalıştığı terör devleti projesi için PKK elebaşısı Abdullah Öcalan’la koordineli çalıştı. Alınan bilgilere göre Öcalan, 2014-2016 döneminde Çetin Arkas, Nasrullah Kuran ve Mikail Barut isimli PKK’lılar aracılığıyla Brett McGurk ve Pentagon temsilcilerine İmralı Cezaevi’nden, Suriye’nin kuzeyinde yapılması gerekenleri içeren raporlar gönderdi. ABD’nin talebi üzerine bu devlete ‘danışmanlık’ hizmeti veren Öcalan, gönderdiği raporlarda “Cerablus ve Azez hattı birleştirilmeli”, “TSK’ya Afrin konusunda engel olunmalı”, “Konfederasyon ordusu kurulmalı”, “Sınır güvenlik güçleri oluşturulmalı” gibi önerilerde bulundu.

O Hayale İki Darbe

Çözüm süreci döneminde İmralı’ya nakledilen PKK’lı mahkumlar tarafından ABD’lilere iletilen konu başlıkları, 15 Ağustos 2015 tarihinde terör örgütünün yayın organı olan Özgür Gündem gazetesinde yayınlandı. PKK ve DEAŞ’la kurduğu kirli ilişki ağı tüm çıplaklığıyla ortaya çıkan ABD, Öcalan’ın önerilerini süreç dahilinde hayata geçirdi. Fakat Türkiye, güneyden kuşatma projesinin en önemli ayaklarından olan ‘Cerablus-Azez hattının birleştirilmesi’ planını Fırat Kalkanı Harekâtı ile bozdu. PKK/PYD ve müttefiki ABD’ye ikinci büyük darbe ise Afrin’de vuruldu. Teröristbaşı Öcalan’ın, “Afrin’de mühimmat atölyeleri inşa edin”, “Savaş komünü yaratın” ve “Türkiye ile büyük savaşa hazırlanın” talimatları yağdırdığı Afrin’e giren TSK ve ÖSO birlikleri ABD-PKK ittifakının Akdeniz hayalini tamamen bitirdi.

‘Sizi Gevşek Görüyorum’

İmralı’dan örgüte yolladığı mesajlarda “ABD isterse bize 6 ayda ordu kurar” diyen teröristbaşı, işgaller zinciriyle kurulmaya çalışılan terör devleti sürecini ise Fransız Devrimi’ne benzetti. Pentagon ve sömürge valisi Brett McGurk’a, “Sizinle yalnızca Suriye ve Irak’ta değil tüm Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesinde işbirliği yapmaya hazırız” diyen Öcalan, teröristleri ise sık sık şu sözlerle uyardı: “Sizi çok gevşek görüyorum, böyle devam ederseniz çok yerinizden vurulursunuz, Türkiye sizi bitirir. Bu halde Afrin’e çakılıp kalırsanız sizi adım adım kuşatan Türkiye’ye karşı savunmasız kalırsınız. Ne ile karşı karşıya olduğunuzun farkında değilsiniz...”

(Yeni Şafak, 2 Şubat 2018)

 

ABD'nin, YPG’lileri Suriye İstihbarat Servisine Sızdırdığı İddia Edildi

Rakka operasyonu sürecinde terör örgütü DEAŞ ile görüşmeler yapılarak örgüt mensuplarının tahliyesi ile gündeme gelen ABD’yle ilgili yeni bir iddia ortaya atıldı. Bölgedeki güvenlik ve istihbarat kaynaklarına göre ABD, Rusya ve İran’a karşı Suriye’de hareket kabiliyetini geliştirmek için terör örgütü PKK’nın Suriye kolu PYD/YPGli kent milislerini “Muhaberat” olarak bilinen Suriye istihbarat servisine sızdırmış.

ABD’nin, hem Suriye rejiminin siyasi pozisyonunu anbean takip etmeyi hem de Rusya ve İran’ın ülke içindeki saha hareketliliğini izlemeyi amaçladığı söyleniyor. Ayrıca rejimin içinden de adam devşirildiği iddialar arasında...

‘YPG, Rejime Karşı Bir Yapıya Dönüştü’

Konuya ilişkin Habertürk'ün ulaştığı bazı belgelerde kimlikleri deşifre olan YPG’lilerin Amerikan ajanı olduğu, Türk güvenlik güçleri ve YPG’ye yakın kaynaklarca da doğrulandı. Belgelere göre Suriye istihbaratına itirafta bulunan bir YPG’li, “ABD bölgenin en önemli aktörü, silahlanmış ve kendi yaşadıkları toprakları savunan YPG’yi rejime karşı istihbarat toplayan bir yapıya dönüştürdü” dedi. Suriye istihbaratına ifade veren YPG’linin, “Suriye sahasında askerini kullanmak istemeyen ABD, Rakka’da YPG’yi kara kuvveti olarak kullandı. Kürtleri Rusya’ya kaptırmak istemeyen Amerikalılar bizleri kendi denetiminde tutmak için silahlarla donattı. Yatırımların karşılığı himayelerinde kalmaktı ve öyle oldu” diye konuştu. Özellikle son 1.5 yıl içinde Suriye rejimine sızan YPG’li sayısının, rejimi dahi korkutacak sayıya ulaştığı ileri sürülüyor.

