İşte Kandil’deki BDP-PKK görüşmesinin ilk fotoğrafı

06 Mart 2013 Çarşamba 16:26

Terörist başı Abdullah Öcalan’ın yazdığı mektubu Kandil’e götüren BDP’lilerin dağdaki PKK’lılarla yaptığı görüşmenin ilk fotoğrafı ortaya çıktı.

İşte Kandil'deki BDP-PKK görüşmesinin ilk fotoğrafı

Terör örgütü PKK elebaşı Murat Karayılan ile görüşen BDP-DTK heyeti, Abdullah Öcalan’ın yol haritasını konuştu. Kandil’deki BDP-PKK görüşmesinin ilk fotoğrafı da yayınlandı. O görüşmenin detayları PKK’ya yakınlığı ile bilinen haber ajansında yayınlandı.

PKK’lı Murat Karayılan’ın ellerindeki kamu görevlilerini bir hafta içinde bırakılacaklarını ifade ederken terörist başı Abdullah Öcalan'ın mektubu konusunda önemli oranda bir kanaat oluştuğunu ancak halen üzerinde düşünmeleri gereken noktalar olduğunu söyledi. Murat Karayılan, "Karar almamız kolay değildir" dedi.

İlk kez Eş başkanlar düzeyinde bir BDP heyetinin alanlarına geldiğini dile getiren Murat Karayılan, “Mektup bizim için çok önemli bir değer ifade etmektedir. Buradan, bu değerli emaneti sağlam bir biçimde bize ulaştırdıkları için BDP heyetine bir kez daha teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum. Görüşmemizde kendileriyle çok yönlü bir tartışma yapma imkanı bulduk. Sanırım her iki taraf için de oldukça yararlı bir tartışma olmuştur. Umarım Önderliğimizin İmralı’da başlattığı bu yeni sürecin yaşamsallaşması ve gerçekleşmesi için yapılan bu ilk resmi görüşmenin önemli bir rolü olacaktır. Bu anlamda İmralı’da Önderliğimizle ve ardından bizimle görüşmenin yapılmış olması önemli bir girişim ve başlangıç olmuştur, denilebilir” dedi.

ZABITLARIN SIZDIRILMASI BİR OPERASYON

Abdullah Öcalan ile BDP arasındaki ikinci görüşme tutanaklarının sızmış olmasının Türkiye’de çok tartışılan bir konu olduğuna dikkat çeken Murat Karayılan, “Bu açıdan yürütülen polemiklere çok taraf olmak istemiyorum. Ama bir-iki şey belirtmemde fayda vardır: Öncelikle ben gazetecilerin sonuna kadar özgür hareket etmesi gerektiğine inananlardanım. Fakat bu sızma olayı gerçekten bir gazetecilik midir, yoksa yapılmış bir hırsızlık mıdır konusu pek net değil. Aldığım bilgiler ve yapılan açıklamalardan bunun BDP tarafından sızdırılmadığı görülmektedir. Eğer BDP tarafından yapılmış bir sızdırma durumu söz konusu değilse, o vakit akla gelen şey, bu metnin çalınmış olduğudur. Bu nedenle ben bir gazetecilik olayından ziyade bir operasyon durumunun olabileceğini düşünüyorum. Metnin, sürece bir biçimde çomak sokmak isteyen bazı kesimler tarafından çalınıp sızdırıldığı ihtimali yüksek bir ihtimal olarak öne çıkmaktadır. Bu hususu tabii ki başta BDP olmak üzere ilgili kesimler netleştirmeli. Kamuoyunun da onlardan beklentisi budur. Yani nasıl sızdırıldığı konusunu açıklığa kavuşturmaları gerekiyor” ifadelerini kullandı.

UTANMAZLARDAN MHP'YE ELEŞTİRİ

“Başta MHP ve kısmen de CHP olmak üzere bazı kesimler sanki Türkiye’de bir felaket olmuş” gibi propagandalar yaptığına dikkat çeken Karayılan şunları söyledi:

