LOZAN, ZAFER Mİ HEZİMET Mİ?...

05 Şubat 2018 Pazartesi 21:02

Türk Ocakları Ümraniye Şube Başkanı Av. Faruk Ülker'in, Lozan ile ilgili yazısının dördüncü ve son bölümü.

LOZAN, ZAFER Mİ HEZİMET Mİ?...
 LOZAN, ZAFER Mİ HEZİMET Mİ?...

----Dördüncü Bölüm---

Konuyu daha net anlayabilmek için; Türkiye'nin müttefik devletlerden istedikleri ve müttefik devletlerin Türkiye'den talep ettikleri olarak incelememiz gerekmektedir. (Bu incelemeyi yaparken özellikle, Bilal Şimşir'in '' Lozan Günlüğü'', Taha Akyol'un '' Bilinmeyen Lozan'',Seha Meray'ın '' Lozan Barış Konferansı Tutanaklar- Belgeler'' , Taner Baytok, '' İngiliz Belgeleriyle Sevr'den Lozan'a'' ve Günümüz tarihçilerinden Sinan Meydan'ın '' Pan Zehir....'' kitaplarından yararlandığımı belirtmek isterim...

Önceki yazılarımızda da belirttiğimiz üzere,Lozan Antlaşmasının başarı mı?, veya başarısızlık mı? olduğuna karar vermek için öncelikle şu hususların altını bir daha çizmek gerekecektir...

1-Lozan' giderken Türkiye, kesintisiz 10 yıllık bir savaşın yorgunluğu,yoksulluğu içinde olduğu unutulmamalıdır.


2-Lozan'da, Türk Heyetine bazı konularda Sovyet Rusya Devleti hariç, tüm müttefiklerle karşı karşıya ve tek başına mücadele etmek zorunda kalmıştır...

3-Lozan'da ki Türkiye'nin yeni bir savaşa dayanacak, mali,ekonomik,sosyal ve insan yönünden de bir gücü kalmadığı görülmektedir. Buna rağmen Türkiye, görüşmeler boyunca ve ısrarla; ''...Barış istiyoruz ama gerekirse savaşmaya da hazırız...'' tezini çok maharetle ve ısrarla inandırıcı biçimde işlemeye devam etmiştir..


4-Lozan görüşmeleri esnasında; İstanbul,boğazlar ve İzmir Limanının, İngiliz ve Fransızlar tarafından işgal altında olduğu unutulmamalıdır.


5-Lozan'da daha çok, müttefik devletleri ellerinde olanları vermemeye çalışırlarken,Türkiye ise daha çok halihazırda elinde olmayanları almaya çalışmıştır.Yani Türkiye bir taraftan elindeki olanları korumaya çalışırken,diğer taraftan elinde olmayanları da almak için çok yoğun çaba göstermiştir. Kısaca her iki taraf da hem almak hem de vermemek üzere pazarlık masasına oturmuşlardır..


Türkiye, Kapitülasyonlar, ERMENİ YURDU ve güneyimizde KÜRDİSTAN DEVLETİ KURULMASI, Müslüman azınlıklar konusunda hiç bir şekilde taviz vermemiştir.
.................

TÜRKİYE'NİN MÜTTEFİK DEVLETLERDEN İSTEDİKLERİ

1) EGE ADALARININ DURUMU:


Daha önceden de belirttiğimiz gibi; 12 ADALAR Yunanistan'a Lozan'da verilmemiştir.Balkan Savaşı sırasında Yunanistan EGE ADALARINI işgal etmiştir. Bu adaların geleceği ise, savaştan sonra 30.Mayıs 1913 Londra Antlaşması ve 14 Kasım 1913 ATİNA Antlaşmasıyla, BÜYÜK DEVLETLERE BIRAKILMIŞTIR. Girit Adası ise Yunanistan'a bağlanmıştır.


