KATİL SARMAŞIK VE ÇAM AĞACI

13 Temmuz 2017 Perşembe 22:07

Halil Konuşkan yazdı...

KATİL SARMAŞIK VE ÇAM AĞACI

 Katil Sarmaşık ve Çam Ağacı

 

Çam ağacı altında diğer bitkilerin yaşamasına izin vermez. Çam ormanlarının yüzeyi sade toprak ve ince çam yaprakları ile doludur. Belli sıklıkta yükselen ağaçlar bir yandan güneşe ulaşmak için birbirleri ile yarışırken bir yandan da bu yarış sayesinde güneş ışınlarının toprağa değmesini ve başka otların bitmesini engellerler. Herhangi bir sebep ile çam ağaçları seyreldiğinde tek kalan bir ağacın dibinde katil sarmaşık bitiverir. Çam gafil avlanmıştır. Katil sarmaşık ağaca yapışır ve onun öz suyunu emerek koca ağacı sarmaşık ağacına dönüştürüverir. Çam ağacının tamamen ölmemesi gereklidir. Çünkü sarmaşık onun üzerinden beslenecektir.

 

Koca çam için kurtuluşun tek yolu ölümdür. Ölüm ardından yeni bir yaşamı daha genç ve daha gür bir yaşamı vaat etmektedir. Çam ağacı kendisine bulaşan asalağı fark ederek kozalaklarını düşürür ve yakınlarında yeni evlatlarının doğmasına sebebiyet vererek ölümü bekler. Izdırap içinde bir ölüm olsa da sarmaşık tarafından ele geçirilen çam ağacı uzun yaşamaz. Çünkü sarmaşık uzun yaşamaz.

 

Oysa çam ağacının ömrü uzun olur. Yeni doğan fidanların ömrü de öyle olacaktır. Bunun farkında olan diğer canlılar yeni fidanlardan en iri olanını yaşatmamak için her koldan saldırmak zorundadırlar. Genç çam direnebilirse kazanacak hem de uzun ve verimli bir ömrü olacaktır. Ancak bir daha ki sefere diğer çam ağaçlarından uzak düşmemeli hiç açıkta kalmamalıdır.

 

***

 

Türkler demiri işleyip atı evcilleştirerek diğer toplumlara karşı teknolojik bir üstünlük ve yüksek bir manevra kabiliyeti elde ettiklerinden dolayı değişik coğrafyalar da hüküm sürmüşlerdir.

 

Osmanlı devleti Avrupa’yı ters bir hilal ile çevrelemiş, ipek yolunu elinde tutmuş, Akdeniz ticaretini kontrol etmiş, Avrupa’nın büyük bölümünü vergiye bağlamıştır.

 

Osmanlı bir dünya devleti olmuşsa, muhteşem Osmanlı olmuşsa içinden geldiği iklimin rolü inkar edilemez. Osmanlının doğusu, kuzeyi ve güneyi çeşitli Türk devletleri ile doluydu. Bu devletler Osmanlı’nın nüfus deposu olan Orta Asya ile bağlantısını sağlıyor. Osmanlı devleti devamlı besleniyordu.

 

Zamanla bu devletler çeşitli sebeplerle ortadan kalktılar. Bazılarını Osmanlı kendine bağladı. Bazıları birbirlerini yıktılar. Bazıları kendiliğinden yıkıldılar. Bazıları Çin ve Rusya’nın hâkimiyetine girdiler. Osmanlı kardeşlerini kaybetmiş, potansiyel bir av durumuna gelmişti.

 

Bu sıralarda köşeye sıkışan Avrupa Okyanusa açılıp yeni kıtalar bulmuş, ümit burnunu dönmüş ve Osmanlıyı arkadan dolaşarak çevrelemişti. Ticaret egemenliğini kaybeden Osmanlının zayıflaması, güç, değer ve itibar kaybetmesi kaçınılmazdı. Avrupalılar Osmanlı devletini hemen yıkmayacaklardı. Çünkü onu semirmeleri gerekiyordu. Onun sayesinde kök saldığı topraklara ulaşmak için adeta bir katil sarmaşık gibi Osmanlı’nın gövdesine yapıştılar. Gövdeyi kemirdiler ve sömürdüler.

 

Koca Osmanlı ağacından Avrupalı bir katil sarmaşık ağacı çıkardılar. Artık ağacın gövdesinde görülen yapraklar bile sarmaşık yapraklarıydı. Osmanlı borçlandırılarak kontrol altına alınmış ve faiz sarmalı ile çam yaprakları değil katil sarmaşık yapraklarının kendi gövdesinden sürmesine ses çıkaramayacak hale gelmiştir. Osmanlı kökleri ile irtibatını koparmış yabancı fikir, ahlak ve davranış kalıplarını benimsemeye başlamıştır. Fransızca ve Avrupalı yaşam tarzı hayatın her alanına girmiş çocuklarımız bile Fransız mürebbiyelere teslim edilmiştir.

 

Osmanlı için tek çıkar yol ölümü beklemektir. Nasıl olsa yeni fidanlar daha genç ve daha gür bir geleceği taşıyacaktır. 

 

En büyük fidan olarak doğan Türkiye cumhuriyeti yeni ve daha güçlü bir hayatı yaşayacaktır. Yeni fidanın kardeşleri de daha sonra topraktan fışkırmışlardır. Ama düşman sarmaşıklar kardeşlerin arasını açıp ana fidanı ele geçirme gayretine şimdiden girmişlerdir.

*

* Azerbaycan’ın Zengezibar bölgesi Ermenistan’a bunun için verilmiştir.

* Azerbaycan’ın Karabağ bölgesi bunun için işgal edilmiştir.

* Kuzey Irak’ta Barzani devletçiği bunun için oluşturulmuştur.

* Kuzey Suriye’de Salih Müslim’in hakimiyeti bunun için sağlanmaya çalışılmaktadır.

* Hepsinden önemlisi Türkiye’de ki bölücüler ana ağacın kardeşleri ile arasında ki ana bağlantı olan Türk-İran sınırını kesmek amacıyla bunun için desteklenmektedir.

 

Kurtuluşumuz hamle yapmaktan geçmektedir. Bir çam ormanı içinde tek tek ağaçlar kendi hayatlarını yaşarlar ancak yem olmamak için aralarında ki mesafeyi iyi ayarlamak ve bir orman gövdesinde beraber olmak zorundadırlar. Bu birliktelik ormanı oluşturan ağaçların yaşamları için zorunludur.

 

İşte Türk birliği biz Türkler açısından bu derece önemli ve hayati bir birliktir. Yaşamamız ve esir edilmememiz için Türk birliğine giden yolda ki engelleri temizlememiz gerekmektedir. Av olmamak için diğerleri ile aramızı açmamak, aramızı açacak girişimleri ne pahasına olursa olsun engellemek gereklidir. Kurtuluşumuz gövdemize bulaşan yeni katil sarmaşıkları temizlemekten geçer ama yalnız kaldıkça bu hiçbir zaman gerçekleşmeyecektir. Kesin kurtuluşumuz Türk dünyası ile kesik olan kara sınırımızı bağlamaktan geçmektedir. Bu sınır bağlanırsa katil sarmaşıklar kendiliğinden ölecektir.

 Halil Konuşkan





Yorum Gönder

@name x