MİLLİ İRADE İÇİN SON KARAR ÜLKE SENİN VİCDAN SENİN....

15 Nisan 2017 Cumartesi 16:56

Erdinç Balcı, referandumda oy kullanacaklara seslendi.

MİLLİ İRADE İÇİN SON KARAR  ÜLKE SENİN VİCDAN SENİN....
  Aziz Türk Milleti 

 Ülkücüler ve Türk Milliyetçileri olarak Milli ve Dini Mukaddesatımız için misyonumuz;
ulu çınarımız olan MHP'yi Tek başına iktidara taşımak, "Türk Devletini ve Türk Milletini Ülkücülerin yönetmesi hedefi, sonrası ise  Büyük Turan Ülküsü" en büyük şiarımızdır.

   21 Ocak 2017 tarihi Türk Milleti'nin  339 vekilinin, içinden çıkan bakanlar da dâhil olmak üzere kendi iradelerini, tek bir kişinin iradesine terk ettikleri gün olarak kayda geçecektir.
Allahın huzurunda, hukukun  ve hakikatin karşısında değil, emir veren güçlünün ve hakim olanın karşısında eğilmiş teslim olmuşlardır.

 MHP li bazı Vekiller,  Mecliste herhangi bir kişiyi değil, tüm ülkücü camia adına MHP'yi temsil ettiklerini unutmuş Yeni Anayasa hususunda temsil ehliyeti, hür iradesi ve vicdanıyla değil siyasi baskı ve dayatmalarla karar vermişlerdir. 

Bu yeni Anayasaya "Kabül" oyu veren ÜLKÜCÜ vekiller, ettiği tarihi yemine, verdiği söze sadık kalmamıştır. Kendilerine milyonların duası ve tercihi ile verilen desteği kötüye kullanarak heba etmişlerdir. Konunun Hukukçu duayenlerinin, samimi ve vicdan sahibi oy veren biz asillerin; 
"Titre ve kendine dön! Başkanlık geri dönüşü olmayan bir sistemdir." 
Şeklindeki sürekli, yoğun çağrı ve uyarılarına kulak tıkamışlardır. 
  
Aziz Türk Milleti;
Ülkemizin acil ve öncelikli gündemi;
PKK, PYD, DAEŞ ve FETÖ gibi   darbeci, bölücü, yıkıcı ve ayrılıkçı hain terör örgütleriyle mücadele, yolsuzluk, işsizlik, yoksulluk, hayat pahalılığı, sosyal infialler, siyasal açmaz ve bozulmuş ekonomi gibi büyük sorunlar olduğu halde, her olumsuzluğu küresel güçlere bağlamanın AKP nin yıllardır sürdürdüğü yanlış politikaları ve bazı konulardaki ( çözüm süreci) ihanetini görmezden gelmenin de doğru bir yaklaşım olmadığına  inanmaktayız. 
Bu çerçevede olağanüstü hal şartlarının getirdiği kaos iklimden yararlanmak suretiyle, Türkiye’nin yönetim sistemi ve rejimi  AKP iktidarı tarafından adeta “yangından mal kaçırırcasına” değiştirilmek istenmektedir.

    Devletimiz'in ve Milletimiz'in geleceğini ilgilendiren  Millî meselelerde acil ve bazı kritik şartlarda (Pkk ve Deaş terör olayları ve Fetö terör örgütü hain darbe kalkışması) istisnai durumlarda MHP'nin hükümete geçmişte verdiği  siyasi desteği ülkücüler olarak haklı ve meşru bulduk.
Ancak Yeni Anayasa konusunda  verilen kayıtsız şartsız desteğe gönlümüz razı olmamıştır.
    Özellikle son 2 yıldır kontrolden çıkan aşırı terör saldırılarının üzerine, 15 Temmuz hain ve kahpe FETÖ darbe girişimi eklenince terör örgütleri cesaret bulmuş,  terör olayları boyut değiştirerek acımasız toplu katliamlara dönüşmüştür. Bu duruma gelinmesinde  AKP hükümetinin ortadoğudaki yanlış dış politikaları ve yıkım/ihanet projesi olan 'çözüm sürecinin' etkili olduğu hepimizin malumudur. Oslo'da PKK ile yapılan pazarlıklar ile görüşme süreci hala zihnimizde canlıdır, Habur rezaleti bizi derinden yaralamıştır, Dolmabahçe mutabakatı adeta ihanet protokolü niteliğindedir. Sözde 'çözüm' sürecinde PKK'nın şehirler ile ilçe merkezlerine yaptığı silah ve mühimmat yığınağı terör örgütlerini daha güçlü ve köklü hale getirmiştir. 