İtalyanlar 1911'de Trablusgarp Savaşı çıktığında 12 adaları işgal ettiklerinden,Balkan Savaşı mağlubiyetinden sonra, adalar LONDRA konferansıyla İTALYA'YA bırakılmıştır. Daha sonra İtalyanlarla 18 Ekim 1912'de UŞİ anlaşması sonucunda,Trablusgarp'a karşılık ve sonradan GERİ ALMA KARŞILIĞINDA GEÇİCİ OLARAK İtalya'ya bırakılmıştır.Tıpkı İkinci Abdülhamit'in KIBRIS'I geçici olarak İngiltere'ye vermesi gibi... Yani 12 adalar İtalya'ya Balkan Savaşının bitimine kadar EMANETEN VERİLMİŞTİR... Sonradan da bir daha geriye alınamamıştır. Bu adaların Lozan'la uzaktan yakından hiç bir alakası yoktur...


12 Adalar,Yunanistan'a Lozan'da verilmiştir diyenler ya tarihi bilmediklerinden; ya da tarihi çarpıtmak istediklerindendir.Bunun aksi ise gerçekler hilafına yalan söylemekle eş anlamlıdır!...


Lozan'da EGE ADALALARI KONUSUNDA TÜRKİYE'NİN TALEPLERİNE GELİNCE:
Türkiye'ye yakın adalarla, İMROZ, BOZCAADA, TAVŞAN ADALARI, ve SAMADİREK adalarını Türkiye istemiştir.Diğer adalar ise askerden arındırılacak, tarafsız ya da özerk olacaktır. Askerden arındırılma havadan uçma yasağını da kapsayacaktır... Başta İngiltere olmak üzere müttefikler ise hiç birini kabul etmeyerek tüm adaların kendilerine bırakılmasını istemişlerdir...


Ege Adaları konusunda sonuç olarak:


İmroz,Bozcaada Türkiye'ye bırakılmış; Semadirek Adası Yunanistan'a bırakılmış, MEİS ve 12 ADA ise İTALYA'YA bırakılmıştır. Yine Ege'nin kıyısından 3 milden az uzaklıkta bulunan TÜM ADALAR VE KAYALIKLAR TÜRKİYE'YE BIRAKILMIŞTIR... Yunanistan'a bırakılan MİDİLLİ,SİSAM, ve NİKERYA adalarında deniz üssü kurulamayacağı ve istihkam yapılamayacağı da kabul edilmiştir.


2)BATI TRAKYA KONUSUNDA TÜRKİYE'NİN TALEPLERİ

Türkiye,Batı Trakya'da halk oylaması yapılmasını istemiş,müttefikler ise istememiştir.Sonuç olarak Batı Trakya'da müttefiklerin istedikleri olmuş ve halk oylaması yapılmamıştır...

3)TRAKYA SINIRI: Türkiye, Karadeniz kıyısından Meriç Nehrine kadar olan, Dimetoka-Simelin'e kadar Türkiye'de kalmalı,Doğu Trakya için de 1913 sınırları geçerli olsun ve Karaağaç Türkiye'ye verilmesini istemiştir.

Sonuç olarak: Müttefikler, Meriç'in sol yakasındaki topraklar ve Karaağaç verilmemelidir demişler neticede,Karaağaç Türkiye'ye bırakılmıştır..

4)OSMANLI DEVLETİNİN BORÇLARININ PAYLAŞIMI VE ÖDENMESİ.

Osmanlı borçları,Balkan Savaşları sonucunda Osmanlıdan toprak kopararak ayrılan ve yine Osmanlı'dan ayrılarak Asya toprakları üzerinde kurulan devletler arasında bölüştürülmüştür.Türkiye borçların bölüştürülmesi konusunda 1918 yılını hedef alınmasını istemişken, bu bölünme 1914 yılına kadarki borçları kapsamıştır.Müttefiklerin altın ya da Sterlinle ödenmesi talepleri de Lozan'da yer almamıştır...Sonuç olarak Türkiye isteklerinin büyük bölümünü kabul ettirmiştir...

5)KAPİTÜLASYONLAR: Müttefikler aynen devam etmesi hususunda ısrarcı olmalarına rağmen, bu madde görüşmelerin de kesilmesine neden olduğundan ve Türkiye'nin kararlı tutumuyla,Kanuni'den itibaren devam eden tüm Kapitülasyonlar tamamen kaldırılmıştır..Bu konuda da Türkiye'nin tam isteği olmuştur.