Gazete Habertürk’ten Çetiner Çetin'in haberine göre Suriye istihbaratı, PYD ile ilişikli 92 kişiyi hapishaneden çıkarmıştı. Bunlardan biri de Salih Müslim. Şu ana kadar ABD’nin Muhaberat’a 4 yıl içinde yerleştirdiği ajan sayısının 311 kişi olduğu iddia ediliyor. Bu ajanların sadece içerden bilgi almakla kalmayıp ABD’nin isteği doğrultusunda rejimin siyasi ve askeri kararlarını etkileyebilme kapasitesine sahip olduğu da belirtiliyor. 2017’nin şubat ile ekim ayı arasında deşifre olan YPG’li Amerikan ajanlarını kurtarmak için ABD’nin 3 kez hava operasyonu yaptığı ve bu isimlerin Münbiç’e nakledildikleri de iddialar arasında. Ayrıca Türkiye’nin Afrin operasyonunu başlatmasından önce kasım, aralık ve ocak aylarında ABD’nin 81 ajanını Afrin’e sokup hem rejime hem de Rusya’ya yanlış istihbarat sağladığı ileri sürülüyor.

Bahoz-Cilo çatışması

PKK’nın Suriye kolunun 2014 Kasım ayı itibarıyla İran’ın etkisinden çıkıp ABD’nin tam anlamıyla kontrolüne girmesi, örgütte İrancı kanat ile ABD yanlısı taraf arasında gerginliklere neden oldu. YPG içindeki İran etkisini kırmak için 3 Aralık itibarıyla Kandil’in sahadaki emirlerini yerine getiren 56 isim, ABD’nin talimatıyla Suriye’den uzaklaştırıldı. Örgütün Suriye’deki ismi Afrinli Bahoz Erdal ve ekibinin ABD’nin sahadaki en önemli adamı konumundaki Şahin Cilo tarafından pasif konuma çekildiği kaydedildi. Örgüt içindeki çoklu cephede ortaya çıkan çekişmeler sonrasında YPG, ABD’nin Suriye rejimine sızdırdığı ajanları tek tek deşifre etti.

(Haber Türk, 2 Şubat 2018)

 

ABD'den Kuzey Kore'ye 'Güvenilir Diyalog' Çağrısı

ABD'nin Kuzey Kore Özel Temsilcisi Joseph Yun, Washington yönetiminin, nükleer silahların yok edilmesi çerçevesinde Kuzey Kore ile "güvenilir diyalog" istediğini belirtti.

Yonhap'ın haberine göre Yun, başkent Seul'de Güney Kore Birleşme Bakanı Yardımcısı Chun Hae-sung ile bir araya geldi.

Toplantının ardından basın mensuplarına açıklama yapan Yun, Kuzey ve Güney Kore arasındaki görüşmeler ile Kuzey Kore'nin Güney Kore'de yapılacak Pyeongchang Kış Olimpiyatları'na katılma kararının çok iyi bir fırsat olduğunu söyledi.

Yun, Washington yönetiminin, nükleer silahların yok edilmesi çerçevesinde Kuzey Kore ile "güvenilir diyalog" istediğini kaydetti.

Kuzey ve Güney Kore arasındaki olumlu atmosfer, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, yeni yıl konuşmasında, 2018 PyeongChang Kış Olimpiyatları'na heyet gönderilebileceğini, bu konuda Seul ile görüşmelere açık olduklarını açıklamasıyla başlamıştı.

Güney Kore de bu ay düzenlenecek Kış Olimpiyatları öncesinde Kuzey Kore'ye üst düzey görüşme teklifinde bulunmuştu. Güney Kore ile Kuzey Kore arasındaki bu diplomatik yakınlaşma neticesinde iki ülke arasında 2016'dan beri kapalı olan iletişim hattı yeniden açılmıştı.

İki ülke heyetlerinin Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) gözetiminde vardığı anlaşma kapsamında, olimpiyatlara Kuzey Kore'den 22 sporcunun katılması ve iki ülke sporcularının olimpiyat töreninde aynı bayrak altında yürümesi kararlaştırılmıştı.

(Anadolu Ajansı, 2 Şubat 2018)

 

Holokost Yasası Polonya Senatosu'ndan Geçti

Polonya Senatosu İsrail ve ABD'nin tepkisine rağmen Holokost yasasını onayladı. Yasa, Yahudi soykırımında Polonyalıların payı olduğunu ifade edenlerin cezalandırılmasını öngörüyor.

Yahudi Soykırımı (Holokost) ile ilgili yasa tasarısı İsrail'in sert eleştirilerine ve Washington'ın tepkisine rağmen Polonya Senatosu'nda kabul edildi. Yasa tasarısı yabancılar da dahil olmak üzere, Nazilerin işgal altındaki Polonya'da kurdukları ölüm kamplarını 'Polonya kampları' olarak adlandıranlara para ya da üç yıla kadar hapis cezası verilmesini öngörüyor.

Polonya üst meclisi tasarıyı 23'e karşı 57 oyla kabul etti. Geçen hafta alt meclisin onayladığı yasanın yürürlüğe girmesi için Devlet Başkanı Andrej Duda tarafından imzalanması gerekiyor.

Yasayı 'özenle gözden geçireceğini' duyuran Duda "herkesin Polonyalıların işledikleri suçları ve utanç verici davranışlarını dile getirme hakkının olduğunu" söyledi.

Varşova, Holokost'ta Polonyalıların Suçu Olmadığını İddia Ediyor

Sağ muhafazakâr Polonya hükümeti Alman Nazilerinin işgal altındaki Polonya'da kurdukları kampların "Polonya ölüm kampları" olduğunu söyleyenleri cezalandırmayı amaçlıyor. Yasada Nazilerin işledikleri insanlık suçlarında Polonya ulusunun veya Polonya devletinin payı olduğunu savunanların cezalandırılacağı belirtiliyor.

İsrail hükümeti yasayı eleştirmiş ve bu yasayla İkinci Dünya Savaşı sırasında Polonyalıların Yahudilere karşı işledikleri suçların perdelenmesine çalışıldığını duyurmuştu. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu tarihin değiştirilemeyeceğini ve Holokost'un inkâr edilemeyeceğini söyledi.

