MİLLİ MÜCADELE ÜZERİNE YAZIŞMALAR

13 Mayıs 2017 Cumartesi 18:45

Gündeme ilişkin okunası bir yazışma...

MİLLİ MÜCADELE ÜZERİNE YAZIŞMALAR
 Eğer AKP'ye oy verenlerin okuryazar kısmı biraz tarih bilseydi AKP iktidara gelemezdi ya da hemen fark edilir ve ilk seçimde partiler mezarlığına gönderilirdi. Eğer muhalif oluşumlar sık vurguladıklarının aksine tarih bilincine sahip olsaydılar, halkı kendi yanına çekebilirlerdi. Ama olmadı. Bu yüzden tarih tekrarlanıyor. Osmanlının son yıllarından bir örnek verelim:
İstanbul'u işgal eden İngilizler ve Fransızlar Salih Paşa kabinesine istediklerini kolayca yaptıramayacaklarını düşűnerek istifa etmek zorunda bıraktılar. İşgal İstanbul'unda aklı başında aydınları Vahdettin'i birer birer ziyaret ederek eniştesini sadrazam yapmamasını istediler. Oysa padişah, Damat Ferit'in İngilizler nazarında itibarının yūksek olduğunu düşünüyordu, bu kötü günlerde ondan istifade etmek istiyordu. (Ağabeyi Andülhamit de bõyle düşünürdü. Hatta bir konuşmasından sonra takibata uğrayınca İzmir'de İngiliz konsolosluğuna sığınan Kamil Paşa'yı İngilizlerle iyi geçinmek için sadrazam yapmıştı.)

İstanbul'daki, devlet-millet düşmanlarının maaşa bağladığı basın ise sahibinin sesi olarak Damat Ferit'in sadrazam olması için İngilizlerle beraber padişaha baskı yapardı. Aslında eniştesini sadrazam yapmak için İngilizlere söz vermiş olan padişah  hükümeti kurma görevini Damat'a verdi. Takvim-i Vekai'de yayinlanan hatt-ı hümayunda yeni hükümetten MİLLİYETÇİLERİ yok etmesini istiyordu.
 Damat, İngiliz Yüksek komiseri Robeck ile iki kez gizlice görüşerek milliyetçileri yok etmek için kendisine yardım etmelerini istemişti. Ona göre, bütün suç milliyetçilerdeydi; onlar engellediği için İngilizlerin buyrukları istendği gibi yerine getirilemiyordu. (Damat bu görüşmelerin gizli olduğunu sanıyordu. Oysa Robeck yapılan görüşmeleri raporuna ayrıntılı olarak yazıyor ve kendi Dış İşlerine gõnderiyordu. Orada okunup değerlendirildikten sonra arşive kaldırılıyor, evrak orada bir tarihçinin gelip tozunu silkeleyerek dosyanın kapağını açmasını bekliyordu. )

Sonunda kabine kuruldu.
Adalet bakanlığı makamına oturtulan adam, Yunan ordusunun zaferi için dua edilmesini istedi. (Hatırlatma: Günümüz sadrazamı da ilk kabinesini kurarken Amerikan ordusunun zaferi için dua etmişti BOB eşbaşkanı sıfatıyla)

Dahası, Maarif vekilinin ilk icraatı da okul kitaplarından Türk kelimesini kaldırıp yerine Osmanlı kelimesini yazdırmak olmuştu.

Hikayenin sonu biliniyor. Milliyetçiler hepsini İzmir rıhtımından denize döktü. Damat Ferid Fransa'ya kaçtı. Bir yıl sonra da orada öldü. Onun ölümünden 23 gün sonra da zafer taçlandı ve cumhuriyet ilan edildi. 
Sözü daha fazla uzatmadan konuyu şöyle bağlayalım:
Tarih tekerrür ediyor ama son kaçış sahnesi henüz tekrar etmedi; etmedi çünkü Kuva-yi milliye henüz ortalarda yok. Milliyetçiler sanal ortamdan gerçek ortama huruc edemedi. Orada gayet rahatlar.
İBRAHİM OKUR
İbrahim kardeşim, yakın tarih bilginiz ve araştırmalarınız çok değerli. 10 yıl kadar önce sizin 3 kitabınızı bir vesile ile almış ve okumuş idim.
Özellikle Milli Kurtuluş hareketi ve Kava-yi Milliye oluşumu ile verilen büyük mücadelede Türk Milliyetcilerinin aldığı sorumluluğu ortaya koyuyorsunuz. O zamanki Anadolu Halk - Millet Hareketi, millicilerin ve Mustafa Kemal öndeerliğindeki Türk askerinin birlikte Başta İstanbul hükümeti, İngiliz İstanbul komiserliği ve batı Anadolu ve İzmir'de Yunan karargahına karşı muazzam bir karşı koyma, teşkilatlanma ve topyekün mücadele ile bağımsızlık hareketidir.
Maalesef ülkemiz son 14 yıldan bu yana başta ABD ve diğer AB ülkeleri istihbaratları eli ile görevlendirdikleri eşbaşkanları marifeti ile kontrol altına alınmıştır. Milli politikalar terk edilmiş, milli hasletler bir bir yıkılmıştır. Yakın coğrafyamız Türk illeri - Kerkük, Musul, Kıbrıs, Kırım ve diğerleri- bir şekilde yerleşik Türk soylu halkına rağmen asimilasyon derecesinde dönüşüme ve bir başka egemenliğe sokulmaktadır. 
İşte bu çok özet ifade etmeye çalıştığım ortamda Türk Milliyetçileri adeta gaflet uykusunda sinama filmi seyredercesine olayları izlemektedirler.
AKP ve yandaşları, maalesef toplantı ve mitinglerinde, bizim kutsalımız ay yıldızlı al bayrağımızı dalgalandırarak Türk Millwtinin aziz evlatlarının oylarını almakta, emellerini uygulamaktadırlar.
Türk Milliyetçiliğin siyasal partitisi MHP ise, maalesef büyük ortadoğu projesi eş başkanına adeta payanda olmuştur. 
Hareket artık umutlar olmaktan çıkmış ve endişe verici boyutlardadır.
Sizin bu günkü değerlendirmeniz üzerine bunşarı yazıyorum. Bu platformda yazmayı sevmiyorum. Aslında sayfalarca söylenecek söz var!
İnşaallah Türk Milliyetçileri bir şekilde silkelenir, gerekirse yeni oluşumunu kurar, milli kurtuluş hareketindeki yerini alır.
Kemal Erkut

Yorum Gönder

@name x