6) YUNAN TAZMİNATI: Türkiye,Yunanistan'ın Anadolu'da ki işgali sırasında yaptığı yıkım,yangın ve hasarların tazmini istemiştir.Müttefikler ise tazminat verilmesini kabul etmemişlerdir.Daha sonra Türkiye KARAAĞAÇ KASABASINI istemiştir...Lord Curzon, Bilal Şimşir'in anlatımıyla Edirne'den 4 km uzaklıkta olan Karaağacı vermemek için,Türkiye'yi yeni bir HAÇLI SEFERİ ile tehdit etmiştir.Sonuç olarak Türkiye tazminat taleplerine karşılık Karaağaç Türkiye'ye bırakılmıştır.


7) MUSUL MESELESİNE GELİNCE:Türkiye tüm görüşmeler boyunca Musul'un Türkiye'ye bırakılmasının mücadelesini vermiştir.Gerekirse Musul'da halk oylaması yapılmasını talep etmiştir.İngiltere bunu hiç bir şekilde kabule yanaşmamıştır.Görüşmelerin kesilmesinin en önemli sebeplerinden birisi de bu madde olmuştur.

Sonuç Olarak:Türkiye ile Irak arasındaki sınır,antlaşmanın yürürlüğe girmesinden başlayarak dokuz aylık süre içerisinde ,Türkiye ile İngiltere arasında bir çözüm yoluya anlaşmaya varılacaktır.Eğer 9 aylık bu süre içerisinde taraflar anlaşamazsa, konu Milletler Cemiyetine götürülecektir.Nihayetinde konu Milletler Cemiyetine giderek, 5 Haziran 1926 tarihli Ankara Antlaşmasıyla,Musul Vilayetimiz,İngiltere mandası altında bulunan Irak'a bırakılarak, Misak'ı Milli Sınırlarımız dışında kalmıştır...Görüşmeler esnasında çıkarılan Şeyh Sait İsyanı,Musul'un elimizden çıkmasında en büyük amil olmuştur...

8)Türkiye KABATOŞ hakkını isteyerek kabul ettirmiştir.

9) SAVAŞ ESİRLERİ: Türkiye ile Yunanistan arasındaki savaş esirleri karşılıklı olarak değiştirilmiştir.Türkiye'nin bu isteğine ilke olarak diğer devletlerde karşı çıkmamıştır...

10)EL KONULAN ALTINLAR KONUSU: Türkiye savaş sırasında, müttefiklerce el konulan 5 Milyon Altın Liranın geri verilmesin istemiştir.Fakat müttefikler bu isteği kabul etmemişler,Türkiye'de bu hakkından feragat etmek durumunda kalmıştır...


11)EL KONULAN SAVAŞ GEMİLERİ KONUSU:Türkiye parası önceden ödendiği halde,Birinci Dünya Savaşından önce el konulan,Sultan Osman ve Sultan Reşadiye adlı gemilerin bedeli olarak istediği, 5 Milyon İngiliz Lirasını da alamamıştır....


12) TÜRKİYE'DEN İSTENEN SAVAŞ TAZMİNATI: İngiltere,Fransa ve İtalya Türkiye'yi işgal ettikleri dönemde yapmış oldukları giderler olarak, 15 Milyon TL nın Türkiye tarafından ödenmesini istemişlerdir.Türkiye ise bu isteğin, Mondros Mütarekesine göre bulunduğunu, bu yüzden hiç bir şekilde kabul etmeyeceğini hatta maddeyi görüşmeye bile almayacağını,Türkiye'nin Lozan'da MUDANYA mütarekesine göre bulunduğunu ve kabul etmeyeceğini bildirmiştir...Neticede, Müttefikler ve Türkiye savaş tazminatı isteminden vazgeçmişlerdir..


13) MÜBADELE SORUNU: Müttefikler Türkiye ile Yunanistan arasında bir nüfus mübadelesi yapılmasını ve Batı Trakya Türklerine karşılık,İstanbul'da ki Rumları mübadele dışında kalmasını istemişlerdir.Türkiye mübadeleye karşı çıkmamıştır ancak;İzmir ve İstanbul'da dahil olmak üzere,Anadolu'daki tüm Rum nüfusunun bu mübadeleye dahil olmasını istemiştir...Netice olarak; 30.Ocak 1923 tarihinde,Türkiye ile Yunanistan arasında, '' YUNAN VE TÜRK HALKLARININ MÜBADELESİNE İLİŞKİN SÖZLEŞME VE PROTOKOL'UN 2.maddesine '' göre, Batı Trakya'da ki Türkler ile,İstanbul'da oturan Rumlar mübadele dışında kalmıştır..