ABD'nin Tepkisi

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasında "Polonya ölüm kampları gibi ifadelerin yanlış olduğu görüşünün anlayışla karşılandığı, bu kavramın yanlış anlaşılmaya yol açabileceği, rencide edici olabileceği" belirtildi. Bakanlık sözcüsü Heather Nauert yasanın ifade özgürlüğüne ve tarih tartışmalarına zarar verebileceğini de söyledi. Sözcü Polonya hükümetine, "Polonya'nın ABD ve İsrail ile paylaştığı stratejik çıkarlar üzerindeki muhtemel etkilerinin dikkate alınması" çağrısında bulundu.

Yasanın değiştirilmesi için bildiri imzalayan yüz dolayındaki sanatçı, siyasetçi ve gazeteci arasında eski Polonya Devlet Başkanı Aleksander Kwasniewski, eski Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski ve yönetmen Agnieszka Holland da bulunuyor. Polonya Yahudileri yayımladıkları açık mektupta, "Holokost yasasının ifade özgürlüğünü kısıtladığı gibi, tarihi gerçeklerin çarpıtılmasına da yol açabileceği" belirtildi. İkinci Dünya Savaşı'nda 3 milyonu Yahudi olmak üzere 6 milyon Polonyalı öldürülmüştü.

(Deutsche Welle Türkçe, 2 Şubat 2018)

 

Fransa'dan Türkiye'nin Tepkisi Üzerine İkinci Geri Adım

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 'Afrin operasyonu işgale dönüşmemeli' şeklindeki sözlerine Türkiye'den gelen tepki sonrası ikinci kez geri adım attı.

Macron, dünkü Tunus ziyaretinde, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Fransa’nın Afrin açıklamasına tepki göstermesi üzerine "Türkiye Dışişleri Bakanı’nın tepkisi, muhtemelen operasyonun sınırı güvence altına alma amacı taşıdığı, Türkiye'nin bugün bulunduğu noktadan daha ileri gitmeyi veya bölgede uzun süre kalmayı hedeflemediği anlamına geliyor." dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı, Türkiye'nin kendi sınırında yaptığı operasyonların, güvenliğini sağlamak ve terör örgütü DEAŞ ile mücadele için meşru hakkı olduğunu da dile getirdi.

Fransa, Macron'un bu açıklamalarıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK)  Afrin'de yürüttüğü Zeytin Dalı Harekâtı’na ilişkin açıklamalarında ikinci kez geri adım atmış oldu.

Macron, çarşamba günü, Zeytin Dalı Harekâtı’na ilişkin "Afrin operasyonu işgale dönüşmemeli." ifadelerini kullanmıştı.

Macron'un açıklamalarını "Fransa'nın yaptıkları ortada." sözleriyle eleştiren Çavuşoğlu, "Biz Fransa değiliz, gidip Cezayir'i işgal eden, Biz Fransa değiliz, Mağrip ülkeleri veya Afrika'da Fransa'nın yaptıkları ortada. Bunların hepsini biliyoruz. Yani Fransa gibi ülkelerin bize bu konularda, yani uluslararası hukuka uygun bir şekilde yaptığımız bir operasyonda bize ders vermemesi gerekiyor. Hatırlatmada bulunmalarını bile hakaret sayarız. Çünkü biz meşru müdafaa hakkımızı kullanıyoruz. Birleşmiş Milletlerin ilgili şartına ve Güvenlik Konseyi kararlarına uygundur ve tüm dünya da bunu kabul etmiştir.  Dolayısıyla bu bir işgal değildir." ifadeleriyle Fransa'ya tepki göstermişti.

'Macron Geri Adım Attı'

Reuters haber ajansı da konuyla ilgili haberinde "Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Türkiye'nin öfkesi üzerine Suriye uyarısında geri adım attı" başlığını kullanarak Macron'un, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun tepkisi sonrası Türkiye’nin amacını anladığı yorumunu yaptı.

Fransa yönetimi, daha önce de Zeytin Dalı Harekâtı hakkında açıklamalar yapmıştı.

Fransa Savunma Bakanı Florence Parly, harekâtın başlamasından bir gün sonra, 21 Ocak'ta, katıldığı bir televizyon programında operasyonun durdurulması çağrısında bulunmuştu.

Aynı gün Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian da "Suriye'deki insani durumu görüşmek üzere Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyini acil toplantıya çağıracaklarını" açıklamıştı.

Açıklamasının ardından Çavuşoğlu ile aynı gün görüşen Le Drian,  toplantının Türkiye'nin askeri operasyonunu hedef almadığını belirtmiş, Fransa  yönetimi ise çağrının, "Suriye krizinin görüşüleceği bir istişare toplantısı"  olduğunu kaydetmişti.

(Milliyet, 2 Şubat 2018)

 

Fransa'da İki Askeri Helikopter Çarpıştı

Fransa'nın güneyinde bulunan Marsilya kenti yakınlarında Fransız ordusuna ait iki helikopterin çarpışması sonucu ilk belirlemelere göre 5 kişinin öldüğü bildirildi.

Yerel Var Matin gazetesinde yer alan haberde, kazanın sabahın erken saatlerinde Carces gölü yakınlarında meydana geldiği belirtildi.

Haberde, Fransız ordusuna ait iki helikopterin, sebebi bilinmeyen bir şekilde çarpıştığı ve ilk belirlemelere göre 5 kişinin hayatını kaybettiği kaydedildi.

Bölgeye ilk yardım ve kurtarma ekipleri sevk edilirken Le Parisien gazetesi, helikopterlerde 6 kişinin olduğunu iddia etti. Gazete, altıncı kişinin bulunması için ekiplerin seferber edildiğini yazdı.

