Mahkeme heyeti Delilleri Gizliyor mu?

28 Ocak 2013 Pazartesi 12:21

7 general mahkeme heyetinin davada lehteki delilleri gizlediğini iddia etti.

Mahkeme heyeti Delilleri Gizliyor mu?

 Balyoz Darbe Planı davasında haklarında mahkumiyet kararı verilen 7 general mahkemenin lehlerindeki bilirkişi raporunu gizlediğini ileri sürdü.

Balyoz Darbe Planı yaptıkları iddiasıyla hapis cezasına çarptırılan Orgeneral Bilgin Balanlı, Koramiral Can Erenoğlu, Tümgeneral Gürbüz Kaya, Koramiral Deniz Çora, Korgeneral Turgut Atman, Kargeneral Rıdvan Ulugüler ve Tümgeneral Nakiş Havacıoğlu mahkum olan 325 masum insana darbeye teşebbüs iddiasıyla 16-20 arası ceza verilirken, sanıkların lehine olan ve delil sahtekarlığını somut bir şekilde ortaya koyan delillerin görmezden gelindiğini ileri sürdü.


Gazeteport’ta yer alan habere göre; adı geçen 7 general haklarında verilen karara temel teşkil eden 11 ve 17 nolu CD’den 11 nolu CD üzerindeki yazılarla ilgili, yapılan bilirkişi incelemesinin CD’nin üzerindeki yazının el yazısı değil, makine ile yazıldığını gösterdiği için bu delilin kendi lehlerinde olduğu için mahkeme tarafından gizlendiğini, bu durumun gerekçeli kararda da görmezden gelindiğini iddia ettiler.



Yukarıda ismi yazılı 7 generalin avukatları aracılığı ile Gazeteport’a gönderdiği iddialar şu şekilde;

Bu davanın esanını oluşturan birçok sanığın suçlanmasına neden olan, tamamının yalan ve iftira ürünü olduğu bilimsel olarak defalarca kanıtlanmış dijital veriler 11 ve 17 nolu CD’lerde bulunmaktadır. Bu CD’ler “Diğer CD’ler gerekse bu CD’ler de gerçektir” algısı yaratmak için suç unsuru taşımayan 16 gerçek CD arasına karıştırılmıştır. İftira çetesi bu haliyle dahi göze batacağını ve inandırıcı olmayacağını düşündüğü bu CD’lerin üzerine o zaman 1′inci Ordu Komutanlığında Harekat başkanı olan subayın el yazısından bölümler keserek bilgisayar ortamında oluşturduğu kelimeleri bir imza veya yazı makinesiyle yazdırmıştır. Çete, bu sahtekarlığı, CD’ler ortaya çıkarıldığında, CD’lerin gerçek olduğu izlenimini yaratarak yalanlarına gerçek boyutu kazandırma amacıyla yapmıştır.



Başlangıçta her şey düşündükleri gibi gitti. Savcılık, bu CD’lerle birlikte 19 adet CD’yi İstanbul Polis Laboratuvarı’na göndererek CD’lerin üzerindeki el yazılarının 1. Ordu Komutanlığı Harekat Başkanı dahil 16 şahsın el yazısıyla mukayese edilmesini istedi. Ancak hayattaki en zor şey yalanı kurgulamaktı.

Beklenen olmadı, kurgu hasar aldı. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı “CD üzerindeki yazılar el ürünü yerine bir makine ile üretilmiştir” diyecekken, taklit yapıldığı gerçeğini gizlemek için “… şahısların ellerinden çıktığını gösterir nitelikte kaligrafik ve grafolojik bulgulara rastlanılmamıştır.” şeklinde üstü kapalıbir rapor vermek zorunda kaldı.

İstanbul Kriminal Polis Laboratuarı, aksi bir karara cesaret edemezdi. Çünkü 11 ve 17 No’lu CD’ler üzerinde yazılar imza/yazı makinesiyle yazdırılırken kimsenin tahmin edemeceği büyük bir gaf yapılmıştı. Harfler, normal el yazısı tekniğinde olduğu gibi sola-yukarıdan aşağıya yazdırılacakken yazı makinesine ters yönte yani sağa doğru yazma komutu verdirildiğinden, kalemin ucundaki boya birikintisi harfin bitiş yerinde çkması gerekirken başlangıç noktasında oluştu. Ayrıca kalemin hareket yönündeki terslikler de bariz bir şekilde sahteciliği gözler önüne serdi. Suç unsuru içermediği söylenen diğer CD’ler üzeride yazılar ise bu iki CD’den tamamen farklı olarak gerçeği yansıtıyordu.

Bu raporun her şeyi alt üst ederek davayı düşüreceği açıktı. Bu raporun, dikkatleri sahteciliğe çekeceği ve gerçekleri ortaya çıkaracağı korkusuyla saklanmasına karar verildi. Balyoz İddianamesi ve Ek Delil Klasörleri 11 Ağustos 2010 tarihinde sanıklara ve savunma avukatlarına dağıtılmadan önce Ek Klasörler arasında yer alan ve 4′üncü klasörden bu rapor çıkarılarak gözlerden saklandı ve içi boş olarak dağıtıldı.

İstanbul Kriminal Polis Laboratuarından beklenen rapor alınamayınca, CD’ler üzerindeki el yazılarının kime ait olduğu yönünde iftira çetesinin yalan haberler sızdırması üzerine, bir avukatın ısrarlı talepleri sonucu bahse konu Ekspertiz Raporu’na ulaşıldı ve gerçekler ortaya çıkarıldı.
Mahkemeden ısrarla bu CD’ler üzerindeki yazıların imza veya yazı makinesiyle yazdırılıp yazdırılmadığı ve üzerindeki gözle görülen parmak izlerinin kime ait olduğunun tespit edilmesi talep edildi. Bu talepler hukuksuz ve gerekçesiz bir şekilde reddedildi.
Bunun üzerien bizler tarafından gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla yurt içinden alınan ve yurt dışdan bilirkişi raporları alındı. Evrensel gerçek olan, yalanın üzeri kat kat örtülse dahi zamanla kokarak pis kokusunu etrafa yayacağı” tezi tekrar doğrulandı.
ABD’de konuşlu Forensic Document Examination Services, Inc. (Adli Belge İnceleme Hizmetleri A.Ş.), 02 Haziran 2010 tarihli Bilirkişi Raporunda; “Sanığın el yazılarında seçilmiş harflerden oluşan şablonla, imza makinesi kullanılarak yazının oluşturulduğu” tespitlerine yer verildi.
Adli Bilimler ve Adli Belge İnceleme Uzmanı Y. Doç. Dr. Jale Bafra da aynı gerçeğe ulaştı. Raporunda “11 ve 17 No.’lu CD’ler üzerindeki yazıların kopya ya da nakilden ziyade, otomatik yazı ya da imza oluşturmaya uygun bir vasıta ya da aygıtla oluşturuldukları düşünülmelidir.” tespitine yer verdi.
Bu raporlar mahkemeye sunuldu ve mahkemenin şüphesi varsa konunun oluşturacağı yeni bir bilirkişi heyeti tarafından tekrar incelenmesi talep edildi ama bu teklif hiç dikkate alınmadı.
Madde gerçeğe ulaşmak için bu alçakça sahtekarlığı yapanları bulmaya yönelik hiç bir çaba sarf etmeyen bir mahkeme heyetinin tarafsızlığından, adaletinden, vicdanından ve adil yargılama yaptığından bahsedilebilmesi mümkün müdür?
Hangi bilirkişi olursa olsun ve kaç kez inceletilirse inceletilsin “bu CD’lerin üzerindeki yazılaran makine ile yazdırıldığının” ortaya çıkacağından adımız gibi eminiz



Yorum Gönder

@name x