KAVRUK ANADOLU ÇOCUKLARININ HAZİN VE YARIM KALMIŞ HİKAYESİ!

12 Eylül 2018 Çarşamba 01:26

12 Eylül'ün yıl dönümünde Rubil Gökdemir'den hüzünlü bir anma...

KAVRUK ANADOLU ÇOCUKLARININ HAZİN VE YARIM KALMIŞ HİKAYESİ!
 Ben 12 EYLÜL'ün zûlmünü;  içinde bulunduğumuz o mazlûm neslin ve o kavruk Anadolu çocuklarının hazin ve yarım kalmış hikayesini,  Ahmet Hikmet MÜTFÜOĞLU'nun Türk'ü anlattığı "üzümcü" hikayesindeki bir bölümle hatırlamak istedim...

"Cânânını canına tercih edersin. Ekseri başkaları için yaşar; başkaları için çalışır; başkaları uğruna ölürsün. Başkaları seni beğendiği hâlde sen kendini sevmezsin. Ne zaman köyünde, önüne bir önlük koyup makine başına geçecek, ne vakit eline pergel alıp masaya yaslanacaksın? Ne zaman dükkânının tezgâhında sermayenin fâizini hesap edeceksin? Senden bunu bekliyorlar, sana bu kusuru buluyorlar. Fakat vakit kalıyor mu? Keseni doldurmak için değil, karnını doyurmak için kullandığın sabanın demirini tarlanın ortasında bırakıp tüfeğin çeliğine sarılıyorsun. O serhadden bu hududa koşuyorsun. Bulgaristan’da ölüyor, Yunanistan’da ölüyor, Acemistan’da ölüyor, Sırbistan’da ölüyor; yalnız yurdunda köyünde ölemiyorsun. Sevgilin Ayşeciği doya doya öpemiyor, yavrun Mehmedciği seve seve büyütemiyorsun.

Bir ulu çınarsın ki kırılır, eğilmezsin; ölür inlemezsin. Kanınla çorak kumlukları sularken ekmeğini alnının terine batırır yer, yine düşman karşısına yaralarınla berâber her yerde bir istihkam gibi çıkarsın. Sen zâlim heybetinle bir mazlumsun; ninenin, atanın kucağında bir garip; ananın, babanın kucağında bir yetimsin!

Dul analarla dolu olan şu Anadolu bir üvey nine kadar sana cefakardır. Sen Şarkın kınına giremeyen bir kılıcısın; döğüle döğüle tavlanır, vurula, vurula kırılırsın. Yine her parçandan bir kıvılcım, her kıvılcımdan bir şimşek çıkar. İlâhi bir kuvvetin, ebedi bir feyzin var, ey Türk!"

Rubil Gökdemir



Yorum Gönder

@name x