14) ERMENİ YURDU MESELESİ:Özellikle Amerikan Heyeti,Anadolu'da Ermeniler'e bir yurt verilmesi için mücadele etmişler,Türkiye hiç bir şekilde kabul etmemiş ve Lozan'da Ermenilere Anadolu'da toprak verilmemiştir..


15) MÜSLÜMAN AZINLIKLAR: Müttefikler,bir Müslüman azınlık oluşturmak istemişlerdir. Türkiye ise karşı çıkarak, ''Müslüman olmayan azınlıklar ya da Hıristiyan Azınlıklar'' tabirini kullanacağını belirterek müttefiklerin Müslüman azınlık istekleri reddedilmiştir.


16)YABANCI OKULLAR:Müttefikler bilumum yabancı okulların eski ayrıcalıklarıyla devam etmesini istemişler Türkiye ise; kendi kanunlarına uyarak ve belli şartlarla kalabileceklerini istemiş ve kabul ettirmiştir.Yani ilkokullrda ana dilleriyle öğretim yapmak hakkını kabul etmiş ancak; bu okullarda Türkçe'nin ZORUNLU olmasını,Türk Maarif müfettişlerince teftiş edilmesini, müdür yardımcılarının da Türk olmasını kabul ettirmiştir...


17)AZINLIK MAHKEMELERİ:Müttefikler azınlıkların Türk Kanunlarına tabi olmamasını,yargılanacakları Mahkemede yabancı hakimlerin de olması isteklerini reddetmiştir..Azınlık olanlarında Türk uyruklu kişilerle eşit olarak ve aynı şartlarda yargılanabileceklerini kabul ettirmiştir...

18)PATRİKHNE MESELESİ:İlk başta Türkiye,Fener Rum Patrikhanesinin Türkiye'de kalması istemlerini reddetmiştir.Hatta Atatürk; buranın '' bir fesat ve hiyanet yuvası olduğundan yerinin Yunanistan olmasını...'' belirtmiştir.Fakat Türkiye bu konuyu görüşmeler boyunca pazarlık olarak kullanmıştır.Türkiye,Patriğin her türlü SİYASİ VE İDARİ YETKİLERİNİN DE kaldırılmasını istemiştir.

Sonuç olarak: Patrikhane,Lozan'da Türkiye'de kalmış,aslında Türkiye'nin de istediği budur ve Rum Patrikliğin her türlü siyasi ve idari yetkisi kaldırılmış, sadece ruhani yetkileri kalmış ve Eyüp Kaymakamlığına bağlı sıradan bir Patriklik statüsüne sokulmuştur, Türkiye'nin istekleri de zaten budur...

********

LOZAN'IN DEĞERLENDİRİLMESİ

Burada yazılması uzun olacak 143 maddeden müteşekkil Lozan Antlaşmasına bakarak netice olarak şunları söyleyebiliriz:


Türkiye hayati öneme haiz bir çok konuda isteklerini tam olarak almıştır.Kapitülasyonlar ve Ermeni Yurdu konusunda ne pahasına olursa olsun taviz vermemiş,Ermeni Devleti kurulmasına engel olmuş, kapitülasyonlar tamamen kaldırılmış,azınlık Müslüman kavramını reddederek, bir KÜRT DEVLETİ oluşumuna yol açacak kapıları Lozan'da kapatmıştır...


Türkiye olmazsa olmaz istekleri konularında %100 e yakın bir başarı sağlamıştır...Diğer bazı konularda mümkün mertebe, mümkün olanı elde etme politikasını izlemiştir.


Bazı isteklerini ise kısmen elde edebildiği görülmektedir.Bunlardan Ege Adaları konusunda, mesela Semadirek ve Meis adalarının Türkiye'de bırakılmasını ve kendisinde kalmayacak olan adaların da tarafsız ve bağımsız olması gerektiği yönündeki isteklerini kabul ettirememiştir....Fakat; Yunanistan'a bırakılan, Midilli-Sakız-Sisam-Nikarya adalarının silahsızlandırılma isteğini kabul ettirmiştir...