Kaza yerinin turistik Saint-Tropez kentine 50 kilometre mesafede bulunduğu belirtilirken, bölge valiliği, helikopterlerin Fransız Kara Kuvvetleri'nin havacılık okuluna ait olduğunu açıkladı.

Öte yandan Fransa Savunma Bakanı Florence Parly'nin kaza bölgesine hareket ettiği belirtildi.

(Anadolu Ajansı, 2 Şubat 2018)

 

“İstanbul Sözleşmesi” Almanya’da Yürürlüğe Girdi

Kadına karşı şiddetin önlenmesini hedefleyen uluslararası İstanbul Sözleşmesi 1 Şubat 2018 itibarıyla Almanya'da da yürürlüğe girdi.

Tam adı “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” olan belge, 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzaya açılmıştı. Almanya’nın da imzaladığı sözleşme, geçen Ekim ayında Federal Meclis ve Federal Eyalet Temsilcileri Meclisi tarafından onaylanmıştı. İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlüğe girmesini değerlendiren Aile ve Kadından Sorumlu Bakan Katarina Barley, kadınların şiddetten korunması için önlemlerin artırılması gerektiğine işaret etti. İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlüğe girmesinin önemli bir ilerleme olduğunu ifade eden Sosyal Demokrat Partili (SPD) Bakan, “ancak daha atılması gereken adımlar bulunduğunu” belirtti. “Kadınlara yönelik şiddet ne yazık ki günlük hayatın üzücü bir parçası” diyen Barley, kadına yönelik şiddetin yaş, sosyal durum ve milliyetten bağımsız olduğunu söyledi. Barley, bu nedenle de şiddete uğrayan kadınlara hem suskunluklarını bozmaları için cesaret verilmesi gerektiğini belirtti.

Her Mağdur Kadın Yardım Alamıyor

Sivil toplum kuruluşları da İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlüğe girmesi dolayısıyla yaptıkları açıklamada, kadınlara karşı şiddetin Almanya’da yaygın bir olgu olduğuna ve bununla mücadele edilmesi gerektiğine dikkat çektiler.

Alman Protestan Kilisesi Sosyal Hizmet Derneği Diakonie Yönetim Kurulu Üyesi Maria Loheide, İstanbul Sözleşmesi’nin kapsamlı bir şekilde uygulanmasını talep etti. Loheide, yaptığı yazılı açıklamada, şiddetten korunmanın insan haklarının bir parçası olduğunu hatırlatarak her kadının “gelirinden, servetinden, geldiği yer yerden, oturma izni statüsünden ve sağlık açısından engellerinden bağımsız olarak” şiddetten korunmaya hakkı olduğunu vurguladı. Loheide ancak Almanya’da mağdur kadın ve çocuklara yeterince yardım sunulamadığını dile getirdi. Bunun yanı sıra bedensel engelli, oturma izni güvencesi olmayan veya sığınmacı kadınların şiddete uğramalarına ve yardım hizmetlerinden yeterince yararlanamadığına dikkat çeken Loheide, bu durumun derhal değiştirilmesi gerektiğini söyledi.

Siyasilere Eylem Planı Çağrısı

Berlin merkezli İnsan Hakları Enstitüsü’nden yapılan açıklamada da “belirli bir cinsiyete yönelik şiddet ve tacizin Almanya’da hâlâ yaygın olduğu” belirtilerek, MeToo (ben de) gibi tartışmaların kadınlara yönelik şiddetin boyutu ve sonuçları konusunda farkındalık yaratmak açısından büyük önem taşıdığı ifade edildi. Enstitü, siyasilere çağrıda bulunarak, kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi ve bununla mücadele için federal ve eyaletler düzeyinde bir eylem planı hazırlanmasını talep etti.

Türkiye İlk Onaylayan Ülke

11 Mayıs 2011 tarihinde imzaya açılan İstanbul Sözleşmesi, 10 ülkenin belgeyi onaylamasının ardından, 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe girmişti. İstanbul Sözleşmesi TBMM tarafından 14 Mart 2012’de kabul edilmiş, böylece Türkiye sözleşmeyi ilk onaylayan ülke olmuştu. Kasım 2017’ye kadar 45 ülke tarafından imzalanan ve 27 ülke tarafından onaylanan İstanbul Sözleşmesi, kadına karşı şiddetin önlenmesinde hukuki bağlayıcılığı bulunan ilk uluslararası belge niteliği taşıyor.

(Sözcü, 2 Şubat 2018)

 

Yunanistan, Türkiye'nin İade Talebini Reddetti

Atina İstinaf Mahkemesi hakimleri, DHKP-C üyesi Mehmet Doğan'a ilişkin Türkiye'nin iade talebine ret kararı verdi.

Savcı Efstathia Kapagianni, Fransa tarafından daha önce sanığa iltica hakkı verildiğini anımsatarak, Türkiye'ye iadesinin reddini talep etti.

Kapagianni, sanığın Türkiye'ye iadesi durumunda can güvenliğinin tehlikede olabileceğini savundu. Mahkeme, savcının mütalaası yönünde karar vererek, iade talebini kabul etmedi.

Öte yandan diğer örgüt üyesi Şadi Naci Özpolat hakkındaki davanın duruşması 6 Şubat'ta görülecek. Türkiye, Özpolat ve diğer örgüt üyesi Hazal Seçer'in de iadesini talep ediyor.

Geçen yıl kasım ayı sonunda Atina'da üç hücre evine düzenlenen operasyonla yakalanan 9 DHKP-C üyesi, "patlayıcı madde ve silah bulundurmak", "terör örgütü üyesi olmak" ve "sahte belge bulundurmak" suçlamalarıyla tutuklanarak mahkemeye sevk edilmişti.