“Türkiye parçalanacakmış gibi bir havayla, saldırgan bir dil kullanıyorlar. Halbuki orada, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana Kürt sorununun çözümü için ortaya konulmuş olan en makul, yine Türklerin ve Kürtlerin hassasiyetini en incelikli bir biçimde dikkate alarak çizilen bir çerçeve söz konusudur. Ben bu kesimlere söylüyorum: “Siz daha ne istiyorsunuz? Savaşmak mı istiyorsunuz? Ee savaşırsanız biz de 50 yıl daha savaşabiliriz. Siz bizi bitiremezsiniz; PKK’yı ve Kürt halkını bitiremezsiniz. Bir arada yaşanacaksa bunun çözüm formülünü bir biçimde bulmak gerekiyor. İşte Önder Apo, herkesin hassasiyetini dikkate alan en makul bir çerçeveyi ortaya koymuş; daha neyini eleştiriyorsunuz!” Yani onlarınki ayrı bir havadır; tamamen inkara dayanan, ırkçı ve herkesi zorla bir kalıba sokmak isteyen, 90 yıllık klasik sömürgeci bir mantıktır. Bu bakış açısını çağ dışı görüyorum. 20. yüzyıla ait bir bakış açısıdır. Hiç kimse 21. yüzyılda 20 milyonluk Kürt halkını zorla başkalaştıramaz, kendi hakları için mücadele etmesinden vazgeçiremez. Biraz önce MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Meclis’te yaptığı konuşmayı dinledim. 8 maddelik bir çözüm önerisi sundu. Sunduğu çerçeve tamı tamına Kürt halkına ve PKK’ya karşı topyekun bir soykırımı öngören bir çerçevedir. Bir türlü anlam veremiyorum: Milliyetçi de olsa, ırkçı da olsa, madem bu ülkede bir partiyse, bu ülkedeki gerçekliği bu kadar görmezlikten gelme nasıl sürdürülebiliyor ve halen insanlar böyle bir bakış açısına nasıl inanabiliyor? Açık ki Kürt sorunu Türkiye’de milli bir sorundur. Sadece iktidar partisinin değil, tüm partilerin bu soruna doğru yaklaşması ve bir çözüm perspektifine sahip olması kendi görevleri gereğidir. Umarım başta CHP olmak üzere bu tür çevreler Kürtlerin savaşla susturulup bitirileceğini ve teslim alınacağını eksen alan bir çiziyi değil, daha insancıl, çağdaş, toplumlara ve farklı kültürlere saygı duyan bir çizgiyi esas alırlar. Türkiye’nin birliğinden yana olan gerçek yurtseverler ortaya konulan çözüm projesine daha samimi yaklaşmak durumundadır. Bu konuda ben tüm kesimlerin Önderliğimizin orada ifade ettiği çerçeveye herkesin doğru yaklaşmasını ve bunun anlaşılmasını diliyorum. Özellikle sol-demokratik çevreler ve Türkiye’de yaşayan azınlık kesimlerin orada neler söylenmek istenildiğini daha doğru anlamaları gerekir, diye düşünüyorum. Yine Türkiye’yi gerçek anlamda seven Türk yurtseverlerinin, birlikten yana olan ve savaşın sona ermesini isteyen tüm kesimlerin bu çerçeveye doğru yaklaşmasını istiyor ve diliyorum. Çünkü gerçekten önemli bir çözüm perspektifi söz konusudur. Bunun daha ötesi ne olabilir ki?”

KARAR ALMAMIZ KOLAY DEĞİL

Abdullah Öcalan’a güvendiklerini ve sonuna kadar inandıklarını kaydeden Karayılan, “Biz Önderliğimizin elbette ki her zaman arkasında olmayı esas alacağız. Bu konuda Önderliğimizin gönderdiği mektup bizlerde önemli oranda bir kanaat oluşturmuş olsa da halen üzerinde düşünmemiz gereken noktalar da vardır. Bu açıdan bizim karar almamız kolay değildir. Bu birinci boyuttur. İkinci boyut ise, mevcut koşullarda Kürt Özgürlük Hareketi’nin ilk kez, çok önemli olanakları yakalamış olması ve kendi özgücüyle çözümü zorlayacak, başarıya gidebilecek koşullara sahip olabilecek bir konjonktürel durumun gelişmiş olmasıdır. PKK bir ilke hareketidir. PKK hemen, herkese angaje olmaz. PKK Ortadoğu’da bugün üçüncü bir çizgiyi temsil etmekte ve kendi özgücüne dayanmaktadır. “PKK şuradan buradan çok yardım alıyor” diyenlere şunu söylüyorum; PKK’nin kullandığı silahlar 60 yıl önce imal edilmiş silahlardır. Kimse kendini yanıltmasın. Yalnız şunu da açıklıkla ifade etmemin hiçbir sakıncası yoktur: PKK artık değişik güçlerden silah dahil yardım alabilecek noktaya da gelmiştir. Bu kendisiyle birlikte yepyeni bir durum anlamına gelmektedir. Dolayısıyla PKK’nin mücadelesini daha üst bir aşamaya taşımasının siyasal ve bölgesel koşulları doğmuş demektir” dedi.

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x