Objektif ve tarafsız tarihçiler ve yabancı tarihçiler, Türkiye'nin Lozan'da OLMAZSA OLMAZ İKİ İSTEĞİNİ (Kapitülasyonlar ve Ermeni Yurdu) %100 kabul ettirdiğini; mümkün olanı elde etme konusunda ise; 4 istekten %100 başarı elde ettiğini, 3 istekten %50 başarı elde ettiği konusunda hemfikirlerdir..


Türkiye, bazı taleplerini ise hiç gerçekleştirememiştir...Başarı sağlayamadığı bazı isteklerini pazarlık konusu olarak kullanmış olup sadece görünür isteklerdir...Bunlarda da %50 ye yakın başarılı olduğu görülmektedir. Mesela Hatay sorunu Lozan'da halledilememiştir. Ama Atatürk'ün olağan üstü çabasıyla ölümünden bir yıl sonra Hatay anavatana katılmıştır.Musul vilayeti misak'ı milli dışında kalmıştır.Milletler cemiyetinde,İngiliz mandası Irak'a bırakılmıştır...


İkinci Abdülhamit'in İngilizlere emanet olarak verdiği KIBRIS'I birinci dünya savaşında İngiltere ilhak etmiştir.Lozan Antlaşmasının 20.maddesiyle,Kıbrıs'ta ki fiili İngiliz varlığı resmen tescil edilmesi de Türkiye'nin isteyip de gerçekleştiremediği konuların arasındadır...


HÜLASA: Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarının en çok dile getirdiği LOZAN YALANLARININ başında;Türkiye'nin Lozan'da, batı Trakya,Ege Adaları,12 adalar,Hatay,Kıbrıs,Musul,Trablusgarp,Filistin,Sudan,Suriye ...gibi toprakların kaybedildiği yalanlarıdır...


OYSA Kİ GERÇEK ŞUDUR: Türkiye Batı Trakya'yı,Ege Adalarını ve 12 Adayı 1923 Lozan Antlaşmasıyla kaybetmemiştir.Türkiye Batı Trakya'yı,12 Adayı ve Ege Adalarını Lozan'dan 10 yıl önce,1912 İtalyanlarla Uşi Antlaşması, 1913 Bükreş Antlaşması, 1913 Londra ve 1913 Antlaşmaları ve konferanslarıyla kaybetmiştir.

Türkiye Lozan'da sadece MEİS adasını kaybetmiştir fakat İmroz (Gökçeada) , Bozcaada, Tavşan Adaları ile Ege kıyılarından 3 milden az uzaklıkta bulunan tüm adalar ve kayalıklar Türkiye'ye bırakılmıştır.Ayrıca Yunanistan'a bırakılan adaların ise askerden ve silahlardan arındırılmasını başarmıştır...

Tüm bu gerçekler ortada iken, Atatürk'ten sonra ki hükümetler Yunanistan'a bırakılan adaların silahsız olması gerekirken,Yunanistan'ın oldu bittiye getirerek bu adaları Lozan'ın hilafına SİLAHLANDIRMALARINA engel olamamışlardır...


Kurtuluş Savaşında, ''...KEŞKE YUNAN GALİP GELSEYDİ...'' diyecek kadar alçalan püsküllü Kadir Mısıroğlu ve bunun gibileri, yalan ve iftiralarla tarihimize ve Atatürk'e saldırarak maalesef bu güne kadar bir çok genç dimağları zehirlemeyi başarmışlardır.!..


Yine, 2004 yılından itibaren Lozan'da bizim olan; 18 ada ve kayalığın Yunanistan tarafından tek kurşun atılmadan İŞGAL EDİLMESİNE SES ÇIKARAMAYANLARIN, EGE'NİN YUNAN GÖLÜ OLMASINA KARŞI DURAMAYANLARIN; gerçekleri manipüle ederek bunlar üzerinden algı operasyonları ile LOZAN- CUMHURİYET - ATATÜRK DÜŞMANLIĞI yapmaları hem tarihe düşmanlık hem de bu ülkeyi bize emanet edenlerin kemiklerini sızlatacaktır ve kabul edilebilir bir durum da değildir.... 05.02.2018
-----------------Son------------------


Türk Ocakları
Ümraniye Şube Başkanı
AV.Faruk Ülker





Yorum Gönder

@name x