Terörle mücadele ekiplerinin operasyonunda, bomba yapımında kullanılan malzemeler, patlayıcı madde ve sahte kimlik belgeleri de ele geçirilmişti.

Yakalanan terör örgütü üyeleri arasında, 2013'te AK Parti Genel Merkezi ve Adalet Bakanlığı saldırılarının faili olan, ardından mühimmat yüklü bir botun Sakız Adası'ndan Türkiye'ye geçirilmesine ilişkin Yunanistan'da yakalanan Hasan Biber isimli örgüt üyesi de bulunuyor.

Yunan basını, örgüt üyelerinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen yıl aralık ayındaki ziyaretinde saldırı hazırlığı içerisinde olduklarına yönelik bulgular olduğunu iddia etmişti.

(Haber Türk, 2 Şubat 2018)

 

Sapar İsakov: Gelecek Yıl Dijital Bir Hükümet Olmak İstiyoruz

Almatı’da yapılan “Küreselleşme çağındaki dijital gündem” konulu Foruma katılan Kırgzistan Başbakan Sapar İsakov, ülkenin dijital dönüşümü hakkında konuştu.

Dijital gündemin hayata geçirilmesi ortak çabaları birleştireceğini ve koordine edeceğini ifade eden Hükümet Başkanı, bu dönüşümün Avrasya Ekonomik Birliği'nde (AEB) bölgesel kalkınma, güvenlik, ekonomik gelişme, rekabet gücü, toplumunun refah seviyesinin arttırılması olabileceğine dikkat çekti. İsakov, “Sayısallaştırmamıza bir yıl bile olmadı, ama büyük bir gelişme yaptık. Hizmetleri sağlayacak ilgili bir devlet portalı oluşturuldu. Yıl içerisinde yaklaşık 200 devlet hizmeti açılacağını düşünüyoruz. İnsanların biyometrik verilerini tanıttık. Nüfus içindeki payın yaklaşık % 80'i biyometri bilgisini verdi. Portaldaki herkes kendi özel kabinine sahip olacak. İşte siber güvenlik konusu. Bunu düşünmemiz gerekiyor. Ülkemizde uygun mevzuat geliştirdik.” ifadesini kullandı. Hükümet Başkanı, mevzuatta bilgiler açıklandığını belirtti.

Buna ek, Başbakan Forum esnasında bakanlıkları, daireleri ve özel şirketleri birleştiren “Tunduk” sistemi hakkında da bilgi verdi. “Tunduk” sisteminin önemine değinen İsakov, “Yani, önceden kimi kredi alacaksa birkaç belge toplamak zorunda kalıyordu. Biz, bunu dışladık. Şimdi ise vatandaş onun verilerinin kullanılmasına izin verir ve banka gerekli tüm bilgileri alabiliyor.” diye anlattı. Sapar İsakov, Kırgızistan'ın bölgede dört bileşenli Açık Hükümet Girişimi'ne üye olan ilk ülke olduğunu belirtirken, “Dijitalin ekonomide çok güzel bir etki verme fırsatı elde ettireceğini vurgulamak istiyorum. Vergi hizmetinin malileştirilmesi ile uğraşıyoruz ve bunda Rusya’nın deneyimini kullanıyoruz. Buna ek, “Akıllı Şehir” projesi üzerinde çalışıyoruz. Yakında, Bişkek ve Oş’ta “Akıllı Şehir” projesini hayata geçirecek yatırımcı ile anlaşma yaptık. Söz konusu proje, trafik kazasının ve suçun azaltılmasına yardımcı olacak.” dedi.

Dijitalin yolsuzluğun ortadan kaldırılmasına yardımcı olacağını sözlerine ekleyen Sapar isakov, “Gelecek yıl dijital bir hükümet olmak istiyoruz.”diye konuşmasına son verdi.

(Kabar, 2 Şubat 2018)

 

Kazakistan Meclisi Heyeti, Resmi Ziyaret Kapsamında Bakü'ye Ulaştı

Kazakistan Parlamentosu (Mazhilis) Başkanı Nurlan Nigmatulin'in liderliğindeki Kazak heyet, resmi ziyaret kapsamında Azerbaycan'ın başkenti Bakü'ye dün, 1 Ocak akşam saatlerinde ulaştı. Azerbaycan devlet haber ajansı Azertac'ın haberine göre, Kazakistan ve Azerbaycan bayraklarıyla süslenen Haydar Aliyev Uluslararası Havalimanı'na inen heyet, burada Azerbaycan Parlamentosu Başkan Vekili Ziyafat Asgarov tarafından karşılandı.

Nigmatulin'in başkanlığındaki Kazak heyetin, potansiyel ikili iş birliği fırsatları başta olmak üzere pek çok konuda Azerbaycanlı yetkililerle bir dizi görüşme gerçekleştirmesi bekleniyor,

(QHA, 2 Şubat 2018)

 

KKTC’de Hükümet Kuruldu

KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı, CTP Lefkoşa Milletvekili Tufan Erhürman başbakanlığındaki dört partili yeni koalisyon hükümetini onayladı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Lefkoşa Milletvekili Tufan Erhürman'ın başbakanlığındaki dört partili yeni koalisyon hükümetini onayladı. KKTC'de 7 Ocak'ta yapılan erken genel seçimin ardından hükümeti kurmakla görevlendirilen Erhürman, (CTP), Halkın Partisi (HP), Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) ve Demokrat Partiden (DP) oluşan dört partili koalisyon hükümetinin yeni Bakanlar Kurulunu Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Akıncı’ya sundu.