    Ayrıca Hükümet yetkililerinin, daha yakın tarihe kadar eşkiyabaşı Apo'ya ve hain FETÖ terör örgütü liderine methiyeler dizme ve kutsama yarışında oldukları kulaklarımızda çınlamakta ve gözümüzün önünden gitmemektedir. Büyük yolsuzluk ve rüşvet iddialarının henüz aksi ispat edilmemiş, internetten yayılan, rüşvet ve yolsuzluklara ilişkin ses kaydı tapeleri YouTube'da izlenme rekorları kırmıştır...
 
  Son 3 yıldır ekonomimiz can çekişmekte, Türk Milleti'nin bütün kazanımları her gün yavaş yavaş erimekte, Kıbrıs'ta BM, ABD, İngiltere, AB ve Rum dayatmaları ile tavize zorlanıp Ata yadigarı Ecdat toprağı 'Kıbrıs' yeni müzakere süreci ve diplomatik ataklarla elimizden alınmaya çalışılılmaktadır.
Bu şartlarda "Yeni Anayasa Değişikliği ve Güçlendirilmiş Cumhurbaşkanlığı sisteminin" alelacele gündeme alınması, Türk Milletinde kafa karışıklığı ve travma yaratmıştır. Türk Milleti adeta kutuplaştırılmış, insanlar birbirine düşman olmuştur. Toplumun her kesimi  'EVETÇİLER' ve 'HAYIRCILAR' olarak ayrışmıştır. Bu olumsuz infiale sebep olarak da toplumda, Anayasa değişikliğini hiç olmadık bir zamanda gündeme getiren partimiz MHP suçlanmaktadır. Geçmişte MHP için oy istediğimiz insanlar bizden hesap sormaktadırlar, sosyal çevremizde gördüğümüz neredeyse herkes, hatta kendi camiamızdaki ülküdaşlarımızın ezici çoğunluğu (yaklaşık%90 ) bu konudan oldukça rahatsız ve Ülkemizin geleceği açısından endişelidirler.

   Kişiye özel adeta  ısmarlama olan bu 'Anayasa Değişikliği ile kurulmak istenen sistemin dünyada örneği yoktur. 'TÜRK TİPİ' de değildir.Türklüğü ve Milliyetçiliği yıllardır ayakları altına alan, Türk Milliyetçilerine yıllardır olmadık hakaretleri yağdıran bu zihniyetin hiçbir şeyi  'Türk Tipi' olamaz!..
                                 ***
  Bu Anayasa ile;
   Siyasi adresin AKP, muhatabın  ise şu anki Cumhurbaşkanımızın olduğu gün gibi açıkça  ortadadır.
    *  Başbakanlık makamı ortadan kalkacaktır
    *  Yeni Anayasanın en önemli özelliklerinden biri, kuvvetler ayrılığına son vermesidir. Bu sistem, iddia edildiği gibi ABD benzeri bir “Başkanlık Sistemi” olsaydı net, katı ve kesin bir kuvvetler ayrılığı olması beklenirdi.
       Demokratik hukuk devletinin temel unsurlarından biri hiç kuşkusuz kuvvetler ayrılığı ilkesidir. Kuvvetler ayrılığın olmadığı, yasama, yürütme ve yargının birbirini denetlemediği ve dengelemediği bir ülkede demokratik hukuk devleti, sadece sözde kalır; özde yaşaması mümkün değildir.


    *  Anayasa Mahkemesi(AYM),  HSYK ve Yüksek Yargı üyelerinin neredeyse tamamını direkt veya dolaylı şekilde belirleyecek olan Partili Cumhurbaşkanı, böylece yasama, yürütme ve yargıyı tek başına kontrol edecek; bütün güçleri elinde toplayacak ve kelimenin tam anlamıyla seçilmiş kral olacaktır.
    *  TBMM  göstermelik şekilde temsili ve etkisiz kalacaktır. İşlevsiz bir kuruma dönüştürülerek adeta bir “Danışma Meclisi” hükmünde olacaktır.Vekiller temsili yetkisiz kişiliklerden oluşacaktır. Böylesi bir TBMM’nin yürütme organı üzerinde yasama denetimi yapması beklenemez. Gensoru, güvenoyu ve sözlü soru önergesi kaldırılmış, meclis soruşturması ve bütçe onaylama kısıtlanmış böylece yasama organının yürütme üzerindeki denetim yetkisi adeta sıfırlanmıştır.

    *  Bakanlar, Cumhurbaşkanı'nca meclisten veya meclis dışından keyfi şekilde atanacak güvenoyu almasına da gerek kalmayacaktır. Ayrıca Anayasa paketi içerisinde adedi ve nitelikleri belli olmayan cumhurbaşkanı yardımcılığı konusunda vekâlet vereceği ve halkın oyuyla seçilmemiş yardımcıları dâhil tüm bakanları ve üst düzey bürokratları tek başına atamak gibi yetkiler, “bir kişilik” yönetim modeli anlamına gelmektedir.

      * Gözbebeğiniz olan, Milli güvenliğiz ve bütünlüğümüzün teminatı Askeriye'nin tamamının  komuta kademesi seçilecek cumhurbaşkanının insiyatifine terk edilmiştir.
      *  MGK politikaları Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecektir. Milli Güvenlik Kurulu'nun yapısı değiştirilmiştir.
      * Askeri mahkemeler kaldırılmıştır.
      * Kamu bürokrasisinin tamamı üst düzey bürokratlar (Rektörler, Büyükelçiler, Vali, müsteşar, müsteşar yardımcıları, Genel Müdürlürler, Daire Başkanları, Kaymakamlar) ve daha alt seviyedeki personelin bile ataması bir kişinin keyfine ve insiyatifine bırakılmıştır. Bunların tek parti mensupları ve destekçileri olacağı neredeyse kesindir.
      * Partili Cumhurbaşkanlığı cumhuriyetin mirasının adeta hiçe sayılması demektir. Kamu bürokrasisindeki bütün atamaların partizanca yapılmasının önü açılmıştır.
 Seçilecek Cumhurbaşkanı'nın partisine herkes üye olmak isteyecektir. Diğer partilere yaşama şansı bırakılmayacak, Cumhurbaşkanının partisine üye olmayan ya da destek vermeyen hiçbir iş adamı kamudan iş alamayacak, piyasada iş yaparken bile sürekli resmi tehdit ve risklerle, engellerle karşılaşacaktır. Cumhurbaşkanı'nın partisine oy vermeyen ve sözcülügünü yapmayan hiç bir kamu personeli ve bürokrat kamuda rahat olamayacak sürekli baskı, tehdit, siyasi taciz ve şantajla karşı karşıya kalacaktır.
     * Seçilecek Cumhurbaşkanına hiçbir şekilde kimse hesap soramayacak,  Cumhurbaşkanı işine gelmediğinde veya  istediği zaman meclisi feshetme yetkisine sahip olacaktır.
       Anayasa metninde, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne de oldukça yüksek bir karar oyu
( 5 te 3 ) aranarak seçim  kararı alma yetkisi verilmektedir.
  Ancak hiçbir gerekçe göstermeden tek başına seçim kararı alacak Partili Cumhurbaşkanının 1 oyuna karşılık, parlamentonun 360 oyu gerekmektedir.

      * Cumhurbaşkanı dönem sonlarına yakın  tarihlerde, meclisi feshetme oyunlarıyla yeniden seçilirse  istediği kadar bu makamda kalabilecektir. 2. 5 yıllık dönemin sonunda istersen Meclisi fesih edip yeni bir seçimle 14 -15 yıl Cumhurbaşkanlığı görevinde kalabilecektir.

 Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile TBMM seçimlerinin aynı gün  yapılması ve Cumhurbaşkanı ile TBMM’nin karşılıklı ve eş zamanlı fesih yetkisi, tam bir kuvvetler birliği mantığıdır.
     Aynı gün hem Cumhurbaşkanı, hemde onun vekilleri oylanacaktır. Dünya’da böyle bir seçim sistemi ve seçilme mantığı yoktur.

      * Bütçe yapma yetkisi Cumhurbaşkanı'nda olacaktır. Devletin bütçesi ve kamu harcamaları denetimsiz bir şekilde Cumhurbaşkanı'nın kontrolünde olacaktır.
      * Seçilecek Cumhurbaşkanı'na beğenmediği kanunu veto etme ve Kanun Hükmünde Kararnameler ile ülkeyi yönetmek dahil, istediğinde 'bölgesel yönetim diğer adıyla eyalet sistemini de öngören yasal değişiklik' yapma yetkisi bile verilmiştir.
TBMM’nin yasa yapma, değiştirme ve kaldırma yetkisi, bu durumdan etkilenecek; yasama yetkisi, örtülü bir şekilde de Cumhurbaşkanı’na devredilmiş olacaktır.
      * Türk Devletini dışarıda temsil yetkisine ilave olarak, savaş ve OHAL ilanı dahil her türlü kararı tek alma serbestliği tanınmaktadır.
Kaldı ki olağanüstü hal ilan etme yetkisi olan Cumhurbaşkanı’nın, olağanüstü hal döneminde sadece yürütme alanında değil, her alanda kararname çıkarma yetkisine sahip olacağı hüküm altına alınmıştır.

      *  Bu sistem ile seçimlerde iki büyük partinin rekabet etme imkanı olacak, diğer partilere yaşama şansı bırakılmayacaktır.
                                          **
  
Geçmişteki büyük Türk  Devletlerinin yönetiminde büyük Türk hakanlarının ve sultanları'nın yaptığı gibi; Ülkücü hareketin banisi ve Türk dünyasının efsanevi lideri cennet mekan Başbuğ Alparslan Türkeş bile önemli bir konuda karar alacağı zaman, dava arkadaşlarıyla istişare edip fikir birliğine varırken, MHP' nin ne zaman ve hangi yetkili kurulunda Anayasa değişikliği teklifini görüşmüş ve “evet” kararı almış olduğu, öncelikli merak konusu olmuştur. Bu durum teşkilat iradesine ters olduğu kadar, Ülkücü vicdanı da derinden yaralamıştır. .

     Yeni Anayasa şartları, Türk Devleti'nin ve Türk Milleti'nin geleceğini adeta olağanüstü yetkilerle donatılmış ve 15 yıldır Türkiye'yi getirdiği durum ortada olan, 'gelecekte hesap vermemesi için siyasi ikbali uğruna yeni anayasa hazırlanan bir kişinin iradesine bırakmak' olup, bu da  adeta siyasi intihardır!..Bunun Allah katında ve kul vicdanında vebali çok büyüktür.
    
   Genel Başkan Sn.Dr. Devlet BAHÇELİ'nin daha önce de yıllardır her fırsatta  defalarca ifade ettiği gibi;
 "Bu sistem ülkeyi böler, karanlığa sürükler ve Türkiye'yi en az yüz yıl geriye götürür. Ülkemizi tek adamlığa mahkum eder, demokrasi ve hukuku yok eder" 
  Bu Anayasa  modeli, mevcut Cumhurbaşkanı’nın siyasal kariyer planlaması üzerine inşa edilmiş; Genel Başkan Bahçeli'nin 23 Şubat 2016 tarihli grup toplantısında da belirttiği üzere “ Erdoğan’ı mutlu etmek ve başkanlık hayalini temin etmek” üzere hazırlanmıştır.

    Yine Sayın Bahçeli’nin 9 Mart 2016 tarihli yazılı açıklamasında işaret ettiği gibi bu teklif, “yalnızca bir kişinin egolarını tatmin etmek, mevki tutkusunu karşılamak ve kişisel kariyer açlığını doyurmak için parlamenter sisteme neşter vurmaya teşebbüs ederek geçmişe sünger çekilmesi, 93 yıllık Cumhuriyet mirasının hiçe sayılması anlamına gelmektedir"dendiği halde;
bu değişikliğe  hangi siyasi, hangi vicdani, hangi İslami ve hangi insani olçülere göre kabül oyu verildiğini aklımız almamaktadır.

  Yaklaşık 1 yıl önce, Genel Başkan Sayın Bahçeli; 10 Ocak 2016 tarihinde Milletvekilleri ve parti yöneticilerinin hazır bulunduğu basın toplantısında şu kritik soruları sormuştu: “Bugün başkanlık isteyenler, yarın hanedanlık kuracağız derlerse ne yapacağız? Bugün başkan olacağım diyenler, yarın Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi ve milli mirasını tamamıyla ters tasarruflarla dağıtırsa ne yapacağız? Bugün başkan olanlar, yarın krallık iddiasında bulunurlarsa buna nasıl mani olacağız?” diyerek açık endişesini dile getirdiği halde neden bunun tersi bir hataya düşüldüğünü hiçbir bilim dalıyla açıklamak mümkün değildir...
    Yeni Anayasa ile ilgili Türkiye açısından en büyük  tehdit ve tehlikeleri içeren kapsamlı aydınlatıcı rapor ise yine AKP ile 'Anayasa Değişikliği' müzakerelerini MHP adına  yürüten Afyonkarahisar  vekilimiz Sayın Mehmet Parsak Bey' in hazırladığı 'TASAV raporudur'. Şimdi ne değişti de mecliste kabul edildi. Aynı şekilde, “Türklüğün korunduğu” veya “ Türk Tipi Başkanlık” getirildiği şeklindeki içi boş söylemler de milliyetçi-ülkücü camianın aklıyla alay etmektir. Zira yeni anayasada Türklüğün lehinde ilave hiçbir düzenleme olmadığı gibi Türk Milleti, bir kişinin insafına terk edilmektedir. Böylesi bir düzenleme, millet iradesini dikkate almamak ve fiilen Türklüğü hiçe saymak anlamına gelmektedir.
      Anayasa suçu işleyerek Türkiyeyi yönetmeye çalışan  'Sn.Cumhurbaşkanı'nın  fiili durumunu Anayasal hale getirmek yerine, O nu Anayasaya uygun şekilde davranmaya  davet etmek, yada bu sınırlara çekmek'  daha makul ve meşru bir beklenti olurdu. Sırf seçilme yöntemini bahane ederek, anayasayı çiğnemek ve ortaya çıkan fiili durumdan da bir sistem değişimi devşirmek, demokratik bir hukuk devletine aykırıdır ve asla kabul edilemez.
      Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana, Banisi olan Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK dahil, hiç kimseye bu Anayasadaki kadar yetki verilmemiştir.Bu durum açıkça akıl tutulması olarak ifade edilebilir.
    Biz, TASAV raporunda da açıkça ifade edildiği gibi bütün yetkileri eline geçiren partili Cumhurbaşkanlığına yani seçilmiş hanedanlığa ve ömür boyu saltanata açıkça itiraz ediyoruz!.
                                   ***
   Türk'ün adını (Ne Mutlu Türk'üm Diyene) dağlardan, tabelalardan kaldıranlara, TC ifadesini bütün kamu İdaresi'nden,  devletin kurum ve kuruluşlarından sildiren, andımızı "ayrımcılığı ve faşizmi  dikte ediyor" düşüncesiyle okullarda yasaklayan, bir zamanlar kürt açılımı sürecinde  Türk bayrağının elde ve arabada taşınmasını bile 'süreci provoke ettiği düşüncesiyle suç sayan'  bu zihniyete nasıl bu kadar yetki verileceği akıl ve mantıkla bağdaşmaz.
   Aslı ve esası yıllar önce ABD'de tarafından teklif edilen daha sonra defalarca rütuşlanan  Yeni anayasa değişikliğini dayatan zihniyetin, dünden bugüne gizli amacı hepimizin malumudur. 
  Sevr’in dayatmasının demokrasi ambalajlı türevi BOP’un, eş başkanlığı ünvanını yıllarca  iftiharla ifade etmekten çekinmeyenlerin, Emperyalistlerin, Federasyon dayatmasını hayata geçirmek için 15 yıldır çırpındığı, bunun için Türk Milletini etnik ayrışmaya itecek her türlü söylem ve eylemden geri durmadığı, hain etnik bölücülerle oslo'da çözüm masası kurduğu, Neo Osmanlıcılık adı altında, eşkıya başı APO’nun, 2011’de Diyarbakır meydanında işaret ettiği, Misak-ı Milli sınırları içinde,
 “Türk-Kürt-Arap federasyonunu” hayata geçirmeye çalıştığı, gün gibi açıktır!…

   Yeni Cumhurbaşkanlığı teklifi, federasyonun gizli kapısıdır. Kaldı ki; mevcut Anayasa’yı tanımayanın, yarın yeni anayasanın sınırlarının içinde kalmasının hiç bir garantisi yoktur. 
"Anayasanın ilk dört maddesinin garantiye alınması" gibi bir iddia hazin bir aldatmacadır. Yeni anayasanın kutsanmasının da mesnetsiz bir gerekçesidir. Nitekim bunu konudaki gizli amacı daha yakın bir tarihte AKP nin Denizli  milletvekili bir  meclis konuşmasında açık etmiştir.

   Bu Yeni Anayasa ile Türk Milliyetçilerinin ve ülkücülerin başı öne eğilmiştir. Başta Ülkücü şehitlerimiz olmak üzere Devletimizin bekası için can veren ve bu toprakları Vatan yapan diğer şehitlerimizin de kemikleri sızlayacaktır.
Konunun hukukçu uzmanlarına göre bu sistem; siyasetin gereği 1.ve 2. partiyi ön plana çıkararak, ülkücü hareketin en büyük kurumsal eseri olan MHP’yi de siyaseten  yetkisiz hale dönüştürme riski taşımaktadır.

                                 ***
    
  “Şunlarla veya bunlarla aynı taraftamısınız?” kirli propagandası, algı hokkabazlığıyla kararını taraf  tasnifi yaparak belirleyen kindar güruhun, tüm taciz ve baskılarına rağmen; arka plandaki amacı tek adam  otokrasisini ve Milli iradenin tek kişiye teslimiyetini dayatan anayasa değişikliği paketini Türkçe okumuş, Türk'çe incelemiş, Türk'çe yorumlamış aydın, eğitimli ve feraset sahibi Ülkücüler olarak; bugün, yapayalnız bırakıldığımız “YA TEK ADAM YA TÜRKİYE” kavşağında, yönümüzün  hep ve ilelebet TÜRKİYE ve Büyük Türk Devleti ve Milleti olacağını HAYKIRMAK ülkücü reflekstir...

 Bu mesele bir kişi, parti, ideoloji meselesi değil, bir gelecek meselesidir. Kendi geleceğimize, irademize sahip çıkmak istiyorsak referandumda yüksek orandaki "HAYIR" oyuyla bu tezgahı bozmak zorundayız.
Sonunda Büyük Türk Milletinin sağduyusunun Allah'ın izni ile mutlaka galip geleceğine yürekten inanmaktayım.
          
     Tarih, bu mesuliyeti anlayanları ve gereğini yerine getirenleri altın harflerle yazacak; bundan nasibini almamışları da kara kalemle yazıp gereğini yapacaktır. 
 
  Türklüğün başkenti, İslâm’ın göz bebeği, mazlumların ümit ışığı ve demokrasinin tecelligâhı Ankara’da, darbelere ve emperyalizme başkaldırının on yıllardır sembolü olan Gazi Meclis, Yeni Anayasa teklifinin mecliste görüşüldüğü dönemde malesef tarihi bir sorumluluk sınavını kaybetmiştir...
 
    15 yıl boyunca Ülkücüler her türlü zulümü görürken, bürokrasi ve iş hayatından silinip atılırken,  dün olduğu gibi bugün de yeni Anayasa'ya evet diyenler dahil hiçbir MHP' li vekilin sesi çıkmamıştır. Bu Anayasaya ilişkin "EVET" veye "HAYIR"  tavrı ile Ülkücü Hareketin parçalanma noktasına getirileceği aramıza kin ve nefret tohumlarının ekileceği kirli bir "Önce karıştır, sonra savaştır ve ayrıştır" tezgahına düşülmüştür. 

   Niyeti ve içeriği millette anlatılmadan, algı operasyonlarıyla,  siyasi sloganlarla, kara propaganda ile haksız ve vicdansızca suçlamalarla  bundan  50-60 yıl önceki  Türkiye'yi örnek göstermek suretiyle devletin bütün imkanları  adaletsizce  kullanılarak bu 'projeyi Referanduma götürmek Milli İradeyle alay etmektir.

Türk Milleti, yıllardır Türk Devlet geleneğinden ve menfaatlerinden uzak gayrimilli uygulamaları, saltanata ve  şahsi menfaatlere dayalı yönetme anlayışıyla sebebi oldukları meseleleri bugün, "BEKÂ SORUNU"  diye takdim ederek geçmişteki yasa ve vicdan ihlallerine karşı ömür boyu kanuni kılıf uydurmak isteyenleri anlayacak kadar sağduyu ve feraset sahibidir... 
  Türklük ve Türk devletinin bekası için Anayasa teklifine destek isteyenler;
   15 yıldır Türkiye bu iktidar tarafından tek başına yönetildiği halde  Türklüğe ve Türk Devletine  'Beka sorunu' yaşatanlardan önce hesap sormak ve iktidardan göndermek  gerekmez mi? 
     Yoksa, Türk Milletini ve Türk Devletini daha büyük  maceralara sürükleyecek bu zihniyete 'ömür boyu yönetme  ruhsatı vermek devam edin' demek  hangi vicdana hangi milli çıkar ve anlayışa uyar?
    Takdir önce Türk Milleti'nin sonra Ülkücü hareketindir...
                                  **
   'Anayasa referandumu' propaganda süreci;
Tarafsızlık yemini eden  Cumhurbaşkanlığı Makamı, Başbakanlık, bütün bakanlar ve Devletin bütün bürokratları dahil olmak üzere bütün imkanları acımasızca  tek taraflı kullanılmıştır.
    Bütün basın yayın organları korktukları için baskı ile tek taraflı olarak 7/24 " Evet" propagandasına  sürekli canlı yayınla hizmet ettirilmiştir. Öksüzün,tüyü bitmemiş  yetimin,  fakirin, fukaranın, garibin gurebanın helal rızkı olan ve hükümetin kontrolünde olan 
    Devletimizin milyarlarca lirası, "Evet"i   dikte etmeye çalışan boy boy afiş, pankart ve resimler yaptırılmak suretiyle hemen hemen asılmadık köprü kavşak tabela kamu binası ve özel bina bırakılmamıştır...
    Çoğunluklu Hayır şeklinde olan genel kamuoyu kanaatini, milli reflekslerimizi istismar etmek suretiyle Evet yönüne devşirmek için Avrupa ülkeleri ile 'kayıkçı kavgalarına' tutuşturulmuştur.
     Zaman zaman camilerde hutbelerde bir kişiye ilahi ve insan üstü özellikler izafe edilerek, 'evet demek sanki ilahi emirmiş' gibi  insanlara duygu sömürüsü yapılmış, Türk Milletinin saf ve temiz dini duyguları istismar edilmiştir.
     Her hareketlerinden Cumhurbaşkanının haberdar olduğu, hepsi Türk düşmanı ve Türk Devleti ile hesaplaşma niyeti olan bazı devşirme başdanışmanlar, 'Türkiye'nin yeni dönemdeki Devlet yapısını, eyalet sistemini' açıkça ifade ederek,  haftalarca Basın Yayın organlarında Türk Milletine yoklama çekmişlerdir.
   
      Hayır iradesinde bulunan özellikle ÜLKÜCÜ kanaat önderlerine, sade vatandaşlara en ağır suçlamalar, tehdit ve şantajlar, iftiralar, hakaretler baskılar yoğun şekilde resmi ağızlardan sürdürülmüştür...
   Teröristlerle yıllarca iş tutan, müzakere eden ve anlaşma imzalayan bu zihniyet  milli hassasiyetleri dolayısıyla "Hayır" iradesinde bulunacak bütün seçmen kitlesini terörist ilan edecek kadar vicdandan, akıl ve mantıktan uzaklaşmıştır.

                                            **
 QBu yasal düzenlemeye; 
akibeti meçhul olduğu, Demokrasinin rafa kaldırıldığı, kişisel, tüzel hak ve hürriyetlerin teminat altına alınmadığı ve kuvvetler ayrılığı prensibine aykırı olduğu için "Anayasa" denilemez...
İnanıyoruz ki;
Büyük Türk Milleti, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini, 
köklü devlet yapımızın temellerini, siyasi geleneklerimizi,demokratik parlementer sistemi,  üniter yapımızı, hukukun üstünlüğünü, devlet yönetiminde kuvvetler ayrılığı prensibini ve geleceğimizi sıfırlama yetkisini ipotek altına almak isteyecek hiçbir TEK ADAM anlayışına ve Türkiyeyi rejim ve yönetim sistemi olarak yol kavşağına getirecek Yeni Anayasaya "HAYIR" diyecektir.

Unutmayın!  Asil  Türk Milleti'nin büyük Türk Devleti'nin geleceği adına karar için son gündür...
 
Karar, İslam'ın yüzyıllarca bayraktarlığını yapmış olan Türk Milleti'nin, takdir Türk Milleti'ni koruyan Yüce Rabbimizindir...
    
Saygılarımla saf ve temiz vicdanlarınıza arzederim...

ERDİNÇ BALCI (ebalci23@gmail.com)

Yorum Gönder

@name x

Toplam Yorum Sayısı 1

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

İhsan öztürk 6 ay önce yorumlandı

Bilgine yüreğine ağzına kalemine sağlık dergerli başakanım hayır olur inşAllah hayır çıkar inşAllah

0 Kişi beğendi.