GÜMÜŞHANE'DEN İSTANBUL'A EKMEK PARASI İÇİN YAYAN YOLCULUĞUN ACI SEFALET DOLU ÖYKÜSÜ!

25 Ağustos 2018 Cumartesi 05:25

Sabri Şenel anılarını yazmaya devam ediyor.

GÜMÜŞHANE'DEN İSTANBUL'A EKMEK PARASI İÇİN YAYAN YOLCULUĞUN  ACI SEFALET DOLU ÖYKÜSÜ!
 GÜMÜŞHANEDEN İSTANBULA

EKMEK PARASI İÇİN YAYAN YOLCULUĞUN 
ACI SEFALET DOLU ÖYKÜSÜ!

Şehir rakımının merkezde bini ilçe ve köylerde ise iki binleri geçtiği havası suyu sert insanı mert altın kalpli Gümüş insanların diyarı adeta imkansızlığa yıllarca meydan okudu. Her türlü çaresizliğe çözüm diyarı geçimin nerede ise mucize olduğu bu vatan parçasında nisan sonuna kadar ayaz don tehlikesi Temmuz’dan sonra kavurucu yaz sıcakları hakimdir.İşte bu durumun tarımı çok zor hale getirdiği özel florası özel insanı İle müstesna yurt Köşesi hemen hemen nerede ise bugün tüm ihtiyaçlarını başka vilayetlerden sağlıyor. Yöre insanı dünlerde daha farklı değildi geçim çok zordu hayvancılık başka vilayetlerden getirilen saman yem ile yapılıyordu.

Haliyle sebze meyve tarımı ise bahar İle yazın iki üç ayda birleştiği göz açıp kapayana kadar bittiği hayata tutunmanın destanın yazıldığı iç burkan yürek parçalayan öykülerin diyarıdır. İşte bu acı gerçek şehir insanını genç yaşta gurbete mecbur etti civar vilayetlerden başlayıp Muş’a İstanbul’a ve dünyanın her tarafına geçim için giden gurbet kuşları İşte bunlardan biri Geçim için hiç Gümüşhaneden İstanbul’a yayan gelinirmi? Gümüşhane işte bu meşakkati ekmek parası için çile çeken ve günlerce yayan yürüyerek İstanbul’a gelenler ile doludur.

Çorum Osmancık Gümüşhane İstanbul yolunun tam yarısıdır.Köyden köye aç sefil kalaycılık yılları rahmetli molla Remzi amcamla araçla İstanbuldan Gümüşhaneye seyahat ederken vilayetleri geçtikçe gördüğü köy kaza vb yerleşim yerlerinin isimlerini bir bir hatırlıyor heyecanla bana tarif ediyor acı çile dolu hatıralarla anlatırken heyecanlanıp göz yaşlarına boğuluyordu araca nerede ise ölü sessizliği hakim oluyor geçtikleri köylerde karınlarını doyurmak için ekmek isterken nasıl mahcubiyet duyduklarını köpeklerin saldırısını anlatıyor bunlardan birini babam anlatıyor Tokat Reşadiye civarında bir köye göndermişler babamı köyün girişinde köpek saldırmış kendine elindeki sopa İle kendini savunmak için sopayı köpeğin ağzına sokmayı denemek zorunda kalmış canı yanan köpek can havliyle öyle bir kaçmaya başlamışki bağırtısı yeri göğü ve köyü ayağa kaldırmış tabi bu doğayı hayvanı tanımanın sonucu doğal savunma refleksidir babam sıkıla sıkıla ekmeği köyden alıp köy dışına gelince aynı noktada yine önüne çıkan köpek babamı görünce bu sefer öyle bir kaçıyormuşki tam bir komedi grup halinde bir kaç köye ayrı ayrı uğraya uğraya kalaylanacak kapları kalaylayıp yeterince banyo yemek temizlik ihtiyacı göremeden her türlü haşerata maruz kalarak günlerce aylarca yolculuk sürüyordu.

Gurbetçilerin çok uzun süren rızk mücadelesi ibretlik çok öykü İle doludur.Bir taraftan fakirlik zaten ülkeyi kasıp kavuruyor bitmeyen savaşlarla yorgun düşen Anadolu insanı ama her köyde hemen köy odaları misafirlerin kendi evleri gibi kullandıkları geleneksel köy mekanları her köyde hazırdır.Anadolu insanının yaşantısında kaçınılmaz uğrak yerleri yataklar hazırdır hemen hemen her büyük akrabanın gururu Şeref’i kendilerine her ihtiyacı töre ve inançları gereği manen karşılıksız zimmetlenmiş misafir odalarıdır. misafirin kim olursa olsun tüm yeme içme yatma konaklama ihtiyacının karşılıksız karşılandığı hanların işlevine yakın gelenlerin memnun edilip ağırlandığı mekanları İşte bu köy odalarıdır.Köylülerin normal zamanda toplanıp sohbet muhabbet istişare meşveret ettiği töre Ocak’ları Türkün sönmeyen Ocak ruhunun mayalanıp tüttürüldüğü yerler olarak kalaycı dedelerimizin evlerinin alternatifi gurbet mekanlarıdır.Çünkü aynı mekanlar kendi köylerindede var o yüzden yabancı değiller aynı hizmetleri mesela ben çocukluğumdan hatırlarım Trabzon’dan gelen yaylacı tütün ticareti yapanlara günlerce misafir odalarına yemek taşırdık bu odalar hanlar Anadolu’nun her tarafında çok yaygın adap edep ahlak eğitimi veren doğal hayat mektebidir bir kültür medeniyet burada nesilden nesile aktarılır mesela Yemen gazisi Yahya Yıldız Dede Yemen’deki İngiliz ihanetini anlatır dedem İstiklal harbi anılarını anlatır zaferlerden Muzafferiyet kuralı mağlubiyet ve yaşanmışlıklardan tecrübe aktarılır buradan gençler için hayat dersleri çıkarılır

İşte İstanbul yolunda onların tabiri ile 1.Ordu yolunda bu köy ve misafir odaları sanki gurbetçi dedelerimizin kendi köylerindeki gibi hak talep ettiği kültürel sigorta mekanları ev sahibine bazen hizmet noksansa haddi aşmayarak töre adap hatırlatması bile yapılır çünkü Türk’te töre esastır yani hayat milli kültür ve müşterek medeniyet değerleri içinde yaşanır hastalıklar bazen bel büker bazen ölüm mukadder olur İşte iç burkan böyle bir ölüm vakıası kendi ailemizde yaşandı.işte Gümüşhane Kabaköy İstanbul yolu acılar çileler ızdıraplar yoludur önce savaş için yayan giden dedem Şükrü Şenel daha sonra babamla rızk için aynı yola düşmüştür kalaycılık inşaatçılık ve Şeref’le hatırlanan bir helal rızk ve neslin devamı mücadelesi selam olsun bizim için helal rızk temini uğruna ömür tüketen bu kahramanlara manevi huzurlarında saygı İle eğiliyor onları rahmet ve minnetle anıyoruz şimdi o kalaycıların amele ve taş ustalarının torunları büyük kentlerin en büyük sanayicisi mütahhiti oldular İşte onların torunlarının meşru helal mücadele örneği başarılarını takdir edip ayakta alkışlıyoruz!

Sabri Şenel




Yorum Gönder

@name x