Erhürman, görüşmenin ardından bugün 2 Şubat’ta yaptığı konuşmada, Bakanlar Kurulu listesini Cumhurbaşkanı Akıncı'ya sunduğunu, Cumhurbaşkanı'nın da listeyi onayladığını belirterek, Bakanlar Kurulu'nun şu isimlerden oluştuğunu söyledi:

"Başbakan Tufan Erhürman, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Maliye Bakanı Serdar Denktaş, İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars Kadri, Ekonomi ve Enerji Bakanı Özdil Nami, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler, Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Cemal Gürsel Özyiğit, Sağlık Bakanı Filiz Besim, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Erkut Şahali, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan."

Tufan Erhürman, hükümet programının gelecek hafta Cumhuriyet Meclisinde okunacağını ifade ederek, "Yeni hükümet, ülkemize ve halkımıza hayırlı olsun." dedi.

Hükümet Kurma Çalışmaları

Anadolu Ajansı’nın haberine göre oyların yüzde 35,58'ini alarak 21 milletvekiliyle sandıktan birinci çıkan Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün, koalisyon hükümeti kurmak amacıyla yaklaşık bir hafta siyasi partilerle görüşmüş, temaslarından sonuç alamamıştı. KKTC'de 50 sandalyeden oluşan Cumhuriyet Meclisinde hükümetin kurulabilmesi için 26 milletvekilinin desteği gerekiyor. Erken genel seçimde yüzde 5 barajını geçen 6 partiden UBP 21, CTP 12, HP 9, TDP 3, DP 3 ve Yeniden Doğuş Partisi (YDP) 2 milletvekilli çıkarmıştı.

(Sabah, 2 Şubat 2018)

 

Devlet Başkanı Ceenbekov Resmi Ziyareti İçin Tacikistan'da

Kırgızistan Cmhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden yapılan açıklamaya göre, Uluslararası Duşanbe Havaalanı’nda Ceenbekov’u Tacikistan Başbakanı Rasulzoda Kohir ağırladı.

Devlet Başkanı Ceenbekov’un Tacikistan’a iki günlük resmi ziyareti sırasında Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman ile dar ve geniş formatta toplantıları, bir dizi belgelerin imzalanması ve iki ülkenin cumhurbaşkanlarının ortak bildiri yapacakları beklendiği belirtildi.

Sooronbay Ceenbekov’un Tacikistan Başbakanı ve Tacikistan Meclis Başkanı Şukurcon Zuhurov ile bir araya gelmesi bekleniyor.

(Kabar, 1 Şubat 2018)

 

Azerbaycan İle Türkiye Arasındaki Dostluk ve Kardeşlik İlişkileri Başarıyla Gelişiyor

AzerTAC’a göre, Azerbaycan Milli Meclisi Uluslararası ve Parlamentolar arası İlişkiler komitesinin başkanı, AKPM Azerbaycan heyeti başkanı Samad Seyidov Türkiye Çalışma ve Sosyal Koruma Bakanı Julide Sarıeroğlu başkanlığındaki heyetle bir araya geldi. Samad Seyidov, Azerbaycan ile Türkiye arasında dostluk ve kardeşlik ilişkilerinin başarılı gelişimini kaydederek, "tek millet, iki devlet" dedi. O, birbirlerine destek, yakın işbirliği içinde çalışarak, AKPM dahil tüm uluslararası örgütlerde Azerbaycan ve Türkiye'nin temsilcileri adalet savunucuları olduğunu vurguladı. Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin bölgedeki ülkeler için bir örnek olduğunu söyledi.

Azerbaycan Milli Meclisi AKPM’de olan milletvekillerinin faaliyetine değinen Samad Seyidov, Türkiye'nin çıkarları her zaman en yüksek seviyede tarafımızdan savunur olacağına dikkate getirdi. Bakan Julide Sarıeroğlu, özellikle terörle mücadele operasyonlarında, Türkiye'de sosyal ve politik yaşamda güncel konulara değindi. Azerbaycan heyetine Türkiye'nin AKPM'deki adaletli konumunu desteklerinden dolayı teşekkür etti.

(Kabar, 2 Şubat 2018)

 

Liste Açıklandı, Zimbabve’nin Bile Gerisinde Kaldık

Dünyada hukukun üstünlüğünü ilerletmeyi amaçlayan Washington merkezli bağımsız düşünce kuruluşu Dünya Adalet Projesi´nin (World Justice Project-WJP) hazırladığı 2017-2018 dönemine ilişkin raporda, Türkiye geçen yıl açıklanan rapora göre iki sıra daha gerileyerek 113 ülke arasında, Nikaragua, Madagaskar ve Nijerya´nın ardından 101´inci sırada yer aldı. Türkiye ile listenin en altında, 113´ünü sırada bulunan Venezuela arasındaki fark 12 oldu.

Hükümet yetkileri üzerindeki denetim, yolsuzlukla mücadele, açık yönetim, temel haklar, düzen ve güvenlik, yasal yaptırım gücü, çağdaş hukuk ve ceza hukuku ölçeklerine göre yapılan değerlendirmede 101´inci sırada yer alan Türkiye,`hükümet yetkileri üzerinde denetim´ ölçeğinde, Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgelerinde sonuncu oldu.

Türkiye, bu değerlendirmede genel liste içinde Zimbabve ve Venezuela´nın önünde 111´inci sırada yer aldı. Ayrıca temel haklar ölçeğinde de 107´inci sırada yer alırken, geçen yıla oranla en çok `düzen ve güvenlik´ ölçeğinde gerileme gösterdi. Rapora göre, 113 ülke arasında en büyük gerileme, temel haklar alanında yaşandı. Bu ölçekte 113 ülkeden, ABD´nin de içinde bulunduğu 71 ülkenin puanları düştü. Geçen yıla göre 1 basamak düşen ABD, 19´uncu sırada yer buldu.

İkinci en büyük gerileme de hükümet yetkileri üzerindeki denetleme alanında oldu. Bu alanda 113 ülkenin 64´ünde düşüş gözlendi. WJF´nin raporunda, Danimarka, Norveç ve Finlandiya en üst sıralarda, Afganistan, Kamboçya ve Venezuela da en alt sıralarda yer aldı.

(Doğan Haber Ajansı, 2 Şubat 2018)

 

Kırgız Yazar Aytmatov 90'ıncı Doğum Gününde Anıldı

Dünyaca ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov, doğumunun 90. yılında Başkentte açılan "Cengiz Aytmatov'un Dünyası Ankara'da" adlı resim sergisi ve film gösterimiyle anıldı. Kırgız 20 ressama ait 46 eserin yer aldığı serginin açılışı ve "Sayakbay" filminin gösterimi nedeniyle Milli Kütüphane Sergi Salonu'nda program düzenlendi.

Açılışa Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Yalçın Topçu, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Hüseyin Yayman, Kırgızistan Kültür, Enformasyon ve Turizm Bakan Yardımcısı Aynura Temirbekova ve Kırgızistan Ankara Büyükelçisi İbragim Junusov'un yanı sıra çok sayıda diplomatik misyon temsilcisi katıldı. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Topçu, burada yaptığı konuşmada, Cengiz Aytmatov'un Türk dünyası için rol model olduğunu belirtti. Topçu, "Aytmatov'un Cemile romanını okuyan bir Anadolu genci bu kitaba belki de en büyük aşk romanı diyecek. Bu işi anlayanlar da Cemile romanı için gelmiş geçmiş en önemli aşk romanlarından biri diyor." ifadelerini kullandı. Film gösterimi ve serginin kardeş ülkeler arası bir kültür alışverişi olduğunu kaydeden Topçu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Manas Destanı'ndaki sözler sadece Kırgızlar için değil, tüm Türk dünyası içindir. Bu yüzden, İsmail Gaspıralı'nın da dediği gibi geç kalmadan dilde, işte ve fikirde bir olacağız. Nasıl ki başkaları için kendi medeniyet havzalarında birliktelik ne kadar meşruysa, bizim de kendi medeniyet havzamızda birlikteliğimiz o kadar meşrudur. Onlar Avrupa Birliği'ni kuruyor da biz neden bir atanın çocukları olarak birliktelikler kurmayalım."

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Yayman, Kastamonu'nun, "2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti" olduğunu hatırlatarak, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatının (TÜRKSOY) da 2018'i "Cengiz Aytmatov Yılı" ilan ettiğini söyledi.

Yayman, bu kapsamda Kastamonu'da düzenlenecek etkinliklerle Aytmatov'un anılacağını bildirdi.

Türkiye Babamın İkinci Eviydi

Açılışta konuşan Cengiz Aytmatov'un oğlu Askar Aytmatov, babasının Türkiye'yi ikinci evi olarak gördüğünü vurgulayarak, "Babam Türkiye'ye her gelişinde ilham ve moral bulur, gelecek eserleri için çalışırdı." dedi.

Aytmatov, babasının ölümünün üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen hala eserlerine büyük bir talep olmasını "Demek ki kitaplardaki hümanist mesajı hedeflere ulaştı." sözleriyle açıkladı.

Aytmatov Kırgızların Pasaportudur

Aytmatov'un dünyanın önemli yazarlarından biri olduğunu belirten Büyükelçi İbragim Junusov, "Kırgızlar nereye giderse gitsin herkes tanıyor. Kırgızların bir pasaportu var, adı Cengiz." dedi. Junusov, Kırgız tarihini öğrenmek isteyenlerin, Aytmatov'un kitaplarını okumasının yeterli olduğunu söyleyerek, "Cengiz Han dünyayı kılıçla fethettiyse bizim Cengiz de dünyayı kalemle fethetti." diye konuştu.

Kırgızistan Kültür, Enformasyon ve Turizm Bakan Yardımcısı Temirbekova da Aytmatov'un 90. doğum gününün sadece Türkiye ve Kırgızistan'da değil, tüm dünyada kutlandığını belirterek, "Aytmatov'un isminin dünyanın her yerinde caddelere, meydanlara ve okullara verilmesi bizim için büyük bir onurdur." ifadesini kullandı.

(Anadolu Ajansı, 2 Şubat 2018)

 

Rus Büyükelçi Yerhov: Soçi Kongresi Türkiye, Rusya ve İran'ın Zaferi

Soçi'de gerçekleştirilen Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'ni zafer olarak niteleyen Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov, "Herkesin Suriye'deki barışa yönelik çabasının zaferidir; özellikle Astana sürecinin garantörleri olan Türkiye, Rusya ve İran'ın zaferidir" dedi.

A Haber'e konuşan Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov, Soçi'de Moskova'nın girişimiyle 30 Ocak'ta düzenlenen Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'ni değerlendirdi.

Yerhov, "Kapsamlı ve tam anlamıyla siyasi çözüm noktasındaki Soçi Kongresi'nin sonuçlarını sonraki aşamada göreceğiz. Tarih her şeyi gösterecek. Fakat şimdiden söyleyebiliriz ki bu bir zaferdir. Mantığın ve iyi niyetin, iradenin zaferi. Herkesin Suriye'deki barışa yönelik çabasının zaferidir ve özellikle Astana sürecinin garantörleri olan Türkiye, Rusya ve İran'ın zaferidir" diye konuştu.

Zafer kelimesini özellikle kullanmasının Soçi'nin birlikte yaşanılan ilk tecrübe olduğunu ifade eden Yerhov, şöyle devam etti: ​"Suriye istikametinden hiç kimse ama hiç kimse bu kadar yüksek katılımlı ve anlamlı bir etkinlik üstlenmemiştir. Önümüzde bu kadar büyük bir hedef varken tabii ki tabiatıyla deneme yoluna gittik. Ufak pürüzler yok değildi, vardı, kabul ediyoruz. Önemli olan bu etkinliğin gerçekleşmiş ve başarılı bir şekilde geçmiş olması. Bunu hem biz, hem Türkiye, hem İran kabul etti."

Soçi’de başlanan zirveler Cenevre’de devam edecek

Kongrede 3 belgenin kabul edildiğini belirten Yerhov, "Belgede alınan kararlar arasında uluslararası hukukun hükümleri, BM Genel Kurul kararları, Suriye toplumunun bütünleşmesi için ortaya konulan temel prensiptir. 2. belge uluslararası topluma, BM'ye ve sivil toplum kuruluşlarına yönelik çağrı belgesi. Suriye topraklarında beşeri yardıma ihtiyacı olan kişilerin taleplerinin karşılanmasını kapsar; Suriye'de devam eden çatışmalarda harap olan yapıların yeniden inşası. Takdiredersiniz ki çok önemli bir görev. 3. ise ortak bir kararla Anayasa Komisyonu'na üye olacak adaylar üzerinde mutabakat sağlandı" dedi.

Komisyonun başkanlığını BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan De Mistura'nın üstleneceğini ifade eden Yerhov, şöyle devam etti:

"Bu komisyonda Soçi'ye gelenler de gelmeyenler de olacak. Anayasa sürecini başlatmak için De Mistura tüm katılımcıları BM himayesinde toplayacak. Bunun ayrı bir önemi mevcut, çünkü bugüne kadar bazı çevreler Rusya'yı ayrı bir barış süreci hattı oluşturmakla suçluyordu. Soçi'de başlanan girişimler Cenevre'de devam edecektir. Bu hareketle, Soçi'de elde ettiğimiz sonucu Cenevre sürecine teslim ettiğimizi gösteriyoruz. Suriye'deki siyasi çözüm kapsamında Soçi'de başlattığımız çalışmaların devamı sağlanacak."

(Sputnik, 2 Şubat 2018)

 

Çin ve İtalya Liderlerinden Karşılıklı Kutlama Mesajları

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ve İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella, gönderdikleri karşılıklı mesajlarla, elektromanyetik uydusunun iki ülke işbirliğiyle uzaya gönderilmesini kutladılar.

Zhangheng 1 adlı elektromanyetik uydu, bugün Çin'in Jiuquan Uydu Fırlatma Merkezi'nden başarıyla fırlatıldı.

Xi Jinping, mesajında Çin ve İtalya arasındaki kapsamlı stratejik ortaklığın somut bir örneği olarak sismo-elektromanyetik uydu projesindeki işbirliğinde önemli başarılara imza atıldığını hatırlattı.

Xi, mesajında bu başarının, iki ülkenin uzay teknolojisini kullanarak yeryüzünün elektromanyetik ortamını gözlemleme becerisini büyük ölçüde geliştireceğini belirtti. Uydunun, deprem için erken uyarı, afet önleme ve afetlerin etkilerini azaltma çalışmalarında da önemli bir rol oynayacağını ifade eden Çin Cumhurbaşkanı, bu sayede iki ülkenin toplumsal ve ekonomik gelişmesine de katkı sağlanacağının altını çizdi.

(CRI Türk, 2 Şubat 2018)

 

Çin'in Fırlattığı Yeni Uydu Öğrencilere Hizmet Verecek

Çin'in ilk ortak eğitim uydusu Genç Öncü (Young Pioneer 1), bugün Jiuquan Uydu Fırlatma Merkezi'nden uzaya gönderildi.

Uzun Yürüyüş-2D taşıyıcı roketiyle gönderilen uydunun belirlenen yörüngesine girdiği belirtildi.

Roketin, ayrıca depremlerle ilgili veri toplamada kullanılacak Zhangheng 1 elektromanyetik uydusu ile beş ayrı minyatürize edilmiş uyduları da taşıdığı ifade edildi.

Genç Öncü, UV ışınlarında radyo dalgalarının kablosuz şekilde depolanma ve iletilmesini sağlamanın yanı sıra, uzayı görüntüleme ve nesnelerin interneti işlemlerinde kullanılacak.

Uydu, yörüngedeki testlerin ardından, veri kaynaklarını istasyonların yerleştirileceği ilkokul ve ortaokullar ile diğer eğitim kuruluşlarıyla paylaşacak. Genç Öncü, Çinli öğrencilere kablosuz iletişim ve uzay fotoğrafçılığı gibi deneyimler yaşatacak.

(CRI Türk, 2 Şubat 2018)

 

 

http://www.turksam.org/tr/dis-basin-detay/1711-2-subat-ta-dunya-bunlari-konusuyor



Yorum Gönder

@name x

Toplam Yorum Sayısı 1

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Yusuf Mustafa 2 hafta önce yorumlandı

Iyi günler, Ben Bay Yusuf Mustafa'yim,% 2 gibi çok düsük bir faizle kredi veren özel bir kredi verendiyiz. Egitim kredisi, isletme kredisi, konut kredisi, tarim kredisi, kisisel kredi, otomobil kredisi gibi her türlü krediyi veriyoruz. Ve diger iyi Nedeni, ben de 50.000USD - $ 100.000.000.00USD arasinda% 2 faiz oraniyla çaldigim kredileri veriyorum. Ihtiyaciniz olan miktara bagli olarak 1- 15 yil süreyle kredi olarak. Daha fazla bilgi edinmek için bize geri dönün: yusuf.mustafa09390@gmail.com

0 Kişi